"Yandaş Değil, Bağımsız Yargı"yı Okumadı

Güncel Haberler

Adli Yıl Açılış Töreninde Konuşan Hasan Gerçeker Konuklara Dağıtılan Yazılı Metindeki "Yandaş Yargıyı Değil, Bağımsız, Yargıyı Oluşturmak için Uğraş Vermeliyiz" Bölümünü Okumadı.

Adli Yıl açılış töreninde konuşan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker konuklara dağıtılan yazılı metindeki “Yandaş yargıyı değil, bağımsız, tarafsız yargıyı oluşturmak için uğraş vermeliyiz” bölümünü okumadı.

Gerçeker, Hürriyet’e “O bölümü atlamamın özel bir nedeni yok. Yargı bağımsız olacaksa, yandaş yargı olmaması gerekir” dedi.

YARGITAY Başkanı Hasan Gerçeker, devlet zirvesinin katıldığı dünkü Adli Yıl açılış töreninde hükümeti, “Yandaş Yargı” oluşturmaya ve hâkimleri sıradan memur haline getirmeye çalışmakla suçladı. Gerçeker, konuşma metninde “Yandaş yargıyı değil, bağımsız, tarafsız yargıyı oluşturmak için uğraş vermeliyiz. Anayasadan aldığı hakla Türk ulusu adına yargı yetkisini kullanan Türk yargısının demokratik meşruiyet gibi bir sorunu yoktur ve hiç olmamıştır” çıkışını yaptı. Ancak Gerçeker, 68 sayfalık konuşma metnindeki bu bölümü Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakanı’nın katıldığı törende okumadı. Gerçeker, tören sonrasında “Dağıtılan konuşma metni geçerli” diyerek, metnin okumadığı bölümünü de sahiplendi. Gerçeker, Hürriyet’in “O bölümü neden okumadınız?” sorusuna, “O bölümü atlamamın özel bir nedeni yok. Çok yeri atladım. Yargı bağımsız olacaksa, yandaş yargı olmaması gerekir. Bu, bugün için de geçerli, yarın için de geçerli, geçmişte de geçerli olan birşeydir” dedi.

Gerçeker, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) ve Anayasa Mahkemesi’ne Meclis’in üye seçmesini, Anayasa Mahkemesi’ne “bireysel başvuru” hakkı tanınmasını, Adalet Bakanı’nın ve müsteşarının HSYK’da kalmasını öngören Yargı Reformu Strateji Taslağı’na karşı çıktı. Taslağın, yargının bağımsızlığının zedelediğini, yargıyı siyasallaştırdığı gibi, siyasi iktidarın etkisi ve kontrolü altına soktuğunu savundu. Gerçeker’in konuşması satırbaşları ile şöyle:

Hâkim sıradan memur oluyor

Taslakta yasama ve yürütmenin üye seçimi konusundaki yöntemi açık değildir. Yasama ve yürütme organları tarafından üye seçilmesi kabul edilirse, aynı düşünceyle yasama ve yürütme erkinde de yargının yer alması yoluna mı gidilecektir? Demokratik meşruiyet bu şekilde yorumlanamaz. Böyle bir yapılanma, hakimlerin sıradan memur haline getirildiği, yargı bağımsızlığını daha da geriye götürecek bir sistemi doğuracaktır. Siyasallaşan yargı saygınlığını yitirir. Hukuk ayak bağı görülüyorsa, mutlaka yargı baskı altındadır.

Vesayet izlenimi şaşırtıcı

Taslakta, eğer hatalı bir yazıma yer verilmemiş ise mevcut ve yasal bir üst mahkeme olgusu ve işleyişinin, hakim ve savcıların yargısal faaliyetleri üzerindeki nesnel etkisinin ‘vesayet izlenimi’ şeklinde tanımlanması şaşırtıcıdır. İsabetsiz, abartılı ve tümüyle öznel nitelikte bir saptamadır.

Siyasal sorumluluk ile ilgisi yok

Kurul üyelerinin yasama organına karşı sorumlu olmaları gerektiği gibi yargıç güvencesi, yargı bağımsızlığı ilkeleriyle bağdaşmayan ve dahası Anayasa’nın, Cumhuriyet’in niteliklerinden saydığı hukuk devleti ilkesine aykırı bir düzenleme yapılmasının gerekliliği vurgulanmakta, Adalet Bakanının siyasi sorumluluğuyla HSYK’nın diğer üyelerinin sorumluluklarının birbiriyle ilgisi olmadığı düşünülmeden yapılan değerlendirme ‘demokratik meşruiyet’ şemsiyesi ile örtülmektedir.

İşin başında siyasallaşacak

Parlamentonun oluşum ve işleyişinde etkin biçimde söz sahibi olanlar, siyasi parti genel başkanlarıdır. Bu tabloda yasama organı tarafından seçilecek kurul üyeleri yönünden daha seçim aşamasında ve işin başında siyasallaşma söz konusu olacak, bazen tek partinin çoğunluk sağlayamadığı hallerde, uygulamada Sayıştay üyeleri seçimlerinde olduğu gibi uzun süre seçim dahi yapılamayacaktır.

Yasama ve yürütme organına, Kurula hakim ve savcılar arasından üye seçimi görev ve yetkisinin verilmesi, kurumsal olarak yargıyı ve birey olarak yargıcı, siyasi iktidarın etkisi ve kontrolü altına sokacaktır ki bu da yargının siyasallaşması ve yasama ve yürütme organı karşısındaki bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybetmesi demektir. Böyle bir yapılanma, siyasal gücün hukuka egemen olması sonucunu doğurur, Parlamentoda çoğunluğu elde eden siyasal parti ve bunun içinden çıkacak siyasi iktidar, pratikte kurumsal olarak yargı denetimi dışında kalacaktır. Bu durumda da hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi zedelenecek, devlet hukuk kurallarıyla yönetileceğine, siyasi güç, hukuku ve yargıyı yönetir hale gelecektir.

Bireysel başvuru denkliği bozar

Bireysel başvuru hakkının verilmesi de yüksek mahkemelerin denkliğini bozar. Bu denkliğin bozulması yargıda kaos yaratır. Yüksek mahkemelerin çatışması sonucunu doğurur. İç hukuk yolları dört kademeli olacağı için uzar ve Türkiye AİHM’de mahkum bu yüzden mahkum olur. Bu kesinleşen kararlara karşı güven duygusunu ortadan kaldırır ve kararları tartışmalı hale getirir.

Yüce Divan’ı bize verin

Yüce Divan görevinin yargılama birliğinin bir gereği olarak yargılanacak kişiler bakımından oluşturacağı hukuksal güvence de dikkate alınmak suretiyle Yargıtay’a verilmesi zorunlu hale gelmiştir ve doğru olan da budur. Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş amacı Anayasa yargısı olduğuna göre işlevi de anayasa yargısı ile sınırlı olması gerekir.

Tören teamülü

YARGITAY’da düzenlenen adli yıl açılış törenine Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanısıra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da katıldı. Erdoğan, kendisinden sonra salona giren Baykal’ın elini uzatması üzerine yerinden kalkmadan tokalaştı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel

, Haberler