Dervişoğlu fon soruşturmasında hesap istedi, staj sigortası için çağrı yaptı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda fon soruşturmalarında hesap verilmesini istedi. Dervişoğlu, işin magaziniyle değil sistemle ilgilendiklerini belirterek staj ve çıraklık başlangıcının sigorta başlangıcı sayılmasını talep etti.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, fon soruşturmalarına ilişkin "Bu işi bir magazin haberi edasıyla konuşamayız. Bu mesele, sadece kimin ne çaldığının, kimin kime ne fırsatlar yarattığının dedikodusuyla geçiştirilecek bir konu değildir. O yüzden işin magaziniyle değil, sistemin kendisiyle ilgileniyoruz." dedi.
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının sorunlarına değinerek staj ve çıraklık başlangıcının sigorta başlangıcı sayılmasını istedi.
Dervişoğlu, devlette devamlılığın esas olduğunu, meseleye yalnızca bir prim günü ve bir emeklilik cetveli gibi bakılmaması gerektiğini söyledi.
Fon soruşturmalarına değinen Dervişoğlu, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunuyla karşı karşıya olduklarını iddia etti.
Yaşananları "münferit bir piyasa vakası değil, kamu gözetiminde yapılan organize bir soygun" olarak değerlendiren Dervişoğlu, "Bu işi bir magazin haberi edasıyla konuşamayız. Bu mesele, sadece kimin ne çaldığının, kimin kime ne fırsatlar yarattığının dedikodusuyla geçiştirilecek bir konu değildir. O yüzden işin magaziniyle değil, sistemin kendisiyle ilgileniyoruz. Bu yüzden sadece kelle değil, hesap verilsin istiyoruz. Görevini yapmayanların, yapılanlara göz yumanların, olaya bizzat iştirak edenlerin görevden bir an önce el çektirilmesi gerekiyor." diye konuştu
Dervişoğlu, bu süreçte Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in emeklilik dilekçesini verdiğini, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü'nün sağlık sorunları nedeniyle istifa ettiğini, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün görevden alındığını anımsattı. Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Şimdi biz ne yapacağız? Bu beylerden gerekçe mi dinleyeceğiz? Yoksa devletin tepesinde ne olup bittiğini mi soracağız? Tutuklu bulunan 85 kişiden 17'sinin haksız kazançla elde ettiği, halk tabiriyle soyduğu paraları iade ettiğine dair haberler çıkıyor. Oysa kanun metni açıktır, 'bahse konu olan miktarın 2 katı iade edilir' diyor. Hırsıza 'gönlünden ne koparsa' diyecek bir devlet yoktur. Varsa, onun adı zaten devlet değildir. Milleti soydukları fonun ardından şimdi de tövbe fonu kurdular. Güleriz ağlanacak halimize. Parayı çalıyor, sonra yakalanıyor, 'getir parayı yerine koy' diyorlar ve her şey bunların anlayışına göre temize çıkıyor."
Dervişoğlu, fon soruşturmaları sürecinin dürüst ve samimi bir şekilde yürümemesi durumunda vatandaşın piyasaya, yatırımcının kurala, sanayicinin yarınına, sermayenin hukuka güvenmeyeceğini, sorunların üretimin tüm damarlarına yayılacağını savundu.
Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar kategorisinden çıkartılması tehlikesi ile karşı karşıya kalabileceğini söyleyen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"İçeride mülkiyet rejimini, hukuk güvenliğini yok edip, otel toplantılarıyla yatırımcı avına çıkarak bir yere varamazsınız. Bu alt lige düşme tehlikesi ne demektir? İlk elde yabancı yatırımcının kaçması demektir. Ancak konu sadece bu da değildir. Ülkemizde doğru ve dürüst yabancı yatırımcı da uzun zamandır pek yok. Piyasalardaki yüzde 35 civarındaki yabancının yarısı, borsa deyimiyle, bıyıklı yabancıdır. Yani, vergiden kaçma peşindeki yabancı görünümlü yerli kurnazlardır. Alt lige düşmek demek, finansman ve kredi olanaklarının tüm sektörler için daha da zorlaşmasıdır. Üretimin azalması, ithalata bağımlılığın artması demektir. Zam demektir, iflaslar ve işten çıkarmalar demektir."
Dervişoğlu, günümüzde savaşların sadece cephelerde olmadığını, gümrük savaşlarının da yaşandığını, bunun için koruma duvarlarının örüldüğünü, Made in Europe planının da bu süreçle ilgili olduğunu belirtti.
Avrupa ülkelerinin otomotiv sektöründe yeni standartlar ve anlaşmalar yaptığını, Türkiye'nin bu sürecin dışına itildiğini iddia eden Dervişoğlu, "Bunun Türkiye bakımından anlamı Brüksel'de yazılan birkaç teknik madde değildir. Bursa'daki otomotiv işçisinin işi, Kocaeli'ndeki mühendisin geleceği, Anadolu'daki yan sanayicinin siparişidir çünkü Türkiye'nin yıllık 40 milyar doları aşan otomotiv ihracatının yüzde 73'ü Avrupa pazarına akmaktadır." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa'yla aynı tedarik zincirinin içinde olduğunu dile getiren Dervişoğlu, "Şimdi Avrupa kendi üretimini korumak için duvar örüyorsa, bizim işimiz duvara kızmak değil, Türk üreticisinin o duvarın dışında kalmamasını sağlamaktır." dedi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Türkiye için Türk dünyası, Azerbaycan ve KKTC'nin stratejik önceliğe sahip olmasını isteyen Dervişoğlu, "Türkiye, Türk dünyası devletlerinin egemenliğine sınırsız bir saygı göstermelidir. Onları, Orta Doğu politikasında aldığı pozisyonla değerlendirmek eğiliminden derhal vazgeçmelidir. Anlaşılmaktadır ki, Türkiye Orta Doğu'ya ne denli hoyratça yaklaşırsa, Türk coğrafyasında zemin kaybetmektedir." ifadelerini kullandı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da eleştiren Dervişoğlu, "Kutsal mekanları korumak için yapıldığı iddia edilen anlaşmanın aldığı hale bakın. Türkiye, İsrail ve Mısır, Suudi Arabistan'ı korumak için aynı eksende buluşuyor. Trump, Orta Doğu'da bir ittifak kuruyor ve Türk askerinin de bu projede rol oynamasını bekliyor." diye konuştu.
Seçimlerin 2028 yılının mart ya da nisan ayında yapılmasının netleştiğine ilişkin açıklamaları anımsatan Dervişoğlu, "İyi de netleşen nedir? Anayasa ortadadır, seçimlerin yenilenmesi için Meclis kararı gerektiği ortadadır. Meclis o kararı vermiş midir? Hayır. O halde bugünkü Meclisin henüz vermediği kararın sonucunu bu zat hangi sıfatla ilan etmektedir?" sorularını yöneltti.
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının sorunlarına değinerek staj ve çıraklık başlangıcının sigorta başlangıcı sayılmasını istedi.
Dervişoğlu, devlette devamlılığın esas olduğunu, meseleye yalnızca bir prim günü ve bir emeklilik cetveli gibi bakılmaması gerektiğini söyledi.
Fon soruşturmalarına değinen Dervişoğlu, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunuyla karşı karşıya olduklarını iddia etti.
Yaşananları "münferit bir piyasa vakası değil, kamu gözetiminde yapılan organize bir soygun" olarak değerlendiren Dervişoğlu, "Bu işi bir magazin haberi edasıyla konuşamayız. Bu mesele, sadece kimin ne çaldığının, kimin kime ne fırsatlar yarattığının dedikodusuyla geçiştirilecek bir konu değildir. O yüzden işin magaziniyle değil, sistemin kendisiyle ilgileniyoruz. Bu yüzden sadece kelle değil, hesap verilsin istiyoruz. Görevini yapmayanların, yapılanlara göz yumanların, olaya bizzat iştirak edenlerin görevden bir an önce el çektirilmesi gerekiyor." diye konuştu
Dervişoğlu, bu süreçte Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in emeklilik dilekçesini verdiğini, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü'nün sağlık sorunları nedeniyle istifa ettiğini, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün görevden alındığını anımsattı. Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Şimdi biz ne yapacağız? Bu beylerden gerekçe mi dinleyeceğiz? Yoksa devletin tepesinde ne olup bittiğini mi soracağız? Tutuklu bulunan 85 kişiden 17'sinin haksız kazançla elde ettiği, halk tabiriyle soyduğu paraları iade ettiğine dair haberler çıkıyor. Oysa kanun metni açıktır, 'bahse konu olan miktarın 2 katı iade edilir' diyor. Hırsıza 'gönlünden ne koparsa' diyecek bir devlet yoktur. Varsa, onun adı zaten devlet değildir. Milleti soydukları fonun ardından şimdi de tövbe fonu kurdular. Güleriz ağlanacak halimize. Parayı çalıyor, sonra yakalanıyor, 'getir parayı yerine koy' diyorlar ve her şey bunların anlayışına göre temize çıkıyor."
Dervişoğlu, fon soruşturmaları sürecinin dürüst ve samimi bir şekilde yürümemesi durumunda vatandaşın piyasaya, yatırımcının kurala, sanayicinin yarınına, sermayenin hukuka güvenmeyeceğini, sorunların üretimin tüm damarlarına yayılacağını savundu.
Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar kategorisinden çıkartılması tehlikesi ile karşı karşıya kalabileceğini söyleyen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"İçeride mülkiyet rejimini, hukuk güvenliğini yok edip, otel toplantılarıyla yatırımcı avına çıkarak bir yere varamazsınız. Bu alt lige düşme tehlikesi ne demektir? İlk elde yabancı yatırımcının kaçması demektir. Ancak konu sadece bu da değildir. Ülkemizde doğru ve dürüst yabancı yatırımcı da uzun zamandır pek yok. Piyasalardaki yüzde 35 civarındaki yabancının yarısı, borsa deyimiyle, bıyıklı yabancıdır. Yani, vergiden kaçma peşindeki yabancı görünümlü yerli kurnazlardır. Alt lige düşmek demek, finansman ve kredi olanaklarının tüm sektörler için daha da zorlaşmasıdır. Üretimin azalması, ithalata bağımlılığın artması demektir. Zam demektir, iflaslar ve işten çıkarmalar demektir."
Dervişoğlu, günümüzde savaşların sadece cephelerde olmadığını, gümrük savaşlarının da yaşandığını, bunun için koruma duvarlarının örüldüğünü, Made in Europe planının da bu süreçle ilgili olduğunu belirtti.
Avrupa ülkelerinin otomotiv sektöründe yeni standartlar ve anlaşmalar yaptığını, Türkiye'nin bu sürecin dışına itildiğini iddia eden Dervişoğlu, "Bunun Türkiye bakımından anlamı Brüksel'de yazılan birkaç teknik madde değildir. Bursa'daki otomotiv işçisinin işi, Kocaeli'ndeki mühendisin geleceği, Anadolu'daki yan sanayicinin siparişidir çünkü Türkiye'nin yıllık 40 milyar doları aşan otomotiv ihracatının yüzde 73'ü Avrupa pazarına akmaktadır." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa'yla aynı tedarik zincirinin içinde olduğunu dile getiren Dervişoğlu, "Şimdi Avrupa kendi üretimini korumak için duvar örüyorsa, bizim işimiz duvara kızmak değil, Türk üreticisinin o duvarın dışında kalmamasını sağlamaktır." dedi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Türkiye için Türk dünyası, Azerbaycan ve KKTC'nin stratejik önceliğe sahip olmasını isteyen Dervişoğlu, "Türkiye, Türk dünyası devletlerinin egemenliğine sınırsız bir saygı göstermelidir. Onları, Orta Doğu politikasında aldığı pozisyonla değerlendirmek eğiliminden derhal vazgeçmelidir. Anlaşılmaktadır ki, Türkiye Orta Doğu'ya ne denli hoyratça yaklaşırsa, Türk coğrafyasında zemin kaybetmektedir." ifadelerini kullandı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da eleştiren Dervişoğlu, "Kutsal mekanları korumak için yapıldığı iddia edilen anlaşmanın aldığı hale bakın. Türkiye, İsrail ve Mısır, Suudi Arabistan'ı korumak için aynı eksende buluşuyor. Trump, Orta Doğu'da bir ittifak kuruyor ve Türk askerinin de bu projede rol oynamasını bekliyor." diye konuştu.
Seçimlerin 2028 yılının mart ya da nisan ayında yapılmasının netleştiğine ilişkin açıklamaları anımsatan Dervişoğlu, "İyi de netleşen nedir? Anayasa ortadadır, seçimlerin yenilenmesi için Meclis kararı gerektiği ortadadır. Meclis o kararı vermiş midir? Hayır. O halde bugünkü Meclisin henüz vermediği kararın sonucunu bu zat hangi sıfatla ilan etmektedir?" sorularını yöneltti.
Kaynak: AA / Politika
İYİ Parti, Politika, Sigorta, Ekonomi, Güncel, Sigorta, İYİ Parti, TBMM, Ekonomi, Güncel, Politika, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA