Yazar Salih Zengin, Bağcılar'da dijital bağımlılık üzerine seminer verdi Açıklaması

Güncel Haberler

Bağcılar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen seminerde yazar Salih Zengin, çocuklarda dijital bağımlılık ve ekran kullanımının zararlarına dikkat çekti. Programda akran nezaketi ve iyi insan yetiştirmenin önemi vurgulandı.

Yazar Salih Zengin, Bağcılar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen programda "Esrar Esaretinden Akran Nezaretine" başlıklı seminer verdi.
Bağcılar Belediyesi BKS Sahne'de gerçekleştirilen seminere, ilçe okullarından birçok öğretmen katıldı.
Açılışta konuşan Bağcılar İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Sansar, "akran nezaketi" hususunun Milli Eğitim Bakanlığının son dönemde önem verdiği konulardan biri olduğunu belirterek, "Her okulda rehber öğretmenlerimizin çalışmaları öğrencilerimizi belli bir seviyeye getirdi. Duygusal ve sosyal ilişkileri istediğimiz duruma getirme noktasında çaba sarf ediyoruz." dedi.
Sansar, son dönemde yaşanan olaylara bakıldığında artık gençlerin ruh hallerinin daha iyi anlaşılması gerektiğine işaret ederek, eğitimle işin bitmediğini, Milli Eğitim Bakanlığı, RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşların yanı sıra annelere, babalara ve öğretmenlere daha fazla görev düştüğünü söyledi.
"Kendimize dijital dadılar tutmamalıyız"
Yazar Salih Zengin ise artık herkesin dijital bir küre içerisinde olduğuna dikkati çekti.
Bir bebeğin 100 milyar sinir hücresiyle dünyaya geldiğini ve 3 yaşına kadar bu sinir hücrelerinin saniyede bir milyondan fazla bağlantı kurduğunu aktaran Zengin, "Yani bebeğin gördüğü, dokunduğu, duyduğu, tattığı o anki hissiyle ilgili beyinde bir milyon bağlantı gerçekleşir. Çocuğun annesine sürekli bakması, ailesine sarılması gibi durumlar sürekli tekrarladıkça o duygular çocukta kalıcı hale gelir. Bu süreç 3 yaşına kadar devam eder. Bir çocukta beyin gelişimi, karakter oluşumu ise 5 yaştan itibaren sonlanır. Çocuğun karakterini bu anlamda oluşturan yüzde 70 çevresel faktörlerdir. Sadece yüzde 30 genle taşınır." diye konuştu.
Zengin, bir çocuğun 3 yaşına kadar ekranlardan uzak kalması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
"Kendimize dijital dadılar tutmamalıyız. Hepimizin bugün dijital dadıları var; çocuğa yemek yedirmek için önüne açtığınız tablet gibi. Burada kuyruğu kaptırdığınız an işte çocuğu ekran bağımlılığı olan duruma küçük yaşta itiyoruz. Bunun farkında değiliz. Bu çok temel bir problem. Çocuk ağlasın, yemek yemesin, bir şey olmaz. Aslında daha zehirli bir şey sunuyorsunuz çocuğa ve bu şekilde 3 yaşında telefona bağımlılık başlıyor. Ama son dönemde bu duruma ilişkin tüm dünyada bilinç artıyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde 0-2 yaş arasına kesinlikle ekran yasak."
"Gelecekte bütün insanlığı bekleyen en büyük tehlike kelime açıklığıdır"
Tablet ve telefonla yoğun bağ kuran çocukların 7 yaşından sonra bazı sorunlar yaşamaya başladığını belirten Zengin, bu durumun çocuklarda kelime dağarcığının gelişimini olumsuz etkileyebildiğini, okumayla yeterli ilişki kurmayan çocukların hem dil becerilerinin hem de sosyal ilişkilerinin gelişiminde zorluk yaşayabildiğini ifade etti.
Salih Zengin, Google'ın etkisi sebebiyle çocuklarda kelime açıklığının yakın zamanda bütün dünyaya yayılacağını söyleyerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Aslında beyin gelişen, akıllı bir varlık. Fakat gelişmeyebilir, daralabilir de. Bizden bağımsız bir işleyişi var. Çocukların artık beynine aktarmadığı bütün bilgiler cep telefonunda ve 'Nasıl olsa Google'dan ulaşırım.' duygusu bütün beynin fonksiyonunu değiştiriyor. Beyne yeni bir cümle, yeni bir düşüncenin girmemesinin arka planı da var. Artık bir fikir yürütme, analitik düşünme, empati kurma, konuşma, bir sürü duyguyu biz bu anlamda yok etmiş oluyoruz. Dolayısıyla gelecekte bütün insanlığı bekleyen en büyük tehlike bu kelime açıklığıdır."
Zengin, bugün en önemli konunun iyi insan yetiştirmek olduğunu vurgulayarak, "Biz iyi insan yetiştirme düşüncemizi, ahlakımızı biraz kaybettik. Bizim ihtiyacımız çocukların çok başarılı olması değil, iyi insan olmaları. Çocuklarla olan iletişim sistemimizi, bu dijital dünyayla ilişkimizi, var olan verilerle birlikte toparlamamız lazım. Ekran hepimizin hayatında ve kaçamıyoruz. Ama çocukların ekranla olan ayarlarını çok iyi yapmamız lazım. Çocuğa dijital medya okur yazarlığını bir şekilde öğretmemiz gerekiyor. Böylelikle çocukları doğru yerlere kanalize edebiliriz." görüşlerini paylaştı.