YARGI-SEN'den Adli Yıl Açılış Törenini Protesto Çağrısı
Yargıçlar ve Savcılar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yarın gerçekleştirilecek adli yıl açılış törenini protesto çağrısında bulundu.
Yargıçlar ve Savcılar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yarın gerçekleştirilecek adli yıl açılış törenini protesto çağrısında bulundu. Yüksek yargı organları ve bu organların yapıları dahil yargı ile ilgili her konunun KHK konusu edildiğini ifade eden Eminağaoğlu, "Yargı ve yarınlar için, Yargıtay'da gerçekleştirilecek adli yıl açış törenine sorumluluk duygusu taşıyan hiç kimse ve hiçbir kurumun katılmaması için açık çağrı yapıyoruz" açıklamasında bulundu. Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'ye dikkat çeken Eminağaoğlu, yargı erki ve yargı yetkisinin kullanımının, erkler ayrılığıyla ve doğrudan temel haklarla ilgili olduğu için, KHK ile düzenleme yapılabilecek alan dışında kaldığını hatırlattı. Eminağaoğlu, "Bu nedenle Adalet Bakanlığı teşkilat yasasında düzenleme yapıldığı izlenimi yaratılmış ise de, KHK içerisinde yargı, yargılama, yargıçlar ve savcılar, yüksek yargı organları ile ilgili konulara da yer verilerek, bu 'torba KHK' ile yirmidört yasa ve KHK'da değişiklik yapılmış, yüksek mahkemeler ve usul yasaları da dahil olmak üzere, yargı alanında pek çok konuya el atılmıştır. Özellikle Yargıtay ve Danıştay'ın yapısında değişiklik içeren hükümler son derece dikkat çekicidir. Böylece anılan konular ve kurumlar, KHK'yı çıkartan hükümetin bakış ve anlayışına göre biçimlendirilmiştir. KHK'nın bazı hükümleri ile de yargıç ve savcılar lehine düzenlemeye gidilerek, yapılan aykırı düzenlemeler ve yarınlarda çıkarılacak KHK'lar nedeniyle karşılaşılabilecek sorunlar perdelenmek istenmiş, KHK'lar ile düzenleme yapılmasına herhangi bir tepkinin ortaya çıkmaması amaçlanmıştır. KHK içeriği ile yargı alanının, hükümetin bakışına göre biçimlendirilmesinde engel bulunmadığı düşüncesinin bu şekilde yaşama geçirilmesi, yarınlarda yargı alanında KHK ile her türlü düzenleme yapılabileceği düşüncesinin kanıksatılması ve bu yolla karşılaşılabilecek düzenlemeler de gözetildiğinde, son derece sakıncalı bir süreci ortaya çıkarmıştır" dedi. -YASAMA ORGANI DEVREDIŞI BIRAKILDI- Yasama yetkisinin, Anayasal kurallar içerisinde yasama organı olan TBMM'ye ait olduğunu, KHK ile düzenlenemeyecek bir alanda TBMM'nin bu yetkisinin, hükümet tasarısına dayalı olarak çıkartılan yetki yasası ile hükümete verildiğini ve bu alanda yasama organının devre dışı bırakıldığını ifade eden Eminağaoğlu şunları kaydetti: "Bu konularda hükümet, yasama ve yürütme alanında yetki kullanan tek erk durumuna geldiği gibi, bir de bu yetki yasasından hareketle çıkardığı KHK'larla yargı ile ilgili alana da el atmış, böylece hükümet yasama organını devre dışı bırakmanın ötesinde, ayrıca yargıyı da düzenlemeleriyle açıkça biçimlendiren tek güç konumuna gelmiş, sonuçta erkler ayrılığı da yok edilerek, tüm erkler, hükümet elinde toplanmış ve totaliter bir sistem uygulamaya sokulmuştur. 6223 sayılı yetki yasasına dayanılarak, yüksek yargı organları ve bu organların yapıları dahil yargı ile ilgili her konu KHK konusu edildiği için, artık yargının fiilen bağımsız bir erk olduğu hiçbir biçimde söylenemez. Yargı bağımsızlığının yeterli sağlanamadığı 1982 Anayasası'nda, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile, yargı bağımsızlığı büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır. Süreçte bunu doğrulayan ve öne çıkan örnekler; Anayasa Mahkemesi'nin ve HSYK'nın yapılandırılması, bu aşamadan sonra da yine çıkartılan yasalar ile Yargıtay ve Danıştay'ın üye sayılarına, hukukun üstünlüğü, liyakat, şeffaflık ve objektiflikten uzak bir biçimde müdahale edilerek bu yüksek mahkemelerin yapılandırılması, şimdi ise yüksek yargı ve yargı ile ilgili yasalarda üstelik hükümetin KHK ile yani sadece kendi karar verdiği ve uygun bulduğu değişiklikleri yasama organını devre dışı bırakarak gerçekleştirmiş olmasıdır. Yargıya, genel idare içerisinde yer alan bir birim gibi bakılarak bu KHK çıkartılmıştır. Hükümet, bu bakış açısıyla yargıyı kendine bağlı gördüğü için, bu düzenlemeleri gerçekleştirmekten geri durmamıştır. " -BU TABLODA YARGI BAĞIMSIZLIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ- Söz konusu düzenlemelerle yargı bağımsızlığı, mahkemelerin bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünden söz edilemeyeceğini de sözlerine ekleyen Eminağaoğlu, "Üstünlüğün yani gücün hukuku devreye girmiş, yüksek yargı organları ve HSYK da, artık birer kazaskerlik durumuna sokulmuşlardır. Bir boyutu böylece ortaya konulan bu kazaskerlik sisteminde, 6223 sayılı yetki yasasına dayanılarak 650 sayılı KHK ile de eksik bırakılan bir adım daha atılmıştır" dedi. Tamgün Yasası'nın da aynı KHK içerisinde yer almasının "tepkiler bilindiği için yargı ile ilgili düzenlemelerin perdelenmesi" olarak değerlendiren Başkan Eminağaoğlu, "Adli yıl açılışı için gerçekleştirilecek tören için, tüm yaşananlar gözetilerek artık etkin bir irade sergilenmelidir. Geçmişte fazlasıyla sergilenen göstermelik adım ve yaklaşımlar, bugünkü tablonun yaşanmasında etken olmuştur" diye konuştu. -YARGI ÜYELERİ BU TÖRENDE YER ALMAMALIDIR- Yargı yılının açılış törenine başta Başbakan olmak üzere hükümet üyelerinin katılacağını hatırlatan Eminağaoğlu şöyle devam etti: "Yargı alanında özellikle Yargıtay ve Danıştay ile ilgili olarak yapılan, gerek yıl içindeki yasa ve işlemlere, gerekse ve özellikle 650 sayılı KHK ile yapılan düzenlemelere, bu yüksek mahkemelerden bugüne kadar hiçbir tepkinin çıkmaması son derece anlamlıdır. Bu tablo nasıl bir yüksek yargının ortaya çıktığını da açıkça göstermektedir. Yüksek yargı organları üyeleri için, süreçteki seçimlerde avantajlı hükümler getirilmesi, yüksek yargı mensuplarının ilkesel davranışında herhangi bir değişiklik yaratmamalı, yargının ve yüksek mahkemelerin KHK ile biçimlendirilmesi nedeniyle, tüm yüksek yargı mensupları 'yargıç etiği ve kültürünün' gerektirdiği biçimde hareket ederek, gerek bu biçimlendirmeye sessiz kalan yüksek yargı yönetimleri, gerekse bu biçimlendirmeyi yapan siyasi iradenin katılacağı törende yer almamalıdır. Bu tarihi bir sorumluluktur. Herkes tarihe notunu düşmeli, kaçamak bir irade sergilemelidir. Gerektiğinde atılacak adımı atmayan ve sergilenecek davranıştan kaçanların, yarınlar için söyleyecek sözü olamaz. Bugünkü tablo ve yargının, siyasi iradenin ve bu iradeye sessiz kalarak destek veren bugünkü yüksek yargı yönetim organlarının yanında, 'dünün mirası' olduğu unutulmamalıdır. Böyle bir tabloda gerçekleştirilen törende, diğer yüksek mahkemeler, yargı çevreleri, barolar ve barolar birliği ile siyasi parti temsilcileri de, tepkilerini ortaya koyarak yer almamalıdır. Bu nedenle yargı ve yarınlar için, Yargıtay'da gerçekleştirilecek adli yıl açış törenine sorumluluk duygusu taşıyan hiç kimse ve hiçbir kurumun katılmaması için açık çağrı yapıyoruz. " - Ankara
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA