Tüketiciyi Tefeciden Kurtardık, Kredi Kartına 'İstismar' İçin Yükleniyorlar

Ekonomi Haberleri

İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Kredi Kartına Yöneltilen Eleştirilerde İstismar Bulunduğunu Savunarak, "Türk Halkı Eskiden Tefeciye Borçlanıyordu. Sanki Türkiye'de Tefecilik Bitmiş Gibi Kimse Bunu Dillendirmiyor. Bugün Kredi Faizleriyle Mücadele Edenlerin Tefeci Faizleriyle, Kayıtdışılıkla Mücadele Etmeye Başlamalarında Çok Büyük Yarar Görüyorum" Diye Konuştu.

İŞ Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, kredi kartına yöneltilen eleştirilerde istismar bulunduğunu savunarak, "Türk halkı eskiden tefeciye borçlanıyordu. Sanki Türkiye’de tefecilik bitmiş gibi kimse bunu dillendirmiyor. Bugün kredi faizleriyle mücadele edenlerin tefeci faizleriyle, kayıtdışılıkla mücadele etmeye başlamalarında çok büyük yarar görüyorum" diye konuştu.

İŞ Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, kredi kartına yöneltilen eleştirilere sert yanıt verdi. Aynı zamanda Türkiye Bankalar Birliği Başkanı da olan Özince, Türk halkının kredi kartlarıyla ’borç sarmalına itildiği’ savlarına karşı çıktı. Eskiden beri Türkiye’de tefecilik müessesesinin olduğunu hatırlatan Özince, kredi kartlarıyla mücadele edenlerin bu konuyu da gündeme getirmelerini istedi.

Tüketici hep borçlu

İş Bankası’nın 84’üncü yıldönümü nedeniyle görüştüğümüz Ersin Özince ile dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin pek çok konuyu konuşurken, ülkemizde en çok tartışılan konuların başında gelen kredi kartlarını da sorduk. Tüketici kredileri içinde en büyük payın kredi kartlarında değil, konut ve otomobilde olduğunu belirten Özince, şöyle konuştu: "Sanki bankacılık sektörü bir yanlış yapıyormuş algılaması çok yanlış. Tüketici geçmişten beri borçlanıyor. Ancak bir süre öncesine kadar tüketici, finans kaynaklarına reel sektör gibi kolay ulaşma imkanına sahip değildi. Oysa tüketici mal aldığı esnafa, tefeciye borçlanıyordu. Bu yine sürüyor."

Tefecileri dillendirmiyor

"Ülkemizde çok yaygın olarak süren tefecilik müessesiyle ilgili hiçbir eleştiri yok" diyen Özince, sözlerine şöyle devam etti: "Topluma adeta tüketici hakları konusunda önderlik edenlerin, tefecilik müessesiyle ilgili bir tek söylemine rastlamış değiliz. Sanki tefecilik Türkiye’de bitmiş gibi kimse bunu dillendirmiyor. Ticari faaliyet addediyorlar her halde. Halbuki yasal da değil, etik de. Bugün tüketici bankaların finans kaynaklarına ulaşarak aslında çok büyük mukayeseli bir avantaj elde etmiştir. Tüketici bu olanağı da kredi iradesiyle kullanıyor. Tüketicilerin nerdeyse yüzde 95’i hiçbir sorun yaşamıyor. Tüketici kredilerinde geri ödeme oranı diğer kredilere göre çok daha yüksek. Eskiden tefeciye, esnafa, müteahhide borçlanan tüketicinin, kredi kartlarıyla bir borç sarmalına itildiği savı çok yanlış. Bu konu istismar ediliyor. Türk insanının bankacılık alışkanlıkları yeni gelişiyor. Kayıtdışılığı da dikkate alırsak, tüketicinin bankaya borcunu abartmak çok yanlış."

Popülizm ve haksızlık

Tüketici ve bankaların yeni yeni tanıştığını söyleyen Özince, "Karşılıklı yeni deneyimler gelişiyor, bu arada muhakkak yanlış anlaşılmalar, yanlış hesaplamalar oluyor" dedi ve şöyle konuştu: "Esasen bankacılıkla ilgili birçok konuda çok ciddi popülizm ve çok ciddi haksızlık var. Örneğin bugün 1 kilo domatesin, tarladaki fiyatının defalarca katını yememizin nedenleri üzerinde o kuruluşlar hiç durmuyorlar. Ya da hangi mal cinsinde, hangi kár marjı olduğunu değerlendirmiyorlar. Bugün ülkemizde gıda hijyeninden başlayan bir dizi eksiklik olduğunu biliyoruz. Kötü örnekler verip de, bankacılıkta kötü uygulamalar devam etsin demiyorum ama başka hiçbir sektörün bu denli irdelenmemesi de bana ilginç geliyor."

Bir kuruş faiz ödemiyorum

ESKİNİN yüksek enflasyon ortamında olduğu gibi, bugün de yükselme eğiliminde olan enflasyon ortamında, büyük bir bölümün kredi kartlarını finansal yönden yarar sağlayacak şekilde kullandığını savunan Ersin Özince, şunları söyledi: "Vatandaşlarımızın yüzde 95’i, hatta yüzde 97’si zaten kartını çok doğru kullanıyor. Bu tip kart sahipleri bankacılık sektörüne hiç faiz ödemiyor. Bu kart sahiplerinden bankalar yalnızca yalnız kredi kartı masrafını tahsil edebiliyor. Bunlardan biri de benim, bugüne kadar 1 kuruş kredi kartı faizi ödemedim. Banka benden yalnızca kredi kartı masrafını alıyor, kredi kartı aidatını alıyor, bunları ben de ödüyorum."

Bankalar hayır kurumu mu

KART ücretinin alınmaması ya da yılda bir kez alınması yönündeki taleplere Ersin Özince şu yanıtı verdi: "Öyle bir durumda bankalar bu işin maliyetini çıkarmak için ne yapaklar? Bunu dönüp ilgili esnaftan alacaklar. Benim gibi bir kuruş kredi kartı faizi vermeyen bir müşteri, kart ücreti de vermezse banka hizmetinin karşılığını nereden alacak? Burası hayır müessesesi mi? İstiyorsa devlet yapabilir. İstiyorsa ticaret erbabı yapabilir. Bu maliyeti birinin karşılaması gerekir. Mesela büyük bir perakende zinciri gelir bankaya der ki, ’beraber bir kart çıkaralım, ücret alııınmasın’, bu mümkündür. Bankaların kárlarına göz dikmeyelim. Zararlı çalışıp da batarlarsa neler olduğunu gördük."

Sesimizi yükseltmeliyiz kriz bizi de etkiliyor

ULUSLARARASI Para Fonu (IMF) ile dirsek temasının sürmesini beklerken, Avrupa Birliği’ne (AB) dikkat çeken ve "Türkiye ekonomik kriterler arasından da AB’yi hedef almalı. AB’ye giriş mevzubahis olmasa bile yararlı olur, iyi bir kerteriz olur" diyen Ersin Özince, dünya ekonomisindeki gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

Æ Başta Amerika olmak üzere finans sektöründe yaşanan krizin çözümü parasal. Buradan doğan zararı birilerinin karşılaması gerekir.

Æ Problemin özüme yönelik bir şeyler işitmedikçe ’bitecek’ laflarına inanmayalım. Bu zararın dünyadaki servetinin büyük bir bölümününü heba etmesi, uluslararası piyasalardaki entegrasyonu etkilemesi, gelişen hatta gelişmekte olan ülkelere faturasının çıkacak olması bizi yakından ilgilendiriyor.

Æ Bizim gibi ülkeler bu konuda seslerini yükseltip,bu tip olayların bir daha tekrarlanmaması, bir an önce çözüm bulunması için uluslararası kuruluşları göreve davet etmeliyiz. Çünkü bu tip krizler bizim de menfaatlerimizi olumsuz etkiliyor ve etkileyebilir.

Æ 2000’li yılların ilk yarısında arkamızdan gelen desteği şu anda göremiyoruz. Bizim büyümeye, gelişmeye ihtiyacımız var. Bu gibi olumsuzluklar olmamalı.

Kamuda ’İş Bankası modeli uygulansın’

TÜRKİYE’de yerli-yabancı sermayedar açısından bankacılık sektöründe dengelerin oluştuğunu, bunun kamu bankalarıyla ilgili bir stratejik satış olması halinde bir miktar değişebileceğini söyleyen Ersin Özince, şöyle bir öneri getirdi: "Benim kişisel dileğim, bankacı olarak değil vatandaş olarak, kamu bankaları da İş Bankası tarzında bir modelle özelleştirilsin."

Düne kadar rejim kaygısı dile getirilirken faiz şaşırtmaz

TÜRKİYE’de reel faize ilişkin şikayetleri de değerlendiren Ersin Özince, şunları söyledi: "Türkiye maalesef, hep risklibir ülke görüntüsünü verdiği için, sürekli ciddi bir risk primi ve reel faiz ödemek zorunda kalıyor. Faizin yüksek olduğu kanatindeyim ama bu kanaatim, serbest piyasada oluşan faizi de yanlış buluyorum anlamına gelmesin. Daha düne kadar rejim kaygılarının dile getirildiği bir ülkede, risk priminin ve reel faizin yükselmesi yadırganmamalı. Türkiye yatırım yapılabilir ülke reytingine gelsin, sıkıntı ve endişelerimiz azalacaktır."

’Büyüklük’ten vazgeçtik kárı artırdık

İŞ Bankası’nın çok kárlı bir 6 ay geçirmesini, daha geçen yıldan piyasalardaki olumsuzlukları sezinlemekle açıklayan Ersin Özince, şöyle konuştu: "Aşırıya varan iyimser görüşleri biraz farklı değerlendirerek, bir miktar piyasa payı kaybetmeyi ve geçmiş yıllardaki çok hızlı büyümemizi yavaşlatmayı göze alarak, kárlılığa önem verdik. Büyük banka yarışında, en büyük kredi portföyü, en büyük konut kredisi veren banka konumlarını biraz kenara bırakarak, yüksek faizli mevduattan önemli ölçüde kaçınarak, kárlılığımızı olumlu etkiledik. Sonuçta yüzde 50 artış yakaladık. Ama sektörün en büyük bankası olma iddiamızdan vazgeçmiş değiliz. Doğrusu bir Türk şirketi, hele hele ulusal sermayeli bir Türk şirketi bizi geçerse kıskanmayız, memnun oluruz."

Mucizeler olsun isterim ama ekonomide değişiklik olmaz

YILIN kalan yarısında, geçmiş 5 yılda olduğu gibi rüzgarı arkasına almış bir Türkiye beklemeyen Ersin Özince, şu değerlendirmeyi aktardı: "Mevcut koşullarda çok önemli değişiklikler beklemiyorum. Ne olumlu ne de olumsuz anlamda çok büyük farklılıklar olmaz. Çok şiddetle arzu ederim ki, mucize gibi gelişmeler olsun. Bunlara karşın bankacılık, gelişme potansiyeli olan, komple yenilenmiş bir sektör olduğu için tatmin edicii şekilde büyür. büyümesi tatmin edici bir seviyede olur. İl 6 ayda kredilerde ve TLmevdutta sektörün üzerinde büyüdük. Yine benzer bir büyüme gerçekleştiririz."
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Ekonomi

, Haberler