TBMM Başkanı Kurtulmuş: Vahşi kapitalizmin elinde gaddar bir ekonomik silaha dönüştüğünü görüyoruz

Politika Haberleri

'SİYASET TEK BİR ALANLA KISITLI BİR İŞ DEĞİLDİR'TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bursa Uludağ Üniversitesi'ndeki konferansın ardından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Sivil Toplum Buluşması'na katıldı.

'SİYASET TEK BİR ALANLA KISITLI BİR İŞ DEĞİLDİR'

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bursa Uludağ Üniversitesi'ndeki konferansın ardından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen ' Sivil Toplum Buluşması'na katıldı. Kurtulmuş burada yaptığı konuşmada siyasetin halkın fikirleri ve ihtiyaçlarıyla varolduğunu söyleyip, sivil toplum kuruluşlarının önemine dikkat çekerek, "Siyaset tek bir alanla kısıtlı bir iş değildir. Nihayetinde siyaset, halkın fikirlerine, halkın ihtiyaçlarına, halkın kararlarına dikkat ederek onların ülkenin yönetimiyle ilgili neler düşündüğünü, şehirlerin yönetimiyle ilgili neler düşündüğünü en iyi şekilde anlamak, analiz etmek ve ona göre halkın faydasına olacak konularda adım atmak demektir. Bu bakımdan demokrasimizin en önemli ayaklarından birisi de sivil toplum kuruluşlarımızdır. Farklı niyetlerle, farklı amaçlarla kurulmuş olan sivil toplum kuruluşlarımız aslında millet olarak aynı hedefe, aynı amaca yöneldiğimiz bir ortamda hep beraber safları sıklaştırarak doğru istikamette yürüyebilmemizi de hızlandıran önemli kuruluşlarımızdır" dedi.

'KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESECEĞİZ'

Dünyanın zor bir dönemden geçtiği ortamda, Türkiye'nin dünyanın tam da merkezi sayılabilecek bir coğrafyada yer aldığını vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Bu merkeziyet sadece coğrafi olarak değil, aynı zamanda da dünyanın bütün siyasal dengeler bakımından, dengeleri bakımından da merkezi olmak anlamına geliyor. Dünyada birçok, çevremizde başta olmak üzere çatışmaların, gerilimlerin, iç savaşların, işgallerin, ülkelere karşı ilan edilmiş olan savaşların, birçok farklı türbülansların yaşandığı bir dönemdeyiz. Siyasette, ekonomide, toplumsal hayatta birçok alanda farklılıkların ortaya çıktığı, özellikle yüksek teknolojilerdeki değişim ve gelişimle birlikte toplumsal yapıların da ciddi şekilde etkilendiği bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın birçok ülkesi arasında ticaret savaşları başta olmak üzere birtakım yeni nesil savaşların ortaya çıktığı, vekalet savaşları üzerinden terör örgütleri vasıtasıyla dünyanın birçok yerinde de büyük kırılmaların ortaya çıkarıldığı bir dönem yaşıyoruz. Böyle bir dünyada alışageldiğimiz şekilde yolumuza devam etmemiz mümkün değildir. Böyle bir ortamda Türkiye olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam etmek, ayaklarımızı her bakımdan sağlam bir şekilde yere basmak ve Türkiye'yi daha ileriye götürecek olan perspektifleri geliştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin yüzyılı olmasını ümit ve temenni ettiğimiz önümüzdeki yüzyılın sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştirilmesinden başka bir şansımız yoktur. Bu coğrafyada, böyle bir ortamda, dünyanın bu kadar büyük gerilimler ve çatışmalar yaşadığı bir yerde kimse Türkiye gibi güçlü bir ülkeye fırsat yaratmaz, alan açmaz, imkan sağlamaz. Bu çerçevede tabir caizse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve dünyanın bu kadar büyük sıkıntılarına rağmen güçlü, büyük Türkiye'yi oluşturmak için elimizdeki bütün imkanları sonuna kadar kullanacağız."

'TİTİZ, DİKKATLİ VE ÇOK DAHA CESURCA YOL ALMALIYIZ'

Türkiye'nin savunma sanayi başta olmak üzere her alanda yıldızının parladığını aktaran Kurtulmuş, "Türkiye bir taraftan savunma sanayi başta olmak üzere yüksek teknolojilerde herkesin dikkatini çeken bir ülkedir. Bir tarafta Türkiye, özellikle Avrupa Birliği'nin, NATO'nun ve birtakım Batı ittifaklarının iç gerilimleri yüzünden seviye kaybettiği, mesafe düşürdüğü bir dönemde güvenilir bir müttefik olarak herkes tarafından algılanmakta ve öne çıkmaktadır. Türkiye bir tarafta Asya ve Afrika'nın mazlum milletlerinin sözcüsü, zulmü önlemenin öncüsü olarak ortaya çıkmakta, diğer tarafta da bütün yerkürede yeni bir küresel siyasi mimarinin oluşması için öncülük yapmaktadır. Bütün bunlar Türkiye'nin çok daha titiz, çok daha dikkatli ve çok daha cesurca yol almasını zorunlu kılmaktadır" diye konuştu.

'ORTAK BİR ÜLKÜDE, ORTAK BİR HEDEFTE BİR ARAYA GELECEĞİZ'

Özgüven ile birlik ve beraberlik vurgusu yapan Numan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Önce kendimize güvenmemiz lazım. Özgüveni olmayan hiçbir şahsın, özgüveni olmayan hiçbir kuruluşun başarılı olması mümkün değildir. Osmanlı'yı başarılı kılan kılıçlarının çokluğu değil, toplarının fazlalığı değil, ilim adamlarının, gönül ehillerinin, insanlara yol gösteren terbiye ustalarının varlığı ve hepsinden önemlisi de bunlarla birlikte müthiş bir özgüven varlığıdır. Biz Allah'tan başkasının önünde eğilmeyiz ve biz önümüze neyi koyuyorsak mutlaka o hedefi gerçekleştirir, yolumuza devam ederiz. Bugün de Türkiye olarak çok şükür Cumhuriyetimizin ilk yüz yılını geride bıraktıktan sonra ikinci yüzyılda tam da böyle özgüven içerisinde kendimize bakmamızın mümkün olduğu bir döneme girdik. Henüz işin başındayız. Her şey bitmiş, her şey gerçekleştirilmiş ve gerçekten tam anlamıyla muktedir, çok güçlü bir cihan devleti kurabilmiş değiliz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz artık bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olmanın eşiğindedir ve bütün dünya da Türkiye'yi böyle tanımlamaktadır. Özgüvenimiz yüksek olacak bir. İkincisi, birliğimiz, dirliğimiz, kardeşliğimiz tam olacak. Ülke içerisinde toplumun farklı kesimleri ne dini düşünceleri ne mezhep meşrepleri ne etnik farklılıkları ne de farklı sosyal aidiyetleri üzerinden birbirlerini ötekileştirmeyecek, birbirine farklı bakmayacak. Biz hepimiz 'Kamu alem birdir bize' fikri etrafında birleşecek ve ortak bir ülküde, ortak bir hedefte bir araya geleceğiz. O da ülkemizin tam manasıyla güçlü bir küresel ülke olması. Yeniden küllerinin üzerinden, Osmanlı'nın üzerinden Cumhuriyetimizde olduğu gibi ikinci asırda da güçlü, büyük Türkiye'yi doğurma idealidir. Allah'a çok şükür bu noktada büyük mesafeler alıyoruz. Ama daha çok işimiz var. Bunun için içerideki birliğimizi, dirliğimizi kusursuz hale getireceğiz."

'TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZLE PRANGALARDAN KURTULUYORUZ'

Terörsüz Türkiye hedefini işaret eden Kurtulmuş, "Kardeş kavgalarıyla, silahlı çatışmalarla, maalesef terörle, yabancıların önünü açtıkları birtakım terör örgütlerinin işleriyle Türkiye'nin maalesef bin yıllık, bir asrına kara bulut gibi çöktüler. Bu ülkenin gelişmemesi için ayaklarına prangalar vurdular. Şimdi ikinci asrımızın hemen başında, Terörsüz Türkiye hedefimizle birlikte önce bu prangalardan kurtuluyor ve Allah'ın izniyle var olan ezeli kardeşliğimizi ebedi bir kardeşlik haline getirmek için canla başla mücadele ediyoruz. Türk'ü Kürt'e, Arap'ı Acem'e, bu ülkede Sünni'yi, Şii'ye, Alevi'ye, bu ülkede Gürcü'yü, Laz'ı bir başka etnik kökene kimsenin düşman etmeye gücü yetmedi. Bundan sonra da yetmeyecektir. Terörsüz Türkiye sadece elinde silah olanların silahlarını bırakması değil, aynı zamanda insanların gönüllerine ve zihinlerine sokulmaya çalışılan husumetlerin de kaldırılıp atılması demektir. Bunu sağlayacağız" dedi.

'TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİLAH BIRAKMAKTAN BAŞKA HİÇBİR ŞANSI YOKTUR'

Siyaset olarak üzerlerine düşeni yerine getirdiklerini kaydeden Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirse ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolmuş olacaktı. Kimsenin siyasete bir ödev vermesine gerek yoktur. Zaten meclisteki partilerin tamamının ittifakla çıkardığı bir rapor, siyasetin kendi meselesini özümsediği ve bu konuda atacağı adımların ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösteriyor. Özellikle Suriye'deki grupların yeni Suriye yönetimiyle entegre olması ve bu entegrasyonun beklediğimiz gibi olumlu bir şekilde seyretmesi de işlerimizi kolaylaştıran bir başka faktördür. Aynı şekilde Amerika ve İsrail'in İran'a başlattığı savaşla birlikte özellikle İran'da PJAK denilen terör örgütü üzerinden onların silahlandırılarak halkın ayaklandırılmaya çalışılması senaryosu da fiyaskoyla sonuçlandıktan sonra artık terör örgütünün silah bırakmaktan başka hiçbir şansı yoktur. ve söz verildiği gibi, vaat edildiği gibi bu silahlar bırakılacak ve Türkiye'de tam manasıyla kardeşlik hakim olacak. Bu ülkenin çocuklarına akıllı olmak yakışır. Bu ülkenin evlatlarına ortak milli hassasiyetlerimize sahip olmak yakışır. Bu ülkede Türk'ün, Kürt'ün birbirinden farkı yoktur, ayrı bir kaderi yoktur, ayrı bir geçmişi yoktur ve asla ayrı bir geleceği de olmayacaktır. Bu ülkede Alevi'nin ve Sünni'nin ayrı bir geçmişi yoktur. Ayrı bir geleceği de olmayacak. Geçmişimiz birdir, kültürümüz birdir, ülkemiz birdir, bayrağımız birdir, geleceğimiz birdir. Bunu sağlamak için hep birlikte mücadele edeceğiz. ve Allah'ın izniyle bu sefer kim ne yaparsa yapsın mutlaka sonuç alacağız ve terörü Türkiye'nin gündeminden ilahi haya kaldıracağız. Bundan da kurtulduktan sonra sanayisi gelişmiş, kültürel alanda büyük mesafeler alan, dünyada itibarı artan, içeride dirliği, birliği sağlamış, terör örgütlerinin vakit kaybettirmesiyle asla vakit kaybetmeyen, ortak hedeflere kenetlenmiş 86 milyonluk bir Türkiye'yi dünyada durduracak hiçbir güç yoktur. Allah'ın izniyle önümüzdeki dönem Türkiye'nin önlenemez yükselişini yaşayacağımız bir dönemdir."

'AYRILIĞIN DİLİYLE KONUŞANLARA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ'

Sivil toplum kuruluşlarına da bu süreçte büyük görev düştüğünü söyleyen TBMM Başkanı, "Hep birlikte 86 milyon. Doğu'suyla, Batı'sıyla, Bursalısıyla, Diyarbakırlısıyla, Erzurumlusuyla, Kilislisiyle hep beraber birlikte ortak geleceğimizi aydınlık bir şekilde inşa edeceğiz. Burada devletin, kamunun kurum ve kuruluşlarına görev düştüğü gibi hiç şüphesiz barış ve kardeşlik ortamını pekiştirmek için siz değerli sivil toplum kuruluşlarına da büyük sorumluluklar düşüyor. Ayrılığın diliyle konuşanlara müsaade etmeyeceğiz. Dili başka, kalbi başka söyleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Zihinlerinden başka bir şey geçip ellerinde başka bir şey olanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Bizim dilimiz de gönlümüz de elimiz de yürüyüşümüz de birdir. ve hepsinin ortak hedefi güçlü, büyük Türkiye için canla başla çalışmaktır" ifadelerini kullandı.