İngiliz Müslümanlar ülkenin en hayırsever topluluğu olmasına rağmen sistematik engellerle karşılaşıyor

Güncel Haberler

İngiltere'de Müslümanlara yönelik yapılan son araştırma, Müslümanların ülkedeki en cömert topluluk olmasına karşılık halen sistematik ayrımcılığa ve İslamofobiye maruz kaldığını ortaya koydu.

İngiltere'de Müslümanlara yönelik yapılan son araştırma, Müslümanların ülkedeki en cömert topluluk olmasına karşılık halen sistematik ayrımcılığa ve İslamofobiye maruz kaldığını ortaya koydu.
Düşünce kuruluşu Equi'nin hazırladığı "Britanya'yı İnşa Etmek: Britanyalı Müslümanların Topluma Katkısı" isimli raporun yazarı Taibah Al-Fagih, raporu ve İngiltere'deki Müslüman toplumun karşılaştığı sorunları AA muhabirine değerlendirdi.
Al-Fagih, Müslümanların yaptığı bağışlar ile ülkedeki sosyal yardımlarla doğrudan ilgili olduğunu, yapılan maddi bağışların, ihtiyaç sahibi İngilizlerin, eğitimden barınmaya, psikolojik destek ve rehabilitasyondan yoksullukla mücadeleye kadar pek çok alanda kullanıldığını, söz konusu bağışların sadece 2024 yılında bile diğer bağış gruplarından kat be kat fazla olduğunu vurguladı.
Müslüman nüfusun yaptığı bağışlar vasıtasıyla yüz binlerce ihtiyaç sahibi İngiliz'in pek çok sosyal yardımdan faydalandığını aktaran Al-Fagih, "İngiliz Müslümanlar, Birleşik Krallık'taki en cömert hayırseverlerdir. Yılda 2,2 milyar sterlin bağış yapıyorlar, bu da Birleşik Krallık'taki ortalama bağışının yaklaşık dört katı. Sadece 2024 yılında, araştırmasını yaptığımız çalışmada, Müslüman hayır kurumları, ülke çapında 330 binden fazla insana ulaştı. Bu sadece ahlaki bir değer değil, aynı zamanda stratejik bir ulusal kaynak." ifadelerini kullandı.
"Müslüman hayır kurumları ulusal politika tartışmalarında genellikle göz ardı ediliyor"
Her ne kadar bu uygulamanın pozitif sonuçları olsa da Müslümanlara yönelik ön yargı ile İngiliz siyasetindeki, Müslümanlara yönelik bazı sistemsel engellerin devam ettiğini vurgulayan Al-Fagih, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Vergi mükelleflerine sağladığı tasarruflara rağmen, Müslüman hayır kurumları ulusal politika tartışmalarında genellikle göz ardı ediliyor. Raporumuz, Müslümanların yönettiği hayır kurumlarının karşılaştığı çeşitli engelleri de ortaya koydu. Birincisi, hayır kurumlarının bankacılık hizmetlerinden ve finansal hizmetlerden dışlanmasıdır. İkincisi, Müslüman hayır kurumlarının orantısız bir denetime tabi tutulduğu gözle görülmektedir. Üçüncüsü, hibe ve fonlara erişimi kısıtlayan kısıtlayıcı finansmandır. Dördüncüsü ise kamu hizmetlerini güçlendirmedeki rollerinin tanınmamasıdır. Bu zorluklar, halihazırda ölçülebilir değer sağlayan hayır kurumlarının daha fazla çalışmasını engellemekte ve maalesef halihazırda bir çözüm de üretilmemektedir."
Raporda geçen hayırsever Müslümanların İngiltere'yi daha müreffeh bir hale getirebilmek için çabaladığını, herhangi bir din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin bu çabayı sarf ettiğine dikkati çeken Al-Fagih, Müslüman toplumun Birleşik Krallığa katma değer kazandırmak ve ülkeyi daha iyi bir yer haline getirebilmek için çabalandığının ancak tüm bu iyi niyetlere karşılık Müslüman kuruluşların orantısız denetimlere tabi tutulduğunu söyledi.
Günümüzde özellikle Müslüman topluma yönelik baskıların arttığı bir dünyada, İngiltere'deki bu gerçekliğin Birleşik Krallığa önemli bir fırsatı ortaya koyduğunu vurgulayan Al-Fagih "Hükümet ve Müslümanların yönettiği hayır kurumları arasında, yerel hizmetleri güçlendirmek, maliyetleri azaltmak ve İngiltere'deki tüm vatandaşlar için sonuçları iyileştirmek amacıyla işbirliğine dayalı bir yaklaşım. Müslümanların yönettiği yerel programlar için Birleşik Krallık'ta eş finansman programları, hükümet daireleri genelinde din konusunda bilgili politika oluşturma, belediyeler ve Müslüman hayır kurumları arasında ortak çalışma ve orantısız banka hesaplarının kapatılması uygulamalarına son vermek için net bir kılavuz talep ediyoruz." ifadelerini kullandı.
"Zekat olarak bağışlanan her bir pound, yerel yönetimleri 73 pound tasarruf ettiriyor"
Al-Fagih, Müslümanlar için bu uygulamanın aslında pek de yeni olmayan bir "sosyal yardımlaşma" örneği olan zekata karşılık gelebileceğini, durumu iyi olan kimselerinin mallarının bir bölümünü ihtiyaç sahipleriyle paylaşmanın, zekatın İngiltere'deki bir yansıması olarak görülebileceğini kaydetti.
"Zekat, İslam inancının temel direğidir." diyen Al-Fagih, Müslümanların zekat olarak bağışladığı her bir poundun yerel yönetimlerin omuzlarındaki maddi yüke önemli bir tasarruf imkanı sağladığını ifade ederken, "Zekat, İslam inancının temel direğidir. Bu rapordaki önemli vaka çalışmalarımızdan biri olan Ulusal Zekat Vakfı, zekata bağışlanan her pound için yerel yönetimlerin 73 pound tasarruf ettiğini ortaya koydu. 2023 yılında, Ulusal Zakat Vakfı, belediyelere 28,8 milyon pound'a mal olacak tahliyeleri önledi. Bu, inançtan ilham alan bağışların herkesin yararına olmasını sağlayan, maliyet etkin bir topluluk ortaklığının açık bir örneğidir." dedi.
Al-Fagih, yerel yönetimler vasıtasıyla sağlanan tasarrufun ülke genelinde yaygınlaştırılıp yasal statü kazandırılabilmesi, Birleşik Krallık'taki yoksulluk ile mücadelede önemli bir çözüm yöntemi sağlayabileceğine vurgu yaptı.
Al-Fagih, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:
"Yasal hizmetler, belediyeler ve Ulusal Sağlık Servisi (NHS) aşırı baskı altında kaldığında, İngiliz Müslümanların hayırseverlik faaliyetleri, zor durumda olan kamu bütçeleri üzerindeki baskıyı hafifletmek, tahliyeleri önlemek, ruh sağlığını desteklemek ve gıda güvensizliğini azaltmak için devreye giriyor. Bu adımlar, Birleşik Krallık kamu hizmetleri için milyarlarca sterlinlik bir kaynak yaratacaktır. İngiliz Müslümanların cömertliği, bugün Britanya'yı güçlendirmektedir. Tanınma ve ortaklık ile, herkes için daha adil ve bir gelecek inşa edilmesine yardımcı olabilir. Bu Birleşik Krallık'ın göz ardı edemeyeceği bir fırsattır."
2023-2024 yılları arasında ülkedeki Müslümanların yaklaşık 2,2 milyar sterlin bağış yaptığı belirtilen raporda, bu rakamın ulusal ortalamanın 4 katı, yüksek gelir grubu ortalamasının ise 10 katından fazlasına denk geldiğine işaret edildi.
Raporda ayrıca, bu yönüyle ülkenin en cömert toplumu olduğu belirtilen İngiltere Müslümanları, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda önemli yardım faaliyetlerine imza attığı, Müslümanların zekatlarından da elde edilen bu bağışların da evsizlik, yoksulluk ve çocuklar için kullandığına vurgu yapılırken, Müslümanların bağış yaptığı kuruluşların, barınma, tıbbi destek, gıda ve nakit yardımlarıyla da devletin ulaşamadığı alanlarda faaliyetlerde bulunduğuna değinildi.