Tanrıkulu, AİHM kararına rağmen Kavala'nın tahliye talebinin reddine tepki gösterdi
YENİ Partili Tanrıkulu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Kavala'nın yeniden yargılanma ve tahliye taleplerini reddetmesini eleştirdi. Tanrıkulu, kararın Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu belirterek AKP yetkililerini göreve çağırdı.
(ANKARA) - YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Osman Kavala'nın yeniden yargılanma ve tahliye taleplerini reddetmesine tepki gösterdi. Tanrıkulu, kararın Anayasa'ya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerine aykırı olduğunu ifade etti.
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AİHM kararının ardından Osman Kavala'nın avukatlarının yeniden yargılama ve tahliye talebinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesine ilişkin açıklama yaptı. Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alındı, 1 Kasım 2017 tarihinde tutuklandı. O günden bu yana yaklaşık dokuz yıldır özgürlüğünden yoksun bırakılıyor. Gezi Direnişi nedeniyle hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahküm edildi ve bu ceza Yargıtay tarafından onandı. Ancak Osman Kavala, yargılaması devam ederken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. AİHM ve Büyük Dairesi, ilk Osman Kavala kararında Türkiye'yi mahküm etti. Mahkeme, Kavala'nın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine, tutukluluğunun Sözleşme'nin 18. maddesi kapsamında haklara getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılması niteliği taşıdığına hükmetti.
Buna rağmen AİHM Büyük Dairesi'nin kararı uygulanmadı. Osman Kavala tahliye edilmedi, yeniden yargılanma talepleri reddedildi. Bu süreçte hakkındaki mahkümiyet kararı da Yargıtay tarafından kesinleştirildi. Osman Kavala, yargılama sürecinde hem Anayasa Mahkemesi'ne hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. AİHM, geçtiğimiz 25 Mart'ta Strasbourg'da duruşma yaptı. Ben de bu duruşmaya katıldım. Mahkeme, 25 Ağustos'ta kararını açıkladı ve Türkiye'yi bir kez daha, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamındaki ihlaller nedeniyle mahküm etti. Büyük Daire tarafından verilen bu karar kesin niteliktedir. Osman Kavala'nın avukatları, geçtiğimiz günlerde hükmü veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak yeniden yargılama ve tahliye talebinde bulundu. Mahkeme bugün bu talepleri reddetti. Bu karar hukuka, Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır. Neden?
"HUKUKA VE ANAYASA'YA AYKIRI BU DURUMA ORTAK OLMAYIN"
Mahkeme, Osman Kavala'nın iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürüyor. Ayrıca AİHM'nin yerel mahkemelerin yerine geçerek delilleri değerlendiremeyeceğini savunuyor. Oysa Anayasa açıktır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları karşısındaki yükümlülükleri açıktır. Mahkemenin önündeki mesele, AİHM kararının gereklerini yerine getirmek ve yeniden yargılama talebini bu çerçevede değerlendirmektir. AİHM, Osman Kavala'nın başvurusu özelinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolunun etkili bir iç hukuk yolu olmadığı sonucuna varmış ve Kavala'nın bu sürecin sonuçlanmasını beklemek zorunda olmadığını ayrıntılı gerekçeleriyle ortaya koymuştur. Mahkeme, kararında Can Atalay ve Tayfun Karaman başvurularına da atıfta bulunmuştur.
Dolayısıyla 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, AİHM kararında ortaya konulan bu gerekçeleri yok sayarak yeniden yargılama talebini reddetmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesiyle güvence altına alınan kesinleşmiş AİHM kararlarına uyma yükümlülüğüyle, Ceza Muhakemesi Kanunu'yla ve Anayasa'yla bağdaşmamaktadır. Türkiye'nin hukuk devleti niteliğinin ağır biçimde zedelendiği, yargıya güvenin en alt seviyelere gerilediği bir dönemden geçiyoruz. Yargının, Anayasa ve hukuk karşısındaki bu direnişi, verilen son kararla da devam ediyor. Adalet ve Kalkınma Partisi yetkililerini göreve çağırıyorum. Bu konuda görev ve sorumluluk size aittir. AİHM kararının ardından Osman Kavala'nın durumu artık yalnızca bir tutukluluk meselesi olarak değerlendirilemez. Kesinleşmiş uluslararası mahkeme kararlarına rağmen özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilen bir yurttaşımız söz konusudur. Hukuka ve Anayasa'ya aykırı bu duruma ortak olmayın. Osman Kavala'nın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilmesi için sorumluluğunuzu yerine getirin."
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AİHM kararının ardından Osman Kavala'nın avukatlarının yeniden yargılama ve tahliye talebinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesine ilişkin açıklama yaptı. Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alındı, 1 Kasım 2017 tarihinde tutuklandı. O günden bu yana yaklaşık dokuz yıldır özgürlüğünden yoksun bırakılıyor. Gezi Direnişi nedeniyle hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahküm edildi ve bu ceza Yargıtay tarafından onandı. Ancak Osman Kavala, yargılaması devam ederken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. AİHM ve Büyük Dairesi, ilk Osman Kavala kararında Türkiye'yi mahküm etti. Mahkeme, Kavala'nın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine, tutukluluğunun Sözleşme'nin 18. maddesi kapsamında haklara getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılması niteliği taşıdığına hükmetti.
Buna rağmen AİHM Büyük Dairesi'nin kararı uygulanmadı. Osman Kavala tahliye edilmedi, yeniden yargılanma talepleri reddedildi. Bu süreçte hakkındaki mahkümiyet kararı da Yargıtay tarafından kesinleştirildi. Osman Kavala, yargılama sürecinde hem Anayasa Mahkemesi'ne hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. AİHM, geçtiğimiz 25 Mart'ta Strasbourg'da duruşma yaptı. Ben de bu duruşmaya katıldım. Mahkeme, 25 Ağustos'ta kararını açıkladı ve Türkiye'yi bir kez daha, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamındaki ihlaller nedeniyle mahküm etti. Büyük Daire tarafından verilen bu karar kesin niteliktedir. Osman Kavala'nın avukatları, geçtiğimiz günlerde hükmü veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak yeniden yargılama ve tahliye talebinde bulundu. Mahkeme bugün bu talepleri reddetti. Bu karar hukuka, Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır. Neden?
"HUKUKA VE ANAYASA'YA AYKIRI BU DURUMA ORTAK OLMAYIN"
Mahkeme, Osman Kavala'nın iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürüyor. Ayrıca AİHM'nin yerel mahkemelerin yerine geçerek delilleri değerlendiremeyeceğini savunuyor. Oysa Anayasa açıktır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları karşısındaki yükümlülükleri açıktır. Mahkemenin önündeki mesele, AİHM kararının gereklerini yerine getirmek ve yeniden yargılama talebini bu çerçevede değerlendirmektir. AİHM, Osman Kavala'nın başvurusu özelinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolunun etkili bir iç hukuk yolu olmadığı sonucuna varmış ve Kavala'nın bu sürecin sonuçlanmasını beklemek zorunda olmadığını ayrıntılı gerekçeleriyle ortaya koymuştur. Mahkeme, kararında Can Atalay ve Tayfun Karaman başvurularına da atıfta bulunmuştur.
Dolayısıyla 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, AİHM kararında ortaya konulan bu gerekçeleri yok sayarak yeniden yargılama talebini reddetmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesiyle güvence altına alınan kesinleşmiş AİHM kararlarına uyma yükümlülüğüyle, Ceza Muhakemesi Kanunu'yla ve Anayasa'yla bağdaşmamaktadır. Türkiye'nin hukuk devleti niteliğinin ağır biçimde zedelendiği, yargıya güvenin en alt seviyelere gerilediği bir dönemden geçiyoruz. Yargının, Anayasa ve hukuk karşısındaki bu direnişi, verilen son kararla da devam ediyor. Adalet ve Kalkınma Partisi yetkililerini göreve çağırıyorum. Bu konuda görev ve sorumluluk size aittir. AİHM kararının ardından Osman Kavala'nın durumu artık yalnızca bir tutukluluk meselesi olarak değerlendirilemez. Kesinleşmiş uluslararası mahkeme kararlarına rağmen özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilen bir yurttaşımız söz konusudur. Hukuka ve Anayasa'ya aykırı bu duruma ortak olmayın. Osman Kavala'nın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilmesi için sorumluluğunuzu yerine getirin."
Kaynak: ANKA / Güncel
İnsan Hakları, Politika, Güncel, İnsan Hakları, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA