Erdoğan'a Ömür Biçen Adam Konuştu

Güncel Haberler

Başbakan'ın tepkisini çeken olayın kahramanı, STRATFOR belgelerinde TR325 koduyla adı geçen Faruk Demir konuştu.

Taraf gazetesinin, WikiLeaks belgelerine dayanarak ortaya attığı, Başbakan'ın 2 yıllık ömrü kaldığı yönündeki iddiaların sahibi Faruk Demir, katıldığı canlı yayında ilk kez kamuoyunun karşısına çıktı.

Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın hazırlayıp sunduğu 'Teke Tek' programına katılan, Faruk Demir, STRATFOR belgelerinde "TR325" koduyla aılıyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlığıyla ilgili bilgi verdiği öne sürülen Demir, güvenlik ve enerji politikaları uzmanı.

"BEN ERDOĞAN'A ÖMÜR BİÇECEK ADAM DEĞİLİM"

Demir, Başbakan Erdoğan'a 2 yıl ömür biçtiği konusundaki iddiaları şöyle cevapladı: 

"Ben STRATFOR'a herhangi bir şekilde ne böyle bir e-mail, ne de telefonla bilgi vermedim. Bu konu, benim bilgimin dışındadır. Ben Başbakan Erdoğan'a ömür biçecek bir adam değilim. Ben aldığım dinî eğitim gereği böyle bir şey yapamam. Başkasının ne zaman öleceği gaip bilgisidir, o da Allah'a aittir. Allah'a şirk koşmuş olursunuz. Ağzımdan 'Sayın Başbakan'ın iki yıl ömrü kaldı' diye bir cümle çıkmamıştır. Şahitliğim, Cenabı Hakk'ın huzurundadır"

"TÜRKİYE'DE İSTİKRARIN ANAHTARI BAŞBAKAN ERDOĞAN'DIR"

İmam hatip lisesinin ardından Sağlık Meslek Yüksek Okulu'nu bitiren, enerji konusunda uzmanlaşan ve henüz 27 yaşındayken Başbakanlık'ta görev yapan 41 yaşındaki Demir, "STRATFOR'la çalışmak gizli bir şey değil ki! Burada özel olarak Faruk Demir'e atıfla kıvrılan bir harekette bulunuyorlar. Ben 2001 yılı Mart ayından beri Tayyip Erdoğan'ın yanında yer aldım. Daha önce de Türkiye'de istikrarın anahtarı, Başbakan Erdoğan'dır; Abdullah Gül değildir, demiştim. Ben açıkça Erdoğan'dan yana bir tavır içindeyim" diye konuştu.

"TÜRKİYE'Yİ KARIŞTIRMAK İSTİYORLAR"

Kendisine verilen TR325 kodundan haberdar olmadığını da ifade eden Demir, "İnsan kendisiyle ilgili böyle bir şeyi nasıl kabul eder? 2004-2011 yılı arasındaki mailleri hack'ledik diyorlar. Demek ki bu işin öncesi var. Oralarda neler konuşulmuş? 400-500 bin mail var demek ki. Bu maillerden bazılarını seçip Türkiye'yi karıştırmak istiyorlar. Türkiye, tarihin en kritik yüzleşmesiyle karşı karşıya" dedi.

"STRATFOR'UN İSRAİL ÖNCELİĞİ YOK"

George Friedman'ı STRATFOR'un başkanı olarak tanıdığını belirten Demir, şunları söyledi:

"CIA ile asla bir ilişkim yok. STRATFOR benim için bilgi analiz ticaret şirketi. Bu Batı'da çok yaygın kullanılan, önümüzdeki süreçteki gelişmeleri tahmin edip ekonomik pozisyonları almayı amaç edinen, bilgi havuzları oluşturup bunlardan kurumsal raporlar çıkartan ve bunları, üye olan şirketlere veren ticari bir think-thank. ABD'de 30'a yakın, stratejik gelecek öngörüsü bulunan şirket var. Normalde tüm finans piyasalarında küresel alanda yatırım yapan her şirket, yatırım yaptığı alanlarla ilgili düzenli olarak açık kaynaklardan ve bunların dışında danışmanlık şirketlerinden bu bilgileri toplar. Bu şirketi, İsrail'e en ağır eleştirileri yapan bir think-thank kuruluşu olarak görüyorum. Friedman, Amerikan Yahudisi, önce ABD diyen bir Musevi. İsrail önceliği olan birisine benzemiyor"

"ALLAH VERGİSİ BİR YETENEĞİM VAR"

Demir, yazışmalardaki "Bu adam büyük bir kaynak, ilişki gizli kalmalı" ifadeleri için de "Gaz, petrol oyunu ve bölgesel enerji konusunda en büyüğüm. Yıllarca çalışırsanız olur. Enerji bir jeopolitik oyundur. Kaynak, pazar ve ulaştırma var. Askerî, siyasî, ekonomik birçok parametreyi barındırır bu. Allah vergisi bir yeteneğim var. Babam din alimiydi. İlkokulda tefsir dersleri alırdım. Benden büyüklere tefsir dersleri verirdim. Hızlı not alma ve hızlı fotoğrafik yeteneğim var. Enerjiyi seçmiş, bu konuyu irdelemişim. Ülkenin geleceğini 5-10 yıl öncesinde gören biri olarak altın madalya bekliyorum" diye konuştu.

'ABD'NİN BİLGİYE İHTİYACI YOK'

Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artık kimse binlerce kişi çalıştırıp bilgi toplama işiyle uğraşmıyor. Çünkü bilginin yüzde 99'u açık. Bilginin kendisi üzerinde bir gizlilik yok. Analiz ise bir yetenektir. Analizin amacı muhakemedir. Verileri görmeniz lazım, bu verilerin üzerine oturduğu zemin hakkında bir tecrübeye sahip olmanız lazım. Aklınızın bir disiplinden geçmesi lazım. Bu, çoban da akademisyen de olabilir. STRATFOR belgeleri, kendi müşterilerine dağıttığı belgeler değil. Bunları toplarken birileriyle konuştuğu e-mail trafiği var. ABD için bilgiye ulaşmakla ilgili bir özel istihbarat şirketi kurmasına gerek yok. ABD zaten bilgiyi açıktan satın alıyor. ABD dünyanın en büyük küresel gücü. Analiz ihtiyacı olabilir mi; evet, var. Bilgiler stratejik istihbarata, jeopolitik durumu görüp geleceği öngörüp karar vermeye yarar"

"FRIEDMAN'A AYDA 1 SAATİMİ SATTIM"

Demir, "Benimle temas kurduklarında enerji konferansı başkanı olarak bir açıklama yaptım. Emre Doğru, 'Ben böyle bir kuruluşta çalışıyorum. Sizinle görüş alışverişi yapabilir miyiz?' dedi; bir diyalog sürecimiz oldu. Bu görüşmeler 1 yıl sürdü. Friedman'la da bir yemek yedik. Enerji konularıyla ilgili bir çalışma yapmamı istediler. Aylık 20 bin dolar istedim. Bölgedeki enerji gelişmelerini yorumlayarak ayda 4 soruyu yanıtlamam karşılığında bin 666 dolar ödediler. Bin 666 dolar çarpı 12 ay. Ben de ayda 1 saatimi sattım" şeklinde konuştu.

"AK PARTİ DÖNEMİNDE BAŞBAKANLIKTA BİR ÇALIŞMAM OLMADI"

Faruk Demir, hakkındaki diğer iddiaları ise şöyle cevapladı:

"1992-93'de Polis Akamedemisi'nde öğretim elemanıydım. Sonra Başbakanlık'ta milli güvenlik konularında fikirleri analiz eden bir uzman oldum. Askerlikten sonra Yüksek Strateji Merkezi'nin başkanlığını yaptım. 2005'te bu şirketi kapattım. Türkiye'deki bilgi potansiyelinin düştüğünü gördüm ve bıraktım. 2009'a dek enerji güvenliğiyle ilgili çalışmalar yaptım. 2007 Türkiye-İran gaz anlaşmasının mimarı, benim. Devletime, hükümetime zarar vermemek için tekrar geriye çekildim. Benim için vatan meseleyse geri kalan teferruattır, dedim.

2005'te Fehmi Koru'nun iddiasına göre ortalığı bulandırıyormuşum. O dönem ülkenin yetiştirdiği deneyimli bir analist olarak terörizmle mücadelenin hazırlık merkezini oluşturacak bir rapor hazırladım ve bunu kamu kurumlarına yolladım. Sanki Genelkurmay bana görev vermiş gibi bir ortam oluşturuldu. Bu gizli bir rapor değil; fikir ve düşüncelerimi yazdım. Bir vatandaşlık görevi olarak bu hakkı kendimde gördüm. Başbakanlık; Bizde çalışmadı, dedi. İşte kimlik kartım, sicil numaram burada. AK Parti döneminde Başbakanlık'ta bir çalışmam olmadı"