Gazze'de İsrail'in tahrip ettiği kanalizasyon sistemi sağlığa ve çevreye risk teşkil ediyor

Güncel Haberler

- İsrail'in kanalizasyon altyapısının büyük bölümünü tahrip ettiği Gazze Şeridi'nde arıtılmamış kanalizasyon suları denize ve yağmur suyu toplama havuzlarına akarken, BM ise çevre ve sağlık risklerinin arttığı uyarısında bulunuyor Han Yunus Belediyesi Sözcüsü Saib Lakan: "Kirliliğin yol açtığı tehdit Gazze ile sınırlı değil. Akdeniz havzasındaki diğer bölgelere de akıntılar yoluyla taşınabilir. Uluslararası toplum, belediye ekiplerinin arıtma tesislerine ulaşabilmesini ve kanalizasyon sisteminin onarımı için gerekli ekipman, boru ve yedek parçaların girişine izin verilmesi amacıyla İsrail'e baskı yapmalı"

HOSNİ NEDİM / HALİL İBRAHİM MEDET - İsrail saldırılarının Gazze Şeridi'ndeki kanalizasyon altyapısının büyük bölümünü tahrip etmesi, onarım için gerekli yakıt ve malzemenin girişini de engellemesi sebebiyle arıtılmamış atık sular denize ve yağmur suyu toplama havuzlarına akıyor, bu durum çevre kirliliğini ve salgın hastalık riskini tırmandırıyor.
Han Yunus Belediyesi Sözcüsü Saib Lakan ve Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsni Muhenna, AA muhabirine, İsrail saldırılarının Gazze Şeridi'ndeki kanalizasyon sisteminde yol açtığı yıkımı değerlendirdi.
Lakan, İsrail saldırılarının Han Yunus'ta 30 bin metreden fazla kanalizasyon şebekesini ve borularını tahrip etmesi nedeniyle krizin ciddi biçimde derinleştiğini kaydetti.
İsrail'in belediye ekiplerinin ana arıtma tesisine ve ana atık depolama alanına ulaşmasını engellediğini ifade eden Lakan, yerinden edilmiş Filistinlilerin bulunduğu alanların korunması amacıyla kanalizasyon suyunun yönünü denize çevirmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.
Lakan, her gün arıtılmamış 6 bin ila 10 bin metreküp kanalizasyon suyunun zorunlu olarak deniz kıyısına pompalanmasının yol açacağı tehditlere işaret ederek, şunları söyledi:
"Bu durum yerinden edilmiş kişiler arasında hastalıkların yayılmasını ve salgın riskini artırıyor. Kirliliğin yol açtığı tehdit Gazze ile sınırlı değil. Akdeniz havzasındaki diğer bölgelere de akıntılar yoluyla taşınabilir. Uluslararası toplum, belediye ekiplerinin arıtma tesislerine ulaşabilmesini ve kanalizasyon sisteminin onarımı için gerekli ekipman, boru ve yedek parçaların girişine izin verilmesi amacıyla İsrail'e baskı yapmalı."
Gazze kentinde sadece 2 kanalizasyon suyu pompalama istasyonu çalışıyor
Gazze Belediyesi Sözcüsü Muhenna ise İsrail saldırıları nedeniyle tahrip olan 8 kanalizasyon suyu pompalama istasyonundan yalnızca 2'sini faaliyete geçirebildiklerini anlattı.
İsrail saldırılarının Gazze kentinde yaklaşık 220 bin metre kanalizasyon şebekesinin tahrip olmasına neden olduğunu belirten Muhenna, her gün 24 bin metreküpten fazla kanalizasyon suyunun kıyıya sızdığını vurguladı.
Muhenna, kıyıya sızan kanalizasyon suyuna ek olarak yağmur suyu toplama amacıyla kurulan Şeyh Rıdvan Göleti'nin de kanalizasyon sularının toplandığı bir alana dönüştüğünü kaydetti.
Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin hayatı, kanalizasyon sularının caddelerde yaydığı kötü koku ve beraberinde getirdiği sivrisinekler nedeniyle zorlaşıyor.
Molozlara uzun süre maruz kalmak risk taşıyor
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre, Gazze Şeridi'ndeki 6 kanalizasyon arıtma tesisinin tamamı hizmet dışı durumda bulunuyor.
OCHA'ya göre, Gazze'deki kanalizasyon suyu pompalama istasyonlarının da yaklaşık yüzde 70'i çalışmadığı için her gün 150 bin metreküpten fazla arıtılmamış kanalizasyon suyu çevreye bırakılıyor.
Ayrıca Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yaklaşık yüzde 60'ı, kaldıkları yerlere 10 metreden daha yakın mesafedeki kanalizasyon sularına veya insan atıklarına maruz kalıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ise, kanalizasyon altyapısının çökmesi ve su şebekelerinin tahrip edilmesi nedeniyle Gazze halkının su temininde bağlı olduğu yer altı su rezervuarında da kirliliğin artmış olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gazze Şeridi'ndeki çevresel zararların suyla sınırlı olmadığını kaydeden UNEP, İsrail saldırıları nedeniyle yıkılan binalardan oluşan molozların bir kısmının asbest içerebileceğine dikkati çekerek, bu maddeye uzun süre maruz kalmanın ölümcül hastalıklara yol açabileceğini vurguluyor.