Denge ve Denetleme Ağı Sözcüsü Suver Açıklaması
"Demokratik süreçlerin işletilmesi, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının gözetilmesi dışında bu krizden çıkış alternatifimizin olmadığını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Denge ve Denetleme Ağı sözcüsü Müjgan Suver, "Demokratik süreçlerin işletilmesi, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının gözetilmesi dışında bu krizden çıkış alternatifimizin olmadığını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Aksi tutum ve girişimler geri dönüşü olmayan tahribata neden olmakta ve sadece siyasete değil yargıya, medyaya ve sivil topluma olan güveni de derinden sarsmaktadır" dedi. Sayısı 100'den fazla sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Denge ve Denetleme Ağı'nın sözcüsü Suver, bir otelde düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, bir süredir gündemi işgal eden krizin, Türkiye'de etkin bir denge ve denetleme mekanizmasının oluşturulamamasından kaynaklandığını öne sürdü. Suver, başta Anayasa olmak üzere, tüm mevzuat, uygulama ve devlet yapılanmasının güçlü bir denge ve denetleme mekanizmasına dayanmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu ifade ederek, "Şeffaf ve katılımcı yönetim, yolsuzluk iddiaları ile etkin mücadele, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, siyaset üzerindeki her türlü baskı ve vesayetin kırılması, doğrudan güçlü bir denge ve denetleme sistemi ile sağlanabilir" diye konuştu. Denge ve Denetleme Ağı'nın her fırsatta bu ihtiyaca dikkat çektiğini ve uzlaşı yolu ile ciddi adımlar atılmasının aciliyetine vurgu yaptığını dile getiren Suver, "Güçler arasındaki görev ve yetki paylaşımının sınırları aşıldığında, bunun sadece siyasal bir kriz olarak kalmayıp toplumsal kamplaşmayı da beraberinde getirmesi önlenemez" değerlendirmesinde bulundu. Bu durumun önüne geçilmesi çin köklü ve kapsamlı demokratikleşme adımları atılması gerektiğine işaret eden Suver, toplumsal talepleri örgütlü şekilde gündeme getiren, demokratikleşmenin itici gücü olan sivil toplumun önerilerinin dikkate alınması gerektiğini bildirdi. Suver, şöyle konuştu: "Tüm siyasi partiler ile yasama, yürütme ve yargı erklerinin Türkiye'nin toplumsal ihtiyaçlarını gözeterek, sorumluluk içinde hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Parti, grup çıkarlarından önce korunması gereken toplumsal çıkarlarımız, geliştirilmesi gereken hepimizin hak ve özgürlükleridir. Sivil toplumun siyasal karar süreçlerine katılabilmesi ve medya ile birlikte denetleme işlevini üstlenebilmesi katılımcı, müzakereci ve çoğulcu demokrasinin gereğidir. Bunu kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmadığı taktirde, devlet içinde hukuk dışı yapılanmaların ortaya çıkması önlenemez." Anayasal ve siyasal krizin daha fazla ekonomik ve toplumsal bir krize dönüşmesini önleyebilecek tavır ve yaklaşımlar içinde olmanın, sağduyulu davranmanın, sivil ve demokratik olmanın gereği olduğuna değinen Suver, "Demokratik süreçlerin işletilmesi, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının gözetilmesi dışında bu krizden çıkış alternatifimizin olmadığını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Aksi tutum ve girişimler geri dönüşü olmayan tahribata neden olmakta ve sadece siyasete değil yargıya, medyaya ve sivil topluma olan güveni de derinden sarsmaktadır" dedi. Suver, yeni bir Anayasa süreci başlatılması ve sürecin uluslararası standartlar esas alınarak şeffaf ve katılımcı bir şekilde işletilmesi gerektiğini söyledi. Suver, temel hak ve özgürlüklerin de Anayasa'da garanti altına alınması gerektiğine değindi. - Ankara
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA