İsrail Merkez Seçim Komitesi, Filistinli partilerin seçimlere katılmasını yasakladı

Güncel Haberler

İsrail Merkez Seçim Komitesi, Filistinlileri temsil eden Raam ve Ortak Liste'nin 27 Ekim seçimlerine katılmasını yasakladı. Kararın geçerli gerekçesi olmadığını savunan Adalah, itirazını Yüksek Mahkeme'ye taşıyacak; nihai kararı mahkeme verecek.

İsrail'de yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, 27 Ekim'de yapılacak seçimlerin kilidi konumundaki Filistinlileri temsil eden partilere, İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi katılma yasağı getirdi, konuyla ilgili son kararı ise Yüksek Mahkeme verecek.
İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi, dün düzenlenen toplantıda, Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi ile Hadash, Taal ve Balad partilerinin bir araya gelerek oluşturduğu Ortak Liste'nin seçimlere katılımının yasaklanması yönünde karar aldı.
Komite ayrıca, Hadash Milletvekili Ofer Cassif ile Balad Partisi lideri Sami Ebu Şehade'nin adaylıklarını da engelleme kararına imza attı.
İnsan hakları ve hukuk örgütü "Adalah", yaptığı açıklamada, Filistinlileri temsil eden partilerin seçimlere katılma başvurularının reddine ilişkin alınan kararların hiçbir geçerli gerekçesi olmadığına dikkati çekti.
Söz konusu partilerin ve adayların seçimlere katılıp katılamayacağına dair son kararı ise İsrail Yüksek Mahkemesi'nin vermesi bekleniyor.
Kamuoyu yoklamaları seçim sonrası belirsizliğe işaret ediyor
İsrail'de 27 Ekim'deki seçimler öncesinde yapılan kamuoyu yoklamaları ne mevcut hükümetin ne de muhalif kanadın, 120 sandalyeli İsrail Meclisi'nde hükümeti kurabilmek için gerekli 61 milletvekilinin desteğine ulaşamayacağını gösteriyor.
Son yapılan anketlere göre, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki aşırı sağcılar ve Ultra Ortodoks Yahudilerden (Haredi) oluşan mevcut iktidar bloğu 50-52 milletvekilinde kalıyor.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi 23-24 sandalye dolaylarında seçim yarışını Netanyahu liderliğindeki Likud'unun önünde götürse de blok olarak muhalefet ancak 54-56 sandalyeye ulaşabiliyor.
Gerek iktidar gerekse de muhalefet kanadının hükümet kurmak için yeterli sayıya ulaşamaması, seçimler sonrasında belirsizliğe ve çetin koalisyon pazarlıklarına işaret ediyor.
Filistinlileri temsil eden partiler kilit konumda
Kamuoyu yoklamalarından çıkan bu sonuçlar, İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi'nin yasaklama kararı aldığı, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partileri kilit konuma taşıyordu.
Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip İsrail'de, nüfusun hemen hemen yüzde 20'sini "1948 Arapları" diye isimlendirilen Filistin asıllı İsrail vatandaşları oluşturuyor.
Bu tablo, anketlerin ortaya koyduğu belirsizlikle birlikte değerlendirildiğinde, Filistin asıllı vatandaşların yapılacak seçimlerde İsrail'in siyasi geleceğine önemli bir etkisi olacağını gösteriyordu.
Nitekim anketlere göre, Hadash, Taal ve Balad partilerinden oluşan ve Yusuf Cebarin'in liderliğini yaptığı Ortak Liste'nin meclise 7-8, Mansur Abbas'ın Raam Partisi'nin ise 5-6 milletvekili; yani iki listenin toplamda 12-14 milletvekiliyle İsrail meclisinde temsil edilmesi bekleniyordu.
Özellikle 2021'de koalisyona katılan Mansur Abbas'ın Eisenkot'un başını çektiği muhalif blokla birlikte hareket edebileceği, bunun da Arap oylarının Eisenkot'u koalisyon kurma yarışında Netanyahu'nun bir adım önüne geçmesini sağlayacağı yönünde yorumların yapıldığı İsrail'de, Filistinlileri temsil eden partilere yönelik yasaklama kararının gelmesi dikkati çekti.
Koalisyonun kurulamaması Netanyahu'ya yarıyor
Gazze'deki soykırım nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin hakkında yakalama kararı çıkardığı, ülkesinde ise yolsuzlukla yargılanan Başbakan Netanyahu, seçimler öncesinde koltuğunu kaybetme korkusu yaşıyor.
Ülkede 27 Ekim'de yapılacak seçimler sonrasında koalisyon pazarlıklarının uzaması, hükümetin kurulamaması ve tekrar seçimlere gidilmesi ise Netanyahu'ya yarıyor.
İsrail siyasi sistemine göre, seçimlerin yapılmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un, hükümeti kurması en muhtemel, en fazla milletvekilinin desteğini alan adaya, bir hafta içerisinde hükümet kurma yetkisi vermesi bekleniyor.
Yetkiyi alan adaya hükümeti kurması için 4 hafta süre tanırırken bu süre 2 hafta daha uzatılabiliyor. Bu süre içerisinde hükümetin kurulamaması durumunda ise bu kez Cumhurbaşkanı'nın yetkiyi diğer adaylardan birine vermesi ve yine toplamda 6 haftalık bir sürecin işletilmesi gerekiyor.
İkinci adayın da hükümeti kuramaması halinde, herhangi bir adayın 61 milletvekilinin imzasını toplayıp toplayamayacağını görmek için 3 haftalık süre tanınacak ve bu da gerçekleşmezse meclis feshedilerek ülkede 3 aylık propaganda süresiyle seçimler tekrarlanacak.
Filistinlileri temsil eden partilerin seçimlere katılımının yasaklanmasının seçimler sonrasında koalisyon kurulma ihtimalini daha da zorlaştırdığı İsrail'de, başarısız koalisyon görüşmeleri neticesinde seçimlerin tekrarlanması durumunda, bir sonraki seçimlerin ardından işletilecek süreç ile birlikte Netanyahu, yaklaşık 10 ay daha başbakanlık koltuğunda kalabilecek.???????
"Siyasi bir karar"
Adalah'ın komite toplantısına katılan avukatlarından Hadeel Ebu Salih, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi'nin siyasi parti temsilcilerinden oluştuğuna dikkati çekerek hukuki dayanağı olmamasına rağmen "İsrail devletinin, Yahudi veya demokratik niteliğini reddetmek, terör faaliyetlerini desteklemek ve ayrımcılığı kışkırtmak" kapsamında, fakat hiçbir delil sunulmaksızın, siyasi bir yasak kararı verdiğine işaret etti.
Ebu Salih, 29 Eylül Salı gününe kadar karara itiraz edeceklerini, ardından itirazın Yüksek Mahkeme'de görüşüleceğini ve mahkemenin itirazı haklı bulacağını düşündüğünü belirterek şunları söyledi:
"Arap partilerinin seçimlerden dışlanması Netanyahu'ya fayda sağlar, çünkü bir sonraki İsrail Meclisi'nde ne kadar çok Filistinli temsilci olursa bu, Netanyahu'nun hükümet kurma şansının o kadar azalması anlamına gelecektir."
Yüksek Mahkeme'nin itirazı kabul ederek kararı iptal etmesi durumunda işlerin değişebileceğine işaret eden Ebu Salih, bu durumun daha fazla Filistinliyi seçimlerde sandık başına gitmeye teşvik edebileceğine dikkati çekti.