Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi
Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi, Mersin Hilton Oteli'nde Başladı.
Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi, Mersin Hilton Oteli'nde başladı.Mersin Valisi Hüseyin Aksoy başkanlığında yapılan proje toplantısına; Başbakanlık eski müsteşarı ve İstanbul Milletvekili Ömer Dinçer, Hollanda Delegasyonu Başkanı Zeeland İli Kraliçe Komisyonu Eski Üyesi Willem Van Gelder, Hollanda İçişleri ve Kraliyet İlişkileri Bakanlığı Yerel ve Bölgesel Yönetimler ve Avrupa Birimi Başkanı A.T. Leeuwestein ve Uşak Valisi Kayhan Kavas başta olmak üzere yurt dışından ve Türkiye'nin çeşitli illerinden vali yardımcıları katıldı.Toplantının açılışında konuşan Vali Hüseyin Aksoy, kamu yönetim sisteminde önde gelen koşullardan birisinin toplumsal ihtiyaçların en etkin ve verimli bir şekilde karşılanması olduğunu söyledi. Bu durumda doğal olarak gelişen ve değişen şartların takip edilerek sistemle entegrasyonunun sürekli revize edilmesi gerektiğini ifade eden Aksoy, "Kamu yönetiminde 'Yeniden düzenleme' kavramında reform gibi özünde yenilikçi ve çağın şartlarını taşımak olgusu taşıyan unsurların olması, daha hızlı daha etkili ve daha verimli bir kamu yönetim sisteminin kurulması amaçlanmaktadır. Bu anlamda ülkemizde de 1960'larla birlikte kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesi konusunda birçok çalışma yapıldığını, yapılan çalışmaların, sistem bütünlüğü içerisinde yeni değişimler amaçlandığını görmekteyiz" dedi.1960'lı yılların ilk yarısında, kısaca "mehtap" olarak adlandırılan "Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi" ile ilk köklü çalışmanın yapıldığına dikkat çeken Aksoy, daha sonra da bu projeyi tamamlama nitelikli, merkezi yönetimin taşra kuruluşlarının, yerel yönetimler ve kamu personel düzeni ile kamu iktisadi teşebbüslerine ilişkin proje çalışmalarının yapıldığını söyledi.Vali Hüseyin Aksoy, 1971 yılında yönetimi düzenleme konusunun yeniden gündeme alınarak bunun için İdari Reform Danışma Kurulu oluşturulduğunu ve çalışmalar sonucunda "İdarenin Yeniden Düzenlenmesi İlkeleri ve Öneriler" başlıklı rapor hazırlandığına işaret etti. Vali Hüseyin Aksoy, yaptığı açıklamada, "1982'de yönetimin yeniden düzenlenmesine ilişkin araştırma sonuçları ile örgütlenmeye yönelik kanun hükmünde kararname taslakları hazırlanmış, 1988 yılında ise TODAİE tarafından 'Kamu Yönetimi Araştırma Projesi' hazırlıkları ile yeni bir düzenleme araştırması sergilenmiştir. Bu projenin amacı da; kamu hizmeti gören merkezi yönetimin merkez ve taşra örgütü ile yerel yönetimlerin etkili, sürekli, ekonomik, verimli ve bu hususlarda yapılması gerekenleri incelemek ve önermek olarak belirlenmiştir" diye konuştu.Vali Aksoy, kamu yönetiminin üzerinde reform amaçlı bazı çalışmaların birtakım nedenlerden dolayı uygulamaya yansımadığını ve çoğunun raflarda kaldığını söyledi.Aksoy, devletin niteliği gereği, iç içe geçmiş bir sistemler bütünü olması nedeniyle anayasamız ışığında yönetim sistemimize baktığımızda belirli ilke ve kurallar üzerinde oturtulduğu, sistem olarak kuruluş ve görevleriyle merkezi ve yerinden yönetim ilkelerine dayanan bir bütüncül yapıda olduğunun görüldüğünü söyledi. Zaman içerisinde bu bütüncül yapının birbirini zorladığını anlatan Aksoy, kamu görevlerinin aşırı genişlemesi, yetki ve sorumluluk çatışması, yeni teşkilatların kurulma veya kaldırılma zorunluluklarının ana nedenler olarak karşımıza çıktığını bildirdi.Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ile idari sistemde önemli bir reform oluşturulmasının amaçlandığını anlatan Aksoy, henüz tamamlanmamakla birlikte il özel idareleri açısından bakıldığında birçok konuda yerel yönetimleri güçlendiren yetki ve sorumluluklarını artıran ve yerel yönetimleri güçlü kılan bir yapı olarak uygulamaya start verildiğinin görüldüğünü söyledi. Kamu kurum ve kuruluşlarında güç ve yetkinin, hizmetten yararlananlara en uygun ve en yakın birimine verilmesi esasının hizmetlerde verimliliği ön plana çıkardığına vurgu yapan Vali Aksoy, şöyle konuştu: "İlk olarak Köy Hizmetleri'nin il özel idarelerine bağlanması ile uygulamaya başlanmış ve yapısal durumlardan kaynaklanan sorunlarla ilk başlarda karşılaşılsa da zaman içerisinde önemli bir yapısal değişiminin faydaları görülmeye başlanmıştır. Reform özelliği taşıyan bir başka yenilik ise gerek 5302 sayılı kanun gerek 5018 sayılı kanunla zorunlu kılınan stratejik plan hazırlanmasıdır. Planların mahalli idarelere reel anlamda yerleşmesi bu dönemde olmuş ve il özel idareleri olarak 2006 yılında stratejik planlar hazırlanmıştır. Amaç ve hedef; ilke ve faaliyetlerin belirlendiği stratejik planlar ile il özel idareleri bir anlamda yol haritalarını ortaya koyarak bu istikamette yürümeye başlamışlardır." İl Genel Meclisi'nce kabul edilen plan dahilinde bütçe ve yatırımların, plan disiplini içerisinde hedefe uygun olacak şekilde planlanmaya başladığını anlatan Aksoy, stratejik planla belirlenmiş olan hedef ve amaçlara yıllık programlara bağlı kalınarak, yıllık performans hedeflerinin üzerine çıkıldığını söyledi. Aksoy, 5302 sayılı kanunla ilgili yeni düzenleme ihtiyacı bulunan kısımlar olduğunu ve bunlarla ilgili değişiklik teklifi ve önerileri bakanlıkla paylaştıklarına işaret etti.Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi ile ilgili olarak da Aksoy, şunları söyledi: "Mersin İl Özel İdaresi yeni yapılanma çerçevesinde bir proje birimi oluşturarak yurt içi ve yurt dışı fonlara başvuru yapmaktadır. Bugünkü organizasyon r'fdrlanmış, 1988 yılınböyle bir projenin safhalarından birisidir. Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi, Hollanda hükümeti ile yapılan 400 bin euroluk temeli eğitim ağırlıklı bir projedir. Halen değişik konularda 13 milyon Euro'luk başvuruda bulunulmuş proje başvurularımız bulunmaktadır. Kamu hizmetlerinin özelliklerinin birisi sürekliliktir. Mersin İl Özel İdare olarak temel amacımız hizmetlerde sürekliliği sağlamak olacaktır. Katılımcılık, etkinlik, şeffaflık, hesap verebilirlik, yönetişim, sürekli gelişim, performans denetimi, saydamlık, öngörülebilirlik ilkelerimizin başında gelmektedir." Hollanda Delegasyonu Başkanı Zeeland İli Kraliçe Komisyonu Eski Üyesi (Vali) Willem van Gelder ise, özellikle bu projenin ve konferanstaki bilgi alış verişinin öneminden söz etti. Katılımcı demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının sadece evrensel değerler olmadığını, ekonomik yaşamda da büyük önem taşıdığını söyleyen Gelder, konferansın içeriği hakkında bilgi verdi. Bugünkü konferansın Türkiye'de yerel yönetimlerin güçlendirilmesini içerdiğini belirten Gelder, Hollanda olarak, konferansla öncelikle Türkiye'deki yerel yönetişimi daha da güçlendirmek için destek vermek ayrıca onları AB'ye katılımlarını kolaylaştırmak istediklerini belirtti. AB'ye katılımın yerel yönetimler açısından çok büyük değişiklilere neden olacağına da işaret eden Gelder, her ülkenin yönetişim modelinin ayrı olduğunu ifade ederek, "Bu farklılığı dikkate alarak şunu unutmamalıyız; en iyi, en örnek olacak diye bir modelden söz etmek mümkün değil. Her ülkenin güçlü ve zayıf yönleri vardır ve her ülke kendine ait bir model geliştirir. Önemli olan, bu farklılıklardan yararlanarak iyi bir yönetişim modeli ortaya çıkarmaktır. Biz burada, ulusal ve uluslar arası çözümlerde en iyi çözümü bulmaya çalışacağız" dedi.Hollanda'daki ve Zeeland ilindeki yönetim hakkında da ayrıntılı bilgi veren Willem van Gelder, Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi'nde neden ülkesinin seçildiğini de anlattı.LALE, TÜRKİYE KÖKENLİ BİR BİTKİ Hollanda ile Türkiye arasında tarihten gelen çok güçlü bağlar bulunduğunu belirten Gelder, bugüne kadar iki ülke arasında 15'in üzerinde eşleştirme projesi yapıldığını, amacın da Türkiye'deki hizmet sunum düzeylerini yükseltmek olduğunu söyledi. Eşleştirme projelerinin Avrupa Konseyi tarafından da öncelik olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Gelder, Hollanda ile Türkiye arasındaki iş birliğinin tarihte de köklerini bulduğunu ve 1612'ye kadar gittiğini belirtti. Şu an ülkesinde yaşayan pek çok Türk kökenli olduğunu anlatan Gelder, sözlerine şöyle devam etti: "Adalet Bakanımız Nebahat Albayrak da Türk kökenli, çok sayıda Türk kökenli temsilci var yerel meclislerde. İki ülke arasında çok güçlü ilişkiler var. İki ülke arasında en önemli ortak sembol laledir. Bunu pek kimse bilmez ama lale aslında Türkiye kökenli bir bitkidir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde buradan alınıp ülkemde yetiştirilmiştir ve Hollanda kimliğinin sembolü haline gelmiştir. Lale, Türkiye'de de tanıtımlarda bir sembol olarak kullanılıyor. Dolayısıyla ilişkilerimiz çok köklü ve eskiye dayanıyor." Gelder, konuşmasının sonunda, eski Başbakanlık Müste r'fdrlanmış, 1988 yılınşarı, AK Parti İstanbul Milletvekili Ömer Dinçer'e bir lale rozeti taktı.Konuşmasına AB ile ilgili dostane bir uyarı ile başlayacağını söyleyen İçişleri ve Kraliyet İlişkileri Bakanlığı Yerel ve Bölgesel Yönetimler ve Avrupa Birimi Başkanı A. T. Leeuwestein ise, "Gelecekte Türkiye, AB'nin tam üyesi olursa her şeyi iki kere uygulamak gerekecek" dedi.ÜLKEMİZDE TÜRK KÖKENLİ ÇOK SAYIDA YÖNETİCİ VAR Gelder'in de söylediği gibi yerel yönetimlerde izlenecek mükemmel bir model olmadığına vurgu yapan Leeuwestein, ülkeler arasında pek çok farklılık bulunduğunu, modellerin yerel ve bölgesel önceliklere bağlı olarak geliştirildiğini söyledi. Bu proje sürecinin son derece önemli ve anlamlı olduğunu ifade eden Leeuwestein, şöyle konuştu: "Toplum sürekli değişmekte olan bir varlık, çok dinamik. Dolayısıyla, yerel ve bölgesel yönetimler de toplumun bu değişimine, istek ve beklentilerine cevap verebilecek şekilde olmalı. Bizim Avrupa kültürüyle ilgili çalışmalarımız var. Hollanda, pek çok açıdan Türkiye'deki yerel ve bölgesel yönetişimin gelişimine ilgi duyuyor. Yönetişimdeki unsurların Türkiye'de gelişmesi bizim için son derece önemli, çünkü bizde yönetimde çok sayıda Türk kökenli var. Hollanda, yerel ve bölgesel yönetimin güçlenmesini isteyen bir ülke." AB Kentsel Bilgi Paylaşımı Ağı'ndan da söz eden Leeuwestein, bu ağdan 17 AB üyesi ülke ile AB dışından da ülkelerin yararlandığını ve bu teknolojiyi kullandıklarını anlattı. Leeuwestein, bugünkü konferansın bir ilk olduğunu belirterek, 2 yıl sürecek proje kapsamında bir araya gelip tüm bilgileri paylaşacaklarını sözlerine ekledi.AK Parti İstanbul Milletvekili Ömer Dinçer ise, Türkiye'de kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması çalışmaları hakkında bilgi verdi.Türkiye'de özellikle 59. hükümet zamanında kamu yönetimi reformuna çok ciddi bir önem verildiğini ifade eden Dinçer, şöyle konuştu: "Türkiye, iktisadi krizler içerisinde olmasına rağmen, siyasi istikrarsızlık olmasına rağmen, sosyal güvenlik ve sağlık konusunda çok hayati birtakım sorunlarla karşılaşıyor olmasına rağmen bu alanlarda birtakım reformlar yapıyorken, kamu yönetiminde de bir reform yapma çabası içerisindedir. Bunu, 59. hükümetin en önemli projelerinden biri olarak ifade etmek mümkün" Herhangi bir toplumda veya örgütte aslında bir kriz varsa o krizin sorumlusunun yönetim yapısı ve yöneticiler olduğuna işaret eden Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şayet yöneticiler yetenekli değillerse ve yönetim yapısı etkin karar almaya mani nitelikler taşıyorsa, o zaman o yönetimi ve yönetim sorununu çözmeden krizi çözmek mümkün olmayacaktır. Yönetim konusunda alınacak her türlü tedbir diğer alanlardaki sorunların çözümüne de katkı sunacaktır." Kamu yönetimi reformu ve yerel yönetimler reformunun yapılmasında ana öğenin, zihniyet değişimi üzerinde odaklandığını dile getiren Dinçer, Türkiye'nin yönetim yapısını çok geleneksel bir nitelik taşıdığını, sadece devletten halka iletişim kuran çok kapalı bir sistem olduğunu söyledi. Türkiye'nin sadece günlük sorunlarla ilgilenen ve geçmişi denetleyen, sadece cezalandıran, yanlış yapanın hatasını bulup ona haddini bildiren, amaçlarını ortaya koymadar'fdrlanmış, 1988 yılınn sorunlar üzerine odaklanmış bir özelliğe sahip olduğunu belirten Dinçer, "Bunun değiştirilmesi gerekiyordu ve dünyayı da yeniden keşfetmeye gerek yoktu. Bu yüzden tüm dünyanın uyguladığı temel kavramları biz de ülkemizde uygulayabilirdik" diye konuştu.Toplantıda daha sonra Mersin İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Zahteroğulları, Yerel Yönetimlerde İdari Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi hakkında detaylı bilgi verdi. Avrupa Delegasyonu üyesi Vergilendirme, Kamu Tedarik, Mali Kontrol Sektörleri Müdürü Umut Özdemir Tsarouhas da, "AB Kaynaklı Projelerin Gelecekteki Teknik Desteği" konulu bir konuşma yaptı. Uşak Valisi Kayhan Kavas da, Uşak İl Özel İdaresi'nde yürütülmüş olan "Yerel Yönetimler Reform Projesi'nden alınan dersler" başlıklı bir konuşma yaptı.(ÖT-HO-Y)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA