Kurtulmuş: Demokrasiyi Göz Bebeğimiz Gibi Korumalıyız

Güncel Haberler

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Demokrasiyi göz bebeğimiz gibi korumak mecburiyetindeyiz. Çok kolay gelmedik bugüne, zorluklar içerisinde bu mücadele verildi. Demokrasiye yöneldiğimizde milletle devletin yaklaştığını, hatta demokrasinin gelişmesiyle birlikte milletle devletin bütünleşmeye başladığını gördük" dedi.

(TBMM) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Demokrasiyi göz bebeğimiz gibi korumak mecburiyetindeyiz. Çok kolay gelmedik bugüne, zorluklar içerisinde bu mücadele verildi. Demokrasiye yöneldiğimizde milletle devletin yaklaştığını, hatta demokrasinin gelişmesiyle birlikte milletle devletin bütünleşmeye başladığını gördük" dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, kendi himayelerinde Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından Hilton İstanbul Bomonti Otel'de düzenlenen "Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi" başlıklı uluslararası sempozyumun açılış programına katıldı.

TBMM olarak üniversitelerle yapılan iş birlikleriyle önemli, zengin sempozyumlar, toplantılar gerçekleştirdiklerini dile getiren Kurtulmuş, ÜSSAM ile ilkini "ceditçilik hareketi" konusunda düzenledikleri uluslararası sempozyumun ikincisini de bugün "Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi" başlığında gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Kurtulmuş, "Türkiye'de İslamcılık serüveni, İslamcılık fikrinin gelişimi ve bugünkü durumu" konusunda üçüncü bir uluslararası sempozyumu da kısa zamanda yapacaklarını belirtti.

"Türkiye'nin modernleşmesi meselesi, sadece bundan bir asır evvel tartıştığımız bir mesele olmanın çok ötesindedir. Artık modernleşme, çağdaşlaşma meselesi, Türkiye'de disiplinler arası bir çalışma halinde ele alınan oldukça önemli, oldukça aktif bilimsel çalışmaların yapıldığı bir alan haline dönüşmüştür" diyen Kurtulmuş, bütün ülkelerin modernleşme sürecinin benzer sancıları yaşamakla birlikte birbirinden ayrı, bağımsız ve her birisinin özgün bir yapıya sahip olduğuna işaret etti."

"ULUSLARARASI SİSTEMİN TERMİNOLOJİSİ HAK İLE YAKSAN OLDU"

Geçmişten alınacak en önemli dersin, "hiçbir milletin, başka bir milleti taklit ederek ayakta duramayacağı gerçeği" olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak asla görmüyoruz, görmememiz gerektiğini düşünüyorum" dedi.

Türk dünyasında, her birisi kendi alanında devrimci sayılabilecek büyük fikir adamlarının ortaya koyduğu "ceditçilik hareketi"nin önemli olduğunu, bugün de Türk dünyasına ve özellikle Türk dünyasının merkezi olan Türkiye'ye çok ciddi fikri katkılar sunduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Yusuf Akçura'dan Musa Carullah Bigiyef'e, Zeki Velidi Togan'dan Ziya Gökalp'e kadar çok geniş coğrafyada bu fikirleri gündeme getirenlerin bugüne de söyleyecek taze sözleri olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir asır geçtikten sonra bugün geldiğimiz noktada ise bir başka küresel gelişmeyle karşı karşıyayız. Modern değerler üzerinde kurulan, Batı'nın fikri ve medeni hakimiyeti üzerinde gerçekleşen bir asırlık bu uluslararası anlayış ve uluslararası sistem, bugün maalesef tam anlamıyla bir çöküşe geçmiştir. Modern değerler üzerine kurulan neredeyse dünyadaki bütün kurumların ya fonksiyonsuz hale geldiği ya tamamıyla yenilenme ihtiyacı içerisinde olduğu ya da miadını doldurduğu gerçeğidir."

Uluslararası Batı medeniyetinin ürettiği en önemli kavramlardan birisi olan insan haklarının ne manaya geldiğini bugün çok derinden tartışıyoruz. Ayrıca kural bazlı bir uluslararası sistemin kurulması, devletlerin hepsinin egemenlikte eşit olduğu anlayışı üzerinde yeni bir dünyanın kurulmasının üzerinden çok yıllar geçti. Modern değerler üzerinde ortaya konulan uluslararası sistemin bütün kurum ve kuralların terminolojisi, hak ile yaksan oldu. Bunlar artık günümüz meselelerini anlatamaz, anlayamaz ve çözüm bulamaz bir noktaya geldi."

"TÜRKİYE'NİN AYDINLARI OLARAK İNSANLIĞIN HAYRINA OLACAK SÖZÜ GELİŞTİRMELİYİZ"

Bugünkü modernleşme çabalarının aynı zamanda evrensel sonuçlar üretmekle yükümlü olduğunun da altını çizen Kurtulmuş, "Bugün artık hiçbir ulusun, modernleşme, çağdaşlaşma meselesi tek başına kendisini ilgilendiren bir mesele olmanın çok ötesindedir. Mutlaka bunun için Türkiye'nin aydınları olarak da bizim, milletimizin lehine olacak sözü geliştirirken insanlığın hayrına, faydasına olacak ortak sözü, ortak çabayı ve ortak teklifleri de geliştirmek mecburiyetindeyiz" dedi.

Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini kaydeden Kurtulmuş, insanlık tarihi boyunca yaşanan açlık, kuraklık ve kıtlığın en önemli krizlerinin bu dönemde meydana geldiğini belirtti.

Çevre felaketlerinin de bütün dünya için zor ve hayati bir sorun haline geldiği dönemin içinde bulunulduğuna değinen Kurtulmuş, söz konusu kriz ve baskıların uluslararası göçmen krizine etkisine dikkati çekti.

Bu krizleri alışılan sözlerle tanımlamanın veya bu krizlere alışılmış sözlerle çözüm bulmanın mümkün olmadığını dile getiren Kurtulmuş, "Zaten öyle olmuş olsaydı insanlık bunların hepsine çözüm bulabilirdi. Şunu çok açık söyleyebiliriz ki bugün dünyada yaşadığımız doğal afetler dışındaki bütün sorunların tamamı, insan eliyle üretilmiş sorunlardır. Dolayısıyla insan eliyle üretilmiş bu sorunları çözecek olan da yine insanın niyeti, gayreti, fikri çabası ve ümit ederim ki bu gayretler sonucu ortaya koyduğu, teklifleriyle şekillenecek istikamettir. Bu anlamda şimdiye kadarki tecrübemizi en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.

"DEMOKRASİYLE MİLLETLE DEVLETİN BÜTÜNLEŞTİĞİNİ GÖRDÜK"

Cumhuriyete kadar uzanan süreç içerisinde Türk modernleşmesinin en önemli alanlarından birisinin de demokrasi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Demokrasiyi göz bebeğimiz gibi korumak mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin, devletin milletle bütünleşme sürecinin en önemli göstergelerinden birisi demokrasi alanındaki ilerlememizdir. Çok kolay gelmedik bugüne, zorluklar içerisinde bu mücadele verildi. Türkiye'de darbelerin olduğu, başbakanların idam edildiği, hükümetlerin birkaç tane general istiyor diye düşürüldüğü dönemleri hep birlikte yaşadık. Hatta demokrasi ve siyaset alanı sadece elit bir grubun işi, onların sahip olduğu kendi özel alanları olarak görüldü, tanımlandı ve ne yazık ki nice büyük badirelerden bu şekilde geçilmiş oldu. Ama her zaman demokrasiye yöneldiğimizde esasında sadece demokratik kazanımlar elde etmedik. Demokrasiye yöneldiğimizde milletle devletin yaklaştığını, hatta demokrasinin gelişmesiyle birlikte milletle devletin bütünleşmeye başladığını gördük."

Kaynak: ANKA / Güncel

Güncel, Güncel, Haberler