Adana'da "Doğa, Sanat ve Peyzaj Mimarlığı" Konferansı

Yerel Haberler

Çukurova Üniversitesi'nde 35. Yıl Etkinlikleri Çerçevesinde Düzenlenen "Doğa, Sanat, ve Peyzaj Mimarlığı" Konulu Konferansta Prof. Dr. Yüksel Öztan, "Dağlar Olmasaydı; Dünyamız Monotonlaşır, İnsan Düşüncesinde Mekan Kavramı Çok Yalın, Ayrıntısız ve Dar Kapsamlı Bir Nitelik ve Nicelikte Olurdu" Dedi.

Çukurova Üniversitesi'nde 35. yıl etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen "Doğa, Sanat, ve Peyzaj Mimarlığı" konulu konferansta Prof. Dr. Yüksel Öztan, "Dağlar olmasaydı; dünyamız monotonlaşır, insan düşüncesinde mekan kavramı çok yalın, ayrıntısız ve dar kapsamlı bir nitelik ve nicelikte olurdu" dedi.

Prof. Dr. Öztan, Çukurova Üniversitesi 35. yıl etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen "Doğa, Sanat, ve Peyzaj Mimarlığı" konferansında, dağların insan yaşamında önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Öztan, "Doğal tasarım elemanı olan dağ, tepe, yamaç, ova ve vadi gibi olgulardan esinlenerek yararlanma eğilimi, insan yaşamı için vazgeçilmez bir tutku ve biçimsel bir davranıştır. Çünkü insanın arazi formunun fiziksel ve görsel özellikleriyle olan ilişkileri ve ondan çeşitli biçimlerde yararlanma çabaları varoluşundan itibaren başlar" dedi.

İnsan için dağların, diğer arazi formlarına oranla ayrı bir statüye sahip olduğunu vurgulayan Öztan, "Çünkü dağların ve dağlık yörelerin insanlık tarihinde ve toplum yaşantısında çok önemli yeri olduğu bir gerçektir. Nitekim, ilk çağlardan bu yana dinsel inanışların bir simgesi olarak toplumu etkilemişler, anısal değer kazanmışlar, çoğu zaman yerleşme alanlarının biçimini ve niteliğini oluşturmuşlardır. Korunma kaygısı içinde olanlar için de stratejik önemini yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdir. Ayrıca, dağların; edebiyat, musiki, resim, heykel ve çevre tasarımı gibi çeşitli güzel sanat dallarında insanlar için sonsuz bir esin kaynağı olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bütün bunlara peyzaj açısından bir yorum getirmek gerekirse, eğer dağlar olmasaydı; kuşkusuz dünyamız çok monotonlaşır, insan düşüncesi ve imgesinde mekan kavramı çok yalın, ayrıntısız ve dar kapsamlı bir nitelik ve nicelikte olurdu" diye konuştu.

Eski Çin'de doğa formları ve özellikle dağların, farklı bir anlayış biçiminde değerlendirildiğini belirten Öztan, şunları kaydetti:

"Nitekim Çinliler, tarihlerinin başlangıcında kökeni ruhi mezhebi olan bir din şeklini seçmişlerdir. Buna göre; dağlar, denizler, ırmaklar ve kayalar ruhun maddeye dönüşümünün bir anlatımıydı. Daha yakın dönemlerde Avrupa ülkelerinde de tepe ve dağ formu çeşitli mimari peyzaj elemanları olarak değerlendirilmiştir. Örneğin; Rönesans döneminde İtalyan bahçelerinin ana yapısı tepelerdeki teraslarla ortaya çıkmıştır. 19. yüzyıl İngiliz bahçelerinde ise düz arazinin monotonluğunu gidermek için yayvan tepelere yer verilirdi." Balcalı Hastanesi Hipokrat Konferans Salonu'nda düzenlenen konferansa; dekanlar, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

(YK-ÖZ-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Yerel

, Haberler