Cumartesi Anneleri'nden 'Ortak Rapor' Tepkisi: "Taleplerimizin Yer Bulmaması, Adalet Arayan Tüm Topluma Yapılmış Bir Haksızlıktır"

Güncel Haberler

Cumartesi Anneleri, TBMM’nin hazırladığı rapordaki zorla kaybetme vakalarının yok sayılmasını sert bir dille eleştirerek, adalet talep ettiklerini vurguladılar. Rapor, kayıpların hikayelerine yer vermediği için hayal kırıklığı yarattı.

(ANKARA) - Cumartesi Anneleri İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporuna ilişkin, "Demokratikleşme ve toplumsal barış iddiasıyla hazırlanan bir raporda, zorla kaybetmeler gibi ağır, sistematik ve süreklilik arz eden insan hakları ihlallerinin yok sayılması; bu iddianın kendisiyle açık bir çelişki içindedir. Kayıp yakınlarının beyan ve taleplerini resmi kayıtlardan dışlamak; acıyı derinleştiren, yas hakkını gasbeden ve adalet talebini bastıran anlayışın sürdürülmesidir. Sözlerimizin ve taleplerimizin resmi bir raporda yer bulmaması, yalnızca bize değil; adalet arayan, hakikat talep eden tüm topluma yapılmış bir haksızlıktır" açıklamasını yaptı.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu, sosyal medya hesabından TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Cumartesi Anneleri olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda dinlendik. Yıllardır Galatasaray Meydanı'nda taşıdığımız acıyı, hakikatimizi ve adalet taleplerimizi bu kez Meclis kürsüsünde dile getirdik. Kayıplarımızın isimlerini, hikayelerini ve geride bırakılan hayatları anlattık. Ancak büyük bir hayal kırıklığıyla gördük ki Komisyon'un hazırladığı raporda ne hakikatimize ne de dile getirdiğimiz taleplere yer verilmiş. Demokratikleşme ve toplumsal barış iddiasıyla hazırlanan bir raporda, zorla kaybetmeler gibi ağır, sistematik ve süreklilik arz eden insan hakları ihlallerinin yok sayılması; bu iddianın kendisiyle açık bir çelişki içindedir. Kayıp yakınlarının beyan ve taleplerini resmi kayıtlardan dışlamak; acıyı derinleştiren, yas hakkını gasp eden ve adalet talebini bastıran anlayışın sürdürülmesidir. Bu tutum, kayıplarımızın akıbetini karanlıkta bırakan şiddetin yalnızca geçmişte kalmadığını; inkar ve yok sayma yoluyla bugün de devam ettiğini göstermektedir. Görünmez kılınan her söz, uzatılan her sessizlik, cezasızlığı büyütmektedir. Biz biliyoruz: Toplumsal barış inkarla değil, hakikatin kabulüyle mümkündür."

"Demokrasi eleştirel hafızayı dışlamakla değil, geçmişle cesurca yüzleşmekle kök salar"

Dayanışma mağdurların sesini kısmakla değil, onların adalet talebini sahiplenmekle güçlenir. Demokrasi ise eleştirel hafızayı dışlamakla değil, geçmişle cesurca yüzleşmekle kök salar. Sözlerimizin ve taleplerimizin resmi bir raporda yer bulmaması, yalnızca bize değil; adalet arayan, hakikat talep eden tüm topluma yapılmış bir haksızlıktır. Komisyon raporunda yer verilmemiş olabilir. Ancak mücadelemiz resmi metinlere, resmi onaylara ihtiyaç duymayacak kadar meşru ve güçlüdür. 30 yılı aşan ısrarımızla söylüyoruz: Biz buradayız. Kendi tarihimizi, kendi hafızamızı ve kendi hakikatimizi yazmaya devam edeceğiz. Kayıplarımızı unutturmayacağız. Bir kez daha taleplerimizi kamuoyunun önünde yineliyoruz: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları eksiksiz uygulansın. Galatasaray Meydanı'ndaki keyfi yasaklamalar son bulsun. TBMM bünyesinde, gözaltında kayıpları araştırmak üzere bağımsız ve etkili bir Hakikat Komisyonu kurulsun. Devlet, gözaltında kaybetme suçundaki sorumluluğunu kabul etsin. Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri açıklansın; kalıntıları ailelerine teslim edilsin. Fail ve sorumluları koruyan cezasızlık uygulamalarına son verilsin; etkin ve tarafsız soruşturmalar yürütülerek adalet sağlansın. Gözaltında kaybetme fiili insanlığa karşı suç olarak düzenlensin; zamanaşımı cezasızlığın aracı olmaktan çıkarılsın ve bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin. Türkiye, BM Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme'yi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni kuran Roma Statüsü'nü imzalasın, onaylasın ve uygulasın."