Yeni OVP açıklandı: Ekonomik güvenlik ve atıl iş gücü öne çıkıyor

Güncel Haberler

- "Programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir, burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var, atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz, bu OVP'de sanayiyi, ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz" "Bütün programlar revizyona açıktır, bu Türkiye'ye özgü bir şey de değil, uluslararası kuruluşlar tahminlerini bizden daha çok revize ediyorlar. Bir mevsimde defalarca revize eden kurumlar ve ülkeler oluyor, biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz" "Mevcut durumda dünyada ve Türkiye'de realite ne ise bunlara göre belli varsayımlarla bir program yapıyorsunuz. Hiçbirimiz kahin değiliz, hiçbirimizin elinde sihirli bir değnek yok"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program'ın ( Ovp ) ana çerçevesi ve istikametinin belli olduğunu belirterek, "Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz, bu OVP'de sanayiyi, ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz." dedi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren OVP'yi açıkladı.
Sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki artışların enflasyon ortalamasının üstünde olduğunu söyledi.
Yılmaz, gelecek yıl bu konuda çok daha hassas davranacaklarını ve maliye politikalarının enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sunacağını dile getirerek, "Arz yönlü politikalar da burada çok kıymetli. Sadece para ve maliye politikası yetmez, bir taraftan da arz yönlü politikalar önemli. Orada da önceliklendirdiğimiz alanlar çok net. Öncelikle gıda üretimi ve arzını artırmak. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımızla yoğun bir çalışma içindeyiz. Gıda konusunu, sulama yatırımlarını önceliklendirdik. Bütün bunlarda, ticaret politikalarımız dahil olmak üzere gerekli tüm enstrümanları kullanmaya kararlıyız." diye konuştu.
Yılmaz, konutun yine arz yönlü politikalarda çok önemli bir başlık olduğuna işaret ederek, deprem konutlarının bitmesiyle afeti yaşayan illerde kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördüklerini bildirdi.
TCMB'nin de bu konuda bir çalışması olduğu bilgisini veren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalar da teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut projesi başladı ama bu süreci yine önceliklendiriyoruz. Bütçemizden destek veriyoruz, bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri ve gelirleri oluşturmaya kararlıyız. Yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme yönünde güçlü bir çaba içindeyiz. Üretken kesimlerin kendi enerjilerini üretmelerinden, yenilenebilir enerji üretmelerinden tutun başka politikalara varıncaya kadar enerjide adımlar atıyoruz. Lojistik alanında maliyetleri düşürmek için demir yollarında özellikle de iltisak hatları dediğimiz, üretim alanlarıyla limanları, pazarlarla üretim alanlarını bağlayan demir yollarını önceliklendirmiş durumdayız. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız bu çerçevede bir yol haritası çıkarmış durumda ve bu projelere öncelikli olarak destek sunuyoruz. Bütüncül bir setimiz var. Para politikaları, maliye politikaları, arz yönlü politikalar, reformlar ve verimliliği artırıcı politikalar. Bu mücadeleyi aynı kararlılıkla ve bütüncül çerçevede yürüteceğiz. Kamunun belirlediği fiyatlarda kural bazlı artışların oluşması için gerekirse ilave düzenlemeler de yapacağız."
Enflasyonda sorun "atalet"
Yılmaz, "Türkiye'nin enflasyon konusunda, savaştan diğer ülkelerden daha fazla etkilenme nedenleri"nin ise geçmişten gelen yüksek enflasyonun getirdiği "ataletten" kaynaklandığını ifade etti.
Enflasyonla mücadelenin neden uzun sürdüğüne ilişkin soru üzerine Yılmaz, şu yanıtı verdi:
"Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5'lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik."
Yeni OVP'de güncellemeler var
Yılmaz, programda "gelecek dönemde revizyon olup olmayacağına" ilişkin bir soru üzerine, "Elbette olabilir, bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye'ye özgü bir şey de değil, uluslararası kuruluşlar tahminlerini bizden daha çok revize ediyorlar. Bir mevsimde defalarca revize eden kurumlar ve ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Olumlu veya olumsuz gelişmeler her zaman olabilir. Dış faktörler ne olursa olsun temel belirleyici olan sizin programınızdır. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştiremez. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir, burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz, bu OVP'de sanayiyi, ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın ve ülkemizin şartlarına göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Ancak programımızın ana çerçevesi belli, fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Bu arada büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye ve artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın çok kararlı ve dirayetli yönetimi söz konusu. Önümüzdeki süreçte de aynı anlayışla devam edeceğiz." cevabını verdi.
"Daha gerçekçi bir çerçeve çiziliyor"
Yılmaz, son dönemde savaşları, dış konjonktürdeki bu olumsuzlukları dikkate alarak geleceğe yönelik enflasyon hedeflerini daha ihtiyatlı belirlediklerini ve daha gerçekçi bir çerçeve çizmeye çalıştıklarını söyledi.
Bu sefer talihlerinin farklı olabileceğini ve olumlu sürprizler yaşanabileceğini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:
"Mevcut durumda dünyada ve Türkiye'de realite ne ise bunlara göre belli varsayımlarla bir program yapıyorsunuz. Hiçbirimiz kahin değiliz, hiçbirimizin elinde sihirli bir değnek yok. Yarın bir ülkeyle bir başka ülkenin savaşıp savaşmayacağını hiçbirimiz kesin bir şekilde belirleyemeyiz. Yaptığımız şey, tahminler ve varsayımlar üzerinden bir programdır. Varsa uluslararası varsayımlara bakıyoruz, örneğin enerji fiyatlarında uluslararası kuruluşların tahminlerini kullanıyoruz. Uluslararası geçerliliği olan bir tahmin yoksa kendi tahminlerimizi yapıyoruz ve belli varsayımlarla hareket ediyoruz. Bütün programlar böyledir, dünyadaki bütün ülkeler böyle çalışır, biz de aynısını yapıyoruz. Bu çerçeveyi çıkardıktan sonra da gerisi uygulamadır. Uygulama çok önemli. Bütün kurumlarımızın bu programa sahip çıkmasını, her birinin kendi alanında güçlü bir uygulama ortaya koymasını bekliyoruz. Gerçekçi ve tutarlı bir politikalar seti ortaya koyduğumuza inanıyoruz ve bunu kararlı bir şekilde hayata geçireceğiz."
"Gençliğin Üretim Çağı" programı gündemde
Yılmaz, istihdam ve atıl iş gücünü değerlendirirken program döneminde 2,1 milyon istihdam öngördüklerini bildirdi. Tarihsel ortalamalarına bakıldığında, bunun tutarlı bir hedef olduğuna işaret eden Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yıllık 700 bine yakın istihdam üretebilen bir ekonomi olduğunu vurguladı. Yılmaz, şunları söyledi:
"Önümüzdeki dönem için ortaya koyduğumuz büyüme perspektifimiz de istihdamı destekleyici mahiyettedir. Büyümemizin kademeli olarak arttığını ve büyümeyi destekleyici bir perspektif sunduğunu söyleyebiliriz. Ancak sadece büyümeyle yetinmiyoruz, iş gücü piyasasına ilişkin reformların ve yeni çalışma modellerini yaygınlaştırmamızın da özellikle genç istihdamı ile kadın istihdamı gibi konulara destek sunacağına inanıyoruz. 'Gençliğin Üretim Çağı' dediğimiz yeni ve kapsamlı bir program gündemimizde. Mevcut programlarımızı da özellikle 'İş Gücü Uyum Programı' başlığı altında etkili bir şekilde kullanıyoruz. Yani büyüme, iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla istihdamdaki bu rakamlara da ulaşacağımıza inanıyoruz."
"Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir"
Atıl iş gücü hesaplama yöntemlerine ilişkin olarak da Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. EUROSTAT'ın yöntemi neyse Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi'ndeki yöntem neyse Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) o yöntemle hesaplıyor. Gidip soruyor, bir insan iş aramıyorsa bunu işsiz olarak sınıflandırmıyor. Dünyada da böyledir, bizde de böyledir." dedi.
Yılmaz, atıl iş gücü kavramının iki unsuru içerdiğine dikkati çekerek, bunların "potansiyel iş gücü" ve "zamana bağlı eksik istihdam" olduğunu anlattı.
Atıl iş gücünü azaltma yönünde de politikalar ortaya koyduklarını belirten Yılmaz, genç nesillere ve çocuklara emeğin değerinin çok iyi anlatılması gerektiğini dile getirdi.
Yılmaz, iş gücü piyasalarında çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu dile getirerek, "Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, bunu eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar güçlendirmekle olabilir. Genç nesillerin tarımda, sanayide, bilişimde, hizmetlerde hangi alanda olursa olsun üretmeye daha fazla ilgi duymasını sağlamalıyız." diye konuştu.
Yaptıkları analizlerde Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere görece daha geri kalmış bölgelerde mesleki eğitimin çok önemli olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Yılmaz, metropol alanlarda ise kadınların çocuk bakım ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğinin görüldüğünü anlattı.
Yılmaz, burada da bir kreş seferberliği başlattıklarını ve bakım hizmetlerini geliştirme yönünde adımlar attıklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
"Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir. Muhalefet buna 'geniş tanımlı işsizlik' diyor. Arkadaşlar, böyle bir şey yok. Bu uluslararası bir tanım değildir. Atıl iş gücü atıl iş gücüdür, işsizlik de işsizliktir. İşsizlik rakamımız uzun süredir tek hanede, bu sevindirici ama atıl iş gücü oranımız yüksek, bunu biz de kabul ediyoruz. Elbette bu bir sorundur ama adını doğru koymak lazım. Bu sorun, atıl iş gücü sorunudur. Buradan iş gücüne katılımı sağlamaya dönük çaba sarf etmemiz gerekiyor ve bu çabayı da çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyoruz."
(Sürecek)