Uyuşturucu Komisyonu "Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle Mücadele Kanunu" Çıkarılmasını Önerdi
Meclis Uyuşturucu ve Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu, Çözüm Önerilerine İlişkin Raporunu Tamamladı. Raporda Uyuşturucu ile Mücadelede Etkin Soruşturma Yapılabilmesi İçin Dağınık Olan Mevzuatın Toparlanması ve Uyuşturucu ile Mücadeleye Yönelik Tek Kanun Çatısı Altında Düzenleme Yapılması Önerildi.
Meclis Uyuşturucu ve Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu, çözüm önerilerine ilişkin raporunu tamamladı. Raporda Uyuşturucu ile mücadelede etkin soruşturma yapılabilmesi için dağınık olan mevzuatın toparlanması ve uyuşturucu ile mücadeleye yönelik tek kanun çatısı altında düzenleme yapılması önerildi. Raporda Türkiye koşullarına uygun "Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle Mücadele Kanunu' adıyla özel bir kanun çıkarılması gerektiği kaydedildi. Raporda dikkat çeken bir başka öneri ise uyuşturucu suçlarının tümünün muhbirleri ve tanıklarının "Tanık Koruma Kanunu" kapsamına alınması oldu. Raporda Tiner ve bally kullanan kişilerin de Türk Ceza Kanunu'nun 191'nci maddesi kapsamında uyuşturucu kullanıcısı oldukları yönünde özel bir düzenleme yapılması gerektiği kaydedildi. Komisyon raporunda hem medya aracılığıyla hem de sinemalarda gösterilen alkol ile ilgili reklam filmlerinin kaldırılması veya kısıtlanması ile ilgili yasal düzenleme yapılması önerildi. Raporda ayrıca madde kullanımı ve sonuçları ile ilgili bir telefon danışma hattı kurulması önerisi de getirildi. Meclis Uyuşturucu ve Kaçakçılığı Araştırma Komisyonu, inceleme ve çözüm önerilerine ilişkin raporunu tamamladı. Raporda dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kullanıcı ve bağımlıların sayısında artış olduğu belirtilerek madde bağımlılığının kronik bir hastalık olduğu ve yaşam boyu sürdüğü ifade edildi. Özellikle son yıllarda gençler arasında madde kullanım boyutlarının dikkat çeker bir şekilde arttığı vurgulanan raporda madde kullanımının bazı büyük il ve ilçelerde daha sık olduğu tespiti yapıldı. Madde kullanımı ile mücadele eden kurum ve kuruluşların madde kullanımı ile ilgili Türkçe terminoloji konusunda sorun yaşadığı ifade edilen raporda sorunun aslında bir sağlık sorunu olmakla birlikte toplum tarafından ahlaki ve sosyal bir sorun olarak algılandığına işaret edildi. "ADLİ TIP KURUMU" ELEŞTİRİSİ-Raporun tespitler bölümünde, Türkiye'de en yaygın uyuşturucu madde olarak esrar-kenevir kullanıldığı, bu maddelerin tohumlarının serbest olarak satıldığı ve ekiminin yaygın olarak yapıldığı ifade edilerek "esrar-kenevir uyuşturucu maddesinin teminini engellemek için ekiminin etkili olarak engellenmesi gerekmektedir" denildi. Uyuşturucu madde suçları ile ilgili uygulamalarda birlik bulunmadığına işaret edilen raporda Adli Tıp Kurumu'na yönelik "Soruşturma ya da kovuşturma aşamasında bilirkişilik hizmeti veren Adli Tıp Kurumu ve kriminal laboratuarlarından istenilen raporların istenilen hızda adli makamlara ulaştıralaması yargının hızlı işlemesini geciktirmektedir." eleştirisinde bulunuldu. "KURUMLAR ARASI İŞBİRLİĞİ YETERSİZ" ELEŞTİRİSİ-Raporda, Uyuşturucu ile mücadele eden kurumların birbirinden bağımsız olarak çalışmalarını yürüttüğü vurgulanırken, kurumlar arasındaki işbirliğinin de yetersizliğine işaret edildi. Raporda "Êmniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki uyuşturucu ile mücadelede daha üst seviyede bir yapılanma modeline geçilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin ülkesinde, bölgesinde ve dünyada uyuşturucu ile mücadelede önemli ve başarılı bir konumda olmasına rağmen yurtdışında yeteri kadar irtibat görevlisi bulunmamaktadır" denildi. Raporda Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın açık denizde gemiye çıkma ve arama/kontrol yetkisi ile ilgili olarak yasal düzenleme yapılması ve Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü personelinin narkotik detektör köpeklerin eğitimi amacıyla uyuşturucu madde bulundurabilmelerine yönelik yasal değişikliğin yapılmasının gerekli olduğuna dikkat çekildi. -"STANDART TERMİNOLOJİ KULLANILMALI, ÖZEL YASA ÇIKARILMALI"-Raporun öneriler kısmında, madde kullanımının önlenmesi ve kontrol altına alınmasını amaçlayan etkinliklerin tanımında standart bir terminoloji ve ortak bir lisan kullanılması gerektiği kaydedildi. Madde bağımlılığının bir sağlık sorunu olduğu mesajının topluma daha yoğun ve vurgulayarak verilmesi gerektiğine de işaret edilen raporda, Avrupa ülkelerinde ve ABD'de olduğu gibi kurumları Başbakanlığa bağlı tek bir çatı altında toplayacak Genel Müdürlük düzeyinde bir kurumsallaşmaya acilen ihtiyaç olduğu vurgulandı. Raporda şu önerilerde bulunuldu:-Uyuşturucu ile mücadelede etkin soruşturma yapılabilmesi için dağınık olan mevzuatın toparlanması ve uyuşturucu ile mücadeleye yönelik tek kanun çatısı altında düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu nedenle çağın ve ülkemizin koşullarına uygun biçimde "Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle Mücadele Kanunu' adıyla özel bir kanun çıkarılmalıdır.-Uyuşturucu ve Psikotrop maddelerle ilgili suçları ihbar edenlerin, kendi rızaları olmadıkça kimliklerinin gizli tutulması, tanık veya başka sıfatla dinlenmemeleri, bu suçların unsurunu ya da cezasını etkileme ihtimali bulunanlar dışında başka suçlarla ilgili davaların bu suçlarla ilgili davalarla birleştirilmemesi sağlanmalıdır. Bu suçların tümünün muhbirleri ve tanıkları "Tanık Koruma Kanunu' kapsamına alınmalıdır. -Tiner ve bally kullanan kişilerin de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191'nci maddesi kapsamında uyuşturucu kullanıcısı oldukları yönünde özel düzenleme yapılmalıdır.-Hem medya aracılığıyla hem de sinemalarda gösterilen alkol ile ilgili reklam filmlerinin kaldırılması veya kısıtlanması ile ilgili yasal bir düzenleme yapılmalıdır.-Uyuşturucu ve madde bağımlılığı konusu yazılı ve görsel medyanın sürekli gündem maddelerinden biri haline getirilmelidir. -Çocuk Polis Şubesi bünyesinde sürekli görev yapan sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve sosyolog istihdam edilmeli.-Madde kullanımı ve sonuçları ile ilgili bir telefon danışma hattı oluşturulmalı. -Tüm illerdeki operasyonel çalışmaları yürütmek üzere özel yetkilerle donatılmış Savcılıklar ile ülke genelinde faaliyet yürütecek ve yetkilendirilmiş bu savcılıkları koordine edecek Türkiye Savcılığı kurulmalıdır.-Yürütülen mücadelede kaçakçılık gruplarının tüm unsurlarıyla ortadan kaldırılmasının en önemli yolu, kaçakçı gruplarının mal varlıklarına el konulmasıdır.-Türkiye'de 20 ülkenin 38 irtibat görevlisi bulunurken Türkiye'nin hali hazırda 5 ülkede 5 Emniyet irtibat görevlisi bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu kararlarına göre 25 kadro vardır, kullanılan kadro sayısı 13'tür, geri kalan 12 kadronun da kullanılabilir duruma getirilmesidir." (ANKA)(EG/BÜN)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA