AK Parti TBMM Grup Toplantısı
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadele edenin de insan olduğunu unutmamak gerektiğini belirterek, "Terörle mücadelede yanlış politikalar, yanlış uygulamalar, vahim sonuçlar ortaya çıktı."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadele edenin de insan olduğunu unutmamak gerektiğini belirterek, "Terörle mücadelede yanlış politikalar, yanlış uygulamalar, vahim sonuçlar ortaya çıktı. Ama şu anda biz bir şey söylüyoruz; Demokrasiden taviz vermeden, hukuktan taviz vermeden terörle mücadele ettiğimizi ifade ediyoruz" dedi. Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, hem terörle mücadele, hem de Uludere konusunda bazı değerlendirmelerini paylaştı. "Biz, ne kendi arasında, ne de aziz milletle aracılar vasıtasıyla konuşan bir kadro asla değiliz" diyen Erdoğan, kendilerinin partilerini kurdukları 14 Ağustos 2001'den itibaren, kendi aralarında da milletle de sadece gönül diliyle konuştuklarını kaydetti. Erdoğan, "Biz, medya aracılığıyla iletişim kuran bir kadro değiliz. Biz, kendi arasında da aziz milletle de devletin diliyle, bürokrasinin veya siyasetin diliyle konuşan, yapmacık ve göstermelik söylemlerde bulunan bir hareket değiliz" dedi. Neşet Ertaş'ın "dost elinden gel olmazsa varılmaz/rızasız bahçenin gülü derilmez/kalpten kalbe bir yol vardır görülmez/gönülden gönülle gider, yol gizli gizli" dizelerini okuyan Erdoğan, kendilerinin kalpten kalbe, o görülmeyen yol ile iletişim kurduklarını söyledi. Erdoğan, "Biz aziz milletimizle, dilimizden öte gönlümüzle iletişim kurduk. Bakın ben bugün burada, bu kürsüden de medyaya veya siyasetçilere konuşmuyorum. Ben bugün buradan sadece ve sadece milletime hitaben konuşuyorum. Bugün burada bir kez daha, siyasetin dilinden öte, kalbimle, yüreğimle, bütün samimiyetimle ve gönülden konuşuyorum. Biliyorum ki milletim bizi anlıyor. Biliyorum ki milletim, bizim ne söylediğimizi, neyi kastettiğimizi, arzumuzu, maksudumuzu anlıyor. Daha en başından beri 75 milyonla gönül diliyle iletişim kurduğumuz için milletim bizim samimiyetimizi, hasbiliğimizi görüyor. Din üzerinden bize müdebbirlik yapanlara, dindarlığımızı test etmeye kalkanlara, kendince bize efendilik yapmaya kalkanlara zerre miskal kıymet vermeyiz" diye konuştu. AK Parti olarak suyun akışına kapılan, reel politikanın dehlizlerinde kaybolan, kendisine ve milletine yabancılaşan bir hareket olmadıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Attığımız her adımda değerlerimizi kuşanırız, ilkelerimizi gözetiriz, milletimizin değer ve düşünce dünyasını esas alır, milletimizin rotasında yürürüz. AK Parti siyasi hesaplarla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüyen bir iktidardır. Biz; iktidara gelmeyi ve iktidarda kalmayı amaç olarak görmeyiz, bizim için amaç, milletimiz için adaleti, hakkı, hukuku, refah ve huzuru sağlamaktır. İnsanımız mutluysa, huzurluysa, özgürse, müreffehse işte o zaman biz kendimizi başarılı görürüz. Biz başarıyı seçimlerde aldığımız oyla değil, milletimizin mutluluğuyla, ülkemizin refah ve selametiyle ölçeriz. Bunun takdirini yapacak olan ise sadece aziz milletimizdir." -"Bu kadro..." Erdoğan, 10 yıldan beri millete bir şey söylediğine işaret ederek, "Medyanın, siyasi partilerin bu tavrıyla terör meselesi çözülemez. Yapay gündemlere takılıp giderek, istismar siyasetlerine aldanarak, istismarcıların tuzağına düşerek akan kan durmaz, akan göz yaşı dinmez" dediğini hatırlattı. "İşte onun için biz her zaman gönül diliyle konuştuk. Biz doğru soruları sorduk, biz doğru sorulara doğru cevaplar aradık" diyen Erdoğan, istismarla, oy kaygısıyla, rant hırsıyla değil, anaların göz yaşını dindirmek, gençlerin akan kanını durdurmak için kendilerinin her zaman samimiyetin diliyle konuştuklarını vurguladı. "Bugün de aynı şekilde samimiyetin diliyle konuşuyor, hiçbir şeyi gizlemeden, hiçbir şeyin üzerini örtmeden, asla ve asla geçiştirmeden, sadece ve sadece gerçekleri milletimize aktarıyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu: "İşte şu salondaki kadro, Cumhuriyet döneminin en karanlık dönemlerini aydınlığa kavuşturmak için canını ortaya koymuş bir kadrodur. Dersim'in üzerindeki karanlığı siz kaldırdınız. 27 Mayıs'ın üzerindeki karanlığı siz kaldırdınız. 12 Eylül'ü yargıya siz taşıdınız. 28 Şubat'ı sizler yaşadınız, 28 Şubat ile yine sizler, bizler hesaplaştık. 27 Nisan bildirisi karşısında, milletin emanetine en güçlü şekilde sizler sahip çıktınız, biz sahip çıktık. Faili meçhullerin, karanlık cinayetlerin, karanlık suç örgütlerinin üzerine hep birlikte gittik. Tabuları yıkan, Türkiye'yi evrensel standartlarla tanıştıran, hak ve özgürlükleri geliştiren parti, AK Parti'dir. Buna inanan AK Parti kadrolarıdır, sizlersiniz. Biz devletin diliyle değil, milletin diliyle konuşuruz. Ne milli iradeye gölge düşürmek ve bu gölge düşürmek gayreti içinde olanlara izin veririz ne de devleti şamar oğlanına çevirmek isteyenlere çanak tutarız." -"Dünyanın her ordusunda benzer hadiseler yaşanıyor"- Tarihten trajik bir hadiseyi hatırlatmak isteğini dile getiren Erdoğan, "çok anlamlı, çok manidar ve kendileri için bir çizgi olan" hadisenin, 98 yıl önce yaşandığını belirterek, şöyle konuştu: "1914 yılında Erzincan'da, Osmanlı 3. Ordusu, Doğu'ya doğru hareket ediyor. Sarıkamış'ı düşmandan kurtarmak, oradan Kafkaslar'a akmak için, yüzbinlerce Mehmet, yüzbinlerce nefer, heyecan içinde, iman içinde, şahadet arzusuyla Allahu Ekber Dağları'na doğru ilerliyor. Biz o dağlarda, soğuktan, maalesef on binlerce askerimizi şehit verdik. Rahmetli dedem de o dağlarda donarak şehit oldu. Ama Allahu Ekber Dağları'na ulaşmadan, Oltu yakınlarında 23 Aralık 1914'te çok talihsiz bir olay yaşanıyor. 31. Tümen, yan tarafından gelen saldırıya hemen karşılık veriyor. İki taraf tam 4 saat şiddetli şekilde çarpışıyorlar. Taraflar birbirine yaklaşınca, ortaya korkunç bir gerçek çıkıyor; Tarafların düşman olmadığı, 31. ve 32. Tümenlerin, 4 saat boyunca birbiriyle savaştığı anlaşılıyor. Mehmetçikler, silahı bırakıyor, birbirlerine koşuyor, sarılıyor, ağlaşıyorlar. Ne var ki geride iki bin şehit kalıyor. Dünyanın her ordusunun tarihinde buna benzer trajik hadiseler var. Bugün de bütün ileri teknolojiye rağmen, en modern teçhizata rağmen buna benzer hadiseler dünyanın her yerinde zaman zaman yaşanıyor. İşte daha 38 yıl önce, Kıbrıs Harekatı'nda, Kocatepe Muhribimiz, maalesef kendi uçaklarımız tarafından batırıldı." -"Vahim sonuçlar ortaya çıktı"- 30 yıldan beri terörle mücadele edildiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Size çok sıradan gibi gelebilir. Ama, o bölgeyi bilmeyenlerin, tanımayanların, terör örgütünün nasıl kalleşçe vurup kaçtığını görmek istemeyenlerin; terörle mücadeleyi anlamalarına imkan da yoktur, ihtimal de yoktur. Terörle mücadele esnasında, kimi zaman çok vahim hatalar yapıldı. Daha yakın tarihlerde, Bingöl Karlıova'da, 'dur' ihtarına uymayan bir vatandaş, canlı bomba sanıldığı için maalesef vuruldu. 2010 yılında, Hatay'ın Hassa ilçesinde kekik toplamak için dağda bulunan yaşlı amcalarımız maalesef vuruldu. Mardin Nusaybin'de benzer olaylar yaşandı. Aydın, Antalya'da benzeri olaylar yaşandı. Şu anda, benzer olaylarda müdahalede bulunan onlarca polis, 'kasten adam öldürmek' suçundan, ömür boyu hapis cezasıyla yargılanıyorlar. Hatayla bu tür üzücü olaylara sebep olan görevliler hakkında her türlü işlem yapıldı, yapılıyor. Bir de kasıtlı olarak, kastı mahsusa ile yapılan yanlışlıklar oldu. 1980, 1990'larda, maalesef son derece sert, hukuksuz, özensiz müdahaleler nedeniyle, bölgedeki vatandaşıma ağır faturalar yüklendi. Terörle mücadelede yanlış politikalar, yanlış uygulamalar, vahim sonuçlar ortaya çıktı. Ama şu anda biz bir şey söylüyoruz; demokrasiden taviz vermeden, hukuktan taviz vermeden terörle mücadele ettiğimizi ifade ediyoruz. Valilerimiz, emniyet müdürlerimiz, komutanlarımız, altlarındaki ekiplerine, 'yüzde yüz emin olmadan müdahale etmeyin" diye kesin talimatlar verdiler ve veriyorlar. Ama mesele, bu kadar basit değil arkadaşlarım. Şimdi burada, bu salonda erkek milletvekili arkadaşlarımın hepsi askerliğini yaptı. Hepiniz az ya da çok bu gerilimi yaşadınız. Ama ben bugün sizlerden bir şey rica ediyorum; Sizlerle birlikte, bizi ekranları başında dinleyen, izleyen vatandaşlarımdan bir şey rica ediyorum; kendinizi, lütfen, bir anlığına, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine doğru ilerleyen aracı takip eden polis veya jandarmanın yerine koyun. Bir anlığına lütfen bunu düşünün. Önünüzde bir araç gidiyor. Jandarma kontrolünde durmamış, hatta orada bir askerimize çarparak yaralamış, Kayseri'ye, Ankara'ya doğru hızla ilerleyen bir aracı takip ediyorsunuz. Allah aşkına, orada nasıl bir gerilimin yaşandığını hissedebiliyor musunuz- Güvenlik güçleri o aracı yolda imha edebilir, uçaklar, helikopterler kalkıp vurabilir ama ya içinde sigara kaçakçısı varsa- ya içinde uyuşturucu kaçakçısı varsa- ya mazot kaçakçısıysa- ya kaçan kişi, sadece arabanın ruhsatı, ehliyeti yanında olmadığı için kaçıyorsa- ya o aracın içinde, babasından gizlice anahtarları alıp, dolaşmaya çıkmış, 15 yaşında, ehliyetsiz, haylaz bir çocuk varsa- ya içindeki sadece bir araç hırsızıysa... Aracı takip eden güvenlik görevlisinin gözünün önüne, bu arada kendi çocukları geliyor, başkalarının çocukları geliyor, hata ile öldürülmüş terör kurbanları geliyor. Aracı takip eden güvenlik görevlisinin gözünün önüne, amirinin, komutanının söylediği, 'yüzde yüz emin olun' talimatı, ömür boyu hapisle yargılanacağı mahkeme geliyor. Güvenlik güçleri üzerinde öyle bir psikolojik baskı oluşturuluyor, öyle bir gerilim üretiliyor ki adeta hata yapmaları için ortam hazırlanıyor." -"Anafartalar Çarşısı'nın önüne gidin"- Erdoğan, "(Çoban sandık) diyerek teröristi vurmayan generalle haftalarca alay edildiğini belirterek, vurgun yiyen karakoldaki gazilerin, yerden yere vurulduğunu, Aktütün'de 25, Taşdelen'de 27 şehit verildiğini hatırlattı. Kolunu bacağını kaybeden Mehmetçik'in, kendi derdini düşünmeden, yanıbaşında şehit olan arkadaşının üzüntüsünü atlatamadan medyanın eleştiri oklarıyla sorgulandığını, hesaba çekildiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terörle mücadele edenin de insan olduğunu unutmamak gerekiyor. Teröristin üzerinde hukuk baskısı, yargı baskısı olmayabilir, ama güvenlik mensubu hukuk kurallarıyla hareket eden ve insaniyetini yitirmeyen kişidir. Yani bir tarafta öldürmeyi amaç edinen, diğer tarafta yaşatmayı amaç edinen iki taraf var. İşte insani hassasiyeti yitirmemiş olan aynı polisin, aynı askerin gözünün önüne bir başka şey geliyor. Ne geliyor biliyor musunuz- Kumrular Sokak'ta, bir telefon bayiinde, daha işe başladığı gün, yanında patlayan bir bombayla parçalanan Mustafa Bingöl geliyor. Patlayan bombayla can veren 60 yaşındaki Dürdane Beyhan geliyor. Ailesine destek olmak için orada bir dükkanda çalışan, daha 18 yaşındaki Orhan Güzel aklına geliyor. Terör örgütünün hunharca katlettiği canlar, masumlar, insanlar geliyor. Bakın sizden bir kez daha ricada bulunuyorum; hafta içinde, mesai saatinin bitiminde, lütfen Ankara'da Ulus semtinde Anafartalar Çarşısı'nın önüne gidin. Akşam saat 6, 7, 8'de, orada otobüs duraklarında bekleyen vatandaşlarımıza, lütfen şöyle bir bakın. Orada yorgun, bitkin işçi kızlar göreceksiniz. Orada, ellerinden sıkı sıkı tutmuş, çocuklarıyla birlikte gecekondusuna gitmek için otobüs bekleyen aileler göreceksiniz. İşte bu alçaklar, o otobüs duraklarında canlı bomba eylemi yaptılar, 9 kişiyi katlettiler. Hangimizin aklında. Şu anda, unuttuk değil mi, şimdi hatırlamıyoruz. 26 yaşındaki Muzaffer Savaş, ertesi gün yapılacak düğünü için damatlık almaya Ulus'a gelmişti, ama orada öldürüldü. İsa Kalkır, Anafartalar Çarşısı'nda tezgahtarlık yapıyordu, 2 ay sonra askere gidecekti. Ağabeyi olaydan sonra aynen şunları söyledi: 'Biz onu iki ay sonra askere şehit olması için gönderecektik. Bizim gönlümüzde kardeşim şehittir.' Ferhat Kanat, o olaydan bir ay önce sözlenmişti, sonbaharda düğünü olacaktı, ama orada öldürüldü. 22 yaşındaki Tuba, aynı şekilde can verdi. 32 yaşında 2 çocuk babası Serdar Karayiğit aynı şekilde can verdi. Babası aynen şunu söyledi: 'Ben de Kürdüm. Terörün dini, insanlığı var mı, yavrumun hesabını kim verecek' dedi. İşte, Pınarbaşı'na doğru, şüpheli bir aracı takip eden güvenlik görevlisinin gözüne bu canlar geldi." - TBMM
Kaynak: AA / Politika
Recep Tayyip Erdoğan, Neşet Ertaş, Politika, Ak Parti, Uludere, Güncel, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA