EY "Küresel Siber Güvenlik 2026 Araştırması"nı paylaştı
- EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak: "Geleneksel güvenlik yaklaşımları belirli siber riskleri engellemeye odaklanırken, günümüzün ihtiyaçları görünmeyen risk alanlarını yönetebilen, sürekli öğrenebilen ve operasyonel dayanıklılığı merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor"
Ernst & Young (EY), dünya genelinde 800'ü aşkın siber güvenlik yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirdiği "Küresel Siber Güvenlik 2026 Araştırması"nın sonuçlarını yayımladı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, araştırma, gelişmiş yapay zeka (Frontier AI) teknolojilerinin siber tehdit ortamını köklü biçimde değiştirdiğini ortaya koyuyor.
Yapay zeka destekli siber saldırılar, sistemlerdeki zafiyetlerin tespit edilmesi ve bunlara etki edilmesi için gereken süreyi saniyelere indirirken, birçok şirketin mevcut güvenlik yaklaşımları bu hız ve ölçek karşısında yetersiz kalabiliyor.
Siber güvenlik sadece bilgi teknolojilerinin alanını kapsamıyor
Araştırma sonuçları, siber güvenliğin artık yalnızca bilgi teknolojileri alanının değil, operasyonel dayanıklılığın, iş sürekliliğinin ve kurumsal güvenin temel unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Şirketlerin en fazla güvenlik açığı yaşadığı alanların başında yüzde 57 ile "operasyonel teknolojiler" ve "fiziksel varlıklar" yer alıyor. Bunu yüzde 49 ile "üçüncü taraf ekosistemleri", yüzde 47 ile "yapay zeka sistemleri ve araçları" takip ediyor. Kurumlar, söz konusu alanlarda riskleri azaltmak amacıyla gerçek zamanlı görünürlük sağlamaya ve sürekli izleme mekanizmalarını güçlendirmeye odaklanıyor.
Küresel çapta en fazla zafiyet oranına sahip olan sektör "altyapı endüstrisi" olarak öne çıkıyor. "Demir yolu sistemleri", "trafik altyapıları" ve "yapısal izleme sensörleri" gibi kritik varlıklar giderek daha çok ağa bağlanırken, bu sistemlerin kapsamlı bir şekilde izlenmesi önem kazanıyor.
Araştırmada dikkati çeken bir diğer sektör "yaşam bilimleri" oldu. Bu sektördeki kritik iş varlıklarının yüzde 64'ünün güvenlik açığı bölgesinde yer aldığı kaydedildi.
Madencilik ve metal sektöründe zafiyet oranı yüzde 67'ye ulaşırken, bu oran endüstriyel ürünlerde yüzde 46, perakende sektöründe yüzde 43 ve tüketici ürünlerinde yüzde 36 olarak ölçüldü. Bulgular, yapay zeka destekli dijital dönüşüm hız kazanırken siber güvenlik uygulamalarının bu dönüşüme aynı hızda eşlik edemediğini ortaya koydu.
BT ve OT ekipleri arasındaki koordinasyon her zamankinden daha önemli
Özellikle enerji ve sanayi gibi operasyonel teknolojilerin yoğun kullanıldığı sektörlerde siber risklerin fiziksel üretim süreçlerine kadar ulaşması, bilgi teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji (OT) ekipleri arasındaki koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale getirdi.
Şirketlerin yüzde 59'u ortak risk değerlendirmeleri yürütürken, yüzde 56'sı fonksiyonlar arası ekipler oluşturuyor, yüzde 51'i ise ortak görünürlük sağlayan izleme teknolojilerinden yararlanıyor. Buna karşın, kurumsal risklerin tek bir çatı altında izlenmesini sağlayan "ortak risk kayıt envanteri" kullanan işletmelerin oranı yalnızca yüzde 27 seviyesinde kaldı. Bu durum, şirketlerin teknoloji yatırımlarını artırırken entegre risk yönetişimi alanında önemli gelişim fırsatları bulunduğunu ortaya koydu.
Yapay zeka ve kuantum teknolojileri siber risk yönetimini yeniden şekillendiriyor
Araştırma sonuçları, yapay zekanın yeni fırsatların yanı sıra yeni siber risk alanları da oluşturduğunu gösteriyor.
Teknoloji şirketleri siber güvenlik bütçelerinin ortalama yüzde 20'sini yapay zeka entegrasyonlarına ayırırken, diğer sektörlerde bu oran yüzde 14 seviyesinde kalıyor. Aynı zamanda teknoloji yöneticilerinin yüzde 83'ü, kuantum bilişim destekli siber tehditlerin gelecek 5 yıl içinde iş dünyası üzerinde önemli etkiler oluşturacağını öngörüyor.
Araştırma, şirketlerin siber dayanıklılıklarını artırmak adına 6 temel alana odaklanması gerektiğine işaret ediyor. Bu doğrultuda ilk olarak şirket genelindeki kritik varlıklar için sürekli görünürlük ve gerçek zamanlı izleme altyapısının kurulması gerekiyor. Siber saldırı ihtimallerini düşürmek amacıyla sistemlerdeki temel güvenlik açıklarının kapatılması büyük önem taşıyor. Kurumsal dayanıklılığı sağlamlaştırmak için kritik iş varlıklarının önceden belirlenip koruma altına alınması şart görünüyor. Dijital altyapıyı desteklemek adına modern siber güvenlik teknolojilerine yapılan yatırımların hızlandırılması bekleniyor. Üçüncü taraf risk yönetiminde kesintisiz ve kimlik odaklı bir yaklaşım öne çıkarken, dayanıklılık stratejisinin merkezine ise ağ ve ortam güvenliği oturuyor.
"Siber tehdit ortamının dönüşüm hızı şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluklardan"
Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak, siber saldırıların yalnızca daha karmaşık bir hale gelmekle kalmadığına, aynı zamanda yapay zekanın hızla benimsenmesiyle siber olayların insan ölçeğinin çok ötesinde bir hızda gerçekleştiğine dikkati çekti.
Bu nedenle şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluğun, yalnızca mevcut riskler değil, siber tehdit ortamının dönüşüm hızı da olduğunu vurgulayan Bucak, şunları kaydetti:
"Geleneksel güvenlik yaklaşımları belirli siber riskleri engellemeye odaklanırken, günümüzün ihtiyaçları görünmeyen risk alanlarını yönetebilen, sürekli öğrenebilen ve operasyonel dayanıklılığı merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Araştırmamıza göre, siber güvenlik artık bilgi teknolojileri ekiplerinin sorumluluğunun ötesinde, şirketlerin büyümesini, itibarını ve iş sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim konusu haline geliyor. Geleceğin başarılı şirketleri, yalnızca en güçlü güvenlik teknolojilerine sahip olanlar değil, yapay zekünın hızına uyum sağlayabilen, kritik süreçlerini koruyabilen ve herhangi bir kriz anında operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebilecek kurumsal dayanıklılığı bugünden inşa edenler olacaktır."
Şirketten yapılan açıklamaya göre, araştırma, gelişmiş yapay zeka (Frontier AI) teknolojilerinin siber tehdit ortamını köklü biçimde değiştirdiğini ortaya koyuyor.
Yapay zeka destekli siber saldırılar, sistemlerdeki zafiyetlerin tespit edilmesi ve bunlara etki edilmesi için gereken süreyi saniyelere indirirken, birçok şirketin mevcut güvenlik yaklaşımları bu hız ve ölçek karşısında yetersiz kalabiliyor.
Siber güvenlik sadece bilgi teknolojilerinin alanını kapsamıyor
Araştırma sonuçları, siber güvenliğin artık yalnızca bilgi teknolojileri alanının değil, operasyonel dayanıklılığın, iş sürekliliğinin ve kurumsal güvenin temel unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Şirketlerin en fazla güvenlik açığı yaşadığı alanların başında yüzde 57 ile "operasyonel teknolojiler" ve "fiziksel varlıklar" yer alıyor. Bunu yüzde 49 ile "üçüncü taraf ekosistemleri", yüzde 47 ile "yapay zeka sistemleri ve araçları" takip ediyor. Kurumlar, söz konusu alanlarda riskleri azaltmak amacıyla gerçek zamanlı görünürlük sağlamaya ve sürekli izleme mekanizmalarını güçlendirmeye odaklanıyor.
Küresel çapta en fazla zafiyet oranına sahip olan sektör "altyapı endüstrisi" olarak öne çıkıyor. "Demir yolu sistemleri", "trafik altyapıları" ve "yapısal izleme sensörleri" gibi kritik varlıklar giderek daha çok ağa bağlanırken, bu sistemlerin kapsamlı bir şekilde izlenmesi önem kazanıyor.
Araştırmada dikkati çeken bir diğer sektör "yaşam bilimleri" oldu. Bu sektördeki kritik iş varlıklarının yüzde 64'ünün güvenlik açığı bölgesinde yer aldığı kaydedildi.
Madencilik ve metal sektöründe zafiyet oranı yüzde 67'ye ulaşırken, bu oran endüstriyel ürünlerde yüzde 46, perakende sektöründe yüzde 43 ve tüketici ürünlerinde yüzde 36 olarak ölçüldü. Bulgular, yapay zeka destekli dijital dönüşüm hız kazanırken siber güvenlik uygulamalarının bu dönüşüme aynı hızda eşlik edemediğini ortaya koydu.
BT ve OT ekipleri arasındaki koordinasyon her zamankinden daha önemli
Özellikle enerji ve sanayi gibi operasyonel teknolojilerin yoğun kullanıldığı sektörlerde siber risklerin fiziksel üretim süreçlerine kadar ulaşması, bilgi teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji (OT) ekipleri arasındaki koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale getirdi.
Şirketlerin yüzde 59'u ortak risk değerlendirmeleri yürütürken, yüzde 56'sı fonksiyonlar arası ekipler oluşturuyor, yüzde 51'i ise ortak görünürlük sağlayan izleme teknolojilerinden yararlanıyor. Buna karşın, kurumsal risklerin tek bir çatı altında izlenmesini sağlayan "ortak risk kayıt envanteri" kullanan işletmelerin oranı yalnızca yüzde 27 seviyesinde kaldı. Bu durum, şirketlerin teknoloji yatırımlarını artırırken entegre risk yönetişimi alanında önemli gelişim fırsatları bulunduğunu ortaya koydu.
Yapay zeka ve kuantum teknolojileri siber risk yönetimini yeniden şekillendiriyor
Araştırma sonuçları, yapay zekanın yeni fırsatların yanı sıra yeni siber risk alanları da oluşturduğunu gösteriyor.
Teknoloji şirketleri siber güvenlik bütçelerinin ortalama yüzde 20'sini yapay zeka entegrasyonlarına ayırırken, diğer sektörlerde bu oran yüzde 14 seviyesinde kalıyor. Aynı zamanda teknoloji yöneticilerinin yüzde 83'ü, kuantum bilişim destekli siber tehditlerin gelecek 5 yıl içinde iş dünyası üzerinde önemli etkiler oluşturacağını öngörüyor.
Araştırma, şirketlerin siber dayanıklılıklarını artırmak adına 6 temel alana odaklanması gerektiğine işaret ediyor. Bu doğrultuda ilk olarak şirket genelindeki kritik varlıklar için sürekli görünürlük ve gerçek zamanlı izleme altyapısının kurulması gerekiyor. Siber saldırı ihtimallerini düşürmek amacıyla sistemlerdeki temel güvenlik açıklarının kapatılması büyük önem taşıyor. Kurumsal dayanıklılığı sağlamlaştırmak için kritik iş varlıklarının önceden belirlenip koruma altına alınması şart görünüyor. Dijital altyapıyı desteklemek adına modern siber güvenlik teknolojilerine yapılan yatırımların hızlandırılması bekleniyor. Üçüncü taraf risk yönetiminde kesintisiz ve kimlik odaklı bir yaklaşım öne çıkarken, dayanıklılık stratejisinin merkezine ise ağ ve ortam güvenliği oturuyor.
"Siber tehdit ortamının dönüşüm hızı şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluklardan"
Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak, siber saldırıların yalnızca daha karmaşık bir hale gelmekle kalmadığına, aynı zamanda yapay zekanın hızla benimsenmesiyle siber olayların insan ölçeğinin çok ötesinde bir hızda gerçekleştiğine dikkati çekti.
Bu nedenle şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluğun, yalnızca mevcut riskler değil, siber tehdit ortamının dönüşüm hızı da olduğunu vurgulayan Bucak, şunları kaydetti:
"Geleneksel güvenlik yaklaşımları belirli siber riskleri engellemeye odaklanırken, günümüzün ihtiyaçları görünmeyen risk alanlarını yönetebilen, sürekli öğrenebilen ve operasyonel dayanıklılığı merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Araştırmamıza göre, siber güvenlik artık bilgi teknolojileri ekiplerinin sorumluluğunun ötesinde, şirketlerin büyümesini, itibarını ve iş sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim konusu haline geliyor. Geleceğin başarılı şirketleri, yalnızca en güçlü güvenlik teknolojilerine sahip olanlar değil, yapay zekünın hızına uyum sağlayabilen, kritik süreçlerini koruyabilen ve herhangi bir kriz anında operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebilecek kurumsal dayanıklılığı bugünden inşa edenler olacaktır."
Kaynak: AA / Ekonomi
Teknoloji, İstanbul, Güvenlik, Ekonomi, İstanbul, Güvenlik, Teknoloji, Ekonomi, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA