Cevdet Yılmaz sermaye piyasalarındaki sorun için idari, adli tedbir alındığını söyledi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TÜRKONFED zirvesinde sermaye piyasalarında kısıtlı alanda ortaya çıkan geçici sorun için idari ve adli tedbirler alındığını söyledi. Yılmaz, sorunun yapısal olmadığını, aşıldığında piyasaların eskisinden daha güçlü olacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek." dedi.
Yılmaz, il programı kapsamında, bir otelde düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'ne katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu, bu yıl olumsuz koşullar altında dahi yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini, kademeli bir şekilde büyümenin artmasını ve 2029'da yüzde 5 seviyelerine ulaşmasını öngördüklerini söyledi.
Geçici olumsuz etkilerin ortadan kalkması ile enflasyonda ana eğilimindeki gerileme trendinin sürmesini beklediklerini dile getiren Yılmaz, "Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da eş güdüm içinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi orta vadede yine tek haneli rakamlara ulaşacağımıza inanıyoruz ve bu yönde de kararlılıkla devam ediyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, makroekonomik temellerin sağlam olduğunu belirterek, "Son 4 yılda depreme 5,4 trilyon Türk lirası para harcadığımız halde, yani bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolar ekstra bir harcama yaptığımız halde, bütçe açığımızın milli gelire oranı oldukça makul ve kabul edilebilir seviyelerde. Cari açığın milli gelire oranı son yıllarda yüzde 2'nin altına düştü. Bu yıl az önce bahsettiğim savaş etkisinden dolayı yüzde 2,6'ya çıkmasını bekliyoruz. Bunun 0,7 puanı, savaş etkisi olarak hesaplanıyor. Yani o etkiden arındırdığınız zaman yüzde 2'nin yine altındayız." değerlendirmesini yaptı.
Merkez Bankası rezervlerinin de oldukça iyi bir noktaya geldiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
"Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Yapısal bir sorunla karşı karşıya değiliz. Sermaye piyasalarımızın da yapısı oldukça sağlıklı. Ama geçici bir sorunumuz var. Bu sorunla ilgili de ilgili tüm kurumlarımız koordinasyon içinde üzerlerine düşeni gerçekleştiriyorlar. İnşallah bu sorunu atlattığımız zaman, çok daha, dediğim gibi, güçlü bir şekilde sermaye piyasalarımız yoluna devam edecek. Ondan da hiç şüpheniz olmasın."
"Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz"
Buradaki temel önceliklerinin kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak, ekonominin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığı daha da tahkim etmek olduğunu dile getiren Yılmaz, "Yanlış anlaşılmasın. Bağımlılığı azaltmakla izolasyon farklı şeyler. İzolasyondan bahsetmiyoruz. Ama daha stratejik bir şekilde ilişkilerimizi, dış dünyayla bağlantılarımızı geliştirmekten bahsediyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, Orta Vadeli Program'da yer alan ekonomik güvenlik yaklaşımının, Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı koruyacak stratejik bir perspektif oluşturduğunu vurgulayarak, "Amacımız stratejik alanlarda, tüm alanlarda değil, stratejik alanlarda kapasite oluştururken küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağları içerisindeki konumumuzu güçlendirmektir. Dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasında doğru dengeyi kurabilen ekonomiler, önümüzdeki dönemin kazananları olacaktır. Bu kapsamda son derece önem verdiğimiz alanlardan biri enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğidir. Nadir elementler, birtakım ham maddeler başta olmak üzere. Yerli kaynaklarımızın aranması, üretilmesi ve daha yüksek katma değerle ekonomimize kazandırılmasının ötesinde, enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının, gelecek dönemde ülkelerin küresel değer zincirindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacağına dikkati çeken Yılmaz, "Bu yıl COP31'i, Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı'nı Türkiye'de gerçekleştiriyoruz. Bu da çok kıymetli. Ben buradan özel sektörümüze bu sürece aktif katılmaları, katkıları noktasında bir çağrıda da bulunmak istiyorum. Bu mesele sadece devletlerin çözebileceği bir mesele değil, devletler, özel sektör, sivil toplum hep birlikte odaklanmamız gereken bir mesele." diye konuştu.
"Önümüzdeki dönemde kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerin yerlileştirilmesine kadar stratejik ve öncelikli alanlarda AR-GE kapasitemizi ve yurt içi üretim kapasitemizi geliştirmeye kararlıyız. Bu çerçevede de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz." diyen Yılmaz, son bütçede maden aramalarına, sondajlara yüksek oranda artış yapılmasının ana gerekçelerinden birinin de bu olduğunu kaydetti.
Yılmaz, gıda ve tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret ederek, "Gıda arz güvenliğini önceliklendirecek ve stratejik girdilerde yerli kapasitemizi küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkaracağız." dedi.
Orta Vadeli Program'da özellikle gıda üretimi ve sosyal konut alanlarında arz yönlü tedbirler de geliştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, "Ekonomik güvenliğimizin temel unsurlarından biri de kritik teknolojilerde kendi kabiliyetimizi, yerli kabiliyetimizi geliştirmek. Savunma sanayi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda AR-GE ve ÜR-GE faaliyetini artırmayı, üretim ve yenilik kabiliyetimizi ülkemizin refahını artırıcı yönde konumlandırmayı planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, ekonomik dayanıklılığın bir diğer kritik unsurunun da dış ticaret ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi olduğunu aktararak, "Tek bir pazara, ürüne veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın oluşturabileceği riskleri azaltmak, ihracatımızda ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak önümüzdeki dönemin temel öncelikleri arasında yer alacaktır. Geleneksel ihracat kalemlerimizi ve mevcut pazarlarımızı korurken yeni ürünlere ve yeni pazarlara yöneleceğiz." şeklinde konuştu.
Ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinde bölgesel kalkınma perspektifini de çok önemli gördüklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bu noktada bölgesel potansiyellerimizi harekete geçirmek, illerimizin, yörelerimizin mukayeseli üstünlüklerini iyi tespit edip, bunlar üzerinden hareket etmek çok önemli. Türkiye, büyük bir ülke, tek bir stratejiyle gidebileceğimiz bir ülke değil. İllerimize, bölgelerimize farklı roller dağıtmamız gerekiyor. Bir taraftan katma değeri yüksek, teknolojik içeriği yüksek, bilgi tabanlı sektörleri geliştirirken, güçlendirirken diğer taraftan istihdam yoğun sektörleri de ihmal etmemeliyiz. Onları da iyi bir şekilde konumlandırmalıyız. Her iki hat üzerinde yürümek durumundayız. Birini diğerine tercih etme lüksümüz yok bizim. Büyük bir ülkeyiz ve sermayeyi kendi içinde, ülke içinde özellikle Anadolu'ya doğru hareketlendirerek hem metropollerimizin potansiyelini daha katma değeri yüksek alanlara odaklamamız hem de Anadolu'nun enerjisini daha fazla harekete geçirmemiz mümkün."
"İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz"
Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine değinerek, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Meclisimiz bu noktada çok değerli çalışma yaptı. Uzun bir komisyon çalışmasından sonra, aşağı yukarı bütün grupların katıldığı bir çalışma. O rapor doğrultusunda yeni bir kanun kabul etti Meclisimiz. 467 milletvekilimizin evet oyuyla. Bu çok kıymetli bir şey. Burada bir büyük mutabakat olduğunu, bir Türkiye mutabakatı olduğunu gösteriyor. Ciddi bir siyasi irade olduğunu gösteriyor. Bu çok değerli. Bu kanundan sonra çalışmalar başlamış durumda. Kanun kendi içinde iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama, silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesi. Zaten örgüt kendi içinde öyle bir karar aldı ama bunun gerçekleşmesi, sahada somut olarak gerçekleşmesi. Bu noktada gerekli mekanizmaları kurmuş durumdayız. Benim başkanlığımda bir kurulumuz var yürütmede, burada alt kurullar da oluşturduk. Birinci alt kurulumuz, bu hukuk ve adalet mekanizmasıyla ilgili bir kurul. İkinci alt kurulumuz sosyal uyum ve entegrasyon başlığını taşıyor. Üçüncü alt kurulumuz, sahada tespit, izleme mekanizmalarıyla ilgili. Dördüncü alt kurulumuz da silahsızlanma ve stratejik koordinasyonla ilgili bir alt kurul. Orada kurumlarımız arasında görevlendirmeleri yapmış durumdayız ve sahadaki gelişmeleri çok yakın bir şekilde takip ediyoruz."
Öncelikle sahada silahların bırakıldığı ve yapıların feshedildiğinin tespit edileceğini belirten Yılmaz, "Daha sonra Milli Güvenlik Kurulumuz da bunu teyit etmiş olacak. Milli Güvenlik Kurulunda bu teyit edilirse ikinci aşamaya geçilecek. Yani bu tespit ve teyit süreçleri tamamlanmadan ikinci aşamaya zaten geçilmiyor. Dolayısıyla kendi içinde kademelendirilmiş bir yürürlük, uygulama mekanizmasına... İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Meclis açıldığında bu konuda bir izleme komisyonu kurulacağını bildirerek, "Bizler de yürütme olarak Meclisimizi belli periyotlarla gelişmeler hakkında bilgilendireceğiz. Yine Meclisimizin gözetiminde, denetiminde bu süreç yürüyecek." dedi.
Terörün gündemden kalktığı bir ortamda tüm Türkiye'nin kazanacağını ama en çok Doğu ve Güneydoğu'da yaşayanların kazanacağını dile getiren Yılmaz, özellikle son 25 yılda kamu yatırımlarını bölgenin güvenlik şartlarına bakılmadan yapıldığını anlattı.
Yılmaz, şunları kaydetti:
"Eksiklerimiz vardır mutlaka, onlar da devam ediyor ama asıl büyük kayıp bölgede özel sektör yatırımları. Sermaye nazlı, güvenliğin olmadığı, huzurun olmadığı yerde durmuyor. Bırakın buradaki sermayenin kendi yöresine yatırım yapmasını, sermayenin bu bölgeden göç ettiğini gördük güvenlik sebebiyle, huzursuzluk sebebiyle, yatırım ortamının bozulması nedeniyle. Dolayısıyla Doğulu, Güneydoğulu birçok iş insanı gitti, Batı'da, Akdeniz'de, Marmara'da, Ege'de yatırımlar yaptı. Yapsınlar yani, yanlış anlaşılmasın. Ama ortada genel bir dinamik varsa bunu da görmemiz lazım. Şimdi yeni bir ortama giriyoruz. Bu ortamda en fazla olumlu etkilenecek alan özel sektör yatırımları, yatırım ortamının iyileşmesi." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, güçlü ekonominin güçlü toplumdan, güçlü toplumun ise sürdürülebilir refah üreten güçlü ekonomiden beslendiğini dile getirerek, "Yüksek katma değerli alanlara yönelik dönüşümlerin sağladığı kazanımların geniş toplumsal kesimlere yansıması, ekonomik refah artışının yanında toplumsal refah ve huzurun güçlenmesi en temel önceliğimizdir." diye konuştu.
"Türkiye bugünün belirsizliklerini aşacak tecrübeye ve önümüzdeki dönemin fırsatlarını değerlendirecek güce ve akla sahiptir. Güçlü, tecrübeli bir liderliğe, tecrübeli kadrolara sahibiz. Hükümet olarak istikrarı koruyacak, üreticimizin de girişimcimizin yanında olacak, ülkemizin rekabet gücünü ve sosyal refahı artıracak adımları kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz." ifadesini kullanan Yılmaz, bu hedeflere ulaşırken iş dünyasının sahadaki birikimini ve tecrübesini, önerilerini, politika tekliflerini her ortamda almaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Yılmaz, il programı kapsamında, bir otelde düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'ne katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu, bu yıl olumsuz koşullar altında dahi yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini, kademeli bir şekilde büyümenin artmasını ve 2029'da yüzde 5 seviyelerine ulaşmasını öngördüklerini söyledi.
Geçici olumsuz etkilerin ortadan kalkması ile enflasyonda ana eğilimindeki gerileme trendinin sürmesini beklediklerini dile getiren Yılmaz, "Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da eş güdüm içinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi orta vadede yine tek haneli rakamlara ulaşacağımıza inanıyoruz ve bu yönde de kararlılıkla devam ediyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, makroekonomik temellerin sağlam olduğunu belirterek, "Son 4 yılda depreme 5,4 trilyon Türk lirası para harcadığımız halde, yani bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolar ekstra bir harcama yaptığımız halde, bütçe açığımızın milli gelire oranı oldukça makul ve kabul edilebilir seviyelerde. Cari açığın milli gelire oranı son yıllarda yüzde 2'nin altına düştü. Bu yıl az önce bahsettiğim savaş etkisinden dolayı yüzde 2,6'ya çıkmasını bekliyoruz. Bunun 0,7 puanı, savaş etkisi olarak hesaplanıyor. Yani o etkiden arındırdığınız zaman yüzde 2'nin yine altındayız." değerlendirmesini yaptı.
Merkez Bankası rezervlerinin de oldukça iyi bir noktaya geldiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
"Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Yapısal bir sorunla karşı karşıya değiliz. Sermaye piyasalarımızın da yapısı oldukça sağlıklı. Ama geçici bir sorunumuz var. Bu sorunla ilgili de ilgili tüm kurumlarımız koordinasyon içinde üzerlerine düşeni gerçekleştiriyorlar. İnşallah bu sorunu atlattığımız zaman, çok daha, dediğim gibi, güçlü bir şekilde sermaye piyasalarımız yoluna devam edecek. Ondan da hiç şüpheniz olmasın."
"Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz"
Buradaki temel önceliklerinin kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak, ekonominin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığı daha da tahkim etmek olduğunu dile getiren Yılmaz, "Yanlış anlaşılmasın. Bağımlılığı azaltmakla izolasyon farklı şeyler. İzolasyondan bahsetmiyoruz. Ama daha stratejik bir şekilde ilişkilerimizi, dış dünyayla bağlantılarımızı geliştirmekten bahsediyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, Orta Vadeli Program'da yer alan ekonomik güvenlik yaklaşımının, Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı koruyacak stratejik bir perspektif oluşturduğunu vurgulayarak, "Amacımız stratejik alanlarda, tüm alanlarda değil, stratejik alanlarda kapasite oluştururken küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağları içerisindeki konumumuzu güçlendirmektir. Dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasında doğru dengeyi kurabilen ekonomiler, önümüzdeki dönemin kazananları olacaktır. Bu kapsamda son derece önem verdiğimiz alanlardan biri enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğidir. Nadir elementler, birtakım ham maddeler başta olmak üzere. Yerli kaynaklarımızın aranması, üretilmesi ve daha yüksek katma değerle ekonomimize kazandırılmasının ötesinde, enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının, gelecek dönemde ülkelerin küresel değer zincirindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacağına dikkati çeken Yılmaz, "Bu yıl COP31'i, Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı'nı Türkiye'de gerçekleştiriyoruz. Bu da çok kıymetli. Ben buradan özel sektörümüze bu sürece aktif katılmaları, katkıları noktasında bir çağrıda da bulunmak istiyorum. Bu mesele sadece devletlerin çözebileceği bir mesele değil, devletler, özel sektör, sivil toplum hep birlikte odaklanmamız gereken bir mesele." diye konuştu.
"Önümüzdeki dönemde kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerin yerlileştirilmesine kadar stratejik ve öncelikli alanlarda AR-GE kapasitemizi ve yurt içi üretim kapasitemizi geliştirmeye kararlıyız. Bu çerçevede de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz." diyen Yılmaz, son bütçede maden aramalarına, sondajlara yüksek oranda artış yapılmasının ana gerekçelerinden birinin de bu olduğunu kaydetti.
Yılmaz, gıda ve tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret ederek, "Gıda arz güvenliğini önceliklendirecek ve stratejik girdilerde yerli kapasitemizi küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkaracağız." dedi.
Orta Vadeli Program'da özellikle gıda üretimi ve sosyal konut alanlarında arz yönlü tedbirler de geliştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, "Ekonomik güvenliğimizin temel unsurlarından biri de kritik teknolojilerde kendi kabiliyetimizi, yerli kabiliyetimizi geliştirmek. Savunma sanayi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda AR-GE ve ÜR-GE faaliyetini artırmayı, üretim ve yenilik kabiliyetimizi ülkemizin refahını artırıcı yönde konumlandırmayı planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, ekonomik dayanıklılığın bir diğer kritik unsurunun da dış ticaret ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi olduğunu aktararak, "Tek bir pazara, ürüne veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın oluşturabileceği riskleri azaltmak, ihracatımızda ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak önümüzdeki dönemin temel öncelikleri arasında yer alacaktır. Geleneksel ihracat kalemlerimizi ve mevcut pazarlarımızı korurken yeni ürünlere ve yeni pazarlara yöneleceğiz." şeklinde konuştu.
Ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinde bölgesel kalkınma perspektifini de çok önemli gördüklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bu noktada bölgesel potansiyellerimizi harekete geçirmek, illerimizin, yörelerimizin mukayeseli üstünlüklerini iyi tespit edip, bunlar üzerinden hareket etmek çok önemli. Türkiye, büyük bir ülke, tek bir stratejiyle gidebileceğimiz bir ülke değil. İllerimize, bölgelerimize farklı roller dağıtmamız gerekiyor. Bir taraftan katma değeri yüksek, teknolojik içeriği yüksek, bilgi tabanlı sektörleri geliştirirken, güçlendirirken diğer taraftan istihdam yoğun sektörleri de ihmal etmemeliyiz. Onları da iyi bir şekilde konumlandırmalıyız. Her iki hat üzerinde yürümek durumundayız. Birini diğerine tercih etme lüksümüz yok bizim. Büyük bir ülkeyiz ve sermayeyi kendi içinde, ülke içinde özellikle Anadolu'ya doğru hareketlendirerek hem metropollerimizin potansiyelini daha katma değeri yüksek alanlara odaklamamız hem de Anadolu'nun enerjisini daha fazla harekete geçirmemiz mümkün."
"İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz"
Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine değinerek, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Meclisimiz bu noktada çok değerli çalışma yaptı. Uzun bir komisyon çalışmasından sonra, aşağı yukarı bütün grupların katıldığı bir çalışma. O rapor doğrultusunda yeni bir kanun kabul etti Meclisimiz. 467 milletvekilimizin evet oyuyla. Bu çok kıymetli bir şey. Burada bir büyük mutabakat olduğunu, bir Türkiye mutabakatı olduğunu gösteriyor. Ciddi bir siyasi irade olduğunu gösteriyor. Bu çok değerli. Bu kanundan sonra çalışmalar başlamış durumda. Kanun kendi içinde iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama, silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesi. Zaten örgüt kendi içinde öyle bir karar aldı ama bunun gerçekleşmesi, sahada somut olarak gerçekleşmesi. Bu noktada gerekli mekanizmaları kurmuş durumdayız. Benim başkanlığımda bir kurulumuz var yürütmede, burada alt kurullar da oluşturduk. Birinci alt kurulumuz, bu hukuk ve adalet mekanizmasıyla ilgili bir kurul. İkinci alt kurulumuz sosyal uyum ve entegrasyon başlığını taşıyor. Üçüncü alt kurulumuz, sahada tespit, izleme mekanizmalarıyla ilgili. Dördüncü alt kurulumuz da silahsızlanma ve stratejik koordinasyonla ilgili bir alt kurul. Orada kurumlarımız arasında görevlendirmeleri yapmış durumdayız ve sahadaki gelişmeleri çok yakın bir şekilde takip ediyoruz."
Öncelikle sahada silahların bırakıldığı ve yapıların feshedildiğinin tespit edileceğini belirten Yılmaz, "Daha sonra Milli Güvenlik Kurulumuz da bunu teyit etmiş olacak. Milli Güvenlik Kurulunda bu teyit edilirse ikinci aşamaya geçilecek. Yani bu tespit ve teyit süreçleri tamamlanmadan ikinci aşamaya zaten geçilmiyor. Dolayısıyla kendi içinde kademelendirilmiş bir yürürlük, uygulama mekanizmasına... İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Meclis açıldığında bu konuda bir izleme komisyonu kurulacağını bildirerek, "Bizler de yürütme olarak Meclisimizi belli periyotlarla gelişmeler hakkında bilgilendireceğiz. Yine Meclisimizin gözetiminde, denetiminde bu süreç yürüyecek." dedi.
Terörün gündemden kalktığı bir ortamda tüm Türkiye'nin kazanacağını ama en çok Doğu ve Güneydoğu'da yaşayanların kazanacağını dile getiren Yılmaz, özellikle son 25 yılda kamu yatırımlarını bölgenin güvenlik şartlarına bakılmadan yapıldığını anlattı.
Yılmaz, şunları kaydetti:
"Eksiklerimiz vardır mutlaka, onlar da devam ediyor ama asıl büyük kayıp bölgede özel sektör yatırımları. Sermaye nazlı, güvenliğin olmadığı, huzurun olmadığı yerde durmuyor. Bırakın buradaki sermayenin kendi yöresine yatırım yapmasını, sermayenin bu bölgeden göç ettiğini gördük güvenlik sebebiyle, huzursuzluk sebebiyle, yatırım ortamının bozulması nedeniyle. Dolayısıyla Doğulu, Güneydoğulu birçok iş insanı gitti, Batı'da, Akdeniz'de, Marmara'da, Ege'de yatırımlar yaptı. Yapsınlar yani, yanlış anlaşılmasın. Ama ortada genel bir dinamik varsa bunu da görmemiz lazım. Şimdi yeni bir ortama giriyoruz. Bu ortamda en fazla olumlu etkilenecek alan özel sektör yatırımları, yatırım ortamının iyileşmesi." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, güçlü ekonominin güçlü toplumdan, güçlü toplumun ise sürdürülebilir refah üreten güçlü ekonomiden beslendiğini dile getirerek, "Yüksek katma değerli alanlara yönelik dönüşümlerin sağladığı kazanımların geniş toplumsal kesimlere yansıması, ekonomik refah artışının yanında toplumsal refah ve huzurun güçlenmesi en temel önceliğimizdir." diye konuştu.
"Türkiye bugünün belirsizliklerini aşacak tecrübeye ve önümüzdeki dönemin fırsatlarını değerlendirecek güce ve akla sahiptir. Güçlü, tecrübeli bir liderliğe, tecrübeli kadrolara sahibiz. Hükümet olarak istikrarı koruyacak, üreticimizin de girişimcimizin yanında olacak, ülkemizin rekabet gücünü ve sosyal refahı artıracak adımları kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz." ifadesini kullanan Yılmaz, bu hedeflere ulaşırken iş dünyasının sahadaki birikimini ve tecrübesini, önerilerini, politika tekliflerini her ortamda almaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Kaynak: AA / Güncel
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Güvenlik, Ekonomi, Güncel, Enerji, Finans, Türkonfed, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Güvenlik, Enerji, Finans, Ekonomi, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA