DEVLET KORUMASINDAN AİLE ŞEFKATİNE - Yıllar sonra koruyucu aile olan çift çevresindeki üç kişiye ilham oldu
İki erkek çocuk sahibi olmalarına rağmen 7 aylıkken hayatlarına giren kız çocuğuna gözü gibi bakıp koruyucu aile olan Hatice ve Selçuk Yılmaz, yakın çevresine de örnek olarak üç aileyi de bu yönde teşvik etti.
İki erkek çocuk sahibi olmalarına rağmen 7 aylıkken hayatlarına giren kız çocuğuna gözü gibi bakıp koruyucu aile olan Hatice ve Selçuk Yılmaz, yakın çevresine de örnek olarak üç aileyi de bu yönde teşvik etti.
Anadolu Ajansının (AA) "Devlet Korumasından Aile Şefkatine" başlıklı dosya haberinin dördüncü bölümünde, iki biyolojik oğullarının ardından kız çocuğu edinen koruyucu ailenin hikayesinin 3 çocuğa daha yuva sağlaması anlatıldı.
19 ve 9 yaşlarında iki oğlu bulunan Hatice ile Selçuk Yılmaz, bir çocuğun hayatına doğrudan dokunabileceklerini koruyucu aile olan arkadaşları sayesinde fark etti.
Biyolojik çocukları olmasına rağmen koruyucu aile olunabildiğini daha sonra öğrenen çift için çocuklarının kardeşlik bağları içinde büyüyebilmesi fikri belirleyici oldu.
Yılmaz ailesi, bir süre sosyal medya üzerinden koruyucu ailelik süreçlerini takip etti. Başvurular, bekleyişler ve ailelerin paylaştığı heyecan zamanla kendi içlerinde de karşılık buldu.
Çocukların ailedeki yerinin kan bağıyla sınırlı olmadığını düşünen Yılmaz çiftinin bu fikrine erkek evlatlarının da sıcak yaklaşması süreci daha da kolaylaştırdı.
Gönül rahatlığıyla resmi kurumlara başvuran çift, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla görüşmelerin ardından değerlendirme sürecine alındı.
Yaklaşık 5 ay süren bu süreçte ailenin istekliliği, çocukların uyumu ve aile yapısı ayrıntılı incelendi.
Eşleşme haberini aldıkları gün Yılmaz ailesi için duyguların iç içe geçtiği döneme denk geldi.
Bir aile büyüğünün vefatı nedeniyle şehir dışında oldukları sırada gelen telefon hüzünlü bir ortamın içinde umut oldu.
Eşleşmenin bir bebekle yapıldığını öğrenen anne ve baba, vakit kaybetmeden hemen İstanbul'a döndü.
Kuruma yapılan ilk ziyarette, 7 aylık bir kız çocuğu Yılmaz ailesiyle tanıştırıldı. Bu buluşma, anne, baba ve 2 çocuk için yeni bir başlangıç oldu.
Eve giren bebekle daha önce sessiz kalan ev yeniden hareketlendi. Ailenin sofrası daha da genişlerken bu değişim günlük hayata yansıdı.
Bugün 5 yaşına gelen kız çocuğuyla Yılmaz ailesinin evinde üç kardeşli bir düzen oluştu.
Hatice Yılmaz, koruyucu aile olduktan sonra çevresindeki 3 ailenin daha aynı yola girmesine ve sıcak bir yuva bekleyen çocukların bu hayaline kavuşmasına vesile oldu.
"Bütün çocuklar benim evlatlarım, bunun için bir kan bağına gerek yok"
Anne Yılmaz, AA muhabirine, başlangıçta çocuğu olmayan çiftlerin koruyucu aile olabildiğini düşündüklerini anlattı.
O dönemde 2 biyolojik çocuğu olan arkadaşının koruyucu aile olmasına şaşırdığını ifade eden Yılmaz, "Bunu öğrendikten sonra uzun süre sosyal medyadan koruyucu aileleri takip ettim. Süreçleri çok heyecanlıydı. Onların o heyecanlarına tanıklık ettim. Onları takip ettiğimde ben de heyecanlandım. Arkadaşının çocuğuyla olan ilişkisini görünce 'Neden biz de koruyucu aile olmayalım?' diye düşünmeye başladım. Dünyaya gelen bütün çocuklar benim evlatlarım. Bunun için kan bağına gerek yok. Her zaman ve her yerde onları korumaya, kollamaya çalışıyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, başvuru sürecinin çok heyecanlı olduğunu, gerekli evrakı teslim ettiklerinde sanki hamilelik sürecine başlar gibi hissettiğini dile getirdi.
Uzmanların eşleştirmeleri çok uygun şekilde yaptıklarını aktaran Yılmaz, "Sanki milli piyangodan bir şey çıkacak ama neyin olacağını heyecanla beklemiştik. Güzel bir süreçti. Başvurular kesinlikle kolay. e-Devlet üzerinden ilk başvurumuzu yaptık. Başvurudan sonra İl Müdürlüğünden dönüş yapıldı. Bahçelievler Şeyh Zayed Çocuk Evleri Sitesi'ne görüşmeye gittik. Kuruma gider gitmez 'İyi ki bu kararı vermişiz.' dedik. Sosyal hizmet uzmanı atandı, onunla çok güzel bir süreç geçirdik. Belirli aralıklarla görüşmeler yapıldı." ifadelerini kullandı.
"O an sanki İstanbul'da çocuğumu bırakıp da gelmişim gibi hissettim"
Yılmaz, koruyucu aile konusunda kurumdan telefon geldiğinde eniştelerinin cenazesi için Gaziantep'te olduklarını, bu haberi alır almaz İstanbul'a dönmek istediklerini anlattı.
"Sosyal hizmet uzmanı, eşleşmenin yapıldığını söyleyince o an sanki İstanbul'da çocuğumu bırakıp da gelmişim gibi hissettim." diyen Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bebek' deyince gerçekten çok duygulandım. Gerçekten de çocuğumu İstanbul'da bırakıp buraya gelmişim gibi düşündüm. 'Bana ait bir şey var ve kurumda. Şu an hemen gitmeliyim.' dedim. Aile büyüklerimiz ve herkes çok üzgündü cenazeden dolayı. Eşleşme haberini aldığımızda herkes orada bir bayram havası yaşadı, çok mutlu oldu. Sonra hemen ertesi gün İstanbul'a geldik. Bir saat bile dinlenmeden eşimle birlikte Sosyal Hizmetlere gittik. 'Nasıl bir bebek, neye benziyor?' İnanılmaz bir merak vardı. Orada bir paravan vardı resmen. Geliyor diye heyecan yarattılar. Kızımı görünce aşık olduk, inanılmaz güzeldi. Sanki o anda onu doğurmuşum gibi hissettim. Geldiğinde 7 aylıktı, şu an 4,5 yaşında."
Yılmaz, kalabalık ailede büyüdüğünü, kendileri için yemek sofralarının paylaşımın yapıldığı yerler olduğunu anlattı.
Kızıyla birlikte evlerine de artık neşe geldiğini ifade eden Yılmaz, "Masada 4 kişi yemek yerken hep 2 kişinin daha olabileceği düşüncesindeydim. Kızım gelince evimize neşe geldi, soframız büyüdü. Biz, bir kız çocuğu vardı, onu da ailesiyle birlikte büyüttük. 26 yaşına geldi, evlendirdik. O da bizim ailemizin bir üyesi oldu. Arkamdan hep benim için 'Beni büyüten annem' der. O da bizim büyük kızımız." dedi.
Hatice Yılmaz, çevresinde bulunan tanıdığı 3 kişinin daha koruyucu aile olmasına vesile olduğuna dikkati çekerek, şunları dile getirdi:
"Bir ailemiz vardı 55 yaşında, hiç çocukları olmamış. Toplum onlara hep, 'Yurttan çocuk alınır mı? Olmaz.' diye baskı yapmış. Ben de onlara benim sürecime tanıklık etmelerini söyledim. Hayatımızın işleyişini görünce o da çok özendi. 'Artık kim ne derse desin. Ben de istiyorum.' dedi. Koruyucu aile olduktan sonra 'Keşke çok daha önce başvursaydım.' ifadesini kullandı. Yine bir arkadaşımın da koruyucu ailelik bilgisi yoktu. O da başvurup, koruyucu aile oldu. Başka bir arkadaşım daha bizden görüp koruyucu aile oldu. İnşallah sayımız çoğalır."
Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu çocuklar için her türlü imkanı sağladığını ifade etti.
Çocukların ihtiyacı olanın sevgi ve güven ortamında büyümesi olduğuna değinen Yılmaz, "Kızım, bizim kızımız. Onunla yaşadığımız her an çok güzel. Koruyucu aile olmak zor değil, devlet sizi her zaman destekliyor, her zaman yanınızda. Yalnız değilsiniz. Aileniz bir çocukla büyümüyor. Aslında daha büyük bir çevreniz oluyor. İki biyolojik çocuğu olan anne olarak herkesi koruyucu aile olmaya davet ediyorum." diye konuştu.
"Büyük bahçeli bir evim olsun. Alabildiğimi alayım, kendi evimde büyüteyim istedim"
Selçuk Yılmaz ise eşleşmenin ardından kızını ilk gördüğünde çok heyecanlandığını anlattı.
Kızının biyolojik çocuklarından hiçbir farkı olmadığını ifade eden Yılmaz, "Bu benim mi? dedim. Eşimden önce kucağıma ben almak istedim. O heyecanı halen daha yaşıyorum." dedi.
Kurumdaki çocukların sadece sevgi ve sarılmayı beklediklerini kaydeden Yılmaz, "Bir öğretmenin arkasında 10-15 melek geziyor. İnsan ister ki çocuğu olan da olmayan da orayı bir ziyaret etsin. Böylece kalbini sevgiyle dolduracaktır. Alsınlar veya almasınlar, orada insan olduklarını hissedecektir. Oradan çıkınca büyük bahçeli bir evim olsun. Alabildiğimi alayım, kendi evimde büyüteyim istedim." şeklinde konuştu.
Anadolu Ajansının (AA) "Devlet Korumasından Aile Şefkatine" başlıklı dosya haberinin dördüncü bölümünde, iki biyolojik oğullarının ardından kız çocuğu edinen koruyucu ailenin hikayesinin 3 çocuğa daha yuva sağlaması anlatıldı.
19 ve 9 yaşlarında iki oğlu bulunan Hatice ile Selçuk Yılmaz, bir çocuğun hayatına doğrudan dokunabileceklerini koruyucu aile olan arkadaşları sayesinde fark etti.
Biyolojik çocukları olmasına rağmen koruyucu aile olunabildiğini daha sonra öğrenen çift için çocuklarının kardeşlik bağları içinde büyüyebilmesi fikri belirleyici oldu.
Yılmaz ailesi, bir süre sosyal medya üzerinden koruyucu ailelik süreçlerini takip etti. Başvurular, bekleyişler ve ailelerin paylaştığı heyecan zamanla kendi içlerinde de karşılık buldu.
Çocukların ailedeki yerinin kan bağıyla sınırlı olmadığını düşünen Yılmaz çiftinin bu fikrine erkek evlatlarının da sıcak yaklaşması süreci daha da kolaylaştırdı.
Gönül rahatlığıyla resmi kurumlara başvuran çift, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla görüşmelerin ardından değerlendirme sürecine alındı.
Yaklaşık 5 ay süren bu süreçte ailenin istekliliği, çocukların uyumu ve aile yapısı ayrıntılı incelendi.
Eşleşme haberini aldıkları gün Yılmaz ailesi için duyguların iç içe geçtiği döneme denk geldi.
Bir aile büyüğünün vefatı nedeniyle şehir dışında oldukları sırada gelen telefon hüzünlü bir ortamın içinde umut oldu.
Eşleşmenin bir bebekle yapıldığını öğrenen anne ve baba, vakit kaybetmeden hemen İstanbul'a döndü.
Kuruma yapılan ilk ziyarette, 7 aylık bir kız çocuğu Yılmaz ailesiyle tanıştırıldı. Bu buluşma, anne, baba ve 2 çocuk için yeni bir başlangıç oldu.
Eve giren bebekle daha önce sessiz kalan ev yeniden hareketlendi. Ailenin sofrası daha da genişlerken bu değişim günlük hayata yansıdı.
Bugün 5 yaşına gelen kız çocuğuyla Yılmaz ailesinin evinde üç kardeşli bir düzen oluştu.
Hatice Yılmaz, koruyucu aile olduktan sonra çevresindeki 3 ailenin daha aynı yola girmesine ve sıcak bir yuva bekleyen çocukların bu hayaline kavuşmasına vesile oldu.
"Bütün çocuklar benim evlatlarım, bunun için bir kan bağına gerek yok"
Anne Yılmaz, AA muhabirine, başlangıçta çocuğu olmayan çiftlerin koruyucu aile olabildiğini düşündüklerini anlattı.
O dönemde 2 biyolojik çocuğu olan arkadaşının koruyucu aile olmasına şaşırdığını ifade eden Yılmaz, "Bunu öğrendikten sonra uzun süre sosyal medyadan koruyucu aileleri takip ettim. Süreçleri çok heyecanlıydı. Onların o heyecanlarına tanıklık ettim. Onları takip ettiğimde ben de heyecanlandım. Arkadaşının çocuğuyla olan ilişkisini görünce 'Neden biz de koruyucu aile olmayalım?' diye düşünmeye başladım. Dünyaya gelen bütün çocuklar benim evlatlarım. Bunun için kan bağına gerek yok. Her zaman ve her yerde onları korumaya, kollamaya çalışıyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, başvuru sürecinin çok heyecanlı olduğunu, gerekli evrakı teslim ettiklerinde sanki hamilelik sürecine başlar gibi hissettiğini dile getirdi.
Uzmanların eşleştirmeleri çok uygun şekilde yaptıklarını aktaran Yılmaz, "Sanki milli piyangodan bir şey çıkacak ama neyin olacağını heyecanla beklemiştik. Güzel bir süreçti. Başvurular kesinlikle kolay. e-Devlet üzerinden ilk başvurumuzu yaptık. Başvurudan sonra İl Müdürlüğünden dönüş yapıldı. Bahçelievler Şeyh Zayed Çocuk Evleri Sitesi'ne görüşmeye gittik. Kuruma gider gitmez 'İyi ki bu kararı vermişiz.' dedik. Sosyal hizmet uzmanı atandı, onunla çok güzel bir süreç geçirdik. Belirli aralıklarla görüşmeler yapıldı." ifadelerini kullandı.
"O an sanki İstanbul'da çocuğumu bırakıp da gelmişim gibi hissettim"
Yılmaz, koruyucu aile konusunda kurumdan telefon geldiğinde eniştelerinin cenazesi için Gaziantep'te olduklarını, bu haberi alır almaz İstanbul'a dönmek istediklerini anlattı.
"Sosyal hizmet uzmanı, eşleşmenin yapıldığını söyleyince o an sanki İstanbul'da çocuğumu bırakıp da gelmişim gibi hissettim." diyen Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bebek' deyince gerçekten çok duygulandım. Gerçekten de çocuğumu İstanbul'da bırakıp buraya gelmişim gibi düşündüm. 'Bana ait bir şey var ve kurumda. Şu an hemen gitmeliyim.' dedim. Aile büyüklerimiz ve herkes çok üzgündü cenazeden dolayı. Eşleşme haberini aldığımızda herkes orada bir bayram havası yaşadı, çok mutlu oldu. Sonra hemen ertesi gün İstanbul'a geldik. Bir saat bile dinlenmeden eşimle birlikte Sosyal Hizmetlere gittik. 'Nasıl bir bebek, neye benziyor?' İnanılmaz bir merak vardı. Orada bir paravan vardı resmen. Geliyor diye heyecan yarattılar. Kızımı görünce aşık olduk, inanılmaz güzeldi. Sanki o anda onu doğurmuşum gibi hissettim. Geldiğinde 7 aylıktı, şu an 4,5 yaşında."
Yılmaz, kalabalık ailede büyüdüğünü, kendileri için yemek sofralarının paylaşımın yapıldığı yerler olduğunu anlattı.
Kızıyla birlikte evlerine de artık neşe geldiğini ifade eden Yılmaz, "Masada 4 kişi yemek yerken hep 2 kişinin daha olabileceği düşüncesindeydim. Kızım gelince evimize neşe geldi, soframız büyüdü. Biz, bir kız çocuğu vardı, onu da ailesiyle birlikte büyüttük. 26 yaşına geldi, evlendirdik. O da bizim ailemizin bir üyesi oldu. Arkamdan hep benim için 'Beni büyüten annem' der. O da bizim büyük kızımız." dedi.
Hatice Yılmaz, çevresinde bulunan tanıdığı 3 kişinin daha koruyucu aile olmasına vesile olduğuna dikkati çekerek, şunları dile getirdi:
"Bir ailemiz vardı 55 yaşında, hiç çocukları olmamış. Toplum onlara hep, 'Yurttan çocuk alınır mı? Olmaz.' diye baskı yapmış. Ben de onlara benim sürecime tanıklık etmelerini söyledim. Hayatımızın işleyişini görünce o da çok özendi. 'Artık kim ne derse desin. Ben de istiyorum.' dedi. Koruyucu aile olduktan sonra 'Keşke çok daha önce başvursaydım.' ifadesini kullandı. Yine bir arkadaşımın da koruyucu ailelik bilgisi yoktu. O da başvurup, koruyucu aile oldu. Başka bir arkadaşım daha bizden görüp koruyucu aile oldu. İnşallah sayımız çoğalır."
Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu çocuklar için her türlü imkanı sağladığını ifade etti.
Çocukların ihtiyacı olanın sevgi ve güven ortamında büyümesi olduğuna değinen Yılmaz, "Kızım, bizim kızımız. Onunla yaşadığımız her an çok güzel. Koruyucu aile olmak zor değil, devlet sizi her zaman destekliyor, her zaman yanınızda. Yalnız değilsiniz. Aileniz bir çocukla büyümüyor. Aslında daha büyük bir çevreniz oluyor. İki biyolojik çocuğu olan anne olarak herkesi koruyucu aile olmaya davet ediyorum." diye konuştu.
"Büyük bahçeli bir evim olsun. Alabildiğimi alayım, kendi evimde büyüteyim istedim"
Selçuk Yılmaz ise eşleşmenin ardından kızını ilk gördüğünde çok heyecanlandığını anlattı.
Kızının biyolojik çocuklarından hiçbir farkı olmadığını ifade eden Yılmaz, "Bu benim mi? dedim. Eşimden önce kucağıma ben almak istedim. O heyecanı halen daha yaşıyorum." dedi.
Kurumdaki çocukların sadece sevgi ve sarılmayı beklediklerini kaydeden Yılmaz, "Bir öğretmenin arkasında 10-15 melek geziyor. İnsan ister ki çocuğu olan da olmayan da orayı bir ziyaret etsin. Böylece kalbini sevgiyle dolduracaktır. Alsınlar veya almasınlar, orada insan olduklarını hissedecektir. Oradan çıkınca büyük bahçeli bir evim olsun. Alabildiğimi alayım, kendi evimde büyüteyim istedim." şeklinde konuştu.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA