İmamoğlu Atina'ya seslendi, Oyum hâlâ geçerli mi?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atina'daki "Köklerinden Demokrasi" etkinliğine Silivri'den gönderdiği mesajda, İstanbul halkının tercihini üç kez ortaya koyduğunu belirterek "Benim oyum hâlâ geçerli mi?" sorusunu yöneltti.
( ANKARA ) - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atina'da düzenlenen "Köklerinden Demokrasi" etkinliğine Silivri'den gönderdiği mesajda, "İstanbul halkı tercihini üç kez ortaya koydu; 2019'da iki kez ve 2024'te bir kez daha. Bugün onların seçtiği belediye başkanı cezaevinde. Sandığa giden sıradan bir İstanbullu bugün son derece haklı olarak 'Benim oyum hala geçerli mi?' diye sorabilir" ifadelerine yer verdi.
Avrupa Sosyalistler Partisi (PES) Grubu'nun 10-11 Eylül tarihlerinde Atina'daki Olympia Theatre'da düzenlediği "Democracy at its Roots" etkinliğinde, İmamoğlu'nun gönderdiği mesaj okundu. İmamoğlu, mesajında şunları kaydetti:
"Sevgili dostlar, sevgili yoldaşlar demokrasiyi köklerinden ele almak üzere Atina'da bir araya geldiniz. Benim sözlerim ise bugün size Silivri'deki bir cezaevi hücresinden ulaşıyor. İçinden geçtiğimiz anın vahametini anlatmak için daha ne söylemeye gerek var?
Demokrasinin en açık sınavlarından biri aslında basit bir soruda yatıyor: Halkın tercihi hala geçerli mi? Demokrasi, iktidardakilerin, sonuç kendi aleyhlerine olduğunda dahi seçim sonucuna saygı göstermelerini gerektirir. Rakiplerinin kazandığını kabul etmelerini gerektirir. İktidardakiler seçmenin tercihinin önüne geçmeye ya da bu tercihin anlamını azaltmaya çalıştığında, demokrasinin kendisi baskı altına girer.
İstanbul halkı tercihini üç kez ortaya koydu; 2019'da iki kez ve 2024'te bir kez daha. Bugün onların seçtiği belediye başkanı cezaevinde. Sandığa giden sıradan bir İstanbullu bugün son derece haklı olarak şu soruyu sorabilir: 'Benim oyum hala geçerli mi?'
"MESELE YALN I ZCA SEÇ İ LMIŞ BELED İ YE BAŞKANLAR INI N HAPSED İ LMES İ DEĞ İ L"
Türkiye'de artık yalnızca demokratik gerilemeye ilişkin kaygıları dile getirme noktasını geride bıraktık. Mesele yalnızca seçilmiş belediye başkanlarının hapsedilmesi ya da görevlerinden uzaklaştırılması değil. Daha derindeki soru şu: Seçmenin iradesi, iktidardakilerin çıkarlarıyla çatıştığında hala yeterli ağırlığa sahip mi?
Üstelik bu gelişmeler yalnızca seçilmiş belediyelerle sınırlı kalmadı. Bir mahkeme kararı CHP Kurultayı'nın sonucunu geçersiz kıldı. Yol arkadaşlarım boyun eğmeyi reddetti. Halkın iradesine saygı duyulan bir Türkiye'ye olan inançlarıyla YENİ Parti çatısı altında bir araya geldiler. YENİ Parti'nin bütün kalbimle yanındayım.
Vatandaşın sandıktaki sesi dikkate alınmadığında ve bir kişinin mahkemedeki savunması duyulmadığında, artık münferit hak ihlallerinden söz etmiyoruz. Demokrasinin temellerinin kendisi sarsılıyor.
"DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKELERİ ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞMEMELİDİR "
Bu nedenle Pawel Adamowicz Ödülü'nü hiçbir zaman yalnızca şahsıma verilmiş bir onur olarak görmedim. Bu ödülü, İstanbul halkının demokratik iradesiyle ve Türkiye'nin dört bir yanında demokrasi mücadelesini sürdüren milyonlarca insanla dayanışmanın bir göstergesi olarak kabul ediyorum.
Bugün İstanbul'da ve muhalefetin yönettiği diğer kentlerde sınanan yalnızca Türkiye'nin demokrasisi değildir. Seçmenin iradesine saygı, ortak bir demokratik standarttır. Bu nedenle yaşananlar hepimizi ilgilendiriyor.
Türkiye'de demokrasi mücadelesini Türkiye halkının kendisi sürdürecektir. Kimseden bu mücadeleyi bizim adımıza yürütmesini istemiyoruz. Dostlarımızdan istediğimiz yalnızca şudur: Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ülkeden ülkeye değişmemelidir.
Atina ile Silivri'yi birbirine bağlayan bu buluşmanın bana bir kez daha hatırlattığı şey budur. Ben karamsar değilim. İradesini üç kez açıkça ortaya koymuş bir halk, gerektiğinde bunu yeniden ortaya koyacaktır. Demokrasi, halkın sabrı ve kararlılığı sayesinde ayakta kalır. Hepinize dayanışma duygularımla en içten selamlarımı gönderiyorum."
Avrupa Sosyalistler Partisi (PES) Grubu'nun 10-11 Eylül tarihlerinde Atina'daki Olympia Theatre'da düzenlediği "Democracy at its Roots" etkinliğinde, İmamoğlu'nun gönderdiği mesaj okundu. İmamoğlu, mesajında şunları kaydetti:
"Sevgili dostlar, sevgili yoldaşlar demokrasiyi köklerinden ele almak üzere Atina'da bir araya geldiniz. Benim sözlerim ise bugün size Silivri'deki bir cezaevi hücresinden ulaşıyor. İçinden geçtiğimiz anın vahametini anlatmak için daha ne söylemeye gerek var?
Demokrasinin en açık sınavlarından biri aslında basit bir soruda yatıyor: Halkın tercihi hala geçerli mi? Demokrasi, iktidardakilerin, sonuç kendi aleyhlerine olduğunda dahi seçim sonucuna saygı göstermelerini gerektirir. Rakiplerinin kazandığını kabul etmelerini gerektirir. İktidardakiler seçmenin tercihinin önüne geçmeye ya da bu tercihin anlamını azaltmaya çalıştığında, demokrasinin kendisi baskı altına girer.
İstanbul halkı tercihini üç kez ortaya koydu; 2019'da iki kez ve 2024'te bir kez daha. Bugün onların seçtiği belediye başkanı cezaevinde. Sandığa giden sıradan bir İstanbullu bugün son derece haklı olarak şu soruyu sorabilir: 'Benim oyum hala geçerli mi?'
"MESELE YALN I ZCA SEÇ İ LMIŞ BELED İ YE BAŞKANLAR INI N HAPSED İ LMES İ DEĞ İ L"
Türkiye'de artık yalnızca demokratik gerilemeye ilişkin kaygıları dile getirme noktasını geride bıraktık. Mesele yalnızca seçilmiş belediye başkanlarının hapsedilmesi ya da görevlerinden uzaklaştırılması değil. Daha derindeki soru şu: Seçmenin iradesi, iktidardakilerin çıkarlarıyla çatıştığında hala yeterli ağırlığa sahip mi?
Üstelik bu gelişmeler yalnızca seçilmiş belediyelerle sınırlı kalmadı. Bir mahkeme kararı CHP Kurultayı'nın sonucunu geçersiz kıldı. Yol arkadaşlarım boyun eğmeyi reddetti. Halkın iradesine saygı duyulan bir Türkiye'ye olan inançlarıyla YENİ Parti çatısı altında bir araya geldiler. YENİ Parti'nin bütün kalbimle yanındayım.
Vatandaşın sandıktaki sesi dikkate alınmadığında ve bir kişinin mahkemedeki savunması duyulmadığında, artık münferit hak ihlallerinden söz etmiyoruz. Demokrasinin temellerinin kendisi sarsılıyor.
"DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKELERİ ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞMEMELİDİR "
Bu nedenle Pawel Adamowicz Ödülü'nü hiçbir zaman yalnızca şahsıma verilmiş bir onur olarak görmedim. Bu ödülü, İstanbul halkının demokratik iradesiyle ve Türkiye'nin dört bir yanında demokrasi mücadelesini sürdüren milyonlarca insanla dayanışmanın bir göstergesi olarak kabul ediyorum.
Bugün İstanbul'da ve muhalefetin yönettiği diğer kentlerde sınanan yalnızca Türkiye'nin demokrasisi değildir. Seçmenin iradesine saygı, ortak bir demokratik standarttır. Bu nedenle yaşananlar hepimizi ilgilendiriyor.
Türkiye'de demokrasi mücadelesini Türkiye halkının kendisi sürdürecektir. Kimseden bu mücadeleyi bizim adımıza yürütmesini istemiyoruz. Dostlarımızdan istediğimiz yalnızca şudur: Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ülkeden ülkeye değişmemelidir.
Atina ile Silivri'yi birbirine bağlayan bu buluşmanın bana bir kez daha hatırlattığı şey budur. Ben karamsar değilim. İradesini üç kez açıkça ortaya koymuş bir halk, gerektiğinde bunu yeniden ortaya koyacaktır. Demokrasi, halkın sabrı ve kararlılığı sayesinde ayakta kalır. Hepinize dayanışma duygularımla en içten selamlarımı gönderiyorum."
Kaynak: ANKA / Güncel
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ekrem İmamoğlu, Demokrasi, İstanbul, Politika, Güncel, İstanbul, Demokrasi, Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA