TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’ndan MEB ve üniversitelerin okul incelemeleri için “mühendislik hizmeti” uyarısı
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası'ndan Milli Eğitim Bakanlığı ile 15 üniversite arasında eğitim yapılarının afetlere karşı dirençliliğinin artırılması amacıyla imzalanan protokole ilişkin yapılan açıklamada, okul binalarının güvenli hale getirilmesini destekledikleri, üniversitelerin rutin mühendislik hizmetlerinin uygulayıcısı konumuna getirilmemesi ve sürecin bilimsel danışmanlık sınırları içinde yürütülmesi gerektiği bildirildi.
(ANKARA) - TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası'ndan Milli Eğitim Bakanlığı ile 15 üniversite arasında eğitim yapılarının afetlere karşı dirençliliğinin artırılması amacıyla imzalanan protokole ilişkin yapılan açıklamada, okul binalarının güvenli hale getirilmesini destekledikleri, üniversitelerin rutin mühendislik hizmetlerinin uygulayıcısı konumuna getirilmemesi ve sürecin bilimsel danışmanlık sınırları içinde yürütülmesi gerektiği bildirildi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası'ndan, Milli Eğitim Bakanlığı ile 15 üniversite arasında eğitim yapılarının afetlere karşı dirençliliğinin artırılması amacıyla imzalanan protokole ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Protokol kapsamında Türkiye genelindeki 81 ilin çalışma bölgelerine ayrıldığı, eğitim yapılarında yerinde ve ayrıntılı teknik incelemeler, bina performans analizleri, malzeme ve zemin incelemeleri, hasar tespit çalışmaları ile güçlendirme, büyük onarım ve tadilat projelerinin hazırlanması ve kontrolünün üniversiteler tarafından yürütülmesinin öngörüldüğü aktarıldı.
Bakanlık tarafından bugüne kadar yaklaşık 900 okul binasının incelendiği ve 396 bina hakkında yıkım kararı verildiğinin belirtildiği ifade edildi.
"GÜVENLİ YAPILARDA EĞİTİM GÖRMEK ANAYASAL YAŞAM HAKKININ GEREĞİDİR"
Açıklamada, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini doğrudan ilgilendiren okul binalarının deprem ve diğer afet risklerine karşı dayanıklı hale getirilmesinin "son derece yerinde, gerekli ve geciktirilemez bir adım" olduğu belirtildi.
Binaların bilimsel ve teknik ölçütlerle incelenmesi, riskli yapıların belirlenmesi ve güçlendirme veya yenileme süreçlerinin başlatılmasının kamusal bir zorunluluk olduğu ifade edilen açıklamada, "Çünkü güvenli yapılarda yaşamak ve eğitim görmek bir ayrıcalık değil, Anayasal yaşam hakkının gereğidir" denildi. Ancak üniversitelerin süreçte üstleneceği rolün bilimsel danışmanlık ve akademik katkı sınırları içerisinde kalması gerektiği vurgulanan açıklamada, üniversitelerin doğrudan mühendislik hizmetlerinin uygulayıcısı konumuna getirilmemesi gerektiği kaydedildi.
Anayasa'nın 130. ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ilgili maddelerine işaret edilen açıklamada, üniversitelerin temel görevinin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve bilgi üretmek olduğu belirtildi. 2547 sayılı Kanun'un 37. maddesinin üniversitelere bilimsel görüş ve danışmanlık verme imkanı tanıdığı ifade edilen açıklamada, "Bu düzenleme, üniversitelerin piyasada faaliyet gösteren birer mühendislik, proje veya danışmanlık firması gibi hareket etmesine imkan vermez" denildi.
81 ilde binaların tek tek taranması, saha incelemeleri, malzeme ve zemin testleri ile güçlendirme projelerinin hazırlanmasının doğrudan serbest inşaat mühendisliği faaliyeti olduğu savunulan açıklamada, üniversitelerin bilimsel danışmanlık sınırını aşarak rutin mühendislik hizmetlerinin doğrudan uygulayıcısı konumuna getirilmemesi gerektiği belirtildi.
"MÜHENDİSLİK HİZMETLERİ ARGE KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEMEZ"
Açıklamada, protokolle öngörülen hizmetlerin döner sermaye veya teknokent şirketleri aracılığıyla yürütülüp yürütülemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği ifade edildi.
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında bir faaliyetin AR-GE niteliği taşıması için özgün bir teknolojik çıktı, yeni bir ürün, sistem veya yöntem geliştirilmesi gibi yenilikçi unsurlar içermesi gerektiği belirtilen açıklamada, mevcut yapılardan karot alınması, donatı tespiti yapılması, yapı performansının değerlendirilmesi ve mevzuat kapsamında güçlendirme projelerinin hazırlanmasının inşaat mühendisliği hizmetleri kapsamında olduğu kaydedildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu nedenle, niteliği itibarıyla mühendislik faaliyeti olan hizmetlerin 'AR-GE' kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak kamu gücü ve kamu kaynaklarından doğan imkanların, serbest çalışan inşaat mühendisleri ile tescilli mühendislik büroları açısından rekabet koşullarını bozacak, mesleki faaliyet alanlarını daraltacak ya da belirli aktörler lehine ayrıcalıklı bir yapı oluşturacak biçimde kullanılmaması gerekmektedir. Kamu idarelerinin tüm işlem ve uygulamalarında eşitlik, kamu yararı, ölçülülük ve hukuka bağlılık ilkelerini gözetmesi zorunludur. Bu çerçevede, söz konusu Protokolün ilgili mevzuata, mesleki yetki ve sorumluluk esaslarına ve yükseköğretim kurumlarının kuruluş amaçlarına uygun hale getirilmesi, üniversitelerin bu süreçteki rolünün bilimsel ve akademik danışmanlık sınırları içerisinde tutulması gerekmektedir. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, çocuklarımızın ve gençlerimizin güvenli yapılarda eğitim görmesini sağlayacak, bilimsel ve teknik esaslara dayanan her türlü çalışmayı desteklediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Ancak yapı güvenliği için atılacak adımların da bilimsel ve teknik ilkelere uygun, şeffaf, kamu yararını gözeten ve hukuk devleti ilkelerine uygun, mesleğimizin hak ve yetkilerini, serbest mühendislik faaliyetinin temel ilkelerini yok saymayan bir anlayışla yürütülmesi zorunludur."
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA