Avusturya'da başörtüsü yasağına tepkiler

Güncel Haberler

Avusturya'da 14 yaş altı kız öğrencilere yönelik başörtüsü yasağı yürürlüğe girdi. Müslüman kuruluşlar, insan hakları örgütleri ve SPÖ, düzenlemeyi ayrımcı ve anayasaya aykırı bularak eleştirirken, hükümet 'siyasal İslam' ile mücadele vurgusu yapıyor.

Avusturya'da 14 yaşından küçük kız öğrencilerin okullarda başörtüsü takmasını yasaklayan düzenlemenin yürürlüğe girmesi ve hükümetin "siyasal İslam" adı altında yaptığı açıklamalar, Müslüman kuruluşlar, insan hakları örgütleri ve bazı siyasilerin eleştirilerine yol açtı.
Avusturya'da kamu ve özel okullarda geçerli olan başörtüsü yasağı, 1 Eylül'de başlayan 2026-2027 eğitim öğretim yılıyla uygulamaya girdi.
Yasa kapsamında ihlalin sürmesi halinde öğrenciler ve aileleriyle kademeli olarak görüşmeler yapılacak, sonuç alınamaması durumunda ise ailelere 150 ila 800 avro ceza verilecek.
Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ) Başkanı Ümit Vural, kamu yayın kuruluşu ORF'nin ZIB2 televizyon programında yaptığı açıklamada, hükümetin düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklere müdahale ettiğini belirtti.
Yürürlükte olduğu sürece yasaya uyulması gerektiğini dile getiren Vural, uygulamanın çocukların yüksek yararını gözetmesi ve başörtüsü takan öğrencilerin dışlanmış hissetmelerine yol açabileceğine işaret etti.
Vural, yasağın anayasaya aykırı olduğunu düşünen ailelerin kaygılarının anlaşılması gerektiğini söyledi.
"Müslümanlar topluca zan altında bırakılmamalı"
Avusturya Başbakanı Christian Stocker'in "siyasal İslam"ın anayasal düzeyde yasaklanması çıkışını da değerlendiren Vural, tek tek kişilerin tutumlarından hareketle bütün bir dini topluluk hakkında genelleme yapılamayacağını vurguladı.
IGGÖ'den yapılan ayrı bir açıklamada, "siyasal İslam" kavramının açık bir bilimsel ve hukuki tanımının bulunmadığının altını çizdi.
Açıklamada, demokrasi karşıtı ve aşırılıkçı yapılanmalarla mücadele konusunda hukuk devletinin yanında olunduğu ancak ceza hukuku, dernekler hukuku ve devlet güvenliğine ilişkin mevcut düzenlemelerin bu alanda yetkililere çeşitli imkanlar sunduğu hatırlatıldı.
Yeni düzenlemeyle hangi hukuki boşluğun giderilmek istendiğinin açıklığa kavuşturulması talep edilen açıklamada, meşru dini faaliyetlerin suç kapsamına alınması veya "Müslümanların topluca zan altında bırakılması sonucunun doğmaması gerektiği" vurgulandı.
IGGÖ Eğitim Dairesi Başkanı Carla Amina Baghajati de başörtüsü yasağının, aşırılıkçı çevrelerin söylemlerine zemin hazırlayabileceği ve genç Müslüman kadınların devlet kurumlarına duyduğu güveni zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Sosyal Demokrat Partinin (SPÖ) gençlik yapılanması, başörtüsü yasağını "ırkçı ve cinsiyetçi" olarak nitelendirdi.
Bazı sivil toplum örgütleri, 9 Ekim'de başkent Viyana'da yasağa karşı gösteri düzenleme çağrısı yaptı.
Hükümetin "siyasal İslam" girişimine ilişkin açıklama yapan SPÖ, dini aşırıcılığın her türüne karşı olduklarını ancak demokrasinin korunmasına yönelik tartışmaların aşırı sağcı ve bağlantılı yapıları da içermesi gerektiğini bildirdi.
Avusturyalı Ceza Hukuku Profesörü Alois Birklbauer ise yerel basına verdiği demeçte, aşırılıkçı yapılara karşı kullanılabilecek ceza hükümlerinin halihazırda bulunduğunu belirterek, yeni bir düzenlemenin ifade ve din özgürlüğü gibi temel haklarla çatışabileceğine dikkati çekti.
İnsan hakları kuruluşlarından ayrımcılık uyarısı
Uluslararası Af Örgütü Avusturya Direktörü Shoura Hashemi, temmuzda yaptığı açıklamada, başörtüsü yasağını Müslüman kız çocuklarının kendi kararlarını verme hakkını göz ardı eden "ayrımcı sembol siyaseti" olarak nitelendirmişti.
Irkçılıkla mücadele kuruluşu ZARA'dan Theresa Ekpa da yalnızca Müslüman kız çocuklarını hedef alan bir yasanın ayrımcılığa karşı koruma sağlamayacağını, aksine ayrımcılığı güçlendireceğini belirtmişti.
Başbakan Stocker, 31 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, din özgürlüğünün korunduğunu ancak dini kuralların devlet kurumlarının ve demokratik düzenin önüne geçirilmesine izin verilemeyeceğini savunmuştu. Stocker, "Çocuklarımızın ve torunlarımızın bir İslam devletinde büyümesini istemiyorum" ifadesini kullanarak "siyasal İslam"ın anayasal düzeyde yasaklanmasını istemişti.
Anayasa Mahkemesi daha önce başörtüsü yasağını iptal etmişti
Avusturya Aile, Uyum ve Avrupa Bakanı Claudia Bauer, 10 Eylül 2025'te yapılan kabine toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında, hükümetin, 14 yaş altındaki çocukların okullarda başörtüsü takmasının yasaklanmasında anlaşmaya vardığını bildirmişti.
Başörtüsü yasağını savunan Bakan Bauer, çocukların kullandığı başörtüsünün "zararsız bir kumaş parçası olmadığını" ve kız çocuklarını "görünmez hale getirdiğini" ileri süren ifadeleri çok sayıda sivil toplum kuruluşunun tepkisine yol açmıştı.
"Öğrenciler okula haç takarak gidebiliyor, başörtüsü takarak gidemiyorlarsa, eşitlik ilkesi ne ölçüde geçerli olabilir?" sorusuna yanıtında Plakolm, başörtüsünün "baskı sembolü" olduğunu ancak kipa veya haç takmanın baskı sembolü olmadığını savunmuştu.
Öte yandan Avusturya'da 2019'da koalisyon hükümeti tarafından ilkokul öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı getirilmiş, 11 Aralık 2020'de Anayasa Mahkemesi başörtüsü yasağının eşitlik ve inanç özgürlüğü ile bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmesine hükmetmişti.