İran'ın eski dini lideri Hamaney'in cenaze töreni ve siyasi mesajlar

Güncel Haberler

İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney ve ailesinin cenaze töreni 6 gün sürdü, 42 milyon kişi katıldı. Tören, ABD karşıtlığı ve milli dayanışma duygularını güçlendirirken, siyasi motivasyonlar taşıdı ve Irak'ta da düzenlenen törenlerle Tahran'ın nüfuzunu sergiledi.

SETA Dış Politika Araştırmacısı İsmet Horasanlı, İran'ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze töreninde yaşananları ve bu durumun etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
İran'ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail ve ABD'nin 28 Şubat 2026'da İran'a yönelik başlattığı saldırıların ilk gününde hayatını kaybetmişti. Saldırı esnasında Hamaney'le birlikte torunu, gelini, damadı ve kızı da öldürüldü. Bu nedenle düzenlenen cenaze törenlerinde Hamaney'in yanında diğer aile üyelerinin tabutları da gezdirildi. 4 Temmuz Cumartesi günü başlayan tören 9 Temmuz Perşembe günü sona erdi. Cenaze töreni Tahran ve Kum'un yanı sıra Necef ve Kerbela gibi Irak şehirlerinde de düzenlendi. Fars Haber Ajansının verdiği bilgiye göre 6 gün boyunca devam eden cenaze törenlerine toplamda 42 milyon kişi katılım sağladı. Törene İran'ın yeni dini lideri seçilen Mücteba Hamaney katılamadı, önceki cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ve Hasan Ruhani ise törene çağırılmadı.
Törene sadece İran içerisinden değil dünyanın birçok ülkesinden resmi heyetler de katıldı. Pakistan, Tacikistan, Gürcistan, Ermenistan ve Türkmenistan gibi ülkelerden ülke liderleri katılırken Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerden de üst düzey heyetler katılım sağladı. Türkiye'den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve beraberinde heyet katıldı.
Cenaze töreni Hamaney'in ölümünden yaklaşık dört ay sonra düzenlenmiş, diğer devlet makamlarına yapılan törenlerden farklı olarak sadece Tahran'la sınırlı kalmayıp Kum, Necef, Kerbela ve Meşhed şehirlerinde de törenler düzenlenmiştir. Tören sonrasında Hamaney ve ailesi İmam Rıza'nın türbesine defnedilmiştir. Bu açıdan bakıldığında bu cenaze töreninin dini bir merasim icra etmenin yanı sıra siyasi motivasyonlar da taşıdığı anlaşılmaktadır.
Cenaze töreninin arkasındaki siyasi motivasyonlar
İran son dönemlerde sıklıkla halk tabanında bir meşruiyetinin olmaması iddialarıyla gündeme gelmiştir. Nitekim Ağustos 2025'te yayımlanan GAMAAN raporuna göre rejim karşıtlığının ortalama yüzde 70 civarında olduğu görülmektedir. Bu oranın Mahsa Emini protestoları esnasında yüzde 81'e kadar yükseldiği ifade edilmektedir. Son yıllarda GAMAAN raporuna benzer pek çok rapor yayımlanmıştır. Bu raporların ağırlıklı olarak yurt dışında yaşayan İranlılar tarafından hazırlandığı dikkate alındığında İran rejimine karşı bir tutum sergilediği anlaşılmaktadır. Ancak taraflı olmalarına rağmen anketlere İran'ın savaş öncesi atmosferinin kısmi olarak yansıdığı da bir gerçektir. Zira son dönemlerde başta ekonomik sebepler olmak üzere gündelik yaşamda meydana gelen zorluklardan dolayı İran'da rejimin meşruiyeti giderek düşmüştür. Nitekim, ülkede ABD ve İsrail'in başlattığı savaştan kısa süre önce de hayat pahalılığından ve döviz fiyatlarının hızlı yükselişinden kaynaklı protestolar düzenlenmiş, protestolarda yönetimin izlediği politikalar eleştirilmiştir.
Böylesi bir atmosferde ABD ve İsrail'in savaş başlatması milli duyguları tetiklemiş, ekonomik sıkıntıları ikinci plana itmiş ve halkın bir bayrak etrafında toplanmasını sağlamıştır. 40 gün süren savaş sürecinde de başta petrol tesisleri, çelik fabrikaları ve köprüler olmak üzere çok sayıda sivil alan hedef alınmıştır. İsrail ve ABD'nin bu tutumu, İran halkının yanında olduklarına yönelik söylemlerine boşa çıkarmış, temel hedeflerinin bir bütün olarak İran olduğunu gözler önüne sermiştir. Durumun farkına varan İran halkı da rejimi desteklemese bile fiilen ülkenin savunucusu durumuna düşen yönetimin arkasında durmuştur. Bu nedenle ülkeye yönelik sahiplenme duygusu giderek artmıştır. Savaşın sonlarına doğru ABD Başkanı Donald Trump'ın İran köprülerini ve su tesislerini hedef alacağına yönelik yaptığı açıklamadan sonra halkın köprülere gidip nöbet tutması bunun en somut örneklerinden biridir.
Böylesi hassas bir konjonktürde İran, ABD'yle imzaladığı mutabakat zaptından doğan ateşkesten yararlanarak dini lideri Hamaney için cenaze töreni düzenlemeye karar vermiştir. İran yönetimi bu kararı verirken dini ve geleneksel bir ritüeli yerine getirmenin yanı sıra oluşan milli dayanışma ve ABD karşıtlığı duygularından da maksimum sonuç elde etmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle altı gün boyunca devam eden kapsamlı bir cenaze töreni gerçekleştirilmiştir. Buna rağmen törenlerin yapıldığı dönemde ABD'nin İran'a yönelik yeniden saldırılar başlatması dikkat çekici olmuştur. Bu anlamıyla ABD'nin bir karşı mesajında bahsetmek mümkündür.
Öte yandan tören sadece İran'da değil, sembolik öneme sahip Kerbela ve Necef'te de düzenlenmiştir. Böylece Tahran yönetimi bir yandan Irak'taki nüfuzunu gözler önüne sermiş diğer yandan Irak'ta bulunan Hamaney takipçilerini de memnun etmiştir. Zira, Şii inancına göre bir taklit merciinin ülke sınırları gözetmeksizin farklı coğrafyalarda takipçileri bulunmaktadır. Hamaney'in Irak'ta kayda değer bir takipçi kitlesi olduğu varsayılmaktadır.
Diğer taraftan, itikadi açıdan bakıldığında Hz. Hüseyin'in Kerbela çölünde gerçekleştirdiği mücadele Şiiler açısından özel bir önem taşımaktadır. Zira Kerbela hadisesinde Hz. Hüseyin ve yaverlerinin sayıca az olmasına rağmen teslim olmayıp inandığı gerçekler doğrultusunda sonuna kadar savaştığı bilinmektedir. Bu açıdan pek çok İranlı düşünür meydana gelen İran-ABD/İsrail Savaşı'nı Kerbela hadisesine benzetmiş, Hamaney'i de bu savaşın kahramanı olarak nitelemiştir. Dolayısıyla Hamaney naaşının Kerbela'ya götürülmesi mitolojik açıdan da önem arz etmektedir.
-Törene katılan kesimler ve verilmek istenen mesajlar
Hamaney'in cenaze törenine gösterilen yoğun ilgiyi iki temel kategoriye ayırmak mümkündür. Birinci kesimi rejimin ana kitlesini oluşturan ve her koşulda rejimi destekleyen kitle oluşturmaktadır. İran'da ultra muhafazakar olarak bilinen bu kesim İran devriminin temel kodlarının korunmasını bu doğrultuda taviz verilmemesini savunmaktadır. Payidari cephesinin de içinde bulunduğu bu kesim İran'ın ABD'yle görüşmelerini de olumsuz yaklaşmakta, Hamaney'in intikamının alınmasını savunmaktadır. Bu kesim cenaze törenine yoğun katılım sağlayarak kendi güçlerini sergilemeyi amaçlamıştır. Nitekim cenaze töreninden sonra intikam söylemleri de gözle görülür bir biçimde artmıştır.
İkinci kesimi de ABD'nin İran'a yönelik saldırısını haksız bulan ve karşı çıkan kesim oluşturmaktadır. Bu kesim İran'ın rejimini desteklemese bile yabancı bir gücün ülkelerine müdahalesini istememekte, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısına karşı çıkmaktadır. Cenaze töreninin savaştan hemen sonra gerçekleşmesi bu kesimin de yoğun ilgi göstermesine, ABD'ye olan genel rahatsızlığının açığa vurmasına neden olmuştur. İran yönetimi halk tabanında oluşan bu rahatsızlıktan yararlanarak adeta bir güç gösterisi yapmıştır. Böylece hem meşruiyetinin azaldığına yönelik söylemleri hem de İran'ın parçalanabileceğini varsayan argümanlara karşı meydan okumuştur. ???????
[İsmet Horasanlı, SETA Dış Politika Araştırmacısıdır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.