Mescid-i Aksa Yangını: Sistematik Projenin Parçası

Güncel Haberler

Filistin Ulusal Konseyi, 57 yıl önce Mescid-i Aksa'da çıkarılan yangının münferit olmadığını, camiyi hedef alan sistematik bir projenin parçası olduğunu belirtti. İsrail hükümetinin koruması altındaki aşırılık yanlısı grupların nihai hedefinin camiyi yıkıp yerine tapınak inşa etmek olduğu vurgulandı. Uluslararası topluma hesap verme ve cezasızlığa son verme çağrısı yapıldı.

KUDÜS (AA) – Filistin Ulusal Konseyi, bundan 57 yıl önce Mescid-i Aksa'da çıkarılan yangının "münferit bir eylem olmadığını, camiyi ve Kudüs'ü hedef alan sistematik bir projenin erken halkalarından birini oluşturduğunu" bildirdi.
Konsey, 1969'da Mescid-i Aksa'nın yakılmasının 57. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklamada bulundu.
İsrail'de Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsünün değiştirilmesine yönelik aşırılık yanlısı çağrıların hala sürdüğü konusunda uyarıda bulunulan açıklamada, 1969'da Mescid-i Aksa'nın yakılmasının "münferit bir eylem olmadığı, camiyi ve Kudüs'ü hedef alan sistematik bir projenin erken halkalarından birini oluşturduğu" kaydedildi.
Açıklamada, Yahudi aşırılık yanlısı dini grupların, özellikle "Tapınak Tepesi" hareketi gibi oluşumların, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlenmesi, avlularının kontrol altına alınması ve "zamansal ve mekansal bölünme" olarak nitelendirilen uygulamaların hayata geçirilmesi yönünde çağrılar yaptığı belirtildi.
Bu grupların nihai hedefinin Mescid-i Aksa'nın yıkılarak yerine "sözde tapınağın" inşa edilmesi olduğuna değinilen açıklamada, söz konusu grupların "İsrail hükümeti ve güvenlik birimlerinin sağladığı siyasi ve güvenlik koruması altında hareket ettiği" vurgulandı.
Açıklamada, bunun "kışkırtıcı söylemi dünyanın en kutsal dini mekanlarından birini hedef alan fiili bir politikaya dönüştürdüğü" ifade edildi.
Kudüs ve Filistin topraklarındaki Müslüman ve Hristiyan kutsallarına yönelik saldırıların "Kudüs kentinin ve Filistin topraklarının dini çeşitliliğini ve medeniyet karakterini hedef alan tek bir sistemin parçası" olduğu belirtildi.
Uluslararası topluma ve Cenevre Sözleşmeleri'ne taraf ülkelere çağrıda bulunulan açıklamada, "cezasızlık politikasına" son verilmesi, kutsal mekanların hedef alınmasını teşvik eden İsrailli yetkililer ve aşırılık yanlısı grupların sorumlularının hesap vermesi istendi.
Konseyin açıklamasında, Mescid-i Aksa'yı hedef alan veya caminin tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik planların uygulanmasını engelleyecek adımlar atılması çağrısında bulunuldu.
Açıklamada, 1969'daki yangın sırasında Kudüs'teki ve diğer bölgelerdeki Filistinlilerin hızla müdahale ederek yangını söndürdüğü ve Mescid-i Aksa'yı kurtardığı belirtildi.
Mescid-i Aksa'nın "siyasi olarak yeniden tanımlanabilecek bir mülk olmadığı" ifade edilen açıklamada, caminin mevcut tarihi ve hukuki statüsüne yönelik herhangi bir müdahalenin "barış ve istikrar için doğrudan tehdit" oluşturduğu vurgulandı.
Açıklamada, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'nın işgal altındaki Filistin toprakları olduğu belirtilerek, Mescid-i Aksa ve Kudüs'teki kutsal mekanların Filistin halkının ulusal, dini ve tarihi kimliğinin parçası olduğu kaydedildi.
Mescid-i Aksa yangını
Mescid-i Aksa'daki yangın, 21 Ağustos 1969'da Avustralya vatandaşı Michael Dennis Rohan tarafından çıkarılmıştı.
Yangında, caminin güney bölümündeki Kıble Mescidi'nin doğu kanadındaki eşyaların tamamı yanmış, aralarında Selahaddin Eyyubi döneminden kalan tarihi minberin de bulunduğu bölüm ağır zarar görmüştü.
Rohan gözaltına alınmış, ancak İsrail mahkemesi tarafından "akli dengesi yerinde olmadığı" iddia edilerek yargılanmasına son verilmiş ve daha sonra Avustralya'ya gönderilmişti.