İsrail Dışişleri Bakanı Saar: "Türkiye ile ilişkilerimizde daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum"
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Azerbaycan'ın yerel haber ajansı APA'ya verdiği röportajda, "Türkiye ile ilişkilerimizde farklı, daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türklerin elindedir" dedi.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Azerbaycan'ın yerel haber ajansı APA'ya verdiği röportajda, "Türkiye ile ilişkilerimizde farklı, daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türklerin elindedir" dedi.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Azerbaycan'ın yerel haber ajansı APA ile bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye ile İsrail'in geçmişte çok iyi ilişkileri olduğunu ancak son 10 yıl içinde bu ilişkilerin kötüleştiğini gördüklerini belirten İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "Dolayısıyla Türkiye ile normalleşmeye ihtiyaç yok, çünkü bizim Türkiye ile ilişkilerimiz zaten mevcuttur. Yıllardır Türkiye ile diplomatik ilişkilerimiz var. Ancak ne yazık ki son dönemde ilişkiler kötüleşti, bu onların tercihiydi. Bunun nedenleri hakkında herkes varsayımlar yürütebilir, ancak ben bu nedenler hakkında spekülasyon yapmayacağım, bu sadece bir gerçektir. Bizim Türkiye ile ilişkilerimizi zaten olduğundan daha da kötüleştirmek gibi bir menfaatimiz yoktur" dedi.
Yaklaşık 1 ay önce her iki taraftan üst düzey yetkililerin katıldığı bir görüşme yapıldığını belirten Saar, "Bu tür durumlarda faydalı olacak bir mekanizma oluşturulması hedeflendi. Azerbaycan'a gelince, önceki dönemde meslektaşım, Azerbaycan Dışişleri Bakanı, bizden bazı mesajları onlara iletmişti, ancak son zamanlarda bu durum ortadan kalktı. Türkiye ile ilişkilerimizde farklı, daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türklerin elindedir" diye konuştu.
"Suriye ile yakın gelecekte bir normalleşme görmüyorum"
Suriye ile olan ilişkileri hakkında da konuşan Saar, "Suriye ile ilgili olarak ise şunu söyleyebilirim ki, yakın gelecekte bir normalleşme görmüyorum. Bugün karşı karşıya olduğumuz ve şu anda müzakeresini yürüttüğümüz konular, diyebilirim ki, esas olarak Suriye'nin güney kesiminde mevcut statükonun güvenlik açısından koordine edilmesiyle ilgilidir. Bu bizim için önemlidir. Bence bu onlar için de önemlidir, ancak şunu söyleyebilirim ki, bu sınırlı bir anlaşmadır. Bu bir barış ya da normalleşme anlaşması değildir. Belki gelecekte bundan daha fazlasını elde edebiliriz ve umarım bunu gelecekte gerilimlerin önlenmesi yoluyla başarabiliriz. İsrail daha önce büyük tavizler vermiştir, buna toprak tavizleri de dahildir" diye konuştu.
"İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir"
Orta Doğu'daki durum hakkında da konuşan Saar, Filistin'e yönelik gerçek dışı ifadeler kullandı. İsrailli bakan, "İsrail geçmişte büyük tavizler vermiştir, buna toprak tavizleri de dahildir. 1990'lı yıllarda Oslo Anlaşmaları çerçevesinde İsrail, Filistin Yönetimi'ni kurmuş ve ona toprak vermiştir. On yıl sonra, 2005 yılında İsrail tamamen Gazze Şeridi'nden çekilerek tüm yerleşimleri ve oradaki askeri varlığını ortadan kaldırmıştır. Biz büyük adımlar attık. Şunu anlamalısınız ki, Filistinliler bu toprakların bir santimetresini bile fethetmemiştir. Tüm topraklar İsrail tarafından verilmiştir. ya ikili ya da tek taraflı bir çerçevede. Ancak mesele şudur ki, sizin de tanık olduğunuz gibi, bizim deneyimimiz İsrail halkına şunu göstermiştir, biz sadece barışa yaklaşmakla kalmadık, aksine güvenlik durumumuz kötüleşti. Bu nedenle bugün insanlar Filistinlilere daha fazla taviz teklif ederken daha temkinlidir, çünkü bunun barış getirmeyeceğini düşünmektedirler" dedi.
"İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir"
Filistin'de derin bir değişimin gerekli olduğunu kaydeden Gideon Saar, "Filistin toplumu kendisini üç olumsuz yaklaşımdan ayırmalıdır. Birincisi, teröristlere ve onların ailelerine yapılan ödemelerdir ki Filistin Yönetimi bunu hala yapmaktadır. Bu yolla teröristleri teşvik etmekte ve Filistin toplumunda terör zihniyetini korumaktadırlar. Vurguluyorum ki burada artık Hamas'tan değil, Filistin Yönetimi'nden bahsediyorum. İkincisi, provokasyon meselesinde büyük bir değişiklik yapılmasıdır. Müfredatta, eğitim sisteminde ve Filistin medyasında İsrail'e karşı provokasyonun durdurulması gerekmektedir çünkü bu, yeni neslin zihnini zehirlemektedir" şeklinde konuştu.
Barışın sadece bir kağıt parçası olmadığını söyleyen İsrailli bakan, "Barış insanlar arasında olur. İnsanlar sizden nefret ediyorsa, barış inşa edemezsiniz. Bu ikinci önemli meseledir. Üçüncüsü ise İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir hem uluslararası forumlarda hem de uluslararası olarak adlandırılan mahkemelerde. Eğer bu üç şeyi yerine getirirlerse, bence İsrail halkı barış sürecinde güvenilir bir ortak olduklarını düşünecektir" ifadelerini kullandı.
"Biz İran halkının düşmanı ya da rakibi değiliz"
İran yönetiminin protestolardan İsrail'i sorumlu tutması ve İsrail'in protestoculara silah verdiği iddiaları ile ilgili soruyu yanıtlayan Saar, "Bu gülünç bir iddiadır. İran, İsrail'den bin 500 kilometre uzakta. Milyonlarca insan sokaklara çıktı. İran hükümeti kendi halkından binlerce insanı öldürüyordu. Bunun İsrail ya da ABD ile ne ilgisi var? Halkın ihtiyaçlarını karşılayamadılar. Halkın özgürlük ve refah taleplerini acımasızca bastırıyorlar ve başkalarını suçluyorlar. Bu, diktatörlükler için çok tipik bir yöntemdir ve bu, acımasız bir diktatörlüktür. Açık konuşmak gerekirse, bizim bakış açımıza göre İslam devriminden önce, 1970'lerin sonuna kadar İran ile mükemmel ilişkilerimiz vardı. Onlarla iş birliği yapıyorduk ve çok iyi ilişkilerimiz mevcuttu. İran halkıyla da iyi ilişkilerimiz vardır. Biz İran halkının düşmanı ya da rakibi değiliz. Biz İran halkının barış isteğinin yanındayız. Bizim sorunumuz yalnızca rejimledir" dedi.
"Onlar çevremizdeki tüm terör örgütlerini finanse ediyorlar"
İran'ın şu anki rejiminin, İsrail'i yok etmek istediğini belirten Gideon Saar, "Onlar sadece açık ve resmi olarak İsrail'i yok etmek istiyoruz demekle kalmıyor, aynı zamanda bunu gerçekleştirmek için harekete geçiyorlar ve çevremizdeki tüm terör örgütlerini finanse ediyorlar. Örneğin; Hamas, Hizbullah, Husiler. Dolayısıyla onlar İsrail'e karşı uzaktan, sürekli bir savaş yürüten taraflardır. İkincisi, nükleer silaha sahip olmak istiyorlar ve bu, tüm bölge için bir tehdit oluşturacaktır. Bu yalnızca İsrail'i tehlikeye atmayacaktır çünkü bu acımasız rejim eğer bir nükleer şemsiye hakkı elde ederse, komşu ülkeleri tehdit etmek için neler yapabileceklerini hayal edebilirsiniz. Bu nedenle, en aşırıcı rejimin en tehlikeli silaha yani nükleer silaha sahip olması kabul edilemezdir. Üçüncüsü de, büyük bir balistik füze programı oluşturmak için çalıştılar ve hala çalışıyorlar" diye konuştu.
"Onların inanılmaz sayıda hassas füze elde etme arzusu İsrail devletini tehlikeye atıyor"
İran'ın bu programının İsrail'e karşı olduğunu ve daha önce İsrail'e karşı kullanıldığını belirten Saar, "Onlar 2024 ve 2025 yıllarında bunu üç kez kullandılar. Biz onların nükleer tesislerini ve füze programını vurmadan önce de bunu yaptılar. 2024 yılında nisan ve ekim aylarında bunu gerçekleştirdiler. ve küçük bir ülke olan İsrail'den bahsedecek olursak, onların inanılmaz sayıda hassas füze elde etme arzusu İsrail devletini tehlikeye atıyor ve bu niyetlerini gizlemiyorlar. Dolayısıyla bizim bakış açımıza göre, eğer onlar bu üç şeyi yapmasalardı terörizmi desteklemekten vazgeçselerdi, nükleer silah peşinde koşmasalardı ve balistik füzeler geliştirmeselerdi bizim hiçbir sorunumuz olmazdı. Ama sorun şu ki onlar, buna hiçbir zaman razı olmadılar. Hatta 2025 yılının haziran ayında savaş başlamadan önce ABD ile temas kurduklarında bile sadece oyun oynadılar. Gerçek anlamda ciddi bir taahhütte bulunmadılar. Bu nedenle bizim için, bu tehlikeli rejimi tehlikeli silahlardan uzak tutmak ve onun İsrail'le savaş halinde olan terörist devletleri ve terörist grupları destekleme kapasitesini azaltacak adımlar atmak son derece önemlidir" dedi. - BAKÜ
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Azerbaycan'ın yerel haber ajansı APA ile bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye ile İsrail'in geçmişte çok iyi ilişkileri olduğunu ancak son 10 yıl içinde bu ilişkilerin kötüleştiğini gördüklerini belirten İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "Dolayısıyla Türkiye ile normalleşmeye ihtiyaç yok, çünkü bizim Türkiye ile ilişkilerimiz zaten mevcuttur. Yıllardır Türkiye ile diplomatik ilişkilerimiz var. Ancak ne yazık ki son dönemde ilişkiler kötüleşti, bu onların tercihiydi. Bunun nedenleri hakkında herkes varsayımlar yürütebilir, ancak ben bu nedenler hakkında spekülasyon yapmayacağım, bu sadece bir gerçektir. Bizim Türkiye ile ilişkilerimizi zaten olduğundan daha da kötüleştirmek gibi bir menfaatimiz yoktur" dedi.
Yaklaşık 1 ay önce her iki taraftan üst düzey yetkililerin katıldığı bir görüşme yapıldığını belirten Saar, "Bu tür durumlarda faydalı olacak bir mekanizma oluşturulması hedeflendi. Azerbaycan'a gelince, önceki dönemde meslektaşım, Azerbaycan Dışişleri Bakanı, bizden bazı mesajları onlara iletmişti, ancak son zamanlarda bu durum ortadan kalktı. Türkiye ile ilişkilerimizde farklı, daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türklerin elindedir" diye konuştu.
"Suriye ile yakın gelecekte bir normalleşme görmüyorum"
Suriye ile olan ilişkileri hakkında da konuşan Saar, "Suriye ile ilgili olarak ise şunu söyleyebilirim ki, yakın gelecekte bir normalleşme görmüyorum. Bugün karşı karşıya olduğumuz ve şu anda müzakeresini yürüttüğümüz konular, diyebilirim ki, esas olarak Suriye'nin güney kesiminde mevcut statükonun güvenlik açısından koordine edilmesiyle ilgilidir. Bu bizim için önemlidir. Bence bu onlar için de önemlidir, ancak şunu söyleyebilirim ki, bu sınırlı bir anlaşmadır. Bu bir barış ya da normalleşme anlaşması değildir. Belki gelecekte bundan daha fazlasını elde edebiliriz ve umarım bunu gelecekte gerilimlerin önlenmesi yoluyla başarabiliriz. İsrail daha önce büyük tavizler vermiştir, buna toprak tavizleri de dahildir" diye konuştu.
"İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir"
Orta Doğu'daki durum hakkında da konuşan Saar, Filistin'e yönelik gerçek dışı ifadeler kullandı. İsrailli bakan, "İsrail geçmişte büyük tavizler vermiştir, buna toprak tavizleri de dahildir. 1990'lı yıllarda Oslo Anlaşmaları çerçevesinde İsrail, Filistin Yönetimi'ni kurmuş ve ona toprak vermiştir. On yıl sonra, 2005 yılında İsrail tamamen Gazze Şeridi'nden çekilerek tüm yerleşimleri ve oradaki askeri varlığını ortadan kaldırmıştır. Biz büyük adımlar attık. Şunu anlamalısınız ki, Filistinliler bu toprakların bir santimetresini bile fethetmemiştir. Tüm topraklar İsrail tarafından verilmiştir. ya ikili ya da tek taraflı bir çerçevede. Ancak mesele şudur ki, sizin de tanık olduğunuz gibi, bizim deneyimimiz İsrail halkına şunu göstermiştir, biz sadece barışa yaklaşmakla kalmadık, aksine güvenlik durumumuz kötüleşti. Bu nedenle bugün insanlar Filistinlilere daha fazla taviz teklif ederken daha temkinlidir, çünkü bunun barış getirmeyeceğini düşünmektedirler" dedi.
"İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir"
Filistin'de derin bir değişimin gerekli olduğunu kaydeden Gideon Saar, "Filistin toplumu kendisini üç olumsuz yaklaşımdan ayırmalıdır. Birincisi, teröristlere ve onların ailelerine yapılan ödemelerdir ki Filistin Yönetimi bunu hala yapmaktadır. Bu yolla teröristleri teşvik etmekte ve Filistin toplumunda terör zihniyetini korumaktadırlar. Vurguluyorum ki burada artık Hamas'tan değil, Filistin Yönetimi'nden bahsediyorum. İkincisi, provokasyon meselesinde büyük bir değişiklik yapılmasıdır. Müfredatta, eğitim sisteminde ve Filistin medyasında İsrail'e karşı provokasyonun durdurulması gerekmektedir çünkü bu, yeni neslin zihnini zehirlemektedir" şeklinde konuştu.
Barışın sadece bir kağıt parçası olmadığını söyleyen İsrailli bakan, "Barış insanlar arasında olur. İnsanlar sizden nefret ediyorsa, barış inşa edemezsiniz. Bu ikinci önemli meseledir. Üçüncüsü ise İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir hem uluslararası forumlarda hem de uluslararası olarak adlandırılan mahkemelerde. Eğer bu üç şeyi yerine getirirlerse, bence İsrail halkı barış sürecinde güvenilir bir ortak olduklarını düşünecektir" ifadelerini kullandı.
"Biz İran halkının düşmanı ya da rakibi değiliz"
İran yönetiminin protestolardan İsrail'i sorumlu tutması ve İsrail'in protestoculara silah verdiği iddiaları ile ilgili soruyu yanıtlayan Saar, "Bu gülünç bir iddiadır. İran, İsrail'den bin 500 kilometre uzakta. Milyonlarca insan sokaklara çıktı. İran hükümeti kendi halkından binlerce insanı öldürüyordu. Bunun İsrail ya da ABD ile ne ilgisi var? Halkın ihtiyaçlarını karşılayamadılar. Halkın özgürlük ve refah taleplerini acımasızca bastırıyorlar ve başkalarını suçluyorlar. Bu, diktatörlükler için çok tipik bir yöntemdir ve bu, acımasız bir diktatörlüktür. Açık konuşmak gerekirse, bizim bakış açımıza göre İslam devriminden önce, 1970'lerin sonuna kadar İran ile mükemmel ilişkilerimiz vardı. Onlarla iş birliği yapıyorduk ve çok iyi ilişkilerimiz mevcuttu. İran halkıyla da iyi ilişkilerimiz vardır. Biz İran halkının düşmanı ya da rakibi değiliz. Biz İran halkının barış isteğinin yanındayız. Bizim sorunumuz yalnızca rejimledir" dedi.
"Onlar çevremizdeki tüm terör örgütlerini finanse ediyorlar"
İran'ın şu anki rejiminin, İsrail'i yok etmek istediğini belirten Gideon Saar, "Onlar sadece açık ve resmi olarak İsrail'i yok etmek istiyoruz demekle kalmıyor, aynı zamanda bunu gerçekleştirmek için harekete geçiyorlar ve çevremizdeki tüm terör örgütlerini finanse ediyorlar. Örneğin; Hamas, Hizbullah, Husiler. Dolayısıyla onlar İsrail'e karşı uzaktan, sürekli bir savaş yürüten taraflardır. İkincisi, nükleer silaha sahip olmak istiyorlar ve bu, tüm bölge için bir tehdit oluşturacaktır. Bu yalnızca İsrail'i tehlikeye atmayacaktır çünkü bu acımasız rejim eğer bir nükleer şemsiye hakkı elde ederse, komşu ülkeleri tehdit etmek için neler yapabileceklerini hayal edebilirsiniz. Bu nedenle, en aşırıcı rejimin en tehlikeli silaha yani nükleer silaha sahip olması kabul edilemezdir. Üçüncüsü de, büyük bir balistik füze programı oluşturmak için çalıştılar ve hala çalışıyorlar" diye konuştu.
"Onların inanılmaz sayıda hassas füze elde etme arzusu İsrail devletini tehlikeye atıyor"
İran'ın bu programının İsrail'e karşı olduğunu ve daha önce İsrail'e karşı kullanıldığını belirten Saar, "Onlar 2024 ve 2025 yıllarında bunu üç kez kullandılar. Biz onların nükleer tesislerini ve füze programını vurmadan önce de bunu yaptılar. 2024 yılında nisan ve ekim aylarında bunu gerçekleştirdiler. ve küçük bir ülke olan İsrail'den bahsedecek olursak, onların inanılmaz sayıda hassas füze elde etme arzusu İsrail devletini tehlikeye atıyor ve bu niyetlerini gizlemiyorlar. Dolayısıyla bizim bakış açımıza göre, eğer onlar bu üç şeyi yapmasalardı terörizmi desteklemekten vazgeçselerdi, nükleer silah peşinde koşmasalardı ve balistik füzeler geliştirmeselerdi bizim hiçbir sorunumuz olmazdı. Ama sorun şu ki onlar, buna hiçbir zaman razı olmadılar. Hatta 2025 yılının haziran ayında savaş başlamadan önce ABD ile temas kurduklarında bile sadece oyun oynadılar. Gerçek anlamda ciddi bir taahhütte bulunmadılar. Bu nedenle bizim için, bu tehlikeli rejimi tehlikeli silahlardan uzak tutmak ve onun İsrail'le savaş halinde olan terörist devletleri ve terörist grupları destekleme kapasitesini azaltacak adımlar atmak son derece önemlidir" dedi. - BAKÜ
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
Azerbaycan, Diplomasi, Güvenlik, Politika, Türkiye, İsrail, İsrail, Türkiye, Azerbaycan, Dışişleri Bakanı, Güvenlik, Diplomasi, Politika, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA