Tunus'ta tutuklu muhalif liderlerin çağrısı "muhalefetin birlik arayışını" yeniden gündeme taşıdı
Tunus'ta farklı davalardan tutuklu 11 muhalif isim, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına özgürlükler ve demokratik süreç için birleşme çağrısı yaptı. Ancak uzmanlar, muhalefetin ideolojik ayrılıklar nedeniyle ortak bir zeminde buluşmasının kısa vadede zor olduğunu belirtiyor.
Tunus'ta farklı davalar kapsamında tutuklu bulunan 11 muhalif ismin, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik "birlik" çağrısı, ülkede uzun süredir parçalı görünüm sergileyen muhalefetin ortak bir zeminde buluşup buluşamayacağı tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Tunus'ta, 25 Haziran'da yayımlanan ortak çağrıda, muhalefet güçlerinden özgürlüklerin ve demokratik sürecin yeniden tesisi amacıyla birleşmeleri istenirken, akademisyenler ve siyaset yorumcuları çağrının sembolik önem taşıdığı ancak muhalefetin öncelikle kendi içindeki ayrışmaları aşması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Çağrıyı, Ulusal Kurtuluş Cephesi Başkanı Ahmed Necib eş-Şabi, cephe üyesi Cevher bin Mübarek, eski Bakan Ayyaşi Hemmami ile Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'nin de aralarında bulunduğu 11 tutuklu muhalif isim imzalamıştı.
Muhalefetin önündeki temel engel, ideolojik ve siyasi ayrılıkların hala aşılamaması
Tunuslu akademisyen Mehdi Mebruk, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son dönemde muhalefet partileri arasında belirli bir yakınlaşma görülmesine rağmen ortak siyasi yapı oluşturulamadığını söyledi.
Muhalefetin gösterilerde zaman zaman birlikte hareket ettiğini ancak bunun kurumsal bir işbirliğine dönüşmediğini belirten Mebruk, "Muhalefet içinde karşılıklı eleştirilerin tonu azaldı ancak ortak bir siyasi kutup ve ortak gündem henüz oluşmadı." dedi.
Mebruk'a göre muhalefetin önündeki temel engel, ideolojik ve siyasi ayrılıkların hala aşılamamış olması.
2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra taraflar arasında kısmi bir yakınlaşma yaşandığını ifade eden Mebruk, mevcut siyasi atmosferin muhalefeti birbirine yaklaştırdığını ancak bunun henüz kalıcı bir birlikteliğe dönüşmediğini dile getirdi.
Tutuklu siyasetçilerin çağrısını "önemli bir teşvik" olarak niteleyen Mebruk, buna rağmen çağrının kısa vadede muhalefeti ortak hareket etmeye yönelteceği konusunda iyimser olmadığını söyledi.
"Muhalefetin dağınık görüntüsü kamuoyunda olumsuz algı oluşturuyor"
Siyasi analist Muhammed Salih el-Ubeydi de muhalefetin dağınık görüntüsünün kamuoyunda olumsuz algı oluşturduğunu savundu.
Muhalefetin bugün ekonomik ya da sosyal programlardan önce demokratik sürecin yeniden tesisine odaklanması gerektiğini ifade eden Ubeydi, ideolojik ayrılıkların ise hala ön planda tutulduğunu belirtti.
Ubeydi, 11 tutuklu ismin çağrısının gelecekte sembolik ve manevi etkiler oluşturabileceğini ancak bunun somut siyasi sonuç üretebilmesi için muhalefetin kapsamlı siyasi özeleştiri yapması ve ortak bir cephe oluşturması gerektiğini vurguladı.
"Muhalefetin etkisi kalmadı"
Cumhurbaşkanı Kays Said'i destekleyen 25 Temmuz Hareketi'nin eski yöneticilerinden Abdürrezzak el-Haluli ise girişimin başarı şansını düşük gördüğünü söyledi.
Tunus muhalefetinin ortak hedef ve vizyondan uzak olduğunu savunan Haluli, ülkedeki muhalefetin halk nezdinde etkisini büyük ölçüde kaybettiğini ve kamuoyu üzerinde belirleyici bir ağırlığının kalmadığını ileri sürdü.
Haluli, muhalefetin yaşadığı sorunun siyasi değerlendirmelerden çok çıkar hesaplarından kaynaklandığını iddia etti.
Muhalefetten birlik çağrısı için "tarihi fırsat" değerlendirmesi
Ülkedeki en büyük muhalif koalisyonlardan Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin yöneticilerinden Riyad eş-Şuaybi ise ortak çağrının "yalnızca tutuklu siyasetçilerin sesi değil tarihi bir belge" niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefetin parçalı yapısının artık siyasi görüş ayrılıklarıyla açıklanamayacağını ifade eden Şuaybi, mevcut yönetimin bu bölünmüşlükten yararlandığını belirtti.
Tunus'un aynı zamanda ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu ifade eden Şuaybi, ortak bir demokratik cephe oluşturulmasının ülkenin geleceği açısından zorunluluk haline geldiğini kaydetti.
Şuaybi, tutuklu siyasetçilerin çağrısının tüm muhalif kesimler için ideolojik ayrılıkları geride bırakma ve ortak hedefler doğrultusunda hareket etme sorumluluğu yüklediğini söyledi.
Ülkede siyasi kriz sürüyor
Tunus'ta siyasi kriz, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentonun çalışmalarını askıya alması, hükümeti görevden alması ve daha sonra parlamentoyu feshetmesiyle başladı.
Muhalefet bu adımları "anayasal düzene darbe" olarak nitelendirirken, Said ise kararlarının anayasa çerçevesinde devlet kurumlarını korumaya yönelik olduğunu, hak ve özgürlüklere müdahale edilmediğini söylüyor.
Tunuslu yetkililer ise tutuklu isimlerin siyasi nedenlerle değil, ceza kanununda yer alan suçlamalar kapsamında yargılandığını ve yargı sürecinin bağımsız şekilde yürütüldüğünü belirtiyor.
Tunus'ta, 25 Haziran'da yayımlanan ortak çağrıda, muhalefet güçlerinden özgürlüklerin ve demokratik sürecin yeniden tesisi amacıyla birleşmeleri istenirken, akademisyenler ve siyaset yorumcuları çağrının sembolik önem taşıdığı ancak muhalefetin öncelikle kendi içindeki ayrışmaları aşması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Çağrıyı, Ulusal Kurtuluş Cephesi Başkanı Ahmed Necib eş-Şabi, cephe üyesi Cevher bin Mübarek, eski Bakan Ayyaşi Hemmami ile Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'nin de aralarında bulunduğu 11 tutuklu muhalif isim imzalamıştı.
Muhalefetin önündeki temel engel, ideolojik ve siyasi ayrılıkların hala aşılamaması
Tunuslu akademisyen Mehdi Mebruk, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son dönemde muhalefet partileri arasında belirli bir yakınlaşma görülmesine rağmen ortak siyasi yapı oluşturulamadığını söyledi.
Muhalefetin gösterilerde zaman zaman birlikte hareket ettiğini ancak bunun kurumsal bir işbirliğine dönüşmediğini belirten Mebruk, "Muhalefet içinde karşılıklı eleştirilerin tonu azaldı ancak ortak bir siyasi kutup ve ortak gündem henüz oluşmadı." dedi.
Mebruk'a göre muhalefetin önündeki temel engel, ideolojik ve siyasi ayrılıkların hala aşılamamış olması.
2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra taraflar arasında kısmi bir yakınlaşma yaşandığını ifade eden Mebruk, mevcut siyasi atmosferin muhalefeti birbirine yaklaştırdığını ancak bunun henüz kalıcı bir birlikteliğe dönüşmediğini dile getirdi.
Tutuklu siyasetçilerin çağrısını "önemli bir teşvik" olarak niteleyen Mebruk, buna rağmen çağrının kısa vadede muhalefeti ortak hareket etmeye yönelteceği konusunda iyimser olmadığını söyledi.
"Muhalefetin dağınık görüntüsü kamuoyunda olumsuz algı oluşturuyor"
Siyasi analist Muhammed Salih el-Ubeydi de muhalefetin dağınık görüntüsünün kamuoyunda olumsuz algı oluşturduğunu savundu.
Muhalefetin bugün ekonomik ya da sosyal programlardan önce demokratik sürecin yeniden tesisine odaklanması gerektiğini ifade eden Ubeydi, ideolojik ayrılıkların ise hala ön planda tutulduğunu belirtti.
Ubeydi, 11 tutuklu ismin çağrısının gelecekte sembolik ve manevi etkiler oluşturabileceğini ancak bunun somut siyasi sonuç üretebilmesi için muhalefetin kapsamlı siyasi özeleştiri yapması ve ortak bir cephe oluşturması gerektiğini vurguladı.
"Muhalefetin etkisi kalmadı"
Cumhurbaşkanı Kays Said'i destekleyen 25 Temmuz Hareketi'nin eski yöneticilerinden Abdürrezzak el-Haluli ise girişimin başarı şansını düşük gördüğünü söyledi.
Tunus muhalefetinin ortak hedef ve vizyondan uzak olduğunu savunan Haluli, ülkedeki muhalefetin halk nezdinde etkisini büyük ölçüde kaybettiğini ve kamuoyu üzerinde belirleyici bir ağırlığının kalmadığını ileri sürdü.
Haluli, muhalefetin yaşadığı sorunun siyasi değerlendirmelerden çok çıkar hesaplarından kaynaklandığını iddia etti.
Muhalefetten birlik çağrısı için "tarihi fırsat" değerlendirmesi
Ülkedeki en büyük muhalif koalisyonlardan Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin yöneticilerinden Riyad eş-Şuaybi ise ortak çağrının "yalnızca tutuklu siyasetçilerin sesi değil tarihi bir belge" niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefetin parçalı yapısının artık siyasi görüş ayrılıklarıyla açıklanamayacağını ifade eden Şuaybi, mevcut yönetimin bu bölünmüşlükten yararlandığını belirtti.
Tunus'un aynı zamanda ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu ifade eden Şuaybi, ortak bir demokratik cephe oluşturulmasının ülkenin geleceği açısından zorunluluk haline geldiğini kaydetti.
Şuaybi, tutuklu siyasetçilerin çağrısının tüm muhalif kesimler için ideolojik ayrılıkları geride bırakma ve ortak hedefler doğrultusunda hareket etme sorumluluğu yüklediğini söyledi.
Ülkede siyasi kriz sürüyor
Tunus'ta siyasi kriz, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentonun çalışmalarını askıya alması, hükümeti görevden alması ve daha sonra parlamentoyu feshetmesiyle başladı.
Muhalefet bu adımları "anayasal düzene darbe" olarak nitelendirirken, Said ise kararlarının anayasa çerçevesinde devlet kurumlarını korumaya yönelik olduğunu, hak ve özgürlüklere müdahale edilmediğini söylüyor.
Tunuslu yetkililer ise tutuklu isimlerin siyasi nedenlerle değil, ceza kanununda yer alan suçlamalar kapsamında yargılandığını ve yargı sürecinin bağımsız şekilde yürütüldüğünü belirtiyor.
Kaynak: AA / Güncel
Politika, Ekonomi, Güncel, Tunus, Dünya, Tunus, Ekonomi, Dünya, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA