Bahçeli, belediyelerdeki yolsuzlukların boyutunun vatandaşa açıklanmasını istedi

Güncel Haberler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, belediyelerdeki yolsuzlukların boyutunun vatandaşa açıklanmasını istedi. Bahçeli, çalanı ve talan edeni kamuoyuna açıklamalı, yetim hakkına el uzatanlar masumlaştırılmamalıdır dedi.

(TBMM) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "MHP olarak ahlak terazisinde adaletin üleştirilmesi ve dağıtılmasını, bunun için de ahlaki standartlaşmanın evvele siyaset kurumunda tesis edilmesini öngörmekteyiz. En nihayetinden ahlak ve adaletin temeli vicdandır. Vicdan, iktidarda adaleti, devlet erkanında liyakati, siyaset kurumunda ise aklı ve ahlakı harekete geçirecektir. Bu cümleden olarak devletimizin ilgili kurumları olanı biteni, çalanı, talan edeni, kamuoyuna açıklamalı doğru bilgilerle kamuoyunu aydınlatmalıdır. Somutlaşmış, mahkeme kararları netleşmiş, hukuk önünde belirli hale gelmiş konular milletimizle behemehal paylaşılmalı, belediyelerdeki yolsuzlukların boyutu vatandaşlarımızın bilgisine sunulmalıdır. Haklıyla haksızı, doğruyla yanlışı fark etmeyi mümkün kılacak etkili bir iletişim stratejisiyle toplumsal kafa karışıklığı önlenmelidir" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, geçen hafta yaşanan kazalara değinerek başladı. Bahçeli, "İstanbul'un Maltepe ilçesinde bir binanın iki katının çökmesi sonucu 5 kişi vefat ederken 11 kişi de yaralanmıştır. Ayrıca Manisa'nın Akhisar ilçesinde 11 kişinin hayatını kaybettiği, 27 kişinin yaralandığı, Kahramanmaraş'ta ise bir gencimizin hayatını kaybettiği, içerisinde Kahramanmaraş milletvekilimiz Sayın Zuhal Karakoç'un da bunduğu 7 kişinin ise yaralandığı trafik kazaları yaşanmıştır. Bu kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum. Bu vesileyle trafikte can güvenliğini esas alan bir yaklaşımla kaza risklerini azaltacak her tedbirin alınmasını, aynı zamanda da kentsel dönüşüme yönelik devletimizce başlatılan seferberliğin süratle tamamlanmasını, başta öncelikli deprem riski bulunan alanlar olmak üzere ülkemizin her yerinde güvenli yapıların inşa edilmesinin önemini vurgulamak istiyorum" diye konuştu.
"TÜRKİYE YOLUNDAN TÜRK MİLLETİ KARARINDAN GERİYE DÖNMEYECEKTİR"
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin geçen hafta dile getirdiği "İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir" sözünü tekrarlayan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Milletimizin özgün iradesiyle tesis edilmekte olan terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge girişimi Türkiye hasımlarını ve bölgede hakimiyet kurma heveslilerini endişeye sürüklerken; tarihimizin her döneminde olduğu gibi Türkiye'yi zayıflatmaya dönük sistemli çabalar da devreye sokulmaktadır. Nasıl geçmişte kimi zaman ekonomik, kimi zaman siyasi ve sosyal kimi zaman da terör ve şiddeti esas alan yollarla milletimiz ayrıştırılmak, ekonomimiz istikrarsızlaştırılmak, devletimiz güçsüzleştirilmek istendiyse; yakaladığımız huzur ve güven ortamını sabote etmek isteyenler yine devrededir. Peşinen söyleyelim. Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geriye dönmeyecektir. Terörsüz Türkiye adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek ve en kısa zamanda nihayete erdirilecektir. Aynı zamanda terörsüz bölge yolunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde ise İsrail'in bölgeye dönük saldırganlıkları yaklaşan seçimler de bahane edilerek devam etmekte, kışkırtıcılık seviyesi artmaktadır."
"DİPLOMASİNİN İMKANLARI YETMİYORSA CAYDIRICI GÜÇ KULLANILMALIDIR"
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na da değinen Bahçeli, şunları kaydetti:
"Husi saldırıları bölgeyi istikrarsızlaştırma hedefinin aynı amaca hizmet eden farklı bir unsurudur. Söylemler farklı olsa da hizmet ettikleri şey farksızdır. MHP olarak ne ilk Kıblemiz Mesci-i Aksa'ya ne Kıblemiz Kabe'ye ne de Hazreti Rasulullah'ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız, sessiz kalmayız, tahammül göstermeyiz. Kutsal topraklarımız başka bir egemen devletin sınırları içerisinde olsa da kutlu ceddimizin buralardaki mütecaviz eylemleri püskürtmek için başlattığı seferler tarihin hafıza kayıtlarında saklıdır. Türk milletinin tarihinde, kültüründe, inancında, imanında ve devlet geleneğinde mahfuz bu topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalamayız. Ne gerekiyorsa da onu yaparız. Bu yönde diplomasinin imkanları, yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır. Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkan sağlanmalıdır."
BAHÇELİ'DEN ATİNA'YA UYARI: "HİÇBİR GÜÇ BİZİ KORKUTAMAZ"
Yunanistan-İsrail yakınlaşması ve Yunanistan'ın silahlanma hamlesini de değerlendiren Bahçeli, şöyle konuştu:
"Yunanistan, bölgemizde kalıcı huzur ve barış istiyorsa, bunun yolunun komşularla dostane ilişkiler tesis etmekten geçtiğini unutmamalıdır. Yunanistan, Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türk Devleti'nin egemenliğini tanımadıkça, kimle ittifak kurarsa kursun, kiminle ne anlaşma imzalarsa imzalasın ve hangi silahları alırsa alsın kendisini güvende hissedemeyeceğini artık anlamalıdır. Şayet Yunan hükümeti bizden korunmak için silahlanıyorsa, Türk barışına sığınmasını; bizleri korkutmak için silahlanıyorsa, hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmamasını kendilerine tavsiye ederiz. Bizim arzumuz ve tercihimiz, Yunan-Rum ekseninin gereksiz şovlardan ve husumetlerden uzaklaşması, diyalog ve diplomasiyle sorunları çözme iradesi sergilemesidir. Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun, İsrail'in satacağı silah ve mühimmattan daha güçlü olduğunu artık idrak etmelidir."
"GELECEĞİN GÜÇLÜ TÜRKİYE'SİNE YÖNELİK PROVOKASYONLAR ARTMAKTA"
Fon krizi ve belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin de görüşlerini açıklayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Devlet millet dayanışması, güven iklimi oluştukça, geleceğin güçlü Türkiye'sine yönelik ortak irade serpildikçe provokasyon girişimleri artmaktadır. Türkiye kamuda, siyasette ve diğer birçok alanda arınma ve aklanma dönemindedir. Köklü sorunlarını çözüme kavuşturabileceği uygun bir iklimdedir. Bununla beraber yapılan operasyonları, devletin, kamu menfaatlerini istismara yönelik hukuksuzlukları açığa çıkarma yolunda attığı adımları, yeni bir kuşatma ve istikrarsızlaştırma sürecine çekmek bir kısım siyaset ve medya aracılığıyla sosyal hareketlilik yaratmak arzusu da dikkat çekmektedir.
"YETİM HAKKINA EL UZATANLARIN MASUMLAŞTIRILMASINA FIRSAT VERİLMEMELİDİR"
Türkiye yükselme, milli birlik ve kardeşlikte buluşma evresinde iken içeriden ve dışarıdan toplumu tahrik edici olaylar karşısında tüm kurumlarıyla birlikte duyarlı ve hazır bulunmuşluk içinde olmalıdır. Belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkların ülke düzeyinde yayıldığı bir dönemde siyaset adına bunların üstünün örtülmesine yahut olduğundan farklı gösterilmek suretiyle kamu malına zarar verenlerin, yetim hakkına el uzatanların masumlaştırılmasına fırsat verilmemelidir. Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte veya futbolda, hakemlik camiasında yaşananlar da soruşturulmalı Türkiye her bakımdan gayrı hukuki ve gayrı ahlaki unsurlardan ayıklanmalıdır. Hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir, nitekim görmemektedir. Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımları atmakta, yargı süreci işlemekte, küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçler de başlatılmış bulunmaktadır.
"MUHALEFET FON KRİZİNE KAÇIŞ RAMPASI OLARAK GÖRMEKTE"
Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyor, adaletin doğru aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz. Bununla birlikte dikkatlerinizi çekmek isteri ki; bu süreçte özellikle muhalefet çevresince 'elmayla armut' aynı kefede tartmaya kalkılmakta, kamuoyunu yanıltmak, yönlendirmek ve tahrik etmek amacıyla organize suç şebekesi haline gelmiş, kamu malına el uzatmış, milletimizin üzerine çökmüş belediyelerdeki ahlaksızlar gürühunun eylemleri milletimizden saklanmaya, üstü örtülmeye çalışılmaktadır.
Belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonları karşında Fon, rövanşizmin politik anestezisi olarak siyasi kültürün damarlarına zerk edilmek istenmekte bu şekilde olayın mahiyetini anlamaktan ziyade Türk toplumunun hali pürmelalini suni bir gündeme hapsetmek arzu edilmektedir. Dolayısıyla ahlaki standartlar, partizan tutumlar ve iktidar- muhalefet dikotomisine bağlı olarak, göreceleştirilmektedir. Nitekim muhalefet, yönetimindeki belediyelere yönelik rüşvet, yolsuzluk ve diğer ahlaka mugayir eylemler karşısında fon krizini bir kaçış rampası olarak görmekte, ahlaki zafiyetlerinin üstünü örtmeye yönelik bir fırsata dönüştürmek çabasına girmektedir.
"SAĞLIKLI SOSYAL DÜZENİN TEMEL UNSURU AHLAKİ STANDARTLAŞMADIR"
Bize göre sağlıklı bir sosyal düzenin temel unsuru ahlaki standartlaşmadır. Ahlak sadece düşüncesi ve eylemi memnu olan yasaklar bütünü değildir. Ahlak, bireye düşünce ve eylemlerinde toplumsal sorumluluk yükleyen, toplumla beraber yaşama kültür ve iradesini dosdoğru bir istikamete kavuşturan zihniyet ve eylem meselesidir.
Haddizatında ahlak, iktisadi faaliyetlerin ve sosyal hayatın çekim merkezidir. Ahlakın eksenindeki kayma, aileden kurumsal yapıya; kamudan özel alana; siyasetten iktisadi alana kadar yerleşik değerlerin dağılmasına ve karışmasına sebebiyet verir. İktisat ilmimizin kutup yıldızı Merhum Sabri Ülgener'in de belirttiği üzere zihniyet ile davranışı birbirine sıkı sıkıya bağlayan temel unsur ahlaktır. Zira iktisat ahlakı da bu anlayıştan neşet etmiştir. Ahlak bağları kopmuş bir toplum, ahlaki bağlamlardan arındırılmış bir sosyal düzensizliğin içerisinde bocalar; yaşadığı buhrandan çıkış yolunu ise ahlaki mübahlıkta bulur. Ahlaki mübahlık ise Erol Güngör'ün ifadesiyle 'kültürel kodlarımız ile medeniyet anlayışımız arasında yabancılaşmayı doğurur'. Bu bağlamda gündemdeki tartışmaların esasını sosyal düzen erozyonunun ve ahlak buhranının izdüşümü olarak görmek gerekmektedir.
"OLANI BİTENİ, ÇALANI, TALAN EDENİ KAMUOYUNA AÇIKLANMALI"
Bu nedenle MHP olarak ahlak terazisinde adaletin üleştirilmesi ve dağıtılmasını, bunun için de ahlaki standartlaşmanın evvele siyaset kurumunda tesis edilmesini öngörmekteyiz. En nihayetinden ahlak ve adaletin temeli vicdandır. Vicdan, iktidarda adaleti, devlet erkanında liyakati, siyaset kurumunda ise aklı ve ahlakı harekete geçirecektir. Bu cümleden olarak devletimizin ilgili kurumları olanı biteni, çalanı, talan edeni, kamuoyuna açıklamalı doğru bilgilerle kamuoyunu aydınlatmalıdır. Somutlaşmış, mahkeme kararları netleşmiş, hukuk önünde belirli hale gelmiş konular milletimizle behemehal paylaşılmalı, belediyelerdeki yolsuzlukların boyutu vatandaşlarımızın bilgisine sunulmalıdır. Haklıyla haksızı, doğruyla yanlışı fark etmeyi mümkün kılacak etkili bir iletişim stratejisiyle toplumsal kafa karışıklığı önlenmelidir. Ülkemizin terörsüz Türkiye sürecinde yönlendirilmiş sanal meselelerle odağını kaybedeceği bir yöne sürüklenmesine izin verilmemelidir.
"TOPLUMSAL BÜTÜNLÜĞÜ ZAYIFLAYAN BİR TÜRKİYE ALGISI OLUŞTURULMAKTA"
Milletçe Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda atılan adımlara, elde edilen kazanımlara ve güçlü gelecek tasavvurumuza odaklanılmalıdır. Çünkü siyasette, medya ve sosyal medyadaki hedef saptırma girişimlerinin,  toplumsal güveni ve kurumlara duyulan inancı zayıflatma çabalarının; umutsuzluğu yaymaya, Türkiye'nin prangalarıyla baş başa kalmasını sağlamaya yönelik daha geniş bir çerçevenin parçası olduğu anlaşılmaktadır. Bu yaklaşımın temel hedeflerinden birisi, söz konusu olayları Türkiye'de kurumsal ve siyasal yapının bütünüyle çürüdüğünün göstergeleri olarak takdim ederek toplumda çaresizlikle birlikte kutuplaşma ve siyasal gerilim yaratmaktır. Nihai aşamada 'yönetilemeyen, kurumları işlevsizleşen ve toplumsal bütünlüğü zayıflayan bir Türkiye' algısı oluşturmaktır. Bu alçaklığa müsaade edemeyiz, izin veremeyiz.
"TÜRKİYE HEPİMİZİN HEP BİRLİKTE TÜRKİYE'YİZ"
Unutulmasın. Kurumlara yönelik güvenin aşındırılması ve toplumsal fay hatlarının belirginleştirilmesi, Türkiye'nin demokratik, ekonomik ve güvenlik bağlamındaki kazanımları karşısında büyük bir bühtan, siyasetin sağlıklı işleyişi açısından ciddi riskler doğurabilecek büyük bir ihanet olacaktır. Böylesi bir atmosferin Türkiye'yi yalnızca siyasal ve toplumsal açıdan değil, ekonomik açıdan da olumsuz etkileyebileceği, yatırımcı algısından finansal istikrara, ülke risk priminden uluslararası itibarına kadar geniş bir alanda Türkiye'nin güvenilirliği üzerinde baskı oluşturabileceği açıktır. Türkiye'nin dirlik ve düzeni her şeyin üstünde, her türlü siyasi mülahazanın önceliğindedir. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorunların gerçekliğini inkar etmeden; vatandaşımızın sosyo ekonomik beklentilerini dikkate alan bununla birlikte yolsuzluk, usulsüzlük ve yozlaşmayla etkin ve hukuka uygun biçimde mücadele edildiğine ilişkin kamuoyunun ikna olacağı bir yaklaşımı hep birlikte sergilemek durumundayız. Türkiye hepimizin, hep birlikte Türkiye'yiz. Milletçe kederimiz bir, kıvancımız bir, geleceğimiz birdir.
"TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİLDİR"
Yapmamız gereken, olayları siyasal çatışmanın aracı haline getirmek değil, hukuk ve demokrasi temelinde kurumsal dayanıklılığı artırarak gelecek perspektifimizi güçlendirmektir. Hatırlatmak isterim Türkiye eski Türkiye değildir. Güçlü kurumlara, büyük bir ekonomik kapasiteye, etkili bir diplomasiye ve caydırıcı bir savunma sanayine sahiptir. Sistemsel arızalarını gidermiş, milli birlik ve kardeşliğini tesis etmiş, Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etmeye odaklanmış, gıpta ile bakılan bir Türkiye hamdolsun egemendir. Kimseye oyun kurdurmayız, istikrarımıza, güvenliğimize, huzurumuza ve kardeşliğimize kastetmek isteyenlere fırsat vermeyiz."
FRANSA'DAKİ ÖĞRENCİ OLAYLARI
Fransa'da yaşanan öğrenci olaylarına da değinen Bahçeli, "Göstericilerin Bastil Meydanı'nda toplanması, Fransız Devrimine yapılan bir gönderme olmaktan öte, olayların daha geniş kitleleri sokağa dökme potansiyeli taşıdığına işaret etmektedir. Bununla birlikte Türkiye'de yaşanan birkaç okul hadisesini de dikkatle takip etmek güvenlik tedbirleriyle birlikte okul, aile ve öğretmen üçgeninde geliştirilecek etkili önlemlerle bir daha benzeri hadiselerin yaşanmamasını sağlamak, geleceğimizin teminatı çocuklarımızla birlikte sistemi ve yönetimi hedef alan iç ve dış kaynaklı tehditlere karşı duyarlı olmak şarttır" diye konuştu.
Bahçeli, "Milletimizin her sorunu bizim de sorunumuzdur. Haklı beklentileri bizim de talebimizdir. Önümüzdeki dönemi, yasama faaliyetlerimizin odağına vatandaşlarımızın sosyo-ekonomik sorunlarını çözmeye, beklentilerini karşılamaya dönük atılımların yapılacağı bir yasama yılı olarak görüyoruz" ifadesini kullandı.
Aşık Veysel'in bir deyişindeki "Son verelim iftiraya bühtana, Kardeşane sevişelim can cana, Elbirlikle çalışalım vatana, Çok okul fabrika kuralım kardaş" sözlerini aktaran MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasının sonunda gençlere, "Fransa'ya heveslenmeyin. Batı emperyalizmine kapılmayın. Türkiye'ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun" diye seslendi.