ANALİZ - Rusya-Ukrayna Savaşı'nda yakın gelecekte bir ateşkes mümkün mü?

Güncel Haberler

- Rusya-Ukrayna Savaşı'nda yakın gelecekte kalıcı ateşkes mümkün görünmese de esir değişimi, enerji, tahıl ve Karadeniz'de deniz güvenliği gibi konularda kısmi ateşkes müzakereleri tamamen ihtimal dışı değildir

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda geçici ve kısmi bir ateşkes ihtimalini, tarafların müzakere edebileceği konuları ve müzakere sürecini zorlaştıran faktörleri, AA Analiz için kaleme aldı.
***
Rusya'nın Ukrayna'yı 24 Şubat 2022'de işgal etmesiyle başlayan savaş devam ettikçe, kalıcı ateşkes mümkün değilse de en azından geçici bir ateşkesin sağlanması yönündeki çabalar devam etmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, İkinci Dünya Savaşı'ndan daha uzun sürmesi ve Avrupa kıtasında yaşanan en yıkıcı savaşlardan biri haline gelmesi, savaşın küresel güvenlik açısından yarattığı riskleri daha da önemli kılmaktadır. Her ne kadar şu aşamada uzak bir ihtimal olarak görülse de savaşın, Üçüncü Dünya Savaşı'nı tetikleme potansiyeli taşıması, geçici de olsa bir ateşkesin sağlanmasını yalnızca taraflar açısından değil, uluslararası toplumun bütünü açısından da son derece önemli hale getirmektedir.
Ateşkes beklentisini artıran gelişmeler
Son dönemde Rusya-Ukrayna Savaşı'nda ateşkes beklentisini artıran en önemli gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'in sırasıyla Moskova ve Kiev'i ziyaret etmeleri oldu. Taraflar bu dönemlerde kapsamlı saldırılara ara vererek ABD heyetinin görüşmelerinden çıkacak sonuca önem verdiklerini gösterdiler. Ziyaretlerden sonra Rus yetkililer yaptıkları açıklamalarda ABD ile Ukrayna savaşını sona erdirme konusunda diyalog içinde bulunmaktan memnun olduklarını ancak Avrupa'daki ülkelerin tutumlarından dolayı kalıcı ateşkes için görüşmelerin henüz erken olduğu yönünde görüş bildirdiler.
Ukraynalı yetkililer ise savaş konusunda ABD ile ciddi görüş ayrılığı olmadığını vurgulayarak, bu görüşmelerin sonucunda Ukrayna'nın konumunu güçlendirdiğini belirttiler. Uluslararası kamuoyuna yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde, ABD heyetinin görüşmelerinin, sınırlı veya kapsamlı bir ateşkes sağlayacak nitelikte olmasa da güven artırıcı tedbirlerin varlığını ve diyalog kanallarının açık olduğunu teyit etmesi açısından olumlu bir gelişme olduğu söylenebilir.
Aynı şekilde, ateşkes beklentisini güçlendiren diğer bir önemli gelişme de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 Eylül 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu için bulunduğu New York'taki Türkevi'nde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmesi olmuştur. Bu görüşmede, Zelenskiy Türkiye'ye desteği için teşekkür ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya-Ukrayna Savaşı'nın barışçıl şekilde sona erdirilmesi konusundaki arabuluculuk faaliyetlerinin öneminin de altını çizmiştir. Zelenski'nin, Türkiye'nin arabuluculuk açısından dünyadaki en güvenilir ülkeler arasında olduğuna işaret etmesi, Rusya-Ukrayna Savaşı konusundaki ateşkes beklentisini güçlendiren bir gelişme olmuştur.
Gerek ABD heyetinin görüşmeleri gerekse Zelenskiy'nin Türkiye'nin arabuluculuk sürecindeki önemini vurgulaması, stratejik olarak sürdürülebilir kalıcı bir ateşkes değilse de taktiksel açıdan tarafların pragmatik kısa vadeli çıkarlarına cevap veren görüşmelerin yapılabilmesinin mümkün olduğu konusundaki sinyalleri güçlendirmiştir.
Tarafların müzakere edebileceği olası konular
Rusya ve Ukrayna'nın askeri stratejilerini uzun süreli bir savaş ihtimaline göre şekillendirdikleri görülmekle birlikte, tarafların bazı konularda müzakere etmeleri ihtimal dahilindedir. Olası müzakere konuları arasında, tarafların ölü ve yaralılar ile savaş esirlerini karşılıklı olarak değiştirmesi öncelikli bir yer tutmaktadır.
İkinci olası müzakere konusu ise özellikle İsrail/ABD-İran Savaşı sonrasında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin enerji fiyatlarını artırması karşısında, Rusya ve Ukrayna'nın birbirlerinin enerji tesislerini ve altyapılarını hedef almaktan kaçınmaları konusunda anlaşmaya varmaları olabilir. Kritik enerji altyapılarının taraflarca uzun süredir hedef alınmasına rağmen, Zaporijya Nükleer Santrali'nin savaşın etkilerinden korunması, olası çevresel ve insani sonuçları nedeniyle uluslararası toplumun öncelik verdiği konulardan biri olmuştur. Aynı şekilde, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle dizel yakıtı arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesinin küresel piyasalar açısından büyük risk oluşturması, uluslararası toplumun savaşan taraflardan küresel enerji arzını ve fiyatlarını olumsuz etkileyecek adımlardan kaçınmalarını beklemesine neden olmaktadır. Bu konuda tarafların doğrudan veya dolaylı müzakereler yapması çok olası görünmektedir.
Karadeniz'de seyrüsefer ve deniz güvenliği, taraflar arasında ele alınabilecek üçüncü olası müzakere konusu olarak öne çıkmaktadır. Taraflar karşılıklı olarak yük taşıyan gemilere saldırdıklarında her ülke de bu çatışmalardan zarar görmektedir. Ticaret gemilerine saldırı yapılmaması ve Karadeniz'de seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasında Karadeniz'e kıyıdaş tüm ülkeler gibi Rusya ve Ukrayna'nın da menfaati vardır.
Bu ortak menfaat doğrultusunda, Karadeniz'de seyrüsefer ve deniz güvenliğinin sağlanması amacıyla tarafların, başta Montrö Antlaşması'nın uygulayıcısı Türkiye olmak üzere ilgili bölge ülkelerinin de katılımıyla müzakereler yürütmesi önem taşımaktadır. Böyle bir müzakere süreci, halihazırda tehlikeli bir seviyeye ulaşmış olan bölgesel güvenlik durumunun daha da kontrolden çıkmasını engelleyebilir.
Dördüncü ve son olarak, Rusya ve Ukrayna daha önce Türkiye ve BM'nin katkılarıyla yaptıkları gibi tahıl ve gübre ticaretinin kolaylaştırılması konusunda yeniden müzakereler yapabilirler. Daha önceki süreç kısmen başarılı olsa da tarafların Karadeniz dışındaki alternatif ticaret koridorlarına yönelmesi neticesinde uygulanamaz hale gelmiştir. Ancak, özellikle küresel ölçekte artan gıda fiyatlarının başta Afrika olmak üzere yarattığı olumsuzluklar dikkate alındığında, Ukrayna ve Rusya'nın bu yılki tahıl hasatlarını ve gübre üretimlerini uluslararası piyasalara daha düşük maliyetlerle ulaştırmaları, her iki tarafın da ekonomik kazanç sağlayabileceği bir müzakere konusu olarak yeniden gündeme gelebilir.
Tarafların müzakere masasına oturmalarını zorlaştıran faktörler
Her ne kadar Rusya ve Ukrayna'nın bazı konularda müzakere yürüterek arabuluculuk yoluyla geçici ve kısmi ateşkes formülleri geliştirmeleri mümkün olsa da mevcut askeri gelişmeler tarafların müzakere masasına oturmasını dahi oldukça zorlaştırmaktadır. Rusya ve Ukrayna'nın müzakere masasına oturmalarını zorlaştıran en önemli faktör, tarafların müzakere sürecinde sergileyecekleri tutumu kendi kamuoylarına kabul ettirmekte yaşayacakları zorluktur.
Gerek Rusya gerekse Ukrayna kamuoyunun uzun süredir savaş ve seferberlik koşullarına göre şekillenmiş olması, tarafların müzakere yönünde atacağı adımların kamuoyları tarafından kabul edilmesini güçleştirebilir. Bu durum, özellikle askere alım sayılarını yeterli düzeyde tutmayı ve çatışma bölgelerindeki askerlerin moral ve motivasyonunu yüksek seviyede korumayı zorlaştırabilir.
Ukrayna tarafının müzakerelere katılma ihtimalini azaltan en önemli faktör Vivaldi'nin "Dört Mevsim" eserinden esinlenen "Vivaldi Operasyonu"nun Liman bölgesinde etkili olmasıdır. Ukrayna yapay zekaya dayalı robotik ve otonom silah sistemlerinin daha etkin kullanılmasını da içeren bu yeni savaş stratejisiyle sahada başarı kazabileceğini varsaydığından müzakere konusunda çok istekli olmayabilir. Bu yeni savaş stratejisinin ağır kış koşullarında etkili olabileceğine olan güven de bu tutumu güçlendirmektedir.
Ukrayna tarafının müzakerelere katılma ihtimalini azaltan diğer önemli bir faktör ise başta Avrupa'nın güçlü ülkeleri olmak üzere, Avrupa ülkeleri arasında mevcut strateji konusunda sağlanan konsensüsün müzakere sürecinde zayıflayabileceğine yönelik endişelerdir.
Rusya'nın "böl ve yönet" stratejisini, Avrupa'da yükselen aşırı sağ partiler üzerinden müzakere sürecine yansıtma ihtimali ciddi bir risk unsuru olarak öne çıkmaktadır. Rusya'nın müzakerelere katılma ihtimalini azaltan en önemli faktör, Moskova'nın mevcut koşullarda askeri yöntemlerin diplomatik müzakerelere kıyasla daha etkili sonuç vereceğini düşünmesidir.
Moskova, belirli küresel krizlerde hem ABD hem de Çin ile yakın ilişkiler kurabilmesi nedeniyle kendisini uluslararası arenada diplomatik açıdan güçlü hissetmekte ve Ukrayna'da askeri güç kullanma kapasitesini yakın gelecekte de koruyabileceğini düşünmektedir. Moskova ayrıca Ukrayna ve Avrupalı ülkelerin yakın gelecekte cephe hatlarındaki mevcut durumu değiştiremeyeceklerini varsaymaktadır. Rusya'nın Avrupa'daki ülkelere karşı tehditkar bir dil kullanarak savaşı tırmandırmaya hazır olduğuna ilişkin söylemleri de Moskova'nın müzakere masasına oturmasını zorlaştıran diğer önemli faktör olarak dikkat çekmektedir.
Ukrayna Savaşı'nda yakın gelecekte kalıcı bir ateşkes mümkün görünmese de tarafların esir değişimi, enerji, tahıl ve Karadeniz'de seyrüsefer ve deniz güvenliği gibi konularda sınırlı kısmi ateşkeslere yönelik müzakereler yürütmeleri, yukarıda belirtilen faktörler nedeniyle zor olsa da tamamen ihtimal dışı değildir.
[Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.