EPAM'ın Maarif Modeli izleme raporu 10 okul ve 30 öğretmenle hazırlandı

Güncel Haberler

İLKE Vakfı EPAM'ın Maarif Modeli İzleme Raporu II, Üsküdar'da kamuoyuyla paylaşıldı. Kadıköy ve Üsküdar'daki 10 okulda 30 öğretmenle görüşülerek hazırlanan rapor, etkinlik temelli uygulamaların katılımı artırdığını ancak merkezi sınav belirsizliğinin kaygı yarattığını belirtiyor.

İlim Kültür Eğitim Vakfı (İLKE) Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından hazırlanan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İzleme Raporu II", düzenlenen programla kamuoyuyla paylaşıldı.
İLKE Vakfı'nın Üsküdar'daki merkezinde düzenlenen programa, eski Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Avcı, İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sait Öner, akademisyenler ve davetliler katıldı.
EPAM Direktörü ve rapor editörü Prof. Dr. Ayhan Öz, raporun hazırlanma sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, çalışmanın geçen yıl başlatılan araştırmanın devamı niteliğinde olduğunu söyledi.
İlk raporda matematik, Türkçe ve fen bilimleri branşlarının ele alındığını aktaran Öz, bugün açıklanan ikinci raporda ise sosyal bilgiler, din kültürü ve İngilizce derslerine odaklandıklarını belirtti.
Öz, araştırmanın İstanbul'da Kadıköy ve Üsküdar ilçelerindeki 10 okulda yürütüldüğünü, okulların sosyoekonomik düzeylerindeki farklılıkların da dikkate alındığını ifade etti.
Araştırma kapsamında her iki ilçeden beşer okul seçtiklerini belirten Öz, sosyal bilgiler, İngilizce ve din kültürü ve ahlak bilgisi bağlamında toplamda 30 öğretmenle görüşmeler yaptıklarını dile getirdi.
Öz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne karşı öğretmenler tarafından belirgin bir direnç görülmediğini ifade ederek, "Hatta tam tersine bu 6 farklı branştan elde etmiş olduğumuz veriler özelinde program değişikliğinin gerekli olduğuyla ilişkili böyle genel bir kanaatin olduğunu da söyleyebiliriz. Özellikle programın etkinlik temelli, analitik bir yapıya sahip olması, değer odaklı olması, öğrenciyi aktif kılması gibi özellikler önemli artıları olarak ifade edildi." diye konuştu.
Öğrencilerin dikkatlerini toplamakta ve uzun süre aynı etkinliğe odaklanmakta zorlanabildiğine işaret eden Öz, görsel ve video içerikleriyle zenginleştirilen, hareketli etkinliklerin öğrencilerin ilgisini daha canlı tuttuğunu aktardı.
Öz, bu durumun yalnızca yeni müfredatla ilişkilendirilemeyeceğini belirterek, öğrenci profilindeki değişimin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Öğretmenlerden elde ettikleri verileri de aktaran Öz, "Öğrenciler derslere daha aktif katılıyorlar. Çünkü etkinlik temelli bir program uygulanıyor. Öğrencilerin daha aktif katılması onları aslında süreçlerde daha istekli, daha motive hale getiriyor büyük ölçüde. Öğretmenlerin aktardığı bulgulara göre, etkinlik temelli uygulamalar öğrencilerin derslere katılımını artırırken öğrenme sürecine yönelik istek ve motivasyonlarını da destekliyor." ifadelerini kullandı.
Öz, raporda, yeni modelin uygulanmasında branşlara özgü güçlüklerin de bulunduğunu anlatarak, İngilizce dersinde konuşma, yazma ve okuma becerilerinin ölçülmesinin öğretmenler açısından önemli bir güçlük oluşturduğunu, özellikle kalabalık sınıflarda bu becerilerin değerlendirilmesinin zaman ve emek gerektirdiğini dile getirdi.
Sosyal bilgiler dersine ilişkin değerlendirmelerde de bazı konuların yeterince yer almadığı yönünde eleştirilerin bulunduğunu bildiren Öz, Türk-İslam tarihiyle ilgili konuların programda yeterince ele alınmamasının eksiklik olarak dile getirildiğini söyledi.
Merkezi sınav sistemi belirsizlik oluşturuyor
Öz, raporda öne çıkan ortak bulgulardan birinin okulda uygulanan değerlendirme yaklaşımıyla merkezi sınavlar arasındaki farklılık olduğunu belirtti.
Maarif modelinde açık uçlu sorular bulunduğunu, merkezi sınavların ise çoktan seçmeli olmasının öğretmenlerde, velilerde ve öğrencilerde bir belirsizlik oluşturduğunu ifade eden Öz, şöyle konuştu:
"Velilerde dolayısıyla bu okul dışı opsiyonları da düşünmeyi zorunlu kılıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Öğretmenler de aynı kaygıyı yaşıyorlar. Biz bu süreçte gittiğimizde öğrenci 8. sınıfta başarılı olur mu, olmaz mı? Karşımıza nasıl bir sınav sistemi çıkacak? Bu konuda bir belirsizlik var ve bu öğretmende de öğrencide de velide de sanki olumsuz duygu olarak karşılık buluyor. Öğretmenlerimiz bu anlamda bir değişiklik yapılacağı noktasında bir umut içindeler. Bununla ilgili Bakanlığın bir tedbir alacağını düşünüyorlar."
Öz, modelin geliştirilmesine yönelik önerilerini de paylaşarak, Milli Eğitim Bakanlığının izleme ve değerlendirme çalışmalarını sıkı yapmasının bir avantaj olduğunu söyledi.
Sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı raporların ve öğretmenlerden alınan geri bildirimlerin program geliştirme süreçlerine yansıtılmasının önemine işaret eden Öz, öğretmenlerin sınıf içindeki uygulamalara ilişkin aksaklıkları karekodlar aracılığıyla Bakanlığa iletebildiğini dile getirdi.
Öz, programın zaman içinde gelişeceğini ifade ederek, "Her program zaten eksik başlar bir şekliyle ve onun olgunlaşması gerekir. Biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bazı eksiklikler programın kendisinden kaynaklanmıyor. Bunlar tamamlandıkça programın daha böyle oturacağını ve daha işler hale geleceğini düşünüyorum." dedi.
Programda ayrıca, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Mehtap Güven Çoban rapordaki İngilizce eğitimi bulgularını, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elyasa Koytak ise sosyal bilimlere ilişkin sonuçları değerlendirdi.
Uygulamayı yükle! YÜKLE