Heykeltıraş 35 yıldır taşların dünyasını keşfediyor

Kültür Sanat Haberleri

- Yozgat'ın Aydıncık ilçesinde yaşayan heykeltıraş Erol Gürgen: "Şu anda hedefim Aydıncık'ta bir taş müzesi kurmak. Fosillerden kristal kuvarslara, içinden farklı desenler çıkan taşlara kadar koleksiyonumuzdaki eserleri burada sergilemek istiyorum"

Yozgat'ın Aydıncık ilçesinde yaşayan heykeltıraş Erol Gürgen, 35 yıldır doğadan topladığı farklı şekil ve desenlerdeki taşlarla 2 bine yakın parçalık koleksiyon oluşturdu.
Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu 54 yaşındaki Gürgen'in taşlara ilgisi, üniversite yıllarında taş oymayla uğraşırken başladı.
Taşları 1991 yılından bu yana Yozgat başta olmak üzere farklı illerden toplayan Gürgen, bunları Aydıncık'ta belediyeye ait sanat atölyesinde kesip zımparalayarak içlerindeki doğal desenleri ortaya çıkarıyor.
Yıllar içinde oluşturduğu 2 bine yakın parçadan oluşan koleksiyonunu daha geniş kitlelerle buluşturmak isteyen Gürgen, ilçede taş müzesi kurmayı hedefliyor.
Erol Gürgen, AA muhabirine, üniversite yıllarında taşları kırarken, keserken ve parçalarken ortaya çıkan farklı desenlerin ilgisini çektiğini, zamanla insan, doğa, hilal figürlerini andıran şekillerle de karşılaşınca bu taşları biriktirmeye karar verdiğini söyledi.
İlk zamanlarda daha çok figürlü taşlara yöneldiğini, ilerleyen yıllarda ise koleksiyonunu farklı taş türleriyle genişlettiğini anlatan Gürgen, "Daha sonra figürlü taşları biriktirmeye başladım ve zamanla koleksiyoner oldum. Bunun yanında mineral ve agat türlerine yöneldim. Aydıncık ve Yozgat'ta ametist, kristal kuvars, kalsedon ve çubuk agat taşlarının özellikle içinden desen çıkanlarını toplamaya başladım." diye konuştu.
"Oksitlenmesine, desenlerine ve çizgilerine göre taşı kesiyoruz"
Gürgen, taşların yüzeyindeki renk, oksitlenme ve çizgilerin kesim öncesinde kendisine fikir verdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bir taşa baktığımızda yüzeyindeki yeşil ve kahverengi oksitlenmelerden içerisinde bakır veya demir olduğunu anlayabiliyoruz. Üzerinde birkaç çizgi varsa bunların derinleşerek bir desene hatta resme dönüşebileceğini öngörebiliyoruz ama tabii ki taşın içinden ne çıkacağını kesin olarak bilmiyoruz. Oksitlenmesine, desenlerine ve çizgilerine göre taşı kesiyoruz. Kestikten sonra bazen bir insan veya hayvan figürü, bazen de deniz ya da gökyüzünü andıran desenlerle karşılaşıyoruz. Daha sonra zımparalayarak bu desenleri belirgin hale getiriyoruz."
Taşların doğal yapısını korumaya özen gösterdiğini vurgulayan Gürgen, koleksiyonundaki parçaları işlerken kimyasal madde veya vernik kullanmadığını, farklı kalınlıklardaki zımparalarla parlattığını dile getirdi.
"Koleksiyon taşlarımız çocuğumuz gibi oluyor"
Koleksiyonunu atölyede sergilediğini ifade eden Gürgen, taşlara ilgisini ilçedeki çocuklara da aktardığını söyledi.
Çocukların topladıkları taşları atölyeye getirdiğini, zamanla hangi taşları toplayacakları konusunda bilinçlendiklerini, bu uğraşın onlarda öz güven ve düzen duygusunun gelişmesine de katkı sağladığını anlatan Gürgen, "Koleksiyon taşlarımız aslında çocuğumuz gibi oluyor. Vermeye kıyamıyoruz ama bizden daha çok seven, heyecanlı çocuklar olunca onlara verebiliyoruz." dedi.
İlçede taş müzesi kurmayı hedeflediğini belirten Gürgen, "Fosillerden kristal kuvarslara, içinden farklı desenler çıkan taşlara kadar koleksiyonumuzdaki eserleri burada sergilemek istiyorum. Taşın içinden çıkan desenleri büyük bir görselle, taşı da hemen altında sergileyerek bir taş müzesi oluşturmayı hedefliyorum." diye konuştu.