Erbaş, elektronik izlemenin kadın ve aile içi şiddette 14 bin kez uygulandığını söyledi
Doç. Dr. Rahime Erbaş, elektronik izlemenin aile içi şiddet, kadına şiddet ve ısrarlı takipte işlevsel olduğunu söyledi. Erbaş, kadına yönelik ve aile içi şiddet vakalarında bugüne kadar 14 bin kez elektronik izleme uygulandığını belirtti.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rahime Erbaş, "Elektronik izleme aile içi şiddet, kadına şiddet veya ısrarlı takip gibi yani mağdurun uzun yıllar boyunca fail tarafından tüm yaşam alanının kuşatılarak takip edildiği durumlarda bilhassa işlevsel oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Değişen Dünyada Elektronik İzleme-Algı ve Gerçeklik" temasıyla Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisi'nde düzenlenen Avrupa Denetimli Serbestlik Konfederasyonu (CEP) 14. Elektronik İzleme Konferansı'na katılan Doç. Dr. Erbaş, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Erbaş, elektronik izlemenin şüpheli, sanık veya hükümlülerin belirli koşullar altında ceza infaz kurumuna girmeden, kurum dışında gözetim altında tutulmalarına imkan sağlayan bir sistem olduğunu belirtti.
Elektronik izlemenin Türkiye'de çeşitli kanunlarda düzenlendiğini belirten Erbaş, sistemin temel yasal dayanağının 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu olduğunu ifade etti. Suç türleri özelinde ise en bilinen düzenlemenin 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında yer aldığını aktaran Erbaş, kadına yönelik ve aile içi şiddet vakalarında bugüne kadar 14 bin kez elektronik izleme uygulamasına başvurulduğunu söyledi.
Olayın özellikleri ve koşulları dikkate alınarak uygulanabilen elektronik izlemenin yüksek maliyetli olduğuna işaret eden Erbaş, şöyle konuştu:
"Elektronik izleme, aile içi şiddet, kadına şiddet veya ısrarlı takip gibi yani mağdurun uzun yıllar boyunca fail tarafından tüm yaşam alanının kuşatılarak takip edildiği durumlarda bilhassa işlevsel oluyor. O bağlamda da aile içi şiddet kanununun elektronik izlemeye izin vermesinin sebebi de bu. Her olayda, 'Bu kimse tehlike arz etmekte midir? Silah taşımakta mıdır? Daha önceki şiddet parametreleri nasıldır? Eğer bu şiddeti tekrarlayan döngülerle mi yapıyor?' diye bir risk analizi yapılarak mağdurların korunması için bu imkan tanınması lazımdır."
Kadına yönelik ve aile içi şiddet vakalarında elektronik izlemenin Türkiye'nin 81 ilinde uygulandığını kaydeden Erbaş, sistemin başarı oranının da oldukça yüksek olduğunu ifade etti.
"Avrupa'da ülkeler doluluk nedeniyle cezaevi kiralıyor"
Doç. Dr. Erbaş, ceza hukukunda suç işleyen kişilerin mahkeme kararıyla verilen cezalarını cezaevinde çekmelerinin esas olduğunu ancak modern ceza hukukunda cezanın toplum içinde infaz edilmesinin de mümkün olduğuna yönelik tartışmaların öne çıktığını dile getirdi.
Bu bağlamda denetimli serbestlik uygulamasının da modern cezalandırma yöntemi olarak bilindiğini ifade eden Erbaş, "Toplum içinde cezalandırmak bağlamında elektronik izleme kamunun gücünü artırıyor." dedi.
Avrupa'daki birçok ülkenin doluluk nedeniyle birbirinden cezaevi kiraladığını ve bir ülkenin mahkumunun cezasını başka bir ülkede çekebildiğine değinen Erbaş, şöyle devam etti:
"Cezaevi doluluğu şu an bütün Avrupa'da önemli bir mesele. Bu sürdürülebilir mi gelecekte o da bir mesele. Bugün Avrupa'daki çağdaş ceza hukukunun geldiği noktada, cezalandırmanın sadece kapalı bir yerde değil, aynı zamanda toplum içinde de yapılabileceği, bunun da cezalandırmanın amaçlarına hizmet edeceği artık kabul ediliyor."
"Elektronik izlemeyi romantize etmememiz gerekiyor"
Erbaş, Türkiye'de çok sayıda hükümlünün denetimli serbestlik uygulamasından yararlandığını belirterek, bu kişilerin çeşitli işlerde çalışarak hem kamuya katkı sağladığını hem de topluma yeniden kazandırılma sürecinde rehabilite edildiğini kaydetti.
Denetimli serbestliğin cezaevlerine bir alternatif olabileceğini vurgulayan Erbaş, şöyle devam etti:
"Bizim amacımız rehabilite ederek onları topluma tekrar kazanmak. Çünkü şunu unutmamamız gerekiyor, şiddet veya suç davranışı bir nedenle olmuyor. Sadece veya sadece kişisel duygularla olmuyor. Bunun biyolojik, psikolojik, sosyolojik gibi birçok çeşitli sebebi var. Yani şiddetin sebepleri çok karmaşık ve çok komplike. Birçok sebebi var. Toplum olarak şiddetin nedenlerini araştırıp, durumumuzu da görmemiz gerekiyor. Birey neden suç işliyor? Bir çocuk neden suç işliyor? Bunu da görmemiz ve bu kişilerin rehabilite edilerek topluma yeniden kazandırılması için çalışmamız gerekiyor. Denetimli serbestlik ve elektronik izlemenin bu bağlamda büyük bir önemi var. Yine de vurgulamam gerekir ki teknoloji, ceza hukuku ve genel olarak ceza adaleti alanında romantize edilmemesi gerekir. Yani elektronik izlemeyi romantize etmememiz gerekiyor. Elektronik izleme asla bir şiddet davranışını tedavi etmiyor veya mağdurun zararlarını gidermiyor. Önerim, farklı mekanizmaların birbiriyle uyum içinde çalıştığı, çok katmanlı ve bütüncül bir sistemin oluşturulmasıdır. Elektronik izleme, bu sistemin önemli bir bileşeni olabilir. Ancak hiçbir zaman tek ve nihai çözüm olarak görülmemelidir."
"Değişen Dünyada Elektronik İzleme-Algı ve Gerçeklik" temasıyla Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisi'nde düzenlenen Avrupa Denetimli Serbestlik Konfederasyonu (CEP) 14. Elektronik İzleme Konferansı'na katılan Doç. Dr. Erbaş, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Erbaş, elektronik izlemenin şüpheli, sanık veya hükümlülerin belirli koşullar altında ceza infaz kurumuna girmeden, kurum dışında gözetim altında tutulmalarına imkan sağlayan bir sistem olduğunu belirtti.
Elektronik izlemenin Türkiye'de çeşitli kanunlarda düzenlendiğini belirten Erbaş, sistemin temel yasal dayanağının 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu olduğunu ifade etti. Suç türleri özelinde ise en bilinen düzenlemenin 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında yer aldığını aktaran Erbaş, kadına yönelik ve aile içi şiddet vakalarında bugüne kadar 14 bin kez elektronik izleme uygulamasına başvurulduğunu söyledi.
Olayın özellikleri ve koşulları dikkate alınarak uygulanabilen elektronik izlemenin yüksek maliyetli olduğuna işaret eden Erbaş, şöyle konuştu:
"Elektronik izleme, aile içi şiddet, kadına şiddet veya ısrarlı takip gibi yani mağdurun uzun yıllar boyunca fail tarafından tüm yaşam alanının kuşatılarak takip edildiği durumlarda bilhassa işlevsel oluyor. O bağlamda da aile içi şiddet kanununun elektronik izlemeye izin vermesinin sebebi de bu. Her olayda, 'Bu kimse tehlike arz etmekte midir? Silah taşımakta mıdır? Daha önceki şiddet parametreleri nasıldır? Eğer bu şiddeti tekrarlayan döngülerle mi yapıyor?' diye bir risk analizi yapılarak mağdurların korunması için bu imkan tanınması lazımdır."
Kadına yönelik ve aile içi şiddet vakalarında elektronik izlemenin Türkiye'nin 81 ilinde uygulandığını kaydeden Erbaş, sistemin başarı oranının da oldukça yüksek olduğunu ifade etti.
"Avrupa'da ülkeler doluluk nedeniyle cezaevi kiralıyor"
Doç. Dr. Erbaş, ceza hukukunda suç işleyen kişilerin mahkeme kararıyla verilen cezalarını cezaevinde çekmelerinin esas olduğunu ancak modern ceza hukukunda cezanın toplum içinde infaz edilmesinin de mümkün olduğuna yönelik tartışmaların öne çıktığını dile getirdi.
Bu bağlamda denetimli serbestlik uygulamasının da modern cezalandırma yöntemi olarak bilindiğini ifade eden Erbaş, "Toplum içinde cezalandırmak bağlamında elektronik izleme kamunun gücünü artırıyor." dedi.
Avrupa'daki birçok ülkenin doluluk nedeniyle birbirinden cezaevi kiraladığını ve bir ülkenin mahkumunun cezasını başka bir ülkede çekebildiğine değinen Erbaş, şöyle devam etti:
"Cezaevi doluluğu şu an bütün Avrupa'da önemli bir mesele. Bu sürdürülebilir mi gelecekte o da bir mesele. Bugün Avrupa'daki çağdaş ceza hukukunun geldiği noktada, cezalandırmanın sadece kapalı bir yerde değil, aynı zamanda toplum içinde de yapılabileceği, bunun da cezalandırmanın amaçlarına hizmet edeceği artık kabul ediliyor."
"Elektronik izlemeyi romantize etmememiz gerekiyor"
Erbaş, Türkiye'de çok sayıda hükümlünün denetimli serbestlik uygulamasından yararlandığını belirterek, bu kişilerin çeşitli işlerde çalışarak hem kamuya katkı sağladığını hem de topluma yeniden kazandırılma sürecinde rehabilite edildiğini kaydetti.
Denetimli serbestliğin cezaevlerine bir alternatif olabileceğini vurgulayan Erbaş, şöyle devam etti:
"Bizim amacımız rehabilite ederek onları topluma tekrar kazanmak. Çünkü şunu unutmamamız gerekiyor, şiddet veya suç davranışı bir nedenle olmuyor. Sadece veya sadece kişisel duygularla olmuyor. Bunun biyolojik, psikolojik, sosyolojik gibi birçok çeşitli sebebi var. Yani şiddetin sebepleri çok karmaşık ve çok komplike. Birçok sebebi var. Toplum olarak şiddetin nedenlerini araştırıp, durumumuzu da görmemiz gerekiyor. Birey neden suç işliyor? Bir çocuk neden suç işliyor? Bunu da görmemiz ve bu kişilerin rehabilite edilerek topluma yeniden kazandırılması için çalışmamız gerekiyor. Denetimli serbestlik ve elektronik izlemenin bu bağlamda büyük bir önemi var. Yine de vurgulamam gerekir ki teknoloji, ceza hukuku ve genel olarak ceza adaleti alanında romantize edilmemesi gerekir. Yani elektronik izlemeyi romantize etmememiz gerekiyor. Elektronik izleme asla bir şiddet davranışını tedavi etmiyor veya mağdurun zararlarını gidermiyor. Önerim, farklı mekanizmaların birbiriyle uyum içinde çalıştığı, çok katmanlı ve bütüncül bir sistemin oluşturulmasıdır. Elektronik izleme, bu sistemin önemli bir bileşeni olabilir. Ancak hiçbir zaman tek ve nihai çözüm olarak görülmemelidir."
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA