Filo Jet faciasında 649 metreden çıkarılan naaş Türk deniz tarihinde en derini oldu

Girne açıklarında Filo Jet faciası için yürütülen arama çalışmalarında 14 kişilik listeden 13 kişi yüzeye çıkarıldı. Derinsu yetkilisi Okan Taktak, son ulaşılan naaşın 649 metre derinlikten alındığını, bunun Türk deniz tarihinde en derinden çıkarılan naaş olduğunu söyledi.

Girne açıklarında yaşanan Filo Jet gemi faciasının ardından sürdürülen arama çalışmalarına katılan Derinsu Sualtı Mühendislik Firması yetkilisi Okan Taktak, arama gemisinde yaptığı açıklamada, 554 metre derinlikteki batığın içerisinden naaş çıkarıldığını, son ulaşılan naaşın ise 649 metre derinlikten alındığını söyledi. Yaklaşık bir aydır devam eden çalışmalarda 5,5 milyar metreküplük deniz suyu hacminin ve 10 milyon metrekarelik deniz tabanının tarandığını belirten Taktak, "Türk deniz tarihinde en derinden çıkartılan naaşlarımız oldu bunlar. Artık son iki günümüz kaldı. Taranmamış alan bırakmak istemiyoruz" dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 30 Ağustos'ta meydana gelen Filo Jet gemi faciasının ardından kayıp kişilere ulaşılması amacıyla yürütülen arama çalışmaları devam ediyor. Girne açıklarında arama faaliyetlerinin sürdürüldüğü araştırma gemisinde İhlas Haber Ajansı'na (İHA) konuşan Derinsu Sualtı Mühendislik Firması yetkilisi Okan Taktak, yaklaşık bir aydır yürütülen çalışmaların tüm aşamalarını, deniz tabanında gerçekleştirilen operasyonları, kullanılan teknolojik sistemleri ve ulaşılan sonuçları anlattı.
Batığın ilk gün 554 metre derinlikte tespit edildiğini belirten Taktak, çalışmaların başlangıçta gemi enkazında yoğunlaştırıldığını, daha sonra arama alanının kuzey yönünde genişletildiğini söyledi.
"İlk gün batığı 554 metre derinlikte tespit ettik"
Yaklaşık bir aydır Girne açıklarında görev yaptıklarını belirten Taktak, "Çalışmalarda yaklaşık bir aydır buradayız. Batığın etrafını taradık. İlk geldiğimiz gün batığı tespit ettik. 554 metre derinlikte batığı tespit ettikten sonra batığın içerisinde olduğunu düşündüğümüz naaşlara ulaşmak için batığın koridor kısmında ROV'u kullanarak kesimler yapıldı. Objeler temizlendikten sonra, net edildikten sonra bir vatandaşımızı, bir naaşı batığın içinden çıkardık" dedi.
Arama çalışmalarının ilk haftasında bütün faaliyetlerin gemi enkazında yoğunlaştığını anlatan Taktak, batık içerisinde başka naaş bulunmadığından emin olunmasının ardından deniz tabanında daha geniş bir alanın taranmaya başlandığını belirtti. Taktak, "Bütün çalışmalar batıkta yoğunlaşmıştı ilk hafta. Orada daha fazla kimsenin kalmadığına emin olduktan sonra batığın yüzeyde en son görüldüğü nokta, kuzey istikametinde, yaklaşık 2,3 kilometre daha kuzeyde. Dipten o bölgeye doğru bir alan taraması yapmaya devam ettik" ifadelerini kullandı.
"Bize verilen 14 kişilik listeden 13 kişiyi yüzeye çıkardık"
Çalışmaların dördüncü haftasına yaklaşıldığını belirten Taktak, "Dördüncü haftadayız neredeyse. ve bize verilen 14 kişilik listeden 13 kişiyi yüzeye çıkardık. Yüzeye çıkartıp yetkililere teslim ettik" diye konuştu.
"649 metreden naaş çıkardık, Türk deniz tarihinde en derinden çıkarılan naaşlar oldu"
Arama faaliyetlerinin teknik açıdan oldukça zorlu şartlarda gerçekleştirildiğini belirten Taktak, operasyonlarda yüksek teknolojiye sahip araştırma gemisi ve su altı robotlarının kullanıldığını söyleyerek, "Bu çalışma oldukça derinde yapılan bir çalışma. Yüksek teknoloji gerektiriyor. Araştırma gemisi, kullanılan robot, çalışan mühendisler, pilotlar hepsi oldukça deneyimliler. 554 metre derinlik ama en son çıkardığımız naaş 649 metredeydi. Tarihte bakarsak eğer Türk deniz tarihinde en derinden çıkartılan naaşlarımız oldu bunlar" ifadelerini kullandı.
"Kıyıda bekleyen ailelerin durumu tahmin edebiliyoruz, bizler de onlar gibi hissediyoruz çünkü"
Deniz tabanındaki şartların arama çalışmalarını güçleştirdiğini anlatan Taktak, "Tabii ki bu derinlikte çalışmak kolay değil. Denizdeki görüş mesafesi, dipteki ortam. Ama çalışmalarda başarılı bir şekilde ekipler devam etti" dedi.
Operasyonlarda önceliğin kayıp kişilere ulaşılması olduğunu belirten Taktak, "İlk hedefimiz kayıplara ulaşmaktı. Öncelikle bu çalışmayı bu aşamada yoğunlaştırdık. Ama daha sonra VDR cihazı, gemideki kara kutu dediğiniz sizin VDR cihazını da tespit ettik. Onu da çıkardık, yetkililere teslim ettik. Türk deniz tarihi için kötü bir hatıra, çalışan mühendisler için de öyle. Özverili bir şekilde çalışarak 13 naaşı teslim edebildik. Kıyıda bekleyen ailelerin durumu tahmin edebiliyoruz, bizler de onlar gibi hissediyoruz çünkü" diye konuştu.
"5,5 milyar metreküp deniz suyu hacmi ve 10 milyon metrekare deniz tabanı tarandı"
"Çalışmalarda son günümüz kaldı, taranmamış alan bırakmak istemiyoruz" diyen Taktak açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"Bu süre içerisinde de son naaşımızı tespit edip yukarıya alırız. Ama rakamlarla söylemem gerekirse, yaklaşık 5,5 milyar metreküplük bir deniz suyu hacmi su kolonu verisiyle beraber tarandı. 10 milyon metrekare bir deniz tabanı alanı tarandı. ROV ile 1,6 milyon metrekarelik bir görsel alan tarandı. Bu yüzden bu şekilde bir başarıya ulaşılabildi. Hem robotun kamera görüntüsü hem de sonar görüntüleriyle 24 saat çalışarak bu süre içerisinde, 24 saat çalışarak bu çalışmayı elde ettik. Umarım benzer deneyimimizi bir daha yaşamayız ama 649 metreden bir naaş çıkarma tecrübesine sahip olduk."
Ne olmuştu?
KKTC'nin Girne Limanı'ndan 30 Ağustos 2026 tarihinde Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere hareket eden Filo Jet isimli yolcu gemisi, seferin başlamasından kısa süre sonra ön bölümünden su almaya başlamıştı. Geminin Girne Limanı'na geri dönmeye çalıştığı sırada alabora olması üzerine Türkiye ve KKTC tarafından geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları başlatılmıştı. Facianın ardından Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı TCG IŞIN ve TCG ALEMDAR başta olmak üzere çok sayıda deniz ve hava unsuru bölgede görevlendirilmişti. Yürütülen çalışmalar sonucunda geminin enkazı Girne açıklarında yaklaşık 554 metre derinlikte tespit edilmiş, uzaktan kumandalı su altı robotları (ROV) kullanılarak batık içerisinde ve çevresinde arama faaliyetleri başlatılmıştı. Arama çalışmalarında geminin kara kutusu da bulunarak yetkililere teslim edilmişti.
KKTC Başbakanlığı tarafından 8 Ekim'de yapılan son açıklamada, arama çalışmaları kapsamında ulaşılan iki naaşın DNA incelemeleri sonucunda Mehmet Nuri Ayran ve Saliha Miray Biçer'e ait olduğunun belirlendiği bildirilmişti.
Son gelişmelerle birlikte faciada kayıp olarak aranan 28 kişiden 27'sinin naaşına ulaşılırken, kimliği henüz belirlenemeyen 4 naaşın DNA incelemelerinin sürdüğü, kayıp son 1 kişiye ulaşılması amacıyla arama çalışmalarına devam edildiği açıklanmıştı.