İç Dünyalarını 700 Yıldır Aynı Motiflerle Yansıtıyorlar

Yerel Haberler

Cemal Coşkun/Umut Özgan - Assos Antik Kenti ve Midilli Adası'nın karşısında yer alan, zeytin ağaçlarıyla dolu eşsiz sahil kesimiyle bilinen Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin sakinleri, yüzyıllardır, tahta tezgahlarda, kök boya kullanılan yün iplerle yaptıkları halılara iç dünyalarını işliyor.700 yıl önce işlenen desenler, günümüzde kök boyalarla yeniden görücüye çıkarılıyor.

Cemal Coşkun/Umut Özgan - Assos Antik Kenti ve Midilli Adası'nın karşısında yer alan, zeytin ağaçlarıyla dolu eşsiz sahil kesimiyle bilinen Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin sakinleri, yüzyıllardır, tahta tezgahlarda, kök boya kullanılan yün iplerle yaptıkları halılara iç dünyalarını işliyor. 700 yıl önce işlenen desenler, günümüzde kök boyalarla yeniden görücüye çıkarılıyor.

Özellikle köylerde yaşayan Ayvacıklıların, tahta tezgahlarda işlediği halılarda, atkı, çözgü ve argaç denilen, el bükümü yün ipler kullanılıyor. Yüzyıllardır nesilden nesile aktarılan motifler, hünerli ellerle metrekareye 80 ile 120 bin ilmek atılarak hayat buluyor.

Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu Yarımadası'nın en uç noktasında, Ege ve Marmara'nın birleştiği kesimde yer alan Ayvacık'tan zaman içerisinde değişik kültürlerin gelip geçtiğini söyledi.

İlçede yaşayan halkın bu kültürleri ve sembolleri taşıdığını, düğümlü dokumacılık denilen halıcılık şekliyle de bunları motiflere yansıttığını ifade eden Şahin, "Tarım, hayvancılık ve turizm. Bunlar birbirine bağlı şeyler. Burada küçükbaş hayvan var. Bilhassa koyunun yününü kadın, ip haline getiriyor. Yünden atkı, çözgü ve argaç denilen 3 tür ip yapıyor. Daha sonra bunları boyuyor. Ninesinden ve annesinden ne öğrendiyse bunu da o düğüm tekniğiyle dokuma dediğimiz halı türüne yansıtıyor" dedi.

-"Yazı ve sözle yapamadığını sembollerle ifade ediyor"-

Halılardaki en önemli şeyin, dokuyanın yansıttığı semboller olduğuna işaret eden Şahin, şöyle konuştu:

"Halı dokuyan, içinden geçeni, gelenekleri ve sıkıntılarını sembollerle yansıtıyor. Yazı ve sözle yapamadığını sembollerle ifade ediyor. Bunu sadece yere serilen bir halı olarak düşünmeyin. Bu, eski çağlardan beri buradan geçen kültürlerin bir toplamıdır. Bugünkü halk tarafından da yapılarak piyasaya sunuluyor. Ekonomik olarak bunları güçlendirmek lazım. Halı bir sabır işidir. Evinde özellikle kış aylarında oturan hanımlar, aylarca ipini hazırlar, boyasını yapar ve halıyı dokur. Neticede ekonomik olarak kendine bir imkan sağlamaktır. Ama öyle bir şey oluyor ki 6-7 metre uzunluğundaki halıyı 3 aydan önce bitiremiyor. Birkaç komşusu da ona yardım ediyor. Dolayısıyla ekonomik olarak ve bir de düğüm atarak sabır... Ama bu sabrının karşılığının da bir mükafat olarak bir bedele dönmesi lazım. İşte orada sıkıntı var. Biz de pazarlama konusunda onların önünü açmaya çalışıyoruz."

Şahin, halılarda Ayvacık'a özgü değerlerin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Birçok bilim adamı, bilhassa turnalı halı modelini kitaplarında kapak yapmıştır. Bu, turna kuşlarının göçünü anlatır. Yani 'V' şeklinde uçarlar. Uygun gördükleri verimli topraklara iner, dinlenirler. Eğer çok mutluysa, orada kaldığını belli eden işaretler vardır. Bir kısmı göçü yapmıştır, göçü belli eden işaretler vardır. Günlük birtakım duygu ve düşüncelerden de buraya fikir katılır. Ortaya çok güzel bir eser çıkar.

Halılar 2000'li yıllara kadar yüzde 90 yurt dışına gönderiliyordu. Daha sonra 2002'ye kadar duraklamaya girdi. 2002 yılından sonra ise iç piyasada bir hareket belirdi. Ama bir emek ve zaman olayı işin içine girdiği için maliyetini bizim alıcılar biraz yüksek bulabiliyor. Aslında öyle değil. Ama iç piyasa bizim bu bölgenin halısını da tam olarak tanımıyor."

-Kök ve bitkilerden elde edilen boyalar kullanılıyor-

Süleymanköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hasan Gürbüz ise, kooperatiflerinin 1981'de Marmara Üniversitesinin Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Projesi'ni (DOBAG) uygulamaya başladığını söyledi.

Marmara Üniversitesi tarafından görevlendirilen Dr. Herald Böhmer'in 1981 yılında bölgedeki köyleri gezdiğini ifade eden Gürbüz, "Böhmer, yaptığı araştırmanın ardından Süleymaniye köyü halkının konuya daha sıcak baktığını görüyor. Hazırda bir kooperatif olunca da projeyi burada gerçekleştirmeye karar veriyor" dedi.

Halılarda kullanılan boyanın ilk zamanlarda dokuyucular tarafından yapıldığını belirten Gürbüz, şöyle konuştu:

"Daha sonra üniversite bu boyaların bitkilerden elde edilen solmaz boya olması sebebiyle kooperatifin bir elemanını eğitti ve kooperatif bünyesinde bir elemanla bu boyayı yapmaya başladı. Kooperatifimiz 1983'ten bu yana da ithalatını kendi yapıyor. Boyalar tamamen kök ve bitkilerden elde edilen boyalar. Marmara Üniversitesi bu boyaların 100 yıl solmayacağına garanti veriyor. Çalışmalarımız tamamen yöresel. Motifler ise Ezine ve Bergama uzantısıdır. Evlerden, çeyizlerden ve camilerden bulduğumuz motifler... 700 yıl önce işlenen desenler, kök boyalarla yapılmaya devam ediliyor."

1983 yılında bu halıları 10-12 ülkeye ihraç ettiklerini dile getiren Gürbüz, sözlerini şu şekilde tamamladı:

"Son yıllarda dış pazar, küresel ekonomik kriz dolayısıyla bir düşüş gösterdi. Şu anda Norveç başta olmak İskandinav ülkeleri, Avustralya, Almanya ve İrlanda'ya ihracatımız halen devam etmektedir. Halılar tamamen el yapımıdır. Halıları yapan ev hanımları ekonomik özgürlüğünü kazanmış ve ev ekonomisine katkıda bulunmuşlardır. Daha önce çocuğunu bırakıp araziye gidiyorlardı pamuk ve zeytin toplamaya. Halıcılığa geçtikten sonra hem güzel para kazanmaya başladılar, hem de çocuklarının başında kalıp, ev işlerini yaparak çalışmaya başlamış oldular."

- ÇANAKKALE
Kaynak: AA / Yerel

Yerel, Yerel, Haberler