Hematoloji Uzmanı Didem Atay, kemik iliği bağışı ameliyat değil, kan bağışı gibi dedi

Sağlık Haberleri

Hematoloji Uzmanı Didem Atay, kemik iliği bağışının sanılanın aksine ameliyat değil, basit kan bağışına benzediğini söyledi. Atay, 18-35 yaş arası sağlıklı gönüllülerin Kızılay'a başvurabileceğini, TÜRKÖK'te bağışçı sayısının 1 milyon 230 bini aştığını belirtti.

Lösemi ve diğer kan hastalıklarıyla mücadelede hayati önem taşıyan kemik iliği bağışı, nakil bekleyen hastalara umut oluyor.
Her yıl eylül ayının üçüncü cumartesi günü, Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü olarak kutlanıyor.
Yapılan her ilik bağışı, nakil için sıraya giren hastalara hem umut veriyor hem de onların yeniden hayata tutunmasını sağlıyor.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü'nün kendileri için çok önemli bir gün olduğunu söyledi.
İlik bağışının önemine dikkati çeken Atay, "Kemik iliği bağışçısı olmak çok önemli ve özel bir görev. Başka bir insana can veriyorsunuz, hayat katıyorsunuz. Standart bir kan bağışı gibi düşünebilirsiniz aslında ama verdiğiniz bağış o hastaya, aileye bir umut oluyor ve yeni bir can veriyor. Bu nedenle kemik iliği bağışı çok önemli bir bağış." ifadelerini kullandı.
Atay, gönüllülerin kolay şekilde bağış yapabileceğini belirterek, şunları söyledi:
"İnsanlar yanılıyorlar, zannediyorlar ki bir ameliyata girecek, kemiği açılacak, içinden kemik iliği alınacak. Hayır, öyle bir şey değil bu. Basit bir kan bağışına benziyor. Öncelikle sağlıklı, 18-35 yaş arasına gönüllü verici olmak gerekiyor. Daha sonra o kişinin testleri yapılıp da tüm testleri temiz çıktıktan sonra gönüllü kemik iliği bağışçısı olabiliyor. Bu işlemde eğer bu bağışçının uygun bir hasta çıkarsa, ona uygun doku grubu uyan ve bağışlama zamanı geldiğinde kan bağışı gibi öncesinde basit bir hazırlık yapıldıktan sonra kan merkezinde ya da toplama merkezlerinde vericinin uygun kemik iliği kan bağışı şeklinde toplanıyor."
Bağış yaparken sanılanın aksine ameliyat durumunun yaşanmadığını aktaran Atay, sağlıklı bir insan olduğu için vericilerin kemik iliğini kısa bir süre sonra tekrar kendilerinin üretebildiğini dile getirdi.
Atay, bağış işleminin gönüllü vericiye herhangi bir zararı olmadığını kaydederek, bu nedenle bağışçıların güvenle kemik iliği bağışçısı olabileceklerini vurguladı.
"Türkiye'de taranan hastaların üçte ikisi bağış bulabiliyor ama bu sayıyı artırmak gerekiyor"
Sağlıklı olan herkesin bağış yapabileceğini ifade eden Atay, " Kızılay'a başvurmak gerekiyor. Kızılay'da 'Gönüllü kan bağışçısı olmak istiyorum' seçeneği var, bir de 'Gönüllü kök hücre bağışçısı olmak istiyorum' seçeneği var. İstedikleri zaman Kızılay'a gönüllülük olarak başvurabiliyorlar. Ülkemizde erken tanıyla ve ileri tedaviyle çok sayıda hasta, kök hücre nakline, kök hücre bağışına gidebiliyor. Sayı gün geçtikçe artıyor. TÜRKÖK, ülkemizin kök hücre bağışı için toplama merkezi ve 2014 yılından beri görev almakta. Bağışçı sayısı 1 milyon 230 bini aşmış durumda. Şu an Türkiye'de taranan hastaların üçte ikisi bağış bulabiliyor ama bu sayıyı artırmak gerekiyor." şeklinde konuştu.
Gönüllü vericilere, uygun bir hasta çıktığında farklı çekincelerle tekrar vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulunan Atay, "Çünkü bağışçılarımız var, uygun hastalarımıza çıkıyor, bağışçıyla eşleşiyor ama bağışlama noktasına geldiği zaman o bağışçı vazgeçebiliyor. O hasta ve ailesi için hayal kırıklığı. Çünkü ben bir Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı olarak o hastaların aileleriyle sık sık beraber oluyorum ve onların o verici beklerkenki telaşlı hallerini, umutlarını görebiliyorum. Bir bağışçı çıktığı zaman mutlu oluyorlar, kendi hastaları için seviniyorlar ama bağışçı vazgeçtiğinde ya da gönüllü bağışçılıktan düştüğü zaman büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar." dedi.
Atay, kök hücre bağışlamanın bir kişinin hayatını kurtarmak, ona can vermek ve umut olmak olduğunun unutulmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.