FIFA'nın finansallaşma krizi: Taktiksel ateşkes

Güncel Haberler

FIFA'nın küresel yatırımcılara açmayı planladığı ticari hak projesi, UEFA başta olmak üzere gelen tepkiler ve Kushner bağlantısının ortaya çıkmasıyla çöktü. Ancak bu geri adım, futbolun geleceğine yönelik savaşın yalnızca geçici bir duraklaması olarak değerlendiriliyor.

Akademisyen Görkem Turaç, FIFA'nın önemli futbol organizasyonlarının ticari haklarını küresel finans piyasalarına açma girişimini AA Analiz için kaleme aldı.
***
FIFA'nın finans mühendisliği projesinin çökmesini ve uygulanan geri adım politikasını küresel sermaye tarafından kesin bir vazgeçiş olarak görmek yerine yalnızca taktiksel bir ateşkes olarak adlandırmak mümkün. Futbol artık sadece bir tutku değil, milyarlarca dolarlık yatırım fonlarının, jeopolitik güç savaşlarının ve acımasız bir sermaye rekabetinin çarpıştığı devasa bir satranç tahtasıdır.
FIFA'nın, Dünya Kupası gibi paha biçilemez organizasyonların ticari haklarını "azınlık hissesi" kılıfıyla küresel finans piyasalarına açma planı ve artan kurumsal baskılar sonucunda bu projeden geri adım atmak zorunda kalması, bu tahtadaki en radikal kırılmalardan biri olarak tarihe geçmiştir. "Küçük federasyonları kalkındırma" sloganıyla masum bir ambalaja sarılan bu girişim, perde arkasında futbolun geleneksel ruhunu yatırımcıların kar marjlarına ipotek eden devasa bir finans mühendisliği barındırmaktaydı. İptal kararı, futbolun geleneksel ruhunu korumak adına kazanılmış bir zafer gibi görünse de sürecin arka planı çöken bir sandık matematiğine, iflas eden bir kurumsal yönetişime ve deşifre olan bir siyaset-sermaye ağına işaret etmektedir. UEFA'nın boykot restiyle başlayıp Orta Amerika ile Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF) ve Asya Futbol Konfederasyonunun (AFC) isyanıyla alevlenen bu kriz, basit bir kurumlar arası anlaşmazlık değil futbolun tapusunu kimin elinde tutacağını belirleyen şiddetli bir küresel soğuk savaştır.
FIFA'nın "Robin Hood" oyunu
FIFA yönetimi, futbolun ticari potansiyelinin henüz tam anlamıyla kullanılmadığı inancıyla hareket ederek zengin yatırımcıların sermayesini küresel futbola entegre eden bir "Robin Hood" figürü çizmeyi amaçlamıştır. Elde edilecek milyarlarca dolarlık ek gelirin, tesisleşme ve altyapı bütçesi bulamayan gelişmekte olan ülke federasyonlarına aktarılacağı vaadi, yönetimin kendi siyasi iktidarını sağlamlaştırma stratejisinin temelini oluşturmuştur. Ancak bu vaat, futbol ekonomisinin yapısal gerçeklerinden ziyade, tabanın sadakatini konsolide etmeye yönelik pragmatik bir hamle olarak değerlendirilmelidir.
Finansal perspektiften bakıldığında bu model sürdürülebilir bir büyüme stratejisinden ziyade, futbolun geleceğinin ipotek altına alınmasıdır. FIFA'nın 4,2 milyar dolarlık kısa vadeli bir nakit enjeksiyonu karşılığında, milyarlarca dolar üreten turnuva gelirlerinin yüzde 20'sini özel fonlara devretmesi, en değerli varlıkların ucuz bir bedelle menkul kıymetleştirilmesi anlamına gelmektedir. Zaten devasa rezervlere sahip olan bir kurumun, gelecekteki yayın ve sponsorluk rantını kalıcı olarak özel şirketlere transfer etmesi finansal rasyonaliteden uzaktır. Bu yapı, sporu geliştirmek yerine uzun vadeli gelir akışlarını feda ederek kısa vadeli siyasi sadakat satın almayı hedefleyen, son derece yüksek riskli bir kurumsal bağımlılık modelidir.
UEFA'nın direnişi ve "nükleer seçenek": Dünya Kupası boykotu
Avrupa futbolunun çatı kuruluşu olan UEFA, bu ticarileşme planına en sert tepkiyi veren aktör olmuştur. UEFA'nın kamuoyuna sunduğu temel endişe "aşırı ticarileşme" olsa da meselenin özünde derin bir hegemonya savaşı yatmaktadır. Dünya futbolunun ekonomik ve sportif ağırlık merkezi olan Avrupa, FIFA'nın küresel yatırım fonlarıyla birleşerek devleşmesini, kendi sistemik gücüne yönelik doğrudan bir tehdit olarak algılamıştır. Bu tehlike karşısında UEFA'nın Dünya Kupası'nı boykot etme resti, spor siyasetinde kullanılabilecek en "nükleer" seçenek olarak masaya sürülmüş ve projenin çöküş sürecini başlatan ana stratejik hamle olmuştur.
Sandık matematiğinin iflası ve kurumsal yönetişim krizi
Planın operasyonel kurgusu, "bir ülke, bir oy" prensibiyle küçük federasyonların sadakatini satın alma ve kongredeki 106 oy barajını aşma stratejisine dayanmaktaydı. Ancak UEFA'nın restinin Avrupa sınırlarını aşarak CONCACAF ile AFC'nin şeffaflık talepleriyle birleşmesi, 136 oyluk devasa karşı bir blok oluşturmuştur. Bu durum, futbol ekonomisinin henüz kurumsal mutabakat sağlanmadan yönlendirilemeyeceğini kanıtlamış ve FIFA'nın kağıt üzerindeki sandık matematiğini yerle bir etmiştir.
Krizin belki de en sarsıcı boyutu, dış baskılardan ziyade FIFA'nın kendi içindeki kurumsal çatlağın büyüklüğüdür. Baş Operasyon Sorumlusu düzeyinde yönetimin "kandırıldığının" açıkça ifade edilmesi ve yaşanan üst düzey istifalar, milyarlarca dolarlık bu devasa projenin istişareden ve şeffaflıktan uzak, otokratik bir eylem planı olduğunu tescillemiştir. Kurum, kendi vizyonunu kendi yönetim kuruluna dahi meşru kılamayarak içeriden ciddi bir yönetişim zafiyeti sergilemiştir.
Wall Street ve siyaset ağının deşifre olması
Planın meşruiyetini yitirmesindeki son darbe, sermaye yapısının deşifre olmasıyla gelmiştir. Sistemin finansal mimarisini kurgulayan küresel yatırım bankasının arkasındaki ana yatırımcı grubunun, ABD siyasetinin tepe noktalarındaki figürlerle doğrudan organik bağlara sahip bir fon olduğunun ortaya çıkması meselenin rengini tamamen değiştirmiştir. Yatırım bankası JPMorgan'ın hazırladığı planın arkasındaki ana yatırımcı grubunun, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın kardeşi Joshua Kushner'a ait bir girişim sermayesi şirketi olduğu ortaya çıktı. Bu ifşa, "küçük ülkeleri kalkındırma" hikayesini sonlandırarak futbolun doğrudan küresel siyaset ve Wall Street eksenli bir güç ve servet transferine nasıl entegre edilmek istendiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.
Taktiksel bir ateşkes
Projenin çökmesi ve uygulanan geri adım politikası, futbolun finansallaşma sürecinin durduğu anlamına gelmemektedir. Nyon ile Zürih arasındaki bu büyük savaşta şimdilik yalnızca bir cephe muharebesi kazanılmıştır. Ancak küresel sermayenin futbola duyduğu iştah ve futbolun yarattığı devasa ekonomik değer ortadayken projenin iptali kesin bir vazgeçiş değil, yalnızca taktiksel bir ateşkestir. Futbolun kalbinin ve cüzdanının kimin elinde olacağına dair ekonomik-politik savaş, gelecekte çok daha karmaşık cephelerde yeniden sahnelenmeyi beklemektedir.
[Dr. Görkem Turaç, Akademisyendir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.