TBMM'de 23 Nisan Özel Oturumu

Politika Haberleri

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Yüce Meclis'in Kaynağını Halktan Almayan Hiçbir Egemenlik İddiasına Meşruiyet Tanıyamayacağını Belirterek, "Tanırsa Kendi Meşruiyetini Tartışmalı Hale Getirir" Dedi.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Yüce Meclis'in kaynağını halktan almayan hiçbir egemenlik iddiasına meşruiyet tanıyamayacağını belirterek, "Tanırsa kendi meşruiyetini tartışmalı hale getirir" dedi.

23 Nisan Ulusan Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen TBMM Özel Oturumu'nda konuşan Mumcu, 'Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir' ve 'Tam Bağımsızlık' prensiplerine sadakatın devletin hem varlık, hemde meşruiyet sebebi olduğunu vurguladı. Genç Cumhuriyetin üzerine oturduğu toplumsal mutabakatın bu iki temel prensip üzerinde sağlandığını ifade eden Mumcu, "Yüce Meclis, kaynağını halktan almayan hiçbir egemenlik iddiasına meşruiyet tanıyamaz" dedi. Birinci Büyük Millet Meclisi'nin,

bugünkü birlik ve bütünlüğün en büyük teminatı olduğuna işaret eden Mumcu, "Zamam zaman karşılaştığımız rejim tartışmalarında Birinci Büyük Millet Meclisi'nin hakemliğine başvurmamız gerekiyor" diye konuştu.

En ağır sorunların bile milli iradeye bağlılıkla çözülebileceğine dikkat çeken Mumcu, "Hiçbir sorunun milli iradeyi aşan bir çözüm tarzı yoktur. Tam bağımsızlık bu topraklarda varlığımızı sürdürebilme garantimizdir" diye konuştu. Mumcu, milli iradeyle temin edilemeyen bir ulusal egemenlikten söz edilemeyeceğini, bunun ülkeyi cumhuriyet öncesi döneme geri götüreceğini vurguladı.

Hukukun dışında hiçbir gücün, seçilmiş siyasetçinin siyaset etme yetkisini sınırlamayacağını vurgulayan Mumcu, şunları kaydetti: "Şayet seçilmiş siyasetçi, sınırsız bir yetkiye sahip olduğunu düşünüyorsa yanılıyor. Demokratik rejim, halkın yurttaşlık bilinci, hukuk ve siyaset üzerinde ideal bir deneye oturmuştur. Bu aynı zamanda tabi bir dengedir." Mumcu, ülke bağımsızlığının tehdit altında olduğuna dair bir kanaatin her geçen gün insanların zihnine egemen olduğunu ve bu endişelerin gün geçtikçe

arttığını savundu. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Mumcu, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi gerektiğini yineleyerek, "Bu kutsal çatı altında herkesi aynı tarihi sorumluluk anlayışına davet ediyorum: Geliniz, Cumhurbaşkanını halka seçtirelim. İnsanlarımıza hesap soracakları, denetleyecekler kendi devlet başkanlarını seçme hakkını verelim" şeklinde konuştu.

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ise 4.5 yıllık bu meclisin dış politikada da, iç politikada da bir müşterek irade hevesinde olmadığını söyledi. "Bu meclis sadece ve maalesef vefatlar sebebiyle hüzünde birliği sağlayabilmiştir" diyen Ağar, "Son olarak, 18 Nisan 2007'de rahmete kavuşan arkadaşımız Ali Dinçer'in ardından bir hüzün birliği sağlanabilmiştir" diye konuştu. Meclisi beş yıldan önce yenilememe gayretinin ülkeyi ve Meclisi bu hale getirdiğini ileri süren Ağar, "Türkiye'nin gerçeklerine ve meclisin

geleneğine uygun olan dört yılda bir seçimdi. Önümüzdeki dönemden itibaren seçimin 4 yılda bir yapılması Anayasa hükmü haline getirilecektir" ifadesini kullandı. Ağar, şöyle devam etti: "Seçimi Cumhurbaşkanlığı hesapları ile, dar bir zümrenin cumhurbaşkanlığı hesaplarıyla beşinci yıla bırakmak, beşinci yıla da değil cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına bırakmak meclisi bilgisiz ve iradesiz hale getirmiştir. Bugün bu meclis seçimin ne zaman yapılacağını bilmemektedir. Yarın, dün olduğu gibi kendilerince teknik

gerekçelerle seçimin Temmuz, Ağustos veya Eylül'de yapılmasını faydalı gören işadamları örgütünün bu kararı aldırmak için ikna etmesi gereken adam sayısı bir, belki bir buçuktur. Bugün bu meclis seçeceği Cumhurbaşkanının kim olduğunu bilmemektedir. Seçimi kimler arasından yapacağını dahi bilmemektedir. Muhtemelen son gün, son dakikada ve yine muhtemelen basın mensuplarından sonra öğrenecektir. Kürsüde ve kuliste söyledikleri her zaman haber olan milletvekilleri, medyanın bu sebeple takip ettiği

milletvekilleri artık haber alabilmek için, haberdar olabilmek için medyayı takip etmektedirler".

"Meclisler ve onların ülkeyi yönettiği dönemler milletin hafızasında bıraktığı izlerle hatırlanırlar" diyen Ağar, "Üzülerek belirtmeliyim ki bu meclis başta da söyledim, ortak irade oluşturamayan, tahammülü, müştereği, şefkati ve en önemlisi de istişaresi olmayan bir meclis olarak hafızalarda yer edecektir. İnşallah seçim süreci hem seçilecek cumhurbaşkanını itibarlı yapacak hem de bu meclisin müşterek karar alabileceğini ve hafızalarda öyle kalmasını sağlayacak şekilde gelişir" diye konuştu.

Cumhuriyetin değerlerini tehlikede görenlerin endişesini gidermenin bu meclisin görevi olduğunu vurgulayan Ağar, şöyle devam etti:

"Cumhuriyetin ilanından sonra seçtikleri hayat tarzını tehlikede görenlerin endişesini gidermek bu meclisin görevidir. İnançları nedeniyle örselendiğini hissedenlere kendilerini Cumhuriyet'in asli sahibi olduklarını hissettirmek de bu meclisin görevidir. Bu Meclis bunu yapabilir. Yapma ihtimali hala var. Bu ülkenin her mekanının ve her ferdinin cumhurbaşkanını seçerek yapabiliriz bunu. Bu Meclis'in mayasında bu var. Bu Meclis tartışmadan bütünleşmeyi çıkarabilen bir Meclis. Bu Meclis farklılıklardan

zenginlik üretebilen bir Meclis. Bu Meclis cumhurun ve cumhuriyetin meclisi. Bu Meclis, cumhurun cumhuriyeti kuran iradesinin teessüs ettiği meclis. Bu Meclis Cumhuriyeti ilan eden meclis. Bu Meclis Atatürk'ün meclisidir. Atatürk'ün topladığı meclistir".

(TAN-MAY-ÖK-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika

, Haberler