Türk Eğitim -Sen: Sorunların Yine Çözülemediği Bir Eğitim Dönemi Bitiyor
Türk Eğitim -Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 2008 -2009 Eğitim -Öğretim Yılının Yarın Sona Erdiğini Anımsatarak, "Eğitim Alanında "Parlak' Olarak Nitelendiremeyeceğimiz Bir Yılı Daha Geride Bırakıyoruz. Bu Dönemde de Eğitim Alanında İleriye Yönelik Adımlar Atılamadığı Gibi, Mevcut Sorunlar Çözümlenemedi, Eğitim Çalışanları Yine Sahipsiz Kaldı" Dedi.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılının yarın sona erdiğini anımsatarak, "Eğitim alanında "parlak' olarak nitelendiremeyeceğimiz bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu dönemde de eğitim alanında ileriye yönelik adımlar atılamadığı gibi, mevcut sorunlar çözümlenemedi, eğitim çalışanları yine sahipsiz kaldı" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılının sona ermesiyle ilgili .ir basın açıklaması yaptı. Bir eğitim yılının daha sona ermesine karşın sorunların çözümü konusunda adım atılmadığını kaydeden Koncuk, "Eğitim alanında "parlak' olarak nitelendiremeyeceğimiz bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu dönemde de eğitim alanında ileriye yönelik adımlar atılamadığı gibi, mevcut sorunlar çözümlenemedi, eğitim çalışanları yine sahipsiz kaldı" dedi. -"OKULLARDA DERSLİK VE ÖĞRETMEN AÇIĞI SORUNU SÜRÜYOR"-Okulların en büyük sorunlarından birisinin derslik ve öğretmen açığı olduğunu belirten Koncuk, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında okul öncesinde 26 bin 653 okul, 804 bin 765 öğrenci, 29 bin 342 öğretmen ve 39 bin 481 derslik olduğunu, İlköğretimde ise 33 bin 769 okul, 10 milyon 709 bin 920 öğrenci, 453 bin 318 öğretmen ve 320 bin 393 derslik bulunduğunu anımsattı. Ortaöğretimde ise okul sayısının 8 bin 675, öğrenci sayısının 3 milyon 837 bin 164, öğretmen sayısının 196 bin 713, derslik sayısının ise 109 bin 42 olduğunu belirten Koncuk, "Buna göre ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 33.4, ortaöğretimde 35.1'dir. Ancak bu rakamlar Büyükşehirler ile Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çok daha fazladır" dedi. Öğretmen açığı sorununun da hala çözümlenebilmiş olmadığının altını çizen Koncuk, atama bekleyen öğretmen sayısının 220 bin olduğunu açıkladı. Buna karşılık 2009 yılının ilk atama döneminde 8 bin 141 kadrolu öğretmen 6 bin 323 sözleşmeli öğretmen alındığını belirten Koncuk, "Böylece Bakanlık bu süreçte 14 bin 464 öğretmen istihdam etmiştir. Ancak emekli olan öğretmenleri de hesaba kattığımızda, her yıl 20 bin, 30 bin öğretmen alınarak açığın kapatılamayacağı bir gerçektir" dedi. -"YENİ YAPILAN DERSLİK SAYISI AZALDI"-Yeni yapılan derslik sayısının ise yıllara göre düşüş gösterdiğine değinen Koncuk, "Yeni yapılan derslik sayısı; 2003 yılında 15 bin 253, 2004 yılında 28 bin 78, 2005 yılında 28 bin 698, 2006 yılında 28 bin 243, 2007 yılında 15 bin 728, 2008 yılında ise 16 bin 790'dır. Buna göre yeni yapılan derslik sayısı 2004 yılında artış göstermiştir. Ancak 2004 yılı ile 2008 yılı karşılaştırıldığında yeni yapılan derslik sayısının 11 bin 288 düşüş göstermesi dikkat çekicidir" dedi. .-OKULLAŞMA ORANI- Okullaşma oranlarının da istenilen düzeyde olmadığını belirten Koncuk, Avrupa ülkelerinin büyük bölümünde okullaşma oranının yüzde 100 olduğuna dikkat çekti. Türkiye'de ise okullaşma oranının ilköğretimde yüzde 96,49, ortaöğretimde yüzde 58,52 olduğun anımsatan Koncuk, "Aradan geçen 7 yıla karşın okullaşma oranındaki artış çağdaş ülkeleri yakalamaya yetmemiştir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin de 2009 yılında artış göstermesine rağmen, OECD ülkelerini yakalayamadığını ifade eden Koncuk, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin GSYH oranının ancak yüzde 2,51'de kaldığına dikkat çekti. -"KADRO İŞKENCESİ BİTMİYOR, SÖZLEŞMELİLERE VERİLEN SÖZLER TUTULMUYOR"-AKP iktidarıyla birlikte, kadrolu istihdam türleri dışında öğretmen alımı uygulamasının başladığını belirten Koncuk, "Yıllardır öğretmenlere adeta kadro işkencesi yapılmakta; sözleşmeli, ücretli, vekil adı altında öğretmen istihdam edilmektedir. Sözleşmeli öğretmenler özlük hakları bakımından üvey evlat muamelesi görmekte, Anayasa'nın 10. maddesinde ifade edilen "eşitlik' ilkesinin dışında tutulmaktadır. Geleceğe güvenle bakamayan sözleşmeli öğretmenlerden istenilen verim alınması mümkün değildir. Ücretli ve vekil öğretmenler de adeta modern kölelik hizmeti vermektedir. Gelecek nesilleri yetiştirmekle sorumlu olan bu öğretmenler 300-500 TL'ye hayat mücadelesi vermekte ve kazanılmış hiçbir haktan faydalanamamaktadır" diye konuştu. Hüseyin Çelik'in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirileceğini taahhüt ettiğini de hatırlatan Koncuk, "Ancak aradan geçen süre boyunca sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmadığı gibi, bu yönde yapılan bir çalışmadan da eser yoktur. Bu noktada Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, tüm sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirerek, kadrolu öğretmenlik dışındaki tüm öğretmenlik türlerine son vermelidir" dedi. -"BAKAN ÇUBUKÇU USULSÜZ ATAMALARA SAHİP ÇIKIYOR"-Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı usulsüz atamaları gündeme getirdiklerinin de altını çizen Koncuk, "Ne yazık ki Cumhuriyet tarihinin en büyük usulsüz atamalarına bu dönemde imza atılmıştır. Bu nedenle haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadele eden Türk Eğitim-Sen, konuyu yargıya taşımıştır. Bu noktada bizim beklentimiz Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun 76. madde atamalarını yargıya gerek kalmadan iptal etmesiydi. Ancak Bakan, atamaları iptal etmek yerine, atamalara sahip çıkmayı tercih etmiştir. Yargı ise atamaları birer birer iptal etmektedir. Tüm bunlar Milli Eğitim Bakanlığı'nın toplum ve eğitim çalışanları nezdinde güvenirliliğini ciddi bir şekilde sarsmıştır" dedi. -"ÖĞRETMEN AİLELERİ PARÇALANIYOR, BAKANLIK SEYİRCİ KALIYOR"-Milli Eğitim Bakanlığı'nın 31 Aralık 2008 tarihinde yayınladığı kılavuzla özür grubu atamalarında il emrine atanma tercihleri kaldırılarak, binlerce öğretmenin ailelerini parçaladığını kaydeden Koncuk, sendika olarak özür grubu atamalarına dava açtıklarını anımsattı. Koncuk, "Ancak bu süreçte kimi eşler birbirlerini göremedikleri, aile kuramadıkları, aile bağı oluşturamadıkları gerekçesiyle ya boşanma noktasına gelmiştir ya da boşanmıştır. Ayrıca eşinden, çocuğundan ayrı bırakılan, devlet eliyle aile bütünlüğü parçalanan öğretmenlerden verim beklenmesi mümkün değildir. Bu uygulamada iddia edildiği gibi ne kamu yararı, ne de birey yararı vardır. Dolayısıyla kendisi de bir anne olan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun böylesine hassas bir konuya seyirci kalmaması gerekmektedir" dedi. -"EKONOMİK KRİZ EĞİTİM ÇALIŞANI ÜZERİNDE SİNİR ETKİSİ YAPIYOR"-Koncuk, eğitim çalışanlarının ekonomik açıdan da sıkıntı içinde olduğunu belirterek ekonomik krizin etkilerinin eğitim camiasında ciddi anlamda hissedildiğini ifade etti. Borçla yaşayan eğitimciler için ekonomik krizin "sinir" etkisi yaptığını söyleyen Koncuk, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın ise tüketici kesiminde para olduğunu söylediğine değindi. Koncuk, "Başbakanın tüketici olarak nitelendirdiği kesim sanıyoruz ki, memur, işçi, işsiz, emekli değildir. Çünkü bu kesimlerin tüketim yapabilmesi için önce üç bilinmeyenli denkleme dönen para meselesini çözmesi gerekmektedir. Bu nedenle hükümetin parası olmayan ve dolayısıyla tüketemeyen eğitim çalışanlarının ücretlerine hatırı sayılır bir oranda zam yapması zorunludur. Tedavi yollukları bile ödenmeyen eğitim çalışanları artık gözden çıkarılmış hissine kapılmaktadır" diye konuştu. Hizmetli, memur, teknisyen gibi personelin görev tanımlarının da halen yapılmadığına işaret eden Koncuk, "Dolayısıyla bu personelin görev tanımları bir an önce yapılmalı, atama ve yer değiştirmeleri konusunda bir yönetmelik çıkarılmalı, özlük hakları yeniden değerlendirilerek, emsali olan diğer bakanlıklarda çalışan personelin faydalandığı ekonomik ve sosyal haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır" dedi. (ANKA)(ONR/BUN)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA