Karanlık madde haritasından Dünya'ya benzeyen gezegene ocak ayının bilimsel gelişmeleri
ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) karanlık maddeye ilişkin şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü haritalarından birini oluşturmasından, bazı yönleriyle Dünya'ya benzeyen yeni bir gezegen adayının keşfine kadar ocak ayında yaşanan bilimsel gelişmeler bilim dünyasına...
ABD Havacılık ve Uzay Ajansının ( Nasa ) karanlık maddeye ilişkin şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü haritalarından birini oluşturmasından, bazı yönleriyle Dünya'ya benzeyen yeni bir gezegen adayının keşfine kadar ocak ayında yaşanan bilimsel gelişmeler bilim dünyasına ışık tuttu.
Bilimsel ilerlemelerle şekillenen teknoloji, evrenin sırlarından günlük yaşama kadar pek çok alanda imkansız denileni mümkün kılmaya devam ediyor.
Bu kapsamda AA muhabiri, ocakta öne çıkan bilimsel gelişme ve keşifleri derledi.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), James Webb Uzay Teleskobu'ndan elde edilen verileri kullanarak, karanlık maddenin, şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü haritalarından birini oluşturdu.
Nature Astronomy dergisinde yayımlanan makaledeki haritanın, görünmez, hayaletimsi maddenin yıldızları, galaksileri ve görebildiğimiz her şeyi oluşturan "normal" maddeyle nasıl örtüştüğü ve iç içe geçtiğini gösterdiği belirtildi.
NASA bilim insanlarının açıklamasında, "Bu, Webb ile yaptığımız en büyük karanlık madde haritası ve diğer gözlemevleri tarafından yapılan herhangi bir karanlık madde haritasından 2 kat daha keskin." ifadesine yer verildi.
Özellikleri Dünya'ya benzeyen gezegen adayı
Avustralya, İngiltere, ABD ve Danimarka'dan gökbilimciler, boyutu Dünya'ya yakın, 355 günde yörüngesini tamamlayan ve "yaşanabilir kuşakta" bulunma ihtimali yüzde 50 olan bir gezegen adayı keşfetti.
Araştırma ekibi, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) Kepler Uzay Teleskobu'nun 2017'de K2 misyonunda topladığı verilerden yola çıkarak keşfettikleri "HD 137010 b" isimli aday gezegenin bazı özelliklerinin Dünya ile benzerlik göstermesi dikkati çekti.
Bu cismin, Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde döndüğünü ve Dünya'dan yalnızca yüzde 6 daha büyük boyuta sahip olduğunu tespit eden gökbilimciler, aday gezegenin yörüngesini 355 günde tamamladığını belirledi.
Araştırmacılar, aday gezegenin yörüngesinde döndüğü yıldızın "yaşanabilir kuşakta" bulunduğu ihtimalinin yüzde 50 olduğuna dikkati çekerek, 146 ışık yılı uzaklıkta bulunan aday gezegenin, teleskopla ayrıntılı gözlem yapmak için yeterince yakın konumda yer aldığını belirtti.
Öte yandan, yıldızın Güneş'e kıyasla daha soğuk ve daha sönük olduğunu belirleyen araştırmacılar, bunun sonucunda HD 137010 b'nin yüzey sıcaklığının Mars'a benzediğini ve eksi 70 santigrat dereceye kadar düşebileceğini belirledi.
Keşfedilen bu gökcismini, ötegezegen olarak tanımlamak için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Araştırmanın detayları, "Astrophysical Journal Letters" dergisinde yayımlandı.
Sembolik "Kıyamet Saati" tarihindeki en ileri noktaya getirildi
ABD'de bilim insanlarının "insanlığın yok oluşa ne kadar yakın olduğunu" göstermek için 1947'de oluşturduğu sembolik "Kıyamet Saati", gece yarısına 85 saniye kalaya ayarlandı.
ABD Atom Bilimcileri Bülteni Bilim ve Güvenlik Kurulu, "insanlığın yok olmaya ne kadar yakın olduğunu" değerlendiren yıllık duyurunun yapıldığı canlı yayında Kıyamet Saati'nin kadranını 00.00'a 85 saniye kalaya ayarlayarak, tarihindeki en ileri noktaya getirdi.
ABD'nin Japonya'ya karşı tarihte ilk kez atom bombası kullanmasından 2 yıl sonra 1947'de Chicago Üniversitesindeki atom bilimcileri öncülüğünde sembolik olarak oluşturulan "Kıyamet Saati", insanlığın kendi ürettiği özellikle nükleer teknoloji ile yok oluş felaketi tehlikesine dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Dünyada bilinen en eski kaya sanatı örneği
Endonezya'da mağara duvarına çizilen ve en az 67 bin 800 yıl öncesine ait olduğunu düşünülen el izinin, "dünyada bilinen en eski kaya sanatı örneği" olabileceği bildirildi.
Endonezyalı bilim insanları ile Avustralyalı ve uluslararası araştırmacıların ortaklaşa yürüttüğü arkeolojik çalışmada, Endonezya'nın Sulawesi adasında bulunan bir kireçtaşı mağarasında şablon tekniğiyle yapılmış el kalıbı keşfedildi.
Kızıl pigment veren aşı boyası kullanılarak yapılan el siluetinin, daha sonraki dönemlere ait hayvan ve diğer figürlerin arasında kalması nedeniyle bugüne kadar fark edilmediği belirtildi.
En az 67 bin 800 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen bu kalıbın, "dünyanın bilinen en eski kaya sanatı örneği olabileceği" tespit edildi.
Kaya sanatı, insanlığın hayal gücünü kullanarak soyut ve sembolik biçimde düşünmeye başlamasının önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Aziz Sancar'dan beyin tümörü tedavisine ilişkin çalışma
Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar ve ekibi, glioblastoma (GBM) tedavisinde kullanılan temozolomid (TMZ) ile "EdU" adlı molekül kombinasyonunun tümör baskılama etkisini artırdığını ve hayatta kalma oranlarına belirgin biçimde katkı sağladığını tespit etti.
North Carolina Üniversitesinden aralarında Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar'ın da bulunduğu araştırmacılar, TMZ ile EdU kombinasyonunun yetişkinlerde görülen en agresif birincil beyin tümörü olarak tanımlanan glioblastoma tedavisindeki etkinliğine ilişkin deneyler yaptı.
TMZ ve EdU'nun birlikte kullanımı, laboratuvarda üretilen üç farklı insan glioblastoma hücre grubunda, beyinlerine tümör yerleştirilen farelerde ve doğrudan hastalardan alınan glioblastoma tümör dokuları üzerinde denendi.
Çalışmada, DNA'ya katılan EdU molekülünün hücre tarafından "hasar" olarak algılandığı ve bu sayede hücrenin molekülü dışarı atarak DNA'yı onarmaya çalıştığı görüldü.
Tek başına TMZ veya EdU molekülü tedavisine göre ikisinin birlikte kullanımının, tedavilerde tümörün baskılanma etkisini artırdığı gözlenen çalışmada, söz konusu kombinasyonun yaşam süresine belirgin biçimde katkı sağladığı tespit edildi.
Evrenin erken dönemlerine ait yeni nesne
NASA Hubble Uzay Teleskobu verilerini kullanan bilim insanları, evrenin erken dönemlerinden kaldığı düşünülen yeni bir astronomik nesne türü tespit etti.
NASA'nın internet sitesinde yer alan açıklamada, Hubble Uzay Teleskobunu kullanan bir ekibin, galaksi oluşumu, evrenin erken dönemleri ve karanlık maddeye ilişkin bilimsel çalışmalara ışık tutacak yeni bir astronomik nesne türü keşfettiği belirtildi.
"Cloud-9" olarak adlandırılan bu yapının, yıldız içermeyen, gaz bakımından zengin ve karanlık madde ağırlıklı olduğuna işaret edilen açıklamada, bunun bu türde doğrulanmış ilk tespit olduğu bilgisi paylaşıldı.
Bilimsel ilerlemelerle şekillenen teknoloji, evrenin sırlarından günlük yaşama kadar pek çok alanda imkansız denileni mümkün kılmaya devam ediyor.
Bu kapsamda AA muhabiri, ocakta öne çıkan bilimsel gelişme ve keşifleri derledi.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), James Webb Uzay Teleskobu'ndan elde edilen verileri kullanarak, karanlık maddenin, şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü haritalarından birini oluşturdu.
Nature Astronomy dergisinde yayımlanan makaledeki haritanın, görünmez, hayaletimsi maddenin yıldızları, galaksileri ve görebildiğimiz her şeyi oluşturan "normal" maddeyle nasıl örtüştüğü ve iç içe geçtiğini gösterdiği belirtildi.
NASA bilim insanlarının açıklamasında, "Bu, Webb ile yaptığımız en büyük karanlık madde haritası ve diğer gözlemevleri tarafından yapılan herhangi bir karanlık madde haritasından 2 kat daha keskin." ifadesine yer verildi.
Özellikleri Dünya'ya benzeyen gezegen adayı
Avustralya, İngiltere, ABD ve Danimarka'dan gökbilimciler, boyutu Dünya'ya yakın, 355 günde yörüngesini tamamlayan ve "yaşanabilir kuşakta" bulunma ihtimali yüzde 50 olan bir gezegen adayı keşfetti.
Araştırma ekibi, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) Kepler Uzay Teleskobu'nun 2017'de K2 misyonunda topladığı verilerden yola çıkarak keşfettikleri "HD 137010 b" isimli aday gezegenin bazı özelliklerinin Dünya ile benzerlik göstermesi dikkati çekti.
Bu cismin, Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde döndüğünü ve Dünya'dan yalnızca yüzde 6 daha büyük boyuta sahip olduğunu tespit eden gökbilimciler, aday gezegenin yörüngesini 355 günde tamamladığını belirledi.
Araştırmacılar, aday gezegenin yörüngesinde döndüğü yıldızın "yaşanabilir kuşakta" bulunduğu ihtimalinin yüzde 50 olduğuna dikkati çekerek, 146 ışık yılı uzaklıkta bulunan aday gezegenin, teleskopla ayrıntılı gözlem yapmak için yeterince yakın konumda yer aldığını belirtti.
Öte yandan, yıldızın Güneş'e kıyasla daha soğuk ve daha sönük olduğunu belirleyen araştırmacılar, bunun sonucunda HD 137010 b'nin yüzey sıcaklığının Mars'a benzediğini ve eksi 70 santigrat dereceye kadar düşebileceğini belirledi.
Keşfedilen bu gökcismini, ötegezegen olarak tanımlamak için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Araştırmanın detayları, "Astrophysical Journal Letters" dergisinde yayımlandı.
Sembolik "Kıyamet Saati" tarihindeki en ileri noktaya getirildi
ABD'de bilim insanlarının "insanlığın yok oluşa ne kadar yakın olduğunu" göstermek için 1947'de oluşturduğu sembolik "Kıyamet Saati", gece yarısına 85 saniye kalaya ayarlandı.
ABD Atom Bilimcileri Bülteni Bilim ve Güvenlik Kurulu, "insanlığın yok olmaya ne kadar yakın olduğunu" değerlendiren yıllık duyurunun yapıldığı canlı yayında Kıyamet Saati'nin kadranını 00.00'a 85 saniye kalaya ayarlayarak, tarihindeki en ileri noktaya getirdi.
ABD'nin Japonya'ya karşı tarihte ilk kez atom bombası kullanmasından 2 yıl sonra 1947'de Chicago Üniversitesindeki atom bilimcileri öncülüğünde sembolik olarak oluşturulan "Kıyamet Saati", insanlığın kendi ürettiği özellikle nükleer teknoloji ile yok oluş felaketi tehlikesine dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Dünyada bilinen en eski kaya sanatı örneği
Endonezya'da mağara duvarına çizilen ve en az 67 bin 800 yıl öncesine ait olduğunu düşünülen el izinin, "dünyada bilinen en eski kaya sanatı örneği" olabileceği bildirildi.
Endonezyalı bilim insanları ile Avustralyalı ve uluslararası araştırmacıların ortaklaşa yürüttüğü arkeolojik çalışmada, Endonezya'nın Sulawesi adasında bulunan bir kireçtaşı mağarasında şablon tekniğiyle yapılmış el kalıbı keşfedildi.
Kızıl pigment veren aşı boyası kullanılarak yapılan el siluetinin, daha sonraki dönemlere ait hayvan ve diğer figürlerin arasında kalması nedeniyle bugüne kadar fark edilmediği belirtildi.
En az 67 bin 800 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen bu kalıbın, "dünyanın bilinen en eski kaya sanatı örneği olabileceği" tespit edildi.
Kaya sanatı, insanlığın hayal gücünü kullanarak soyut ve sembolik biçimde düşünmeye başlamasının önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Aziz Sancar'dan beyin tümörü tedavisine ilişkin çalışma
Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar ve ekibi, glioblastoma (GBM) tedavisinde kullanılan temozolomid (TMZ) ile "EdU" adlı molekül kombinasyonunun tümör baskılama etkisini artırdığını ve hayatta kalma oranlarına belirgin biçimde katkı sağladığını tespit etti.
North Carolina Üniversitesinden aralarında Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar'ın da bulunduğu araştırmacılar, TMZ ile EdU kombinasyonunun yetişkinlerde görülen en agresif birincil beyin tümörü olarak tanımlanan glioblastoma tedavisindeki etkinliğine ilişkin deneyler yaptı.
TMZ ve EdU'nun birlikte kullanımı, laboratuvarda üretilen üç farklı insan glioblastoma hücre grubunda, beyinlerine tümör yerleştirilen farelerde ve doğrudan hastalardan alınan glioblastoma tümör dokuları üzerinde denendi.
Çalışmada, DNA'ya katılan EdU molekülünün hücre tarafından "hasar" olarak algılandığı ve bu sayede hücrenin molekülü dışarı atarak DNA'yı onarmaya çalıştığı görüldü.
Tek başına TMZ veya EdU molekülü tedavisine göre ikisinin birlikte kullanımının, tedavilerde tümörün baskılanma etkisini artırdığı gözlenen çalışmada, söz konusu kombinasyonun yaşam süresine belirgin biçimde katkı sağladığı tespit edildi.
Evrenin erken dönemlerine ait yeni nesne
NASA Hubble Uzay Teleskobu verilerini kullanan bilim insanları, evrenin erken dönemlerinden kaldığı düşünülen yeni bir astronomik nesne türü tespit etti.
NASA'nın internet sitesinde yer alan açıklamada, Hubble Uzay Teleskobunu kullanan bir ekibin, galaksi oluşumu, evrenin erken dönemleri ve karanlık maddeye ilişkin bilimsel çalışmalara ışık tutacak yeni bir astronomik nesne türü keşfettiği belirtildi.
"Cloud-9" olarak adlandırılan bu yapının, yıldız içermeyen, gaz bakımından zengin ve karanlık madde ağırlıklı olduğuna işaret edilen açıklamada, bunun bu türde doğrulanmış ilk tespit olduğu bilgisi paylaşıldı.
Kaynak: AA / Güncel
Havacılık, Teknoloji, Güncel, Bilim, Dünya, NASA, NASA, Bilim, Dünya, Havacılık, Teknoloji, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA