KİK dışişleri bakanları ABD-İran krizi için diyalog ve Hürmüz'de özgür geçiş istedi
KİK dışişleri bakanları, ABD ile İran arasındaki krizin çözümü için diyalog ve diplomasiye dönülmesi çağrısında bulundu. Bildiride Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve KİK ülkelerinin güvenlik müzakerelerine dahil edilmesi istendi.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin dışişleri bakanları, ABD ile İran arasındaki krizin çözümü için diplomasiye dönülmesi, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi ve Körfez ülkelerinin kendi güvenlik ve çıkarlarını ilgilendiren müzakerelere dahil edilmesi çağrısında bulundu.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani başkanlığında başkent Manama'da düzenlenen KİK 168. Bakanlar Kurulu Toplantısı'na, üye ülkelerin dışişleri bakanları ile KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi katıldı.
Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde ABD ile İran arasındaki mevcut krizin aşılması ile bölgenin güvenliği, istikrarı ve halkların refahının korunması için "diyalog ve diplomasi yoluna dönülmesi" çağrısında bulunuldu.
Siyasi çözüme ulaşılması amacıyla yürütülen bölgesel ve uluslararası arabuluculuk çabalarına destek verilen bildiride, başta İran'ın nükleer programı, füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve Tahran yönetiminin desteklediği gruplara verilen destek olmak üzere ihtilaflı konuların ele alınması gerektiği vurgulandı.
Bildiride, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi talep edildi, "KİK ülkelerinin güvenlik ve çıkarlarını ilgilendiren her türlü müzakere veya düzenlemeye dahil edilmesi" gerektiği ifade edildi.
Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması çağrısı
Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünün yeniden sağlanması, şartların 28 Şubat 2026 öncesine döndürülmesi çağrısında bulunulan bildiride, bunun uluslararası hukuk çerçevesinde, Hürmüz'e kıyısı olan devletlerin egemenliği ile ilgili haklarına saygı gösterilerek gerçekleştirilmesi istendi.
Küresel ticaret ve enerji tedariki açısından hayati önemdeki Hürmüz ve Babulmendeb boğazları ile Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınmasının önemine dikkati çekilen bildiride, söz konusu boğazların kapatılması ve seyrüsefer özgürlüğünün engellenmesi, ticari gemiler ile mürettebatının hedef alınması, geçiş yollarına mayın döşenmesi ve geçişlerden hukuka aykırı ücret istenmesi veya kısıtlamalar getirilmesi konusunda da uyarıda bulunuldu.
Bildiride geçiş hakkının önceden alınacak izne veya dayatılan güzergahlara bağlanmasına karşı çıkılarak, bu tür uygulamaların 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası teamül hukukuna aykırı olduğu kaydedildi.
İran'a yönelik suçlamalar
Sonuç bildirisinde ayrıca KİK üyesi ülkeler ve Ürdün'e doğrudan ya da İran'ın desteklediği silahlı gruplar aracılığıyla düzenlenen füze ve İHA saldırıları kınandı.
Saldırıların sivil tesisleri, kamu hizmeti sunan yapıları, yerleşim bölgelerini ve diplomatik misyonları hedef aldığı, büyük çapta maddi hasara yol açtığı ifade edildi.
Bu saldırılardan ve sonuçlarından "tamamen İran'ın sorumlu tutulduğu" bildiride, saldırıların derhal ve koşulsuz olarak durdurulması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2026 tarihli 2817 sayılı kararına uyulması istendi.
Bildiride, BMGK'ye kararın uygulanmasını güvence altına alma, saldırılardan sorumlu olanları hesap vermeye zorlama ve İran'ın meydana gelen zararları tazmin etmesini sağlama çağrısı yapıldı.
Suudi Arabistan ile kolektif savunma vurgusu
KİK bildirisinde Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kapsamında Haremeyn (Kabe ve Mescid-i Nebevi) çevresinin, sivil havalimanlarının ve hayati tesislerin hedef alınması kınandı.
KİK ülkelerinin Riyad yönetimi ile tam dayanışma içinde olduğu, Suudi Arabistan'ın güvenliğini, egemenliğini ve çıkarlarını korumak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediği ifade edilen bildiride, Ortak Savunma Anlaşması uyarınca "herhangi bir üye ülkeye yönelik saldırının tüm KİK ülkelerine doğrudan saldırı sayılacağı" vurgulandı.
Bildiride üye ülkelerin Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğu belirtilirken, Husilerin "terör örgütü" olarak sınıflandırılması, Husilere füze ve İHA edinme imkanı veren desteğin kesilmesi ve BMGK kararlarındaki silah ambargosunun uygulanması çağrısında bulunuldu.
BMGK'nin 15 Ekim'de yayımladığı ve Saudi Aramco tesislerinin hedef alınması dahil Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınayan başkanlık açıklamasının memnuniyetle karşılandığı aktarılan bildiride, Suudi Arabistan'ın kendisini savunma hakkının teyit edildiği belirtilerek, Yemen konusunda ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne verilen destek yinelendi.
Bildiride ayrıca Körfez girişimi, Kapsamlı Ulusal Diyalog sonuçları ve ilgili BMGK kararları doğrultusunda siyasi çözüme ulaşılması çağrısı yapıldı.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani başkanlığında başkent Manama'da düzenlenen KİK 168. Bakanlar Kurulu Toplantısı'na, üye ülkelerin dışişleri bakanları ile KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi katıldı.
Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde ABD ile İran arasındaki mevcut krizin aşılması ile bölgenin güvenliği, istikrarı ve halkların refahının korunması için "diyalog ve diplomasi yoluna dönülmesi" çağrısında bulunuldu.
Siyasi çözüme ulaşılması amacıyla yürütülen bölgesel ve uluslararası arabuluculuk çabalarına destek verilen bildiride, başta İran'ın nükleer programı, füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve Tahran yönetiminin desteklediği gruplara verilen destek olmak üzere ihtilaflı konuların ele alınması gerektiği vurgulandı.
Bildiride, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi talep edildi, "KİK ülkelerinin güvenlik ve çıkarlarını ilgilendiren her türlü müzakere veya düzenlemeye dahil edilmesi" gerektiği ifade edildi.
Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması çağrısı
Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünün yeniden sağlanması, şartların 28 Şubat 2026 öncesine döndürülmesi çağrısında bulunulan bildiride, bunun uluslararası hukuk çerçevesinde, Hürmüz'e kıyısı olan devletlerin egemenliği ile ilgili haklarına saygı gösterilerek gerçekleştirilmesi istendi.
Küresel ticaret ve enerji tedariki açısından hayati önemdeki Hürmüz ve Babulmendeb boğazları ile Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınmasının önemine dikkati çekilen bildiride, söz konusu boğazların kapatılması ve seyrüsefer özgürlüğünün engellenmesi, ticari gemiler ile mürettebatının hedef alınması, geçiş yollarına mayın döşenmesi ve geçişlerden hukuka aykırı ücret istenmesi veya kısıtlamalar getirilmesi konusunda da uyarıda bulunuldu.
Bildiride geçiş hakkının önceden alınacak izne veya dayatılan güzergahlara bağlanmasına karşı çıkılarak, bu tür uygulamaların 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası teamül hukukuna aykırı olduğu kaydedildi.
İran'a yönelik suçlamalar
Sonuç bildirisinde ayrıca KİK üyesi ülkeler ve Ürdün'e doğrudan ya da İran'ın desteklediği silahlı gruplar aracılığıyla düzenlenen füze ve İHA saldırıları kınandı.
Saldırıların sivil tesisleri, kamu hizmeti sunan yapıları, yerleşim bölgelerini ve diplomatik misyonları hedef aldığı, büyük çapta maddi hasara yol açtığı ifade edildi.
Bu saldırılardan ve sonuçlarından "tamamen İran'ın sorumlu tutulduğu" bildiride, saldırıların derhal ve koşulsuz olarak durdurulması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2026 tarihli 2817 sayılı kararına uyulması istendi.
Bildiride, BMGK'ye kararın uygulanmasını güvence altına alma, saldırılardan sorumlu olanları hesap vermeye zorlama ve İran'ın meydana gelen zararları tazmin etmesini sağlama çağrısı yapıldı.
Suudi Arabistan ile kolektif savunma vurgusu
KİK bildirisinde Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kapsamında Haremeyn (Kabe ve Mescid-i Nebevi) çevresinin, sivil havalimanlarının ve hayati tesislerin hedef alınması kınandı.
KİK ülkelerinin Riyad yönetimi ile tam dayanışma içinde olduğu, Suudi Arabistan'ın güvenliğini, egemenliğini ve çıkarlarını korumak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediği ifade edilen bildiride, Ortak Savunma Anlaşması uyarınca "herhangi bir üye ülkeye yönelik saldırının tüm KİK ülkelerine doğrudan saldırı sayılacağı" vurgulandı.
Bildiride üye ülkelerin Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğu belirtilirken, Husilerin "terör örgütü" olarak sınıflandırılması, Husilere füze ve İHA edinme imkanı veren desteğin kesilmesi ve BMGK kararlarındaki silah ambargosunun uygulanması çağrısında bulunuldu.
BMGK'nin 15 Ekim'de yayımladığı ve Saudi Aramco tesislerinin hedef alınması dahil Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınayan başkanlık açıklamasının memnuniyetle karşılandığı aktarılan bildiride, Suudi Arabistan'ın kendisini savunma hakkının teyit edildiği belirtilerek, Yemen konusunda ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne verilen destek yinelendi.
Bildiride ayrıca Körfez girişimi, Kapsamlı Ulusal Diyalog sonuçları ve ilgili BMGK kararları doğrultusunda siyasi çözüme ulaşılması çağrısı yapıldı.
Kaynak: AA / Güncel
Dış Politika, İstanbul, Güvenlik, Politika, Güncel, Dünya, İstanbul, Güvenlik, Dış Politika, Politika, Dünya, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA