TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, akademisyenleri dinledi

Politika Haberleri

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Yüksel: - "(Okul saldırılarını gerçekleştirenler) Antisosyal davranış gösteriyorlar, düşük kaliteli arkadaşlıkları var yani suça, genç suçluluğuna bulaşmış, bulaşma riski olan kişilerle arkadaşlar. Mağduriyet söz konusu, geçmiş dönemde istismar, özellikle cinsel, fiziksel istismarın burada belirleyici olduğunu görüyoruz" - TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir: - "(Okul saldırılarını gerçekleştirenler) Bu çocuklar sadece Türkiye'de birbirleri arasında konuşmuyor, uluslararası bir ağ var, bir kötülük ağı var, bu kötülük ağının içerisinde dünyada hiç yoksa 4-5 milyon çocuk var. Türkiye'de de 10 binlerce çocuk var"

TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, psikolojik danışmanlık ve rehberlik ile radikalleşme alanında uzman akademisyenleri dinledi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Komisyon, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.
Toplantının açılışında konuşan Beyazıt, geçen hafta Kahramanmaraş'a gerçekleştirdikleri ziyaretin detaylarından bahsetti.
Beyazıt, iki ildeki okulda meydana gelen olaylarla ilgili, kamu kurum ve kuruluşları, mağdur aileler, iki okulun idarecileri ve öğretmenlerin detaylı dinleneceğini bildirdi.
Daha sonra Komisyon'un Kahramanmaraş'a tekrar ve Şanlıurfa'ya ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin oylama gerçekleştirildi. Ziyaretin, 12-15 Haziran'da yapılmasına karar verildi.
Oylamanın ardından akademisyenlerin sunumlarına geçildi.
Toplantıda sunum yapan Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Yüksel, okullarda saldırı olayını gerçekleştirenlerin akranları arasında veya diğer ortamlarda "çok fazla önemsenmediğini" söyledi.
Önemsenmemenin etkisiyle, saldırıya eğimli gençlerin "patlamaya hazır balon" konumuna geldiğini belirten Yüksel, "Bu kişilerde bir şöhret arayışı da var." dedi.
Çocuklarda eğitim ile beraber başarılı olma inancının azaldığını savunan Yüksel, "Bu çok tehlikeli bir durum. Bunun nedeni kısmen bu. Çünkü çocuk şunu biliyor ki 'ben eğitimle zengin olamam, ün sahibi olamam, güç sahibi olamam' diyor. O zaman ne yapıyor? Kendini önemsiz hissetmeye başlıyor ve başka alanlara yönelme olasılığı söz konusu. Bazı kişiler diyor ki 'ben hiçbir şeyim, hiç kimseyim ama artık adımı hatırlayacaksınız'. İşte, okul saldırılarında ortak özelliklerden bir tanesi bu." ifadelerini kullandı.
Okul saldırılarını gerçekleştiren kişilerin özelliklerine ilişkin değerlendirmede de bulunan Yüksel, "Antisosyal davranış gösteriyorlar, düşük kaliteli arkadaşlıkları var yani suça, genç suçluluğuna bulaşmış, bulaşma riski olan kişilerle arkadaşlar, mağduriyet söz konusu, geçmiş dönemde istismar, özellikle cinsel, fiziksel istismarın burada belirleyici olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Bu kişilerin duygusal ve sosyal gelişiminin ihmal edildiğini dile getiren Yüksel, "Biz diyoruz ki okullarda, okul öncesinden 12. sınıfa kadar rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri kapsamında sosyo duygusal gelişim, kariyer gelişimi, akademik gelişim alanında rehberlik hizmetlerine yer verilsin. Bu konuda öğretmenlerde özellikle yöneticilerde de bir rehberlik anlayışı oluşsun." dedi.
Prof. Dr. Yüksel, öğretmenlerin öğrencilerin sorunlarını dinlemesinin önemine işaret ederek, ayrıca, öğrencilerin başarılı gösterdiği alanlarda onlara destek verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
"Bu tür çocuklarda insan nefreti de var "
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve TEPAV Orta Doğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Hilmi Demir, son dönemde okullarda saldırı gerçekleştirenlerin bir "manifesto" taşıdığını söyledi.
Özellikle 18 yaş altındaki kişilerin gerçekleştirdiği saldırılara değinen Demir, şöyle devam etti:
"Bu tür manifestoların hepsinde yaşadıkları toplumu ötekileştiriyorlar, şeytanlaştırıyorlar ve toplumun bütün değerlerine öfke ve hınç duyuyorlar. Sadece topluma değil, aslında insan nefreti de var bu tür çocuklarda, insanı da sevmiyorlar. Sadece insanı değil, aslına bakarsanız ailesinden nefret ediyor, kendisinden nefret ediyor, toplumundan nefret ediyor ve en önemlisi, bütün çözümü şiddette görüyor."
Demir, okul saldırısı olaylarında "önleyici müdahalenin" önemine dikkati çekerek, "Polisle önleme meselenin en son ayağıdır. Polislik olmadan önce yapılması gerekenler var. Asıl mesele, o yapılması gerekenleri yapabilmektir. Önleyici müdahale burada öne çıkar. Yoksa bizim aklımıza gelen hemen en önemli şey, bu olaylarda da oldu, hatırlayın, her okula bir polis, her okula bir özel güvenlikçi temin etmek ve dikmek. Sorunu çözer mi? Bu tür sorunları çözmez, özellikle karşılaştığınız sorunları çözmez." değerlendirmesinde bulundu.
Okul saldırılarına ilişkin olaylarda "dijital radikalleşme sorununun" üzerine gidilmesi gerektiğini kaydeden Demir, şöyle konuştu:
"Bu çocukların paylaştığı hem Türkiye hem de küresel anlamda dijital ağlar var. Bu ağlar ciddi anlamda bu tür çocukları nihilist radikal gruplarla temasa geçirerek besliyor ve balonun şişmesini hızlandırıyor, hızlandırıcı bir etkiye sahipler. Balon son anda bir öfkeden dolayı patlıyor, birisine kızıyor, ailesine kızıyor, okuldaki hocasına kızıyor, yani o anda son öfke anında patlıyor ama o öfke anı sadece tetikleyicidir. Batı'da özellikle FBI ve Kanada istihbaratı bu konuştuğumuz vakaların hepsini terör eylemi olarak kabul ediyor. Bakın, şiddet değil, bireysel şiddet değil, bu vakaların hepsini terör eylemi olarak kabul ediyor ve terör suçu kapsamına sokarak araştırıyor. Şu gördüğünüz tablo, hem dünyada hem Türkiye'deki biraz önce bahsettiğim dijital radikalleşmeyi hızlandırıcı ağlardan oluşuyor. Bu çocuklar sadece Türkiye'de birbirleri arasında konuşmuyor, uluslararası bir ağ var, bir kötülük ağı var, bu kötülük ağının içerisinde dünyada hiç yoksa 4-5 milyon çocuk var. Türkiye'de de 10 binlerce çocuk var."
Prof. Dr. Demir, saldırıların anlık öfke patlamalarından ibaret olmadığını, duygunun içinde "örgütlü şiddet" de bulunduğunu belirterek, "Bu bireysel bir şiddet değil, bu örgütlü bir şiddetin bireysel dışa vurumu. O yüzden, okul koridorlarını aşan ve aslında uluslararası ağlarla da ilişkili kurulan nihilist bir radikalleşme ağı var dünyada, o rüzgar geliyor bize. Nasıl eylem yapacağını, nerede yapacağını, ondan sonra, hatta hangi silahları kullanacağına dair bütün hepsini yazıyor, dijital ortama yüklüyor, bu ortamda kendisi gibi olan çocuklarla bunu paylaşıyor, anlatıyor ve giderken de anında canlı yayına başlıyor, eylemini çekiyor. Videosunu yayınlamaya başlıyor." dedi.
Okul saldırılarını yapan kişilerde birçok farklı sembol ve simgelere rastlandığını anlatan Demir, saldırılarda kullanılan sembol, simge, isim ve kitapları anlamanın uzmanlık gerektirdiğini, bu uzmanlık alanlarına da ihtiyaç duyulduğunu anlattı.
"Sadece yoksullar, sadece ekonomik olarak dışlanmışlar, sadece akademik olarak başarısızlar suç işlemez, çok zeki çocuklar da ciddi anlamda büyük katliamlar yapabiliyor artık. O yüzden, fail, küresel nihilist ağlara bağlı, planlı hareket eden yeni radikaller, bunlar genç yeni radikaller." diyen Demir, çözümün çok katmanlı ve kompleks şekilde her problemin üzerine gidilmesiyle getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Çocukların "bilgisayar oyunlarında avlandığını" söyleyen Demir, şu değerlendirmelerde bulundu:
"En başta yapılması gereken şey dijital istihbarat. Belki biraz güvenlikle çok fazla ilgilenmemden olacak, gerçekten öyle ama bu C31K'nin başına gelenleri de gördüğüm zaman artık öyle demek zorundayım maalesef, bu tür gruplarla mücadele edebilecek ve hukuki olarak bu tür yapılarda oluşacak suçları önleyecek yeni düzenlemelere ihtiyacımız var. Çünkü çocuk 'ne olacak ki bu videoları paylaşırım, 12-13 yaşındayım, karakola giderim, ifade veririm, arkasından salıverilirim, ne var bunda' dediği andan itibaren cezasızlık algısı, ıslah edememe sorununu büyüterek, katlayarak devam ettiriyor. Yani siz bataklığı kurutmadan sivrisineklerle mücadele edemezsiniz ve dijital mecrada görmediğimiz, dikkat etmediğimiz, belki hiç rastlamadığınız, adına dahi duymadığınız çok büyük bir bataklık var. Birazcık o dünyayla ilgilenmek, o dünyayı görmek lazım."
Sunumlardan sonra, komisyon toplantısında milletvekilleri de görüş, öneri ve eleştirilerini dile getirdi.