Kızkumu Koruma Altına Alındı

Yerel Haberler

MARMARİS'in Orhaniye Köyü'nde, gelip görenlerin hayran kaldığı Kızkumu, koruma altına alınıyor.

Marmaris'in Orhaniye Köyü'nde, denizin üzerinde kırmızı kumlardan oluşan ve gerek görenlerin gerekse de üzerinde yürüyenlerin hayran kaldığı Kızkumu, koruma altına alınıyor. Kızkumu'nda bir seferde 50 kiyi yürüyecek. Girişe turnike ve görevli konulacak. Deve ile hiçkimse gezdirilmeyecek.

Muğla'nın Marmaris ilçesi Orhaniye Köyü'nde denizin üzerinde 600 metre uzunluğunda, ortalama 3 metre eninde deniz seviyesindeki kırmızı kumlardan oluşan ve sanki insanların denizin üzerinde yürüdüğü hissini veren dünyaca ünlü Kızkumu'nun geleceği güvence altına alınıyor. Marmaris'e 30 kilometre uzaklıktaki Orhaniye Köyü'nde, başlangıcıyla bitiminde 1, 5 metrelik iki beyaz deniz kızı heykelinin bulunduğu sığ kum, yerli ve yabancı turistlerin dilek yolu haline geldi. Her yıl 500 bin kişinin ziyaret ettiği kumda yürüyüşe başlamadan dilek tutan ve ikinci heykele ulaşıncaya kadar dileklerinin gerçekleşeceğine inanan turistler, Kızkumu efsanesini de yaşattı. Özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında aşırı ilgi nedeniyle adeta izdihamın yaşandığı Kızkumu'nda kumların yaygınlaşarak daha derine indi, önceki yıllarda turistleri taşıyan deve kum üzerinde yürütüldü ve kumların yan yüzlerinde yaygınlaşmayı engelleyen yosunların koparıldı. Kızkumu'nun yok olma tehlikesi baş gösterince Marmarisli çevreciler koruma altına alınmasını istedi.

Özel Çevre Koruma Kurumu'na yapılan yazılı müracaatlar sonunda, bir dizi önlem alındı. Öncelikle kumun üzerindeki baskıyı kaldırmak için tek seferde sadece 50 kişinin yürümesine izin verilecek. Bunun kontrolü ise görevli bir kişinin yanı sıra kurulacak turnike sistemiyle yapılacak. ÖÇKK Başkanı Ahmet Özyanık, Kızkumu'nun, bölgeye gelen bütün turistlerin ilgisini çektiğini, herkesin yalınayak kırmızı kumda yürüyerek bunu hissetmek istediğini söyledi. Bölgede bu işten ekmek kazanmak isteyenlerin, işi biraz daha ileri götürebildiğini, önceki yıllarda develerle turlar düzenlendiğini kaydeden Özyanık, aşırı kullanım ve aşırı baskının Kızkumu'nun kaybolma riskini getirdiğini belirtti. İnsanlara doğrudan yasak getirmek yerine, bir dizi önlem almayı uygun gördüklerini ifade eden Özyanık, şöyle konuştu:

"Çevre koruma da ihtiyatlılık esası önemli. Herhangi bir konuda elinizde bilimsel verileriniz olmasa bile eğer koruma şartı görüyorsanız bunun tedbirlerini almanız gerekir. Bizler burada Kızkumu'nun kaybolma riskini gördüğümüz için tedbirler alacağız. Daha sonra bölgedeki deniz altı araştırmalarımız ve ilave tedbirlerimiz de olabilir. Şu anda Kızkumu'nda yürüyen kişilerin sayısında bir azaltmaya gitmek suretiyle, SİT Kurulu'nun da uygun görüşüyle bir turnike sistemini hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Amacımız sadece giriş sayısını kontrol altına almak. Giriş sayısını 50 kişiyle sınırlandıracağız. Çıkanın yerine yenisi girecek. "

Kumları tutan yan yüzlerdeki yosunların temizlik amacıyla bilinçsizce sökülmesini de yasakladıklarını kayden Özyanık, "Burayı sürekli kullanmak istiyorlarsa buna herkesin yardımcı olması gerekiyor. Zaten buraya tur düzenleyip para kazananlar da bizim düşüncemiz doğrultusunda olmalılar. Burası olmazsa o kazanç kapısı da kapanır. Oraya izinsiz ve kontrolsüz olarak fiziki müdahale de yapılıyor. Başında sürekli duramadığımız için bunu önleme şansımız yok. Turnike sisteminde bir de görevli koyarak orayı kontrol altında tutmaya çalışacağız. 50 kişilik gidiş gelişlerde insan sayısı fazla olmayacağından baskı azalacak ve kumdaki yayılma da ortadan kalkacak. Bu sene uygulamaya başlayıp sonraki yıllarda ne yapacağımızı gözlemleyeceğiz" diye konuştu.

KRALIN KIZININ BÜYÜK AŞKI

Kızkumu adını üç bin yıl önceye uzanan bir efsaneden alıyor: Baybassos Kralı'nın güzel kızı bir balıkçıya aşık olur. İki gencin buluştuğunu öğrenen kral, balıkçının öldürülmesi emrini verir. Bir gece kumsaldan fenerle denizdeki balıkçıya işaret veren kız yakalanır. Askerler balıkçıyı beklerken, bir fırsatını bulan kız kaçıp denize koşar. İlerledikçe suda bastığı yer kuma dönüşür. Peşinden gelen askerler ise batar. Bu sırada bir askerin balıkçıya attığı ok, sarıldığı genç kıza saplanır. Kız ölürken, denize karışan kanı kumların rengini kırmızıya boyar. Balıkçı, sevgilisinin cansız bedeniyle ortadan kaybolur. Tüm aramalara rağmen bulunamazlar.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Yerel

Yerel, Yerel, Haberler