İngiltere'de Gençler Arasında Yalnızlık Krizi Derinleşiyor
İngiltere'de yalnızlık, özellikle genç yetişkinler arasında yaygınlaşıyor. Dijitalleşme ve Kovid-19 sonrası ilişkilerin yüzeyselleşmesi, 18-29 yaş grubunun yüzde 67'sinin haftada en az bir kez yalnız hissetmesine yol açıyor. Uzmanlar, fiziksel bağların yerini alan dijital iletişimin bu sorunu derinleştirdiğini vurguluyor.
LONDRA/ ZUHAL DEMİRCİ / ŞULE ÖZKAN - Dünya genelinde yılda 871 binden fazla ölümle ilişkilendirilen ve her saat yaklaşık 100 kişinin hayatına mal olan yalnızlıkla mücadele için 2018'de bir bakan görevlendiren İngiltere'de, aradan geçen 8 yılda sorun özellikle gençler arasında daha da yaygınlaştı.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, yapılan son araştırmalar, dijitalleşme ve Kovid-19 sonrası süreçte kronik yalnızlığın, yaşlılardan ziyade genç yetişkinleri etkisi altına aldığını ortaya koyuyor.
Londra merkezli The Great Friendship Project'in yayımladığı "The State of Friendship 2026" raporuna göre, İngiltere'de 18-29 yaş grubundakilerin yüzde 67'si haftada en az bir kez kendisini yalnız hissediyor. Ülkede her 10 kişiden biri, hiç yakın arkadaşı olmadığını belirtirken, gençlerin yüzde 70'i yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Raporda, bu durum, insan yokluğundan değil, ilişkilerin yüzeyselleşmesinden doğan bir yalnızlık olarak değerlendiriliyor. Her 4 genç yetişkinden biri, yapay zeka sohbet robotuyla konuşmayı gerçek bir insanla konuşmaktan daha kolay buluyor.
"Kovid-19'dan sonra insanlarla iletişim kurma öz güvenimizi kaybettik"
AA muhabirinin Londra sokaklarında görüş aldığı Kate, kendisini zaman zaman yalnız hissettiğini, bu duygunun günün şartlarına ve ruh haline göre değişebildiğini söyledi.
Yalnızlığın özellikle Kovid-19 salgınının ardından daha görünür hale geldiğini belirten Kate, "Özellikle Kovid-19'dan sonra diğer insanlarla iletişim kurma becerimizi ve öz güvenimizi kaybettik. Dijital çağ şu anda çok baskın. Toplum olarak yüz yüze iletişim sırasında ortaya çıkan garip ya da mahcup anlarla baş etmekte zorlanıyoruz." dedi.
İnsanların bu tür anlardan kaçmak için telefonlarına ve dijital cihazlarına yöneldiğine işaret eden Kate, bu engelin aşılmasının gerçek bağların yeniden kurulmasına yardımcı olacağını dile getirdi.
"30 dakikalık sohbet fark yaratıyor"
Daha önce yaşlılara bakım hizmeti verdiğini, yalnızlığın ileri yaştakiler üzerindeki etkisini yakından gözlemlediğini belirten Kate, "Bazen birinin gelip onlarla yalnızca 30 dakika çay ya da kahve içmesi bile çok büyük fark yaratıyor." ifadesini kullandı.
Patrick de yalnız hissettiğinde kendisine iyi gelen yöntemleri bildiğini ancak herkesin benzer imkanlara sahip olmadığını söyledi.
Yalnızlık hissedenlere destek veren telefon hatlarının önemli bir kaynak olabileceğini ifade eden Patrick, "Bir kişi ne yapacağını bilmiyorsa, gidebileceği kimse yoksa ya da yalnızca tanımadığı biriyle konuşmak istiyorsa bu hatlar çok değerli olabilir." diye konuştu.
Patrick, "İnsanlar telefonlarında dijital olarak bağlantı kurmaya çok zaman harcıyor. Kısa vadede bu, gerçek bir bağla aynıymış gibi hissettirebiliyor. Fiziksel bağlantının yerine dijital bağlantıyı koyuyoruz ancak yine de yalnız hissediyoruz çünkü bu, biriyle yüz yüze konuşmak ya da birlikte olmakla aynı değil." dedi.
Jeremy ise Londra'da özellikle tek yaşayan yaşlıların yalnızlığının sokakta dahi fark edilebildiğini anlatarak, "Yalnız ve tek başına yaşayan o kadar çok insan var ki. Bu gerçekten çok üzücü. Onları görebiliyor, yalnızlığın bedenlerinden yayıldığını hissedebiliyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Yalnız görünen kişilerle konuşmaya çalışmanın da kentte her zaman kolay olmadığını, Londra'daki güvensizlik ortamının yabancılar arasındaki iletişimi zorlaştırdığını dile getiren Jeremy, "Onlarla konuşmaya çalışabilirsiniz ancak Londra çok dostane bir yer değil. Bu nedenle para istediğinizi, yardım talep ettiğinizi ya da başka bir beklentiniz olduğunu düşünebiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
"Kendime ayıracak zamanım yok, her şey iş ve faturalar"
Mariam da Londra'daki yalnızlığın temel nedenlerinden birinin, insanların geçimlerini sağlayabilmek için sürekli çalışmak zorunda kalması olduğunu ifade etti.
İnsanların telefon aracılığıyla birbirlerine bağlı görünmesine rağmen gerçek hayatta bir araya gelemediğini belirten Mariam, "Londra'da herkes kendi başına hayatta kalmaya çalışıyor. İnsanların başkalarına zaman ayırması çok zor çünkü herkesin ödemesi gereken faturaları var." diye konuştu.
Gününün çalışmak, faturaları ödemek ve çocuğuyla ilgilenmek arasında geçtiğini kaydeden Mariam, "Arkadaşlarımın ve iş arkadaşlarımın çoğu kendini kaybetmiş durumda. Ben de şu anda kendimi kaybetmiş hissediyorum çünkü kendime ayıracak zamanım yok. Tek bildiğim, çalışmam gerektiği. Çalıştıktan sonra faturaları ödemem, küçük çocuğuma bakmam ve kendimle ilgilenmem gerekiyor." dedi.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, yapılan son araştırmalar, dijitalleşme ve Kovid-19 sonrası süreçte kronik yalnızlığın, yaşlılardan ziyade genç yetişkinleri etkisi altına aldığını ortaya koyuyor.
Londra merkezli The Great Friendship Project'in yayımladığı "The State of Friendship 2026" raporuna göre, İngiltere'de 18-29 yaş grubundakilerin yüzde 67'si haftada en az bir kez kendisini yalnız hissediyor. Ülkede her 10 kişiden biri, hiç yakın arkadaşı olmadığını belirtirken, gençlerin yüzde 70'i yalnızlığın ruh sağlığını olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Raporda, bu durum, insan yokluğundan değil, ilişkilerin yüzeyselleşmesinden doğan bir yalnızlık olarak değerlendiriliyor. Her 4 genç yetişkinden biri, yapay zeka sohbet robotuyla konuşmayı gerçek bir insanla konuşmaktan daha kolay buluyor.
"Kovid-19'dan sonra insanlarla iletişim kurma öz güvenimizi kaybettik"
AA muhabirinin Londra sokaklarında görüş aldığı Kate, kendisini zaman zaman yalnız hissettiğini, bu duygunun günün şartlarına ve ruh haline göre değişebildiğini söyledi.
Yalnızlığın özellikle Kovid-19 salgınının ardından daha görünür hale geldiğini belirten Kate, "Özellikle Kovid-19'dan sonra diğer insanlarla iletişim kurma becerimizi ve öz güvenimizi kaybettik. Dijital çağ şu anda çok baskın. Toplum olarak yüz yüze iletişim sırasında ortaya çıkan garip ya da mahcup anlarla baş etmekte zorlanıyoruz." dedi.
İnsanların bu tür anlardan kaçmak için telefonlarına ve dijital cihazlarına yöneldiğine işaret eden Kate, bu engelin aşılmasının gerçek bağların yeniden kurulmasına yardımcı olacağını dile getirdi.
"30 dakikalık sohbet fark yaratıyor"
Daha önce yaşlılara bakım hizmeti verdiğini, yalnızlığın ileri yaştakiler üzerindeki etkisini yakından gözlemlediğini belirten Kate, "Bazen birinin gelip onlarla yalnızca 30 dakika çay ya da kahve içmesi bile çok büyük fark yaratıyor." ifadesini kullandı.
Patrick de yalnız hissettiğinde kendisine iyi gelen yöntemleri bildiğini ancak herkesin benzer imkanlara sahip olmadığını söyledi.
Yalnızlık hissedenlere destek veren telefon hatlarının önemli bir kaynak olabileceğini ifade eden Patrick, "Bir kişi ne yapacağını bilmiyorsa, gidebileceği kimse yoksa ya da yalnızca tanımadığı biriyle konuşmak istiyorsa bu hatlar çok değerli olabilir." diye konuştu.
Patrick, "İnsanlar telefonlarında dijital olarak bağlantı kurmaya çok zaman harcıyor. Kısa vadede bu, gerçek bir bağla aynıymış gibi hissettirebiliyor. Fiziksel bağlantının yerine dijital bağlantıyı koyuyoruz ancak yine de yalnız hissediyoruz çünkü bu, biriyle yüz yüze konuşmak ya da birlikte olmakla aynı değil." dedi.
Jeremy ise Londra'da özellikle tek yaşayan yaşlıların yalnızlığının sokakta dahi fark edilebildiğini anlatarak, "Yalnız ve tek başına yaşayan o kadar çok insan var ki. Bu gerçekten çok üzücü. Onları görebiliyor, yalnızlığın bedenlerinden yayıldığını hissedebiliyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Yalnız görünen kişilerle konuşmaya çalışmanın da kentte her zaman kolay olmadığını, Londra'daki güvensizlik ortamının yabancılar arasındaki iletişimi zorlaştırdığını dile getiren Jeremy, "Onlarla konuşmaya çalışabilirsiniz ancak Londra çok dostane bir yer değil. Bu nedenle para istediğinizi, yardım talep ettiğinizi ya da başka bir beklentiniz olduğunu düşünebiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
"Kendime ayıracak zamanım yok, her şey iş ve faturalar"
Mariam da Londra'daki yalnızlığın temel nedenlerinden birinin, insanların geçimlerini sağlayabilmek için sürekli çalışmak zorunda kalması olduğunu ifade etti.
İnsanların telefon aracılığıyla birbirlerine bağlı görünmesine rağmen gerçek hayatta bir araya gelemediğini belirten Mariam, "Londra'da herkes kendi başına hayatta kalmaya çalışıyor. İnsanların başkalarına zaman ayırması çok zor çünkü herkesin ödemesi gereken faturaları var." diye konuştu.
Gününün çalışmak, faturaları ödemek ve çocuğuyla ilgilenmek arasında geçtiğini kaydeden Mariam, "Arkadaşlarımın ve iş arkadaşlarımın çoğu kendini kaybetmiş durumda. Ben de şu anda kendimi kaybetmiş hissediyorum çünkü kendime ayıracak zamanım yok. Tek bildiğim, çalışmam gerektiği. Çalıştıktan sonra faturaları ödemem, küçük çocuğuma bakmam ve kendimle ilgilenmem gerekiyor." dedi.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA