TBMM'de 60. Hükümet Programı Müzakereleri
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Laiklik İlkesi ile Din ve İnanç Konularının Çok Yönlü Hassasiyet Taşıyan Nazik Konular Olduğunu Belirterek, "Bu Konuları Siyasi Amaçlarla Sürekli Kaşıyan ve Kullanan Karşıt Kutuplar Türkiye'nin Karşısına Bir Gerginlik Denklemini Çıkarmıştır. Bu Ayrıştırıcı Siyasi İstismar Politikaları Sonucu Bu Değerler Siyasi Gerilim Hattına Dönüştürülmüştür" Dedi. Bahçeli, Me...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, laiklik ilkesi ile din ve inanç konularının çok yönlü hassasiyet taşıyan nazik konular olduğunu belirterek, "Bu konuları siyasi amaçlarla sürekli kaşıyan ve kullanan karşıt kutuplar Türkiye'nin karşısına bir gerginlik denklemini çıkarmıştır. Bu ayrıştırıcı siyasi istismar politikaları sonucu bu değerler siyasi gerilim hattına dönüştürülmüştür" dedi. Bahçeli, Meclis'in, üzerinde birleşilebilecek milli hassasiyetler paydası oluşturması gerektiğini söyledi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, TBMM Genel Kurulu'nda 60. Hükümet programı müzakereleri sırasında grubu adına bir konuşma yaptı. Türkiye'nin 22 Temmuz seçimlerine Türk demokrasisi açısından olgunluk sınavı sayılamayacak sancılı bir süreç sonrası gittiğini hatırlatan Bahçeli, 22 Temmuz seçimlerinde Türk milletinin AK Parti'ye 2. dönem iktidar görevi verdiğini söyledi. Türk milletinin bu kararına herkesin saygı göstermek zorunda olduğunu ifade eden Bahçeli, "Demokrasiye inanan herkesin yapması gereken milliiradeyi sorgulamak ya da zafer sarhoşluğuna kapılmak değil bundan gerekli değerlendirmeyi çıkarmak olmalıdır" diye konuştu. Türk milletinin 22 Temmuz'da MHP'ye muhalefet görevi verdiğine işaret eden Bahçeli, ilkeli, seviyeli, dürüst, sorumlu ve etkili bir muhalefet anlayışı sergileyeceklerini vurguladı. Kısır çekişmelerin tarafı olmayarak Türkiye'nin sorunlarının çözümüne yapıcı katkılarda bulunacaklarını dile getiren Bahçeli, MHP'nin Türkiye'nin siyaset geleneğinin gelişmesine hizmet edecek bir örnekoluşturmaya kararlı olduğunu vurguladı.Demokrasinin, Meclis'te sandalye sayısına dayanan basit ve çıplak bir aritmetik denklemi olmadığını kaydeden Bahçeli, demokrasinin sağlam inançlara ve teminatlara dayanan ahlak ve fazilet rejimi olduğunu ifade etti. Milli iradeyi bir kılıf olarak kullanarak demokrasiyi basit bir parmak hesabına dayanan Meclis çoğunluğuna indirgemenin, demokrasinin özüne olan saygısızlığın ifadesi olacağını söyleyen Bahçeli, seçim sonuçlarının rakamlara bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. 22 Temmuz seçimlerininsonuçlarının AK Parti iktidarı tarafından doğru okunmasının büyük anlam taşıdığını dile getiren Bahçeli, "Artan bu desteğin ne anlam taşıdığı çok iyi anlaşılmalıdır. Türkiye AK Parti'nin önceki iktidarında büyük bir yıpranma, yozlaşma ve yıkım dönemi yaşamıştır. 22 Temmuz seçimleri bu karanlık dönemi atlamamıştır. Tercihini ortaya koyan Türk milleti, milli birlik, milli kimlik, Cumhuriyet değerlerinin tahrip edilmesi için AK Parti iktidarına oy vermemiştir. AK Parti'nin geçmişteki hatalardan ders almasıTürkiye'nin geleceği açısından önem taşımaktadır. Türkiye ağır bir bunalım sürecinden geçmekte, içine sürüklendiğimiz kriz ortamı giderek derinleşmektedir. Bu nazik dönemde TBMM Türkiye'nin kaderini ilgilendiren hayati sorumluluklarla karşı karşıyadır. Etnik bölünmeyi amaçlayan terör, etnik tahrikler önümüzdeki en büyük sorundur. İç huzur, kardeşlik ve dayanışma ruhu yara almıştır. Türkiye'nin varlığına kasteden kanlı terör son dönemde tırmanmış, etkin bölünmeye yönelik iç ve dış tahrik artmıştır.Türkiye'nin üniter yapısını tasfiye etmeyi hedef alan bir kampanya başlamıştır. Türkiye bilinçli, sistemli ve sinsi tahriklerle bir kavga ve çatışma ortamına çekilmek istenmektedir" şeklinde konuştu.Türkiye'nin içinde bulunduğu ikinci tehlikenin, Türkiye'nin bir cepheleşme içine çekilmek istenmesi olduğunu kaydeden Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri, demokratik rejim, milli ve manevi değerlerin, toplumsal çatışma alanı haline getirildiğini söyledi. Bahçeli, Türkiye'nin ilerici-gerici, inançlı-inançsız, laik-antilaik şeklinde kamplara bölündüğünü ifade ederek, bu kısır döngünün kırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin birlik, bütünlük ve huzur içinde, demokrasisini koruyarakonurlu ve aydınlık bir geleceğe yürümesini sağlamanın siyaset kurumunun önündeki en önemli görev ve sorumluluk olduğunu kaydeden Bahçeli, siyasi ve ahlaki çürümenin devlet ve toplum hayatını kanser gibi sardığını belirtti. Türkiye'nin yolsuzluk, vurgun, talan ve kanunsuzluklar ülkesi olduğunu öne süren Bahçeli, "Bu Türkiye manzarası her yönüyle karanlık bir tablodur. Siyasi partilerin ülke sorunları hakkında farklı görüş ve yaklaşımlara sahip olmaları doğaldır. Ama Türkiye'nin kaderini ilgilendiren hayatimeselelerde asgari müştereklerde buluşulması bir zarurettir. Burada hepimizin aynı geminin yolcusu olduğu unutulmamalı, Türkiye'nin geleceğini her düşüncenin üstünde tutan milli bir seferberlik ruhu sergilenmelidir. Yüce Meclis bu konularda üzerinde birleşebileceğimiz milli hassasiyetler paydası oluşturmalıdır. MHP, bu hususlardaki samimi düşüncelerini siyasi partilerin değerlendirmesine sunmak istemektedir" şeklinde konuştu."TÜRK MİLLETİNE KİMLİK ARAYIŞINA GİRİLMESİ ABESLE İŞTİGALDİR"Türkiye'nin önündeki en büyük sorun olan kanlı terör ve etnik bölücülüğün, son dönemde tehlikeli bir boyut kazandığını ifade eden Bahçeli, etnik tahriklerin pervasızca sürdürüldüğünü kaydetti. Bunların, Türk devletini parçalamayı ve milli devlet niteliğini tasfiye etmeyi amaçlayan stratejinin ilk belirtileri olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, etnik kimliklerin milli azınlık olarak tanınmasının, Anayasa teminatı altında siyasi ve hukuki statü kazandırılmasının Türk milletinden ayrı birmillet yaratma arayışlarının ana stratejisi olduğunu vurguladı. Türk milleti üzerinde oynanan bu hain oyunun amacının bölünmez bütünlük anlayışının yeniden tanımlanması ve çok kimlikli parçalı bir devlet anlayışının kabul edilmesi olduğunu belirten Bahçeli, toplumsal huzur ve barışın sağlanması iei, milli birlik, milli kimlik, Cumçin demokratikleşme alanının genişletilmesi çağrılarının da aynı amaca yönelik olduğunu söyledi.Türk milleti ve milli kimlik kavramlarıyla devletin kuruluş ilkelerinin doğru anlaşılmasının hayati önem taşıdığını dile getiren Bahçeli, bin yıla yakın süredir birlikte yaşayan, ortak bir kaderi paylaşan ve Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı bütün Türk vatandaşlarının, Türk milletinin eşit ve onurlu bireyleri olduğunu vurguladı. Bu sarsılmaz bağın, Türk milli kimliğinin temel harcı olduğunu ifade eden Bahçeli, Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünün ne mutlu bu kimliği benimseyeneanlamını taşıdığını bildirdi. Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:"Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temeller tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ve tek dil ülküsüdür. Türkiyelilik gibi coğrafi bir terim, Türk milletine kimlik arayışına girilmesi abesle iştigaldir. Bu ilke ve esaslar Türk milletinin demokratik düzen içinde birarada ve kardeşçe yaşamasının asgari şartlarıdır. TBMM'nin öncelikli görevi Türkiye'nin birliğine, huzuruna ve genç Türk demokrasisine sahip çıkmak olmalıdır. Milli kimlik, milli kültür ve paylaşılan ortak değerler yoksayılarak, etnik kimlikler okşanarak, etkin farklılıklar kaşınarak demokrasinin, toplumsal huzur ve dayanışmanın geliştiği dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Bölücü terörün siyasi gündemine hizmet edecek olan zorlamaların bir kardeş kavgasına davetiye çıkarmak olacağı artık idrak edilmelidir. Türkiye'yi bölme, etnik tahriklerle Türkiye'nin milli birliğini yıkmaya çalışma ve iç çatışma kışkırtıcılığı yapmanın demokratik hak ve özgürlüklerle açıklanamayacağı ortadadır. Milliyetçi hareket kimsenin etnikkökeniyle, dili, dini ve mezhebi ile ilgilenmeyen, bunları sorgulamayan, Türk milleti kimliğinde birleşerek millet olgusuna birlikte vücut veren bütün vatandaşlarımızı bir bütün olarak kucaklayan bir anlayışın sahibidir. Türkiye'yi 36 etnik gruba bölen ve MHP'yi etnik bölücülerle aynı denklemin çatışmacı diğer ucu olarak göstermeye çalışan sayın Başbakan'a bir kez daha hatırlatmak isterim. Bizim durduğumuz nokta buradır. Budur. Bu ülküler MHP'nin TBMM'de 23. dönem çalışmalarında değişmeyen rehberiolacaktır. Başta yeni Anayasa olmak üzere, terörle mücadele ve siyasi reform konularındaki yaklaşımımıza bu ilkeler yön verecektir. Başka iktidar partisi olmak üzere bütün siyasi partilerden beklenen bu milli konularda nerede durduklarını, bu değerler manzumesinin neresinde bulunduklarını sözleri ve filleri ile ortaya koymaktır. Cumhuriyet, demokratik rejim ve Türkiye'nin milli ve manevi değerleri, milli birliğimizin siyasi, sosyal ve kültürel sonuçlarıdır. Türkiye'nin kaderi ve geleceği bu temellerinsarsılmamasına bağlıdır. Bunların iç siyaset malzemesi olarak kullanılması Türkiye'nin milli birliğini zedeleyen bir husumet cepheleşmesinin zemini hazırlamaktadır. Son dönemde laiklik ve din ve vicdan hürriyeti ekseninde hız kazanan kısır tartışma ve çekişmeler bu bakımdan endişe vericidir. Laiklik ilkesi ve din ve inanç konuları çok yönlü hassasiyet taşıyan nazik konulardır. Bu konuları siyasi amaçlarla sürekli kaşıyan ve kullanan karşıt kutuplarei, milli birlik, milli kimlik, Cum Türkiye'nin karşısınabir gerginlik denklemini çıkarmıştır. Bu ayrıştırıcı siyasi istismar politikaları sonucu bu değerler siyasi gerilim hattına dönüştürülmüştür. Temel sorun bu temel değerler üzerinde nifak ve istismar siyaseti yapan çarpık zihniyetlerdir. Bu değerlerin iç siyaset malzemesi ve siyasi rant kapısı olarak görülmesinden vazgeçilmesi gerekir. Dini inançlar Cumhuriyete ve devlete meydan okuma aracı olarak kullanılmamalı, devlet ve kurumları da inançları ile kavgalı bir görüntü vermemeye özen göstermelidir. Kronikgerginlik kaynağı haline gelen toplumsal huzursuzluk konuları, toplumu kucaklayacak bir sağduyu ortamı oluşturularak gündemden çıkartılmalıdır. Hersek bu yönde milli mutabakata varılması için ortak çaba göstermelidir. Siyasi ve toplumsal bünyemizi zedeleyen kronik hastalıklarla mücadele TBMM'nin önündeki en önemli meselelerden biridir.""DEMOKRATİK REJİMİN TEMİNATININ ARANACAĞI YEGANE YER KAMU VİCDANIDIR"Demokratik rejimin teminatının aranacağı yegane yerin kamu vicdanı olduğunu dile getiren Bahçeli, bu nedenle TBMM'nin, vicdanları yaralayan bir kangren haline gelen milletvekili dokunulmazlığı ayıbı ve özründen biran önce kurtulması gerektiğinin altını çizdi. Türk milletinden aldığı yetkiyle ikinci dönem iktidar olan AK Parti'nin bu konudaki direnişinden vazgeçmek durumunda olduğunu idrak etmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, milletvekilliği dokunulmazlığının yasama faaliyetleri ile sınırlı birçerçevede süratle kaldırılması gerektiğini savundu. Siyasi partilerin ve üst siyasi yönetim kadrolarının her kademedeki faaliyetlerini etik esaslara bağlayan bir siyasi ahlak yasası çıkarılmasının öncelikli bir hedef olarak belirlenmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, sosyal ahlak üçgeni olarak tanımlanabilecek siyaset, medya ve iş dünyası ilişkilerinde hakim olacak temel ahlak kurallarının da hayata geçirilmesi gerektiğini bildirdi. Bahçeli, Hükümet programının ekonomik bölümlerinin saptırılmış vekurgulanmış rakamlarla pembe tablolar çizdiğini ifade etti. Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu konular bütçe görüşmelerinde her yönüyle ele alınacak ve gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya koyulacaktır. AK Parti'nin ekonomik performansını 2002 yılını referans alarak Cumhuriyet tarihinin en parlak dönemlerinden biri olarak nitelendiren hükümet programı bundan önceki dönemi kayıp yıllar olarak mahkum etmiştir. AK Parti, 2002 yılında krizlere karşı dayanıklılığı artırılmış, hesapları şeffaflaştırılmış, rekabet gücü artırılmış, Merkez Bankası bağımsız ve etkin şekilde görev yapacak halegetirilmiş, sosyal güvenlik sisteminde önemli düzenlemeler yapılmış bir ekonomi devralmıştır. Bugün gelinen noktada bu alanlarda övünülecek bir başarı varsa kayıp yıllar olarak topyekün karalanan bu dönemin bunda sahip olduğu pay inkar edilmez bir gerçektir. Bu hakkın teslim edilmesi siyasi ve ahlaki bir yükümlülüktür. Ancak AK Parti hükümeti bunun icabını yerine getirme erdemini gösterememiştir. Hükümet programının en büyük zaafı iç ve dış terör tehditleriyle mücadelede gereken asgari irade ve kararlılığıortaya koyamamış olmasıdır. Irak'taki gelişmeler Türkiye'nin karşısına çok vahim bir güvenlik tehdidi çıkarmıştei, milli birlik, milli kimlik, Cumır. Türkiye, Kuzey Irak'ta yuvalanan terör örgütünün fiili saldırısı altındadır. Buna rağmen hükümet terörle mücadele konusunu yuvarlak ve içi boş sözlerle geçiştirmiştir. Askeri güçle desteklenen etkili bir siyasi, caydırıcılık stratejisi uygulama iradesi ve cesareti olmadığını bir kere daha tescil etmiştir. Öte yandan programda Kuzey Irak'ta son aşamaya gelenTürkiye'ye düşmanlık temelindeki etnik siyasi yapılanmaya ve bu grupların saldırıları altında varlık mücadelesi veren Türkmen kardeşlerimize hiç yer verilmemesi, AK Parti hükümetinin Kuzey Irak politikasını sürdüreceğinin bir göstergesi olmuştur. Hükümet programının Kıbrıs ve AB ile ilişkiler bölümleri teslimiyetçi politikalarda ısrar edileceğini göstermektedir. Türkiye'nin sanal AB sürecinin Kıbrıs ipoteğine bağlandığı bir gerçektir. AK Parti bugüne kadar bu konuda hem Rum tarafına hem de AB'ye ümit vecesaret vermiştir. Program, AK Parti'nin, Türkiye'nin ve Türklüğün Kıbrıs'tan tasfiyesini öngören sürecin taşeronluğunu yapmaya devam edeceğini ortaya koymuştur. Bütün bunlar AK Parti hükümetinin Kıbrıs sorununun çözümünü Rumların istediği çerçevede AB'ye havale ettiğini göstermektedir. Sergilediği bu aciz ve teslimiyet Türkiye'nin karşısına Güney Kıbrıs'ı tanıma sonucunu doğuracak adımlar atması ve Kıbrıs'ta Rumların istekleri zemininde yeni bir çözüm süreci başlatması dayatmalarını çıkaracaktır. MHP'ninönümüzdeki nazik ve güç dönemde sergileyeceği siyaset anlayışı bu ilke ve inançlardan feyiz alacaktır. Bu ilkeler Türkiye'yi seven herkesin arkasında duracağı kırmızı çizgiler olarak görülmelidir. MHP iktidarın bu çerçeve içinde kalacak ve Türkiye'nin hayrına olacak her icraatını desteklemeyi bir vatanseverlik görevi sayacaktır. Ancak Türkiye'nin bu kırmızı çizgilerinin çiğnenmesi, demokratikleşme ve modernleşme adı altında, Cumhuriyetin temel ilkeleri ve devletin kuruluş esasları ile oynamaya kalkışmasıhalinde bunlara karşı en demokratik zeminde sonuna kadar direneceğimizi herkes bilmelidir."Bahçeli'nin konuşması sırasında zaman zaman notlar alan Başbakan Erdoğan, MHP liderinin eleştirilerini tebessümle karşıladı. Bahçeli konuşmasının sonunda Başbakan Erdoğan'ın da bulunduğu Bakanlar Kurulu sıralarını başıyla selamlayarak kürsüden indi.(ZÇ-MAY-NÇ-Y)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA