EDİTÖR MASASI 4 - Dışişleri Bakanı Fidan'dan Kıbrıs'ta barış ve istikrarın tek güvencesinin Türk askeri olduğu vurgusu

Güncel Haberler

- "(Kıbrıs) Adadaki istikrar, barış tek bir sebepten dolayı oluyor. Türk askerinin adada var olmasından dolayı" "(Mekke Ortak Savunma Anlaşması) Özellikle İslam dünyasından bu konuya çok destek veren var"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kıbrıs adasındaki barış ve istikrarın tek sebebinin Türk askerinin buradaki varlığı olduğunu belirterek, "Türk birliklerinin orada olması statükoyu hiç değiştirmedi. 50 yıldır statüko aynı. Bu şu demek, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten dolayı oluyor. Türk askerinin adada var olmasından dolayı." dedi.
AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye için Kıbrıs'ta çözümün ne olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti ve yapılan görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Bizim için çözüm, şu anda esas itibariyla iki devletli çözümün tanımasıdır. İdeal çözüm bu. İdeal çözüm, iki devletli çözümün hayata geçmesi. Yani Rumların da Türklerin de kendilerine ait devletlerinin olduğu bir yapı ve bu iki devletin de adada birbirleriyle barış ve huzur içerisinde yaşamaları, hem adanın refahına katkı hem de bölgesel barışa ve istikrara katkı içerisinde bulunmaları. Bizim durduğumuz yer bu." değerlendirmesini yaptı.
Fidan, Guterres'in genel sekreterlik süresince insanlık onurunu hep öncelikli şekilde ele alan bir yönetim anlayışı olduğunu belirterek, gerek Filistin meselesinde gerek başka konularda her zaman için doğrunun yanında durmaya çalıştığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Guterres'in şahsiyetine güvendiğini kaydeden Fidan, "Burada da ortaya konan inisiyatiflerde biz adil olunması gerektiğini düşünüyoruz." dedi.
Bakan Fidan, 1960 anlaşmasıyla kurulan Kıbrıs devletinin Avrupa Birliği'nin 2004'te üye kabul ettiği Kıbrıs devleti olmadığını belirterek, "Şimdi geldiğimiz noktada Rum kesimi bütün Kıbrıs'ı temsil eden bir devlet olarak tanınıyor. Ama kuzeyde yaşayan Türkler bu noktada ihmal ediliyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik alanında KKTC'nin güvenliğini sağladığına işaret eden Fidan, "Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni egemen ve bağımsız devlet olarak kabul etmişizdir. Tamam, tek kabul eden biziz. Ama bu bizim durduğumuz yeri değiştirecek bir husus değil." değerlendirmesini yaptı.
"Rum kesimi hiçbir zaman Türklerle eşit güç paylaşımına gitmeyecek"
Fidan, öte yandan 2004 Annan Planı ve daha sonra Crans-Montana süreçlerinde iki toplumun eşitliğine dayalı bir yapı arayışına dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan destek verdiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Biz hep şunu gördük, yani Rum kesimi hiçbir zaman için Türklerle eşit güç paylaşımına, otorite paylaşımına, refah paylaşımına, devlet paylaşımına gitmeyecek. Bu iki iki daha dört kesinliğinde bir konu. Adamın elinde şimdi bir devlet var, Avrupa Birliği'ne üye olmuş. BM'de temsil ediliyor, bütün menfaatlerden o yararlanıyor, şimdi bunu gidip bir başkasıyla paylaşacak. Bunun yalan olduğunu kendileri de biliyor, biz uluslararası topluma sorduğumuz zaman onlar da biliyor. Böyle bir yalanı devam ettirmek rasyonel bir şey değil." ifadelerini kullandı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) izolasyonlarına işaret eden Fidan, "Rum kesimi kendi devlet olmaktan kaynaklı haklarını Kıbrıs Türklerinin uluslararası toplum tarafından gelebilecek bütün menfaatlerini engellemede kullanılıyor. Ticarette, ulaşımda, bütün bunları engelliyor." ifadelerine yer verdi.
Fidan, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bir teklif geldiği zaman öncelikle bu teklifin kimden geldiğine baktıklarını ve eğer Guterres'ten geliyorsa bunu dinlediklerini söyledi.
Kıbrıs Türklerini içine alan her türlü diyalog ortamını desteklediklerinin altını çizen Fidan, Kıbrıs Türklerinin neden devlet kurduğunun ve haksız izolasyonlara maruz kaldığının yeni jenerasyona iyi ve tekraren anlatılması gerektiğini dile getirdi.
"Adanın kuzeyinde güneyinde suya, enerjiye, elektriğe, turiste ihtiyaç var"
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "belli menfaatlere ulaşmak için kalıcı çözümleri beklemeye gerek olmadığı" yönünde bir yaklaşım geliştirdiğini belirterek, "Adanın kuzeyinde güneyinde suya, enerjiye, elektriğe, turiste ihtiyaç var. Bunlar için ortak projeler, ortak çalışmalar yapılabilir. Biz bunu Sayın Genel Sekreter'e de ifade ettik. Yani bu iki taraf arasında güven artırıcı önlemler konusunda değerlendirilebilir." değerlendirmesini yaptı.
GKRY'nin KKTC'ye yönelik engellemelerine gerekli yanıtların verildiğini kaydeden Fidan, bunların aşılması gerektiğini vurguladı.
Bakan Fidan, "Onun için ama biz ne yapıyoruz buna mukabil. Biz de Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Yani sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Çünkü sen 1960'ta kurulan devlet değilsin. Bunu herkes biliyor. Dolayısıyla bizim tanımamamız da son derece meşru." ifadelerini kullandı.
Bunun da beraberinde Rum kesimine birtakım dezavantajlar getirdiğini kaydeden Fidan, "Aslında uzun vadeye bu konuları bırakıp her iki tarafında legal pozisyonlarını değiştirmeden ortak bir güven inşa edecek menfaat adımları atması mümkün. Bunu da biz çok cesurca yaratıcı fikirlerle karşı tarafa söyledik." diye konuştu.
Bakan Fidan, "Türk birliklerinin orada olması statükoyu hiç değiştirmedi. 50 yıldır statüko aynı. Bu şu demek, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten dolayı oluyor. Türk askerinin adada var olmasından dolayı." değerlendirmesinde bulundu.
"Bu adanın olmazsa olmazı mıdır?" sorusu üzerine Fidan, "Bu şartlar altında. İki tarafında kalıcı bir anlaşmaya rıza göstermediği şartlarda. Çünkü şunun önüne geçemezsiniz. Rumlar adanın tamamı bana ait diyor. Şimdi sen elindeki bu ezici imkanları Türklere karşı kullanırsan kim Türk'ün yardımına gelecek? Yine biz gideceğiz. Dolayısıyla bunun kalıcı bir çözüme bağlanmadığı bir yerde, şartların aynı şekilde durduğu bir yerde, denklemde bunun değişmesini bekleyemezsiniz, değişmez de." yanıtını verdi.
"ASEAN bölgesiyle çok yakından çalışmaya devam edeceğiz"
Bakan Fidan, dış politikayı sürekli kurumsal ve yapısal şekilde yürütmeye çalıştıklarını belirtti.
Türkiye'nin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Diyalog Ortağı olarak kabul edilmesine değinen Fidan, bu konunun son 3 yıldır üzerinde çalıştıkları konulardan biri olduğunu aktardı.
Fidan, 11 ASEAN ülkesi ile diyalog ortaklığı yapan 11-12 tane de dünyanın en büyük ülkesi olduğunu belirterek, ASEAN ülkelerinin 700 milyon nüfuslu ve oldukça siyasi olarak "nötr durumda" olan ama ekonomiye kalkınmaya ve pazara odaklanmış olan ülkeler olduğunu dile getirdi.
Bölgede Kamboçya-Tayland arasındaki sınır anlaşmazlığı dışında pek sıkıntı olmadığına dikkati çeken Fidan, bölgede büyük bir ekonomik imkan ve verimliliğin olduğunu ve Türkiye'nin bu konuda arayış ve çalışmalarının olduğunu söyledi.
Fidan, bölge ülkelerinin hepsinde Türk büyükelçilikleri açtıklarını hatırlatarak, Türk iş insanlarının bölgede faaliyet ve yatırımlarının olduğunu aktardı.
Fidan, şöyle devam etti:
"Rusya'nın, Amerika'nın, Çin'in, İngiltere'nin, Fransa'nın, Kanada'nın olduğu bir yerde Türkiye ekonomisinin yapısal ortak olmaması kabul edilebilir bir şey değildi. Moratoryum ilan etmişlerdi. Yani ASEAN ülkeleri biz zaten kendimiz azız. Bir de diyalog ortaklarımızla yürütebileceğimiz kapasite imkanlarımız şeklinde. Dünyadan çok fazla talep vardı. Bunlar epey bir süre önce moratoryum ilan etmişlerdi yeni diyalog ortağı kabulüne ilişkin. Ama bizim ısrarlı ve sistemli çalışmalarımızın neticesinde çok şükür bu da hayata geçti. Bundan sonra ASEAN bölgesiyle çok yakından çalışmaya devam edeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürüttükleri dış politikada, klasik alanlarının çok ötesine giderek, ticari, ekonomik ve sosyal-siyasal ilişkileri geliştirme politikalarının çok sistemli gittiğine dikkati çeken Fidan, Afrika ülkeleriyle, Latin Amerika'da da, Asya-Pasifik'te de bu şekilde çalıştıklarını söyledi.
Fidan, "Şuna saplanmıyoruz. Eskinin hatası oydu dış politika yapımının. Yakın bölgenizde olan ateş sizi o kadar içine alıyor ki tarihin aktığı başka yerleri ister istemez pas geçiyorsunuz. Şimdi zihinsel olarak da yapısal ve kurumsal olarak da farklı krizleri aynı anda yöneten imkan ve kabiliyetleri krizleri ve imkanları aynı anda görüp yönetecek zihne ve kurumsal yapıya sahip olmak gerekiyordu. Bizim de yaptığımız o." ifadelerini kullandı.
Orta Doğu'da uğraştıkları bir krizin, Asya Pasifik'teki bir menfaate ulaşılmasında kendilerini alıkoymaması gerektiğini dile getiren Fidan, Türkiye'nin dış politikada zihinsel olarak belli yere hapsolmadığını, kurumsal olgunluk, zihinsel farkındalık ve diplomatik ustalığa sahip olduğunu belirtti.
"AK Parti'nin ortaya koyduğu bu vizyonun inkıtaya uğramadan devam etmesi gerekiyor"
Fidan, hem bölgenin hem dünyanın karşılaştığı hayati sorunlara karşı Türkiye'nin saygın bir aktör olarak çok büyük yapıcı katkıları olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Bu aslında bir noktada AK Parti'nin dış politikasının da bir tarihi. 25 yıl önce AK Parti kurulduğu zaman şöyle bir dünya vardı; Soğuk Savaştan yeni çıkmış, Soğuk Savaş sonrası döneme hazırlanmaya çalışan bir zihinsel algı arayışında olan bir dünya. Ortaya çıkan yeni dünyayı iyi okuyan, iyi anlayan ve Türkiye'nin buradaki yerini iyi konumlandıran, sadece hamaset, hedef ve ideoloji olarak değil, var olan realiteyi de iyi okuyacak bir kadroya ve zihne ihtiyaç vardı."
AK Parti'nin Türkiye'nin geçmişteki hatalarından ders çıkartarak, bugünün şartlarını iyi değerlendirerek ve milletin stratejik kültürünü, emellerini, ruh halini de hesaba katarak oluşturduğu bir formülasyon olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:
"Türkiye, Soğuk Savaş dönemindeki dış politikadaki rahatlığını hissettiği otomatik pilot durumdan çıkmak zorunda kaldı. Dostun, düşmanın, ittifakların, her şeyin değiştiği Soğuk Savaş sonrası dönemde artık otomatik pilot değil, serbest modda, manuel modda gitmeniz lazım. Orada da kaptan önemli. Milletimizin en büyük buradaki avantajı da Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bir lider olarak ortaya çıkması." diye konuştu.
Fidan, geçmişten gelenler de dahil bütün hedefleri aynı anda devam ettirmek ama yeni risk ortamlarını da iyi hesaba katmak gerektiğine işaret ederek, "Çok zor oldu. Bunu biz Suriye'de, Irak'ta, PKK'yla mücadelede, başka konularda çok gördük. Türkiye AK Parti iktidara geldiği zaman zihinsel olarak da, yapısal olarak da Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan belirsizlik dönemine hazır değildi." dedi.
İmkansızlıklar karşısında ortaya bir liderlik çıktığını vurgulayan Fidan, şöyle devam etti:
"Normal hayatı inkıtaya uğratmadan, zorlukların, iyiliklerin olduğu bir dünyayı, nerede mümkün kılıyorsunuz? Herkesin ateşli olduğu yerde. Kuzeyiniz ateş, güneyiniz ateş, doğunuz ateş, batınız ateş, her yer ateş ve siz burada, manuel pilotta, kaptan pilotun ustalığıyla götürüyorsunuz işi. Bu AK Parti'dir. Ben gittiğim her yerde, parti organlarında görevlendirildiğim zaman oradaki delegelere, üyelere hep aynı şeyi söylüyorum; buradaki başarı sizin başarınızdır. Çünkü siz, size hizmet eden, size başarı getiren, fayda getiren iktidarı sürekli seçtiniz."
Fidan, herkesin Türkiye'de olanı örnek almak istediğine işaret ederek, "Dolayısıyla AK Parti'nin ortaya koyduğu bu vizyonun inkıtaya uğramadan devam etmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın da liderliğinin devam etmesi gerekiyor." dedi.
"Özellikle İslam dünyasından bu konuya çok destek veren var"
Mekke Ortak Savunma Anlaşması için, özellikle ittifakın üyesi olmayıp da buna en az kendileri girmiş kadar sevinen ülkeler olduğunu söyleyen Fidan, şunları kaydetti:
"Özellikle İslam dünyasından bu konuya çok destek veren var. Batı'dan da destek verenler var, işin aslını bilenler itibariyle. Yani Orta Doğu'nun insanlık için, uluslararası toplum için sıkıntı üreten, problem üreten bir yer olmaktan çıkıp tam tersine sahip olduğu her şeyle katma değer üreten bir yer olmasının yolu bu türden yapıcı ittifakların hayata geçmesinden geçiyor ve buna öncelik edenler de takdir ediyorlar açıkçası."
Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin liderlikleriyle büyük rol oynadığını belirterek, "Bize düşen görevin, bizim bulunduğumuz makamlarda, üç ülkenin liderliği tarafından ortaya konulmuş siyasi iradenin çok büyük bir bölgesel ve küresel beklenti oluşturduğunun da farkındayız. Bunun altını çok profesyonel doldurarak adım adım ilerletip işlememiz gerekiyor. Bunu yapmaya da başladık. İnşallah devam edeceğiz." diye konuştu.
(Bitti)