Türkiye-ab Karma İstişare Komisyonu Toplantısı Sapanca'da Başladı
Türkiye-ab Karma İstişare Komisyonu Toplantısının 23.'sü Sapanca Richmond Otel'de Başladı.
Türkiye-AB Karma İstişare Komisyonu toplantısının 23.'sü Sapanca Richmond Otel'de başladı.Toplantıya Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Eş Başkanları Bryan Cassıdy ve Şemsi Bayraktar, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini, Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Salim Uslu, Sakarya Valisi Hüseyin Atak, Kocaeli Valisi Gökhan Sezer, yabancı delegasyon ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.İki gün sürecek toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye-AB Karma İstişare Komisyonu Eş Başkanlarından ve Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin yavaş işlese de belli bir ilerleme kaydedildiğini söyledi.Bayraktar, konuşmasında "Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin devamı bizlerin öncelikleri arasındadır. Bu süreç yavaş işlese de, ilerleme yolunda belli bir çaba söz konusudur. Bazı AB ülkeleri, 'Türkiye'nin AB'de yeri yoktur' şeklinde açıklama yapmaktadır. Bunları esefle karşılıyoruz. Biz aslında reformları sadece AB için değil halkımız için de yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz" dedi.Terör olaylarının küresel bir sorun olduğuna da dikkat çeken Şemsi Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terör olaylarının günümüz dünyasının en önemli küresel sorunu olduğunu unutmamalıyız. Terör her yerde terördür. İyisi kötüsü olmaz. Teröre karşı hep birlikte tavır almalıyız. PKK'nın finans temin ederken AB ülkelerinden de yararlandığını ne yazık ki söylemek zorundayım. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşadık. Kız aldık kız verdik. Gönül birliğimiz var. Gönül birliği olan toplumları bölemezsiniz. Ne kadaruğraşırlarsa uğraşsınlar Türkiye'yi bölmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir."TÜRKİYE'Yİ TEBRİK EDİYORUMTürkiye-AB Karma İstişare Komitesi Eş Başkanlarından Bryan Cassıdy ise 7 ay önce bir araya geldiklerini söyleyerek 7 aydır temasların devam ettiğini belirtti. Bu sürenin oldukça heyecanlı geçtiğini ifade eden Cassıdy, şöyle konuştu: "Katılım müzakerelerinin daha hızlı ilerlememesi konusunda yaşanan hayal kırıklığı duygularını anlıyorum. Ortak tarım politikasını bir türlü anlayamayan bir ülkenin vatandaşıyım. Tarım politikası konusunda bir sürü sıkıntının olduğunu ben de biliyorum. Size teminat vermekistediğim bir konu var. Son derece iddialı bir yol haritası benimsemiş bulunuyorsunuz. 2007'den 2013'e kadar olan zaman dilimi için bu yolda hepimizin arzusu hızlı mesafe katedebilmektir."AB komisyonu raporunda altı çizilen bir takım hususlar olduğunu anlatan Cassıdy, sözlerini şöyle sürdürdü: "86 maddede sadece sivil toplum örgütü üyelerine yönelik sözler değil, bir takım kadın haklarına ilişkin son derece önemli yorumlar gözlemlenebilir. Özelikle de sendikal haklar konusunda etraflı şekilde değinilmiş konular var. Olumlu tarafından bakarsak Türkiye'yi ekonomideki başarısından dolayı tebrik ediyorum. Çünkü bu ülkenin ekonomisinin birçok ülkeyle kıyaslandığında sivrildiğini görüyoruz.Yeni cumhurbaşkanı ve hükümetiniz var. Güven verici bir ilerleme sağlanmakta."Karma istişare komitesinde 29 milyon avroluk meblağın bu sene için sivil toplum diyaloguna tahsis edildiğini söyleyen Cassıdy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Diyalogu uzun vadeli ilişkileri ve sürdürülebilir iş birliğini yükseltmek amacıyla Türkiye'deki profesyonel kuruluşlarla, AB'ye üye ülkeler arasındaki profesyonel kuruluşlar arasındaki ilişkileri yükseltmek amacıyla profesyonel organizasyon için de 3 milyon avroluk meblağ tahsis edilmiştir. Bu salonda bulunan bazı kuruluşlar da bu fondanyararlanabilecek. Türk sivil toplum mensuplarının vize sorunlarını da hafifletmek gerekiyor. AB topluluğu programlarına katılan Türk sivil toplum örgütleri Ar-ge'ye büyük katkılarda bulunuyor. Ben aslında şaşırmış durumdayım. Vize hızlandırma anlaşması bu hafta imzalanıyor ve 1 Ocak'ta Moldova ile yürürlüğe giriyor. Siz daha önceden beri aday ülkesiniz. Bu konuyu hakikaten kurcalamak mecburiyeti var ve bu işlerden komisyon sorumlu. Portekiz Başkanlığına bu konuda yazı yazdık. Çalışmalarımız açısındanbaktığımızda yeni bir ivme kazandırmak istediğimiz çeşitli hususlar var. Türkiye'de bir takım siyasi konular ve Cumhurbakanlığı seçimi geçiş dönemleri, hızımızı biraz kesti. Bunu telafi edeceğimizi düşünüyoruz."Toplantıda Türk kadın kuruluşlarından da gözlemcilerin bulunmasının kendisini sevindirdiğini dile getiren Cassıdy, şöyle konuştu: "Kadınların da sesini duyuracağız. Ayrıca nakliye ve enerji bağlantıları konuları çok önemli. Petrol ve gaz AB'ye Rusya'dan veya Ortadoğu'dan geliyor. Türkiye'nin gerçekten önemli bir rolü var. Bunların yanında benim hükümetimin ve İsveç hükümetinin Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı bakış açısı değişmiştir. Bu nedenle bu konularda başka hükümetlerin politikacılarının hersözünün etkisi altında kalmayın. Belirli bir noktaya kadar bunlar siyasi ifadelerdir. Biz daha ziyade sosyal ve ekonomik konulara önem veriyoruz"AB VAZGEÇEMEYECEĞİMİZ ÖNEMLİ BİR HEDEFDevlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de toplantı vasıtasıyla yabancı konuklara hükümetin AB'ye bakışını anlatma imkanı bulduklarını söyledi. "Şundan emin olabilirsiniz, 301 kapsamına girmeyen ifade özgürlüğünün tam olarak kullanıldığı bir toplantıdır" diyerek sözlerine başlayan Cemil Çiçek, şunları söyledi: "Buradan 301'lik bir dava da çıkmaz, bundan herkes emin olabilir. 301. maddeyi hukukçular bilir. Ama bize mahsus bir madde değildir. Bu maddeyi savunduğum için söylemiyorum. Bir hukukçuolarak ceza kanununda düzenleme yaparken, AB ile paralel, AB müktesebatına uygun ve Avrupa'da uygulanan ceza kanunlarını esas alarak bir düzenleme yaptık. İleride bu madde sizde neden vardır sorusuna muhatap olmamak için, o nedenle Türk delegasyonu rahatlıkla Avrupalı dostlarına şunu söyleyebilir; bugün ceza kanundaki hiçbir madde bize mahsus değil. Benzeri ve aynısı Avrupa ülkelerinde vardır. Uygulamada farklılıklar var. Bu yasadan kaynaklanan bir husus değildir. Bunun çok farklı nedenleri vardır. Konumuzbu değil ama madem ki uygulamalarda da bu sorunu yaşıyoruz, bu maddeyi baştan ele almak ve belki bir kısım itirazları, yanlış uygulamaları düzenlemeyle ortadan kaldırmak yakın gelecekte mümkün olabilecektir diye düşünüyoruz."Hükümet olarak Avrupa Birliği ile ilişkilerin hem Türkiye'nin hem de Avrupa Birliği ülkelerinin yararına olduğuna inandığını söyleyen Çiçek, bunun bir hükümet politikası olmadığını belirtti. Çiçek, konuşmasına şöyle devam etti: "Belki bazı ülkelerin Türkiye ile ilişkileri Türkiye'nin AB'ye üyeliği hükümet politikasıdır. Bir parti gelir olumlu görür, bir başka parti gelir buna olumsuz bakabilir. Ama Türkiye'nin durumu farklı. Türkiye 1963'ten bu yana, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini devlet politikasıolarak sürdürüyor. İktidarda kim olursa olsun, hangi siyasi felsefeyi benimsemiş olursa olsun, ister koalisyon hükümetleri, ister tek başına iktidar, Türkiye AB ile beraber olmayı ve AB içerisinde yaşamayı arzu etmiştir. Sadece son yarım yüzyılda olan talebimiz ya da hedefimiz de değildir. Esas itibariyle Türkiye, Osmanlı imparatorluğunun son yüzyılındaki reform hareketlerini de dikkate aldığımızda, o günden bu güne Cumhuriyetle beraber yürürlüğe koyduğumuz modernleşme projesinde varmak istediği bir noktaolarak AB içerisinde yer almak istemektedir. Bu düşüncesinde ve politikasında samimi ve kararlıdır. Özellikle son 5 yıldır siyaseten sorumluluk taşıdığımız 58-59. hükümet döneminde ve şimdi 60. hükümet döneminde AB bizim vazgeçmeyeceğimiz önemli bir hedef olarak programlarımızda var."Gerçekten son 5 yıl içerisinde 5 tane uyum paketini yürürlüğe koymaya çalıştıklarını anlatan Çiçek, şöyle konuştu: "Kamuoyundan da destek gördük. Ayrıca 58 yasal düzenleme ve 2 bine yakın madde değişikliğiyle Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirme noktasında Türkiye imkansızı başarmıştır. Türkiye'nin bu kadar kısa süre içerisinde bu değişiklikleri, bu reformları yapabileceğini Avrupalı dostlarımız bilseydi, bize bu kadar yakın bir tarihte müzakere imkanı da vermezlerdi. Çünkü geçmişte bu tempoyubiraz yavaş götürdük. Ama son 5 yılda gerçekten önemli adımlar atıldı."Şimdi önümüzde yeni bir süreç olduğunu anlatan Çiçek, sözlerine şöyle devam etti: "1982 anayasası ile ilgili hem yasal hem de anayasal değişiklikleri yapıyoruz. Bunu iki sebepten dolayı yapıyoruz. Bunlardan bir tanesi iç taleptir. Bunu vatandaşlarımız istiyor. Çünkü bizim vatandaşlarımız daha çok demokrasi, daha çok özgürlük istiyor. Biz bunları söyleyerek tekrar 22 Temmuz'da iktidar olduk. İkincisi bu değişiklikleri yapmak aynı zamanda uluslararası taahhüdümüzdür. Başta Avrupa İnsan Hakları sözleşmesiolmak üzere altına imza koyduğumuz sözleşmeler demokratikleşme hak ve özgürlükler konusunda yeni açılımlar yapmamızı, yapısal ve kurumsal düzenlemeler yapmamızı bize yükümlülük olarak ortaya koymaktadır. Bunun sonucu olarak da bu değişiklikleri yapıyoruz. Bu değişikliklerin hepsinin varacağı nokta AB ile olan ilişkilerimizdir. Gelecek dönemde ne olacağı bilinmez ama biz taahhütlerimize sadık bir ülkeyiz. Biz taahhütlerimizi yerine getiririz. Bir ayıp olacaksa taahhüdünü yerine getiremeyenlere olsun. Bizimayıbımız olmasın. Ama AB'nin temel felsefesi sadece hak ve özgürlüklerden ibaret değil aynı zamanda ahde vefadır. Verilen sözlerin de yerine getirilmesi gerekir. Söz verip yerine getirmemek bu birliği ve bu birlik içerisinde yer alan inandırıcılığımızı zedeler."Türkiye'nin AB içerisinde yer almayı hak eden bir ülke olduğunu anlatan Çiçek, "Biz değerli dostlarımızdan şunu istiyoruz; AB ile ilgili müzakereler sürecinde ayrıcalık istemiyoruz. Kimseden lütuf istemiyoruz. Sadece adalet istiyoruz. Adil davranılmasını istiyoruz. Çok şey de istemiyoruz. Bu olmadığı takdirde bu beraberliğin de bir anlamı kalmaz" ifadelerini kullandı.TÜRKİYE'SİZ BİR AVRUPA EKSİK OLURTürkiye olmadan Avrupa'nın eksik bir Avrupa olacağına dikkat çeken Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, sözlerine şöyle devam etti: "Avrupa belki de siyasi, büyük bir ekonomik güç olur. Ama bir stratejik güç olmaz. Stratejik güç olmadığınız sürece de bu bir eksik olur. Nitekim öyle olduğu için Avrupa ortasındaki en büyük insan hakları ihlali olan Bosna katliamında hiçbir şey yapılamadı. 250 binden fazla insan, çoluk, çocuk Bosna'da, Kosova'da başka yerlerde katledildi. Bunu Avrupa Birliğiengelleyemedi. Taki NATO ve ABD devreye girene kadar. O halde Türkiye AB'ye yük olan bir ülke değil. Tam tersi AB'ye güç katan, güç katacak olan, daha güçlü yapacak olan en önemli faktördür. Girerse AB'ye farklı bir zenginlik katacaktır."Türkiye'nin nüfusunun önemli bir bölümünün müslüman olduğunu ancak demokratik değerlerle kendi inancını bağdaştırmış, demokratik değerleri benimsemiş, onu hayat tarzına getirmiş ve onu bir politika olarak da sürdürmeye kararlı bir ülke olduğunu söyleyen Çiçek, şöyle konuştu: "Bunun sağlayacağı zenginliğin ne anlam ifade ettiğini yaşanan bunca tecrübeden sonra çok daha iyi anlamış olmamız gerekir diye düşünüyorum. AB'nin temel felsefesi demokratik değerlerdir. Hak ve özgürlüklerdir. Biz bunu yapmayaçalışıyoruz. Yasama çalışmaları ve yürütme çalışmaları sırasında bunlardan azami istifadeyi sağlayacağız."TERÖR KARŞISINDA İKİYÜZLÜLÜĞÜ ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLHak ve özgürlüklerin insanlar için olduğunu, ancak terör karşısında insanlığın iki yüzlülüğünü anlamakta güçlük çektiğini belirten Çiçek, "Hayatı şu veya bu şekilde söndürülmüş veya sona erdirilmiş insanlara hiçbir hak ve özgürlük lazım değildir. Eğer insanlar bu tarzca vahşi saldırılar ve silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybediyor, 2 yaşındaki bebek, 80 yaşındaki yaşlılar, hamile kadınlar bu sebeple hayatlarını kaybediyorlarsa, bu hayatlarını kaybeden insanların ne seyahat özgürlüğüne, ne ifadeözgürlüğüne, ne kişisel hak ve özgürlüklere ihtiyacı vardır. İş o noktada bitmiştir" dedi.Dolayısıyla bugün 21. yüzyılı demokratik değerlerin en çok vurgu yapıldığı bir yüzyıl olarak mütalaa ettiklerini anlatan Çiçek, sözlerine şöyle devam etti. "Böyle önemli konulara vurgu yapılırken en büyük tehdit teşkil eden terör karşısındaki insanlığın aymazlığını, kararsızlığını, samimiyetsizliğini hatta iki yüzlülüğü anlamak mümkün değil. Bir tarafta hak ve özgürlükler, öbür tarafta bir insanlık suçu ülkemizde, bölgemizde ve bütün dünyada işlenirken, bu konuda samimi bir kararlılık ve tutarlılık, iyiişleyen bir mekanizma söz konusu değildir."İki tane örgütün Avrupa Birliği listelerinde olduğunu anlatan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Doğru bir tespittir. Ama iki tane serzenişi ifade etmeden geçemeyeceğim. Birincisi, Türkiye'de en önemli gündem PKK terör örgütüdür. Maalasef AB'li dostlarımızın PKK'yı terör örgütü kabul etmeleri 20 seneyi aldı. Bu nasıl iştir ki bir örgütü Avrupa gibi her türlü teknolojik imkana sahip, her türlü teknik deneyimi olan bir dünya, 30 binden fazla insan hayatını kaybettikten sonraterör örgütü olarak kabul edebildi. Acaba burada algılama zafiyeti mi vardır diye kendi kendime soruyorum. Yani bir terör örgütünün terör örgütü olarak kabul edilmesi, eşittir 30 bin kişinin bu saldırılarda hayatını kaybetmesidir. İkinci ifade etmek istediğim husus ise bir örgütü terör örgütü olarak kabul etmeniz önemlidir. Bundan dolayı teşekkür ediyoruz. Ama bir örgütü terör örgütü olarak kabul etmek yetmiyor. Bunun gereğinin yapılması lazım. Gereği yapılmayan tespit ve kararların bu belaya destek olduğugibi bir sonuç ister istemez çıkıyor. Çünkü siz onu bir terör örgütü olarak kabul eder ve gereğini yapmazsanız, bunlara yayın desteği sağlanırsa, bunlar o ülkelerde her türlü faaliyeti serbestçe yapabilirse, başta uyuşturucu olmak üzere en büyük finans kaynaklarını demokratik ülkelerden, bu ülkelerin demokrasinin sağladığı imkanlarla temin eder. Gelir bizim ülkede ya da komşu ülkede kan akıtırsa o zaman o örgütü terör örgütü olarak kabul etmenin ne anlamı var?"4.5 yıl Adalet Bakanlığı yaptığını anlatan Çiçek, şöyle konuştu: "Şu kadar terör örgütü mensubunu istedim. Bana teslim edilen bir tane terör örgütü mensubu gösterilemez. Ama biz bunların nerede olduğunu biliyoruz. İade dosyalarıyla istedik. O zaman suçluların iadesine dair anlaşmanın ne anlamı kalıyor? Ben biliyorum ki Avrupa Birliği'nin temel felsefesi hukukun üstünlüğüdür. Hukukun işlediği bir dünyadır. Hukukun önünde de bu türlü uluslararası anlaşmalar var. Onların kaynaklarından, temellerinden birtanesi bu. Uluslararası suçluların iadesine dair sözleşme, adi suçlar için geç de olsa işliyor. Terör suçları bakımından ben 4.5 senede bir tek teröristi hiçbir ülkeden doğru düzgün alamadım. En sonunda bunlar sığınmacı statüsünde bir çıkış yolu buluyor. Bir ülkede izini tespit ediyoruz. Tam oradan alacakken bir başka ülkeye geçiyor. Köşe kapmaca oynayıp duruyoruz. O zaman üzücü olaylardan sonra gönderilen taziye mesajları bu sorunun çözümüne katkı sağlamıyor. Biz dostlarımızdan, aldıkları kararlarınarkasında durmalarını istiyoruz."Çiçek, terörün bir insanlık suçu teröristin ise insanlığa karşı suç işleyen ki'fcşi olduğunu söyledi.Terör ve teröristi anlatırken zehirli bir yılan ifadesini kullanan Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın, o yılan yaşadığı sürece hep birilerini ısırmaya devam eder. Dolayısıyla biz terörle mücadeleyi hukuk çerçevesinde her yolu deneyerek, dışarıdan destek gelse de gelmese de sürdürmeye devam ediyoruz. Herkes aldığı kararın arkasında dursa da durmasa da milletimizin buyüklüğü, devletimizin kararlılığı, toplumumuzun bu noktada ki hassasiyetiyle biz bu sorunun üstesindengeliyoruz ve geleceğiz. Şundan herkes emin olsun ki; sorunun çözümü için askeri, siyasi, hukuki, diplomatik, ekonomik, ne tedbir gerekiyorsa aldık. Bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Bu bizim kendimizi savunma hakkımızın tabii gereğidir. Demokrasinin de gereğidir. Hak ve özgürlüklerin korunması adına da bu savaşı, bu mücadeleyi sürdürmek gerekmektedir."Toplantı, Cemil Çiçek'in konuşmasının ardından kadın haklarıyla ilgili görüşmelerle devam etti.(İÇ-AK-HO-Y)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA