Halep'te Ermeni kuyumcu ustasının tek masalı müze-lokantası ilgi görüyor

Güncel Haberler

Halep'te yıllarca kuyumculuk yapan 70 yaşındaki Ermeni usta Manu Korkçüyen, dükkanını tek masalı butik bir müze-lokantaya çevirdi. Geleneksel Halep lezzetleri sunan mekan, antika koleksiyonuyla da dikkat çekiyor.

Suriye'nin Halep kentinde yıllarca kuyumculuk yapan 70 yaşındaki Ermeni usta Manu Korkçüyen, küçük dükkanını Halep mutfağının asırlık tariflerinin piştiği ve antika eşyaların sergilendiği butik bir "müze-lokantaya" dönüştürdü.
Yüzyıllar boyunca ticaretin, kültürün ve çok sesliliğin merkezi olan Halep, Süleymaniye mahallesinin ara sokaklarında ezber bozan bir hikayeye ev sahipliği yapıyor.
Ömrünün büyük kısmını altın ve değerli taşları işleyerek geçiren Ermeni usta Korkçüyen, yaklaşık 12 yıl önce radikal bir kararla kuyumculuk tezgahını mutfak tezgahıyla değiştirdi. Ermeni usta, şimdilerde o eski zanaat titizliğini Halep'in geleneksel lezzetlerine yansıtıyor.
Süleymaniye mahallesinde oğullarıyla birlikte işlettiği, içinde sadece tek bir masanın bulunduğu antika dükkanı, hem damak çatlatan Halep lezzetleriyle hem de yaşayan bir müze atmosferiyle şehrin en sıra dışı çekim merkezi haline geldi.
Bir mutfak, iki oda ve tek bir masa
Bir mutfak ve iki küçük odadan oluşan mekan, geleneksel restoran algısını tamamen yıkıyor. Lokantanın misafir ağırlanan odasında sadece tek bir masa bulunuyor. Bu durum, dükkanı ticari bir işletmeden ziyade, her gelenin özel konuk olarak ağırlandığı bir ev ortamına dönüştürüyor.
Yola ilk etapta sadece sandviç satma fikriyle çıktıklarını belirten Korkçüyen, zamanla büyüyen hikayelerini şu sözlerle anlattı:
"Başlangıçta ayaküstü bir yer olacaktı. Sonra bir masa koyduk; insanlar oturup rahatça yemek yesin istedik. Zamanla o tek masa, mekanın kimliği haline geldi. Talep arttı, işimiz büyüdü ama biz o ev sıcaklığını ve butik yapıyı bozmak istemedik. Gördük ki yemek yapmak bizim elimize çok yakıştı, insanlar da bu samimiyeti sevdi."
Lezzet kokan duvarlarda zaman yolculuğu
Mekanın cazibesi sadece mutfaktan yükselen kokularla sınırlı değil. Korkçüyen'in antika meraklısı oğlunun yıllar içinde topladığı koleksiyon, lokantayı adeta bir şehir müzesine çevirmiş durumda.
Müşteriler, Halep mutfağının sevilen lezzetlerinden patlıcan kebabı, kıyma kebabı, ciğer veya geleneksel Halep usulü çiğ köfteyi beklerken, duvarları süsleyen farklı dönemlere ait müzik aletlerini, tarihi fotoğrafları ve eski saatleri inceliyor. Koleksiyonun en nadide parçalarından biri ise tamir edilerek yeniden zamana ritim tutması sağlanan tarihi bir Alman saati.
Ziyaretçilerin hayranlıkla izlediği bu dekor hakkında konuşan Korkçüyen, "Boş duvarlar yerine insanların ruhuna dokunacak şeyler olsun istedik. Gelenler hem karınlarını doyuruyor hem de tarihte bir yolculuğa çıkıyor. Bir müşterim masadan kalkarken 'ellerine sağlık' dediğinde, tüm yorgunluğum gidiyor." ifadelerini kullandı.
Duvarlarda ayrıca mekanı ziyaret eden yerli ve yabancı konukların hatıra fotoğrafları da bulunuyor.
"Halep benim memleketim; burayı Mardin'e benzetiyorum"
Yıllar içinde televizyon izleyerek ve insanlarla diyalog kurarak akıcı bir Türkçe öğrenen Ermeni usta, dillerin halklar arasında birer köprü olduğuna inanıyor.
Doğup büyüdüğü Halep'e derin bir bağlılık duyan ve şehri terk etmeyi asla düşünmediğini belirten usta, Halep'in ruhunu Türkiye'deki bir kente benzetiyor:
"Halep'in kendine has, çok özel bir ruhu ve karakteri var. İnsan memleketine bambaşka duygularla bağlanıyor. Eğer burayı Türkiye'de bir şehre benzetecek olursam, bu kesinlikle Mardin olurdu. İki şehrin insanının sıcaklığı, samimiyeti ve o köklü çok kültürlülüğü birbirine benziyor."
Manu Usta ve oğulları, Halep'in o çok kültürlü, asil ve lezzet dolu geçmişini, Süleymaniye mahallesindeki bu tek masalık müze-lokantada geleceğe taşımaya devam ediyor.