COP31 öncesi uzmanlar temiz enerjide hızlı ve akıllı dönüşümü işaret etti

Güncel Haberler

COP31 Başkanı Murat Kurum, 2035'e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefini açıkladı. Uzmanlar temiz enerjide asıl meselenin kapasite artışı değil, şebeke ve depolamayla desteklenen hızlı bir dönüşüm olduğunu vurguluyor.

Uzmanlar temiz enerji dönüşümünde asıl meselenin daha fazla yenilenebilir kapasite kurmak değil, bu dönüşümü daha hızlı, kapsayıcı ve akıllı bir enerji sistemi inşa edecek şekilde gerçekleştirmek olduğunu vurguluyor.
AA'nın " Cop31'de Öncelikli Alanlar" dosyasının bu bölümünde, COP31 Eylem Gündemi'nin 10 öncelikli temasından biri olan "Temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon" başlığında dünyada ve Türkiye'deki durum ele alındı.
Türkiye'nin 9-20 Kasım arasında ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31) öncesinde temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, iklim gündeminin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
COP31 Eylem Gündemi'nin 6 küresel uygulama hedefini duyuran COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, söz konusu hedeflerden ilkinin elektrifikasyon olduğunu açıkladı.
Kurum, "2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon oranına ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedef COP31 Başkanlığımızın temel önceliklerinden biri olacak. Antalya'daki COP31'e kadar güçlü bir küresel koalisyon oluşturmak için çalışacağız." dedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İktisat Bölümü Öğretim Üyesi ve Güneş Enerjisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (GÜNAM) Baş Araştırmacısı Prof. Dr. Pınar Derin Güre, elektrifikasyonun kömür, petrol ve doğal gazla yürütülen süreçlerin elektrik kullanılarak gerçekleştirilmesi anlamına geldiğini ve enerji dönüşümünün merkezinde bulunduğunu söyledi.
COP31 öncesinde dünya genelinde temiz enerji dönüşümünün hızlandığını, güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarının rekor seviyelere ulaştığını, buna karşın enerji talebi ve fosil yakıt kullanımının artmaya devam ettiğini belirten Güre, mevcut politikaların küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle tam uyumlu olmadığı tespitini paylaştı.
Türkiye'nin son yıllarda özellikle güneş ve rüzgar enerjisinde önemli ilerleme kaydettiğini ifade eden Güre, "Mayıs 2026 itibarıyla toplam elektrik kurulu gücü 125 bin 598 megavata ulaştı, bunun yaklaşık yüzde 62,6'sı yenilenebilir kaynaklardan. Türkiye'nin Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035'e kadar güneş ve rüzgar kurulu gücünün yaklaşık 120 gigavata çıkarılması hedefleniyor. Bundan sonraki dönemde kapasite artışının yanı sıra depolama sistemleri ve şebeke altyapısının da güçlendirilmesi gerekiyor. Asıl mesele bu kapasitenin ne kadar hızlı şebekeye entegre edildiği, depolama sistemleriyle ne kadar desteklenebildiği ve son kullanıcıların dönüşüme ne ölçüde katılabildiği olacak." dedi.
"Karbon emisyonları önemli ölçüde azaltılabilir"
Aynı zamanda ODTÜ İklim Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi olan Güre, elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi durumunda karbon emisyonlarının önemli ölçüde azaltılabildiğini, ulaşımda elektrikli araçların, binalarda ısı pompalarının ve sanayide elektrikli üretim süreçlerinin bu dönüşümün temel unsurları arasında yer aldığını anlattı.
Türkiye'nin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 70'ini ithalat yoluyla karşıladığı ve enerji ithalat faturasının son yıllarda 60 milyar doların üzerinde seyrettiği bilgisini veren Güre, COP31 gündeminde öne çıkan elektrifikasyonun enerji dönüşümünün en önemli bileşenlerinden biri olduğunu ancak tek çözüm olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti.
Güre, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye gibi güneşlenme süresi yüksek ve jeotermal kaynakları güçlü ülkelerde doğrudan yenilenebilir kaynaklardan ısı elde edilmesi önemli fırsatlar sunuyor. Enerji dönüşümünü yalnızca elektriğin payını artırmak olarak değil, enerjinin her formunda fosil yakıt kullanımını azaltacak en uygun teknolojileri devreye almak olarak değerlendirmek gerekiyor. Türkiye'nin önündeki temel soru artık daha fazla yenilenebilir enerji kurabilir miyiz değil, bu dönüşümü ne kadar hızlı ve kapsayıcı gerçekleştirebiliriz sorusu."
"Temiz enerji büyüyor ancak fosil yakıtlar aynı hızla sistemden çıkmıyor"
Yıldız Teknik Üniversitesi Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri, temiz enerji kavramının yalnızca güneş ve rüzgar santralleriyle sınırlı görülmemesi gerektiğini söyledi.
Temiz enerjinin enerji verimliliği, elektrikli ulaşım, enerji depolama, akıllı şebekeler ve düşük emisyonlu sanayi teknolojilerini de kapsayan daha geniş bir dönüşüm yaklaşımı olduğunu aktaran Boynueğri, sürdürülebilir enerji değerlendirmelerinde yaşam döngüsü etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Boynueğri, Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2025 yılında küresel yenilenebilir enerji kapasite artışının 800 gigavatla rekor kırdığını, bunun yaklaşık yüzde 75'inin güneş enerjisinden kaynaklandığını bildirdi.
Düşük emisyonlu enerji kaynaklarının küresel enerji talebindeki büyümenin yaklaşık yüzde 60'ını karşıladığını belirten Boynueğri, buna rağmen enerji kaynaklı küresel karbon emisyonlarının aynı dönemde yaklaşık yüzde 0,4 yükseldiğini kaydetti.
Boynueğri, şöyle devam etti:
"Rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretimi son bir yılda küresel ölçekte yüzde 16,3 arttı. Bu kaynakların toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 13,3'ten yüzde 14,8'e yükseldi. Aynı dönemde Avrupa Birliği'nde bu oran yüzde 26,7'den yüzde 28,4'e, Türkiye'de ise yüzde 17'den yüzde 19'a çıktı. Düşük emisyonlu kaynaklardan üretilen elektriğin küresel üretimdeki payı da yüzde 36,6'dan yüzde 38,1'e yükseldi. Buna karşın fosil yakıtlar enerji sistemindeki ağırlığını koruyor. Fosil yakıtlardan elektrik üretimi küresel ölçekte yüzde 1,9 arttı, dünya toplam enerji arzının yüzde 2,1 büyüdüğü dönemde fosil enerji arzındaki artış da yüzde 1,5 seviyesinde gerçekleşti."
Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanında önemli ilerleme kaydettiğinin altını çizen Boynueğri, Mart 2026 itibarıyla güneş enerjisi kurulu gücünün 26 bin 478 megavata, rüzgar enerjisi kurulu gücünün ise 15 bin 39 megavata ulaştığını belirtti.
Boynueğri, "Temiz enerji büyüyor ancak fosil yakıtlar aynı hızla sistemden çıkmıyor. Bu nedenle bugün yaşadığımız süreci tam anlamıyla bir enerji dönüşümünden ziyade enerji sistemine temiz kapasite ekleme dönemi olarak tanımlamak daha doğru olur." ifadelerini kullandı.
"Satılan her 4 araçtan biri elektrikli"
Elektrifikasyonun küresel elektrik talebinde yeni bir dönemi başlattığını ifade eden Boynueğri, 2025 yılında dünya genelinde elektrikli otomobil satışlarının her yıl yüzde 20'nin üzerinde artarak toplamda 21 milyon adede ulaştığından ve artık satılan her 4 araçtan birinin elektrikli otomobil olduğundan bahsetti.
Güneş ve rüzgar enerjisinin üretim zamanıyla tüketim zamanının örtüşmemesinin depolama teknolojilerini kritik hale getirdiğini dile getiren Boynueğri, sözlerini şöyle tamamladı:
"Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde 108 gigavat yeni batarya depolama kapasitesi devreye alındı ve dünyanın en hızlı büyüyen enerji teknolojisi konumuna geldi. Temiz enerji dönüşümü yalnızca daha fazla güneş ve rüzgar santrali kurmak değil, daha akıllı enerji sistemi inşa etmektir."